Stops along the way

Stops between İstanbul and İzmir

521 km, roughly 5 hours of driving. The stops below are ordered as you pass them — the same road in both directions.

In short

The drive between İstanbul and İzmir is 521 km and takes roughly 5 hours. There are 696 described places within 20 km of this route; it crosses 7 provinces, and the densest stretch is in Bursa (248 places).

There are 696 places within 20 km of this corridor; the 44 below are spread evenly along the drive.

  1. Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi

    1

    Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi

    Çatalca, İstanbul

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da 20 Aralık 2010 da açılmıştır. Mübadeleye tabi tutulan Yunan ve Türk vatandaşlarının, çocukları ve torunlarının, yakınlarının, mübadeleye bir şekilde ilgi duyanlara geçmişi anımsatacak özlem, hüzün ve sevinç duygularının canlanmasını sağlayacak kültürel ilişkileri geliştirecek mekân ve ortamları yaratacak Mübadele Müzesi'nde aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Kaleiçi Mah. Bahar Sok. No:4 Çatalca / İstanbul

  2. No image

    2

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı

    Arnavutköy, İstanbul

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  3. Sadberk Hanim Müzesi

    3

    Sadberk Hanim Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul

  4. No image

    4

    Rumeli Feneri

    Sarıyer, İstanbul

    İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

  5. Beylerbeyi Sarayı

    5

    Beylerbeyi Sarayı

    Üsküdar, İstanbul

    Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

  6. Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    6

    Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    Kadıköy, İstanbul

    Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler.  Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası.  Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm.  Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy

  7. No image

    7

    Polonezköy

    Beykoz, İstanbul

    Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

  8. İstanbul Oyuncak Müzesi

    8

    İstanbul Oyuncak Müzesi

    Kadıköy, İstanbul

    İstanbul Oyuncak Müzesi; şair-yazar Sunay Akın tarafından kurulmuştur. Müze kapılarını 23 Nisan 2005'te ziyarete açmıştır. Müzede sergilenen oyuncaklar dünyanın çeşitli yerlerinden açık arttırmalarda edinilmiş veya antikacılardan satın alınmıştır. Müzenin açılışında bu şekilde edinilmiş 1000 civarında oyuncak varken, şu anda bu sayı 4000'e çıkmıştır. Sergilenen oyuncaklar, sanatçının sahne gösterileri, tiyatro oyunları gibi bireysel çabaları sonucu kazandıklarıyla edindiği teliflerle satın alınmıştır. Müzenin her odası bir tiyatro sahnesi görünümünde olup, sahne tasarım sanatçıcı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmıştır. Müze 2009 yılında ICOM'a (Uluslar Arası Müzeler Birliği) üye olmuştur. Avrupa Müzeler Forumu'nun faaliyetlerine katılmaya başlamıştır. 2010 ve 2011 yıllarında ''Avrupa'nın En İyi Müzesi'' yarışmasında ödüle aday gösterilmiştir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sokağı No:17, Göztepe/İSTANBUL

  9. Adalar Müzesi

    9

    Adalar Müzesi

    Adalar, İstanbul

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı projeleri kapsamında, Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Adalar Kaymakamlığı’nın ortak çalışması ile hayata geçirilen Adalar Müzesi 10 Eylül 2010 tarihinde tamamen faaliyete geçti. İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi yaklaşımı, içeriği, sunumu, mekanları, yerleşimi ve etkinlikleri ile ziyaretçiler için farklı bir deneyim sunuyor. Ziyaretçileri, 9 İstanbul Adası’nın çeşitli haritaları ve uzay fotoğrafları üzerinde yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan giriş animasyonu karşılıyor ve Adalar’a ilişkin temel kentsel bilgileri veriyor. Ada kayalıklarında fosilleşmiş izleri bulunan ve 400 milyon yıl önce bu denizlerde yaşadığı bilinen Dunkleosteus zırhlı balık replikası da hemen karşınızda yer alıyor. Müze Doğaya Sahip Çıkalım Mesajı Veriyor Adalar’ın doğası, tüm zenginlikleri, tarih boyunca sahip oldukları çeşitlilik, zamanla kaybolan canlı türleri, doğanın yok edilişi ve sonuçları genel izleyiciye anlatılırken, özellikle çocukları sürprizler bekliyor. Adalar’ı çevreleyen sularda zamanla yitirilen canlı türleri de yine bu bölümde. Yakın dönemde kaybolan balıklar, kabuklular ve bitkiler. Bir damla deniz suyunda yüzlercesi bulunan alglerden, mikroskobik canlıların karbonhidrat, yağ ve proteinden oluşan atıkları “müsilaj”a kadar Marmara’da tükenen yaşam ele alınıyor. Bu bölümde video ve özellikle çocuklar için mikroskop ile incelemeye başvurulmakta. Jeoloji Gezi Panosu Adalar’ın kuşları Antikçağ Yazarlarından ve Seyyahların Notlarından Adalar Adalar’da Hayatın Şekillenmeye Başlaması Adalar’ın İlk Sahipleri Sürgünden Sayfiyeye … Adalar’ın İstanbul’a Bağlanması ve Yerleşim Alanı Adalar Uzaktan Sevilen, Yazları Gidilen Sayfiye Yeri Adalar Adalar Mimarisi Nüfus Değişikleri ve Göç Adalar’a Ulaşım / Adalar İçinde Ulaşım / Kayık Yarışları Çalışması Deniz Ulaşımı ve Su Sporları Adalı Müzisyenler Adalar ve Lezzet Kaçış Yeri ve Yeniden Keşfedilen Adalar Müzenin Her Noktasından Ulaşılabilir Veri Tabanları Adalar’ın tarihi, bugünü ve geleceğine ait bilgilere ulaşmaya olanak veren dokunmatik ekranlar üzerinde Haritalar, Osmanlı Arşiv belgeleri, Mimari Miras, Sözlü Tarih ve Adalı ünlüler veri tabanı... Müze’nin Diğer Bölümleri • Kütüphane • Arşiv • Web sitesi www.adalarmuzesi.org • Etkinlikler, Atölyeler, Çocuk Eğitim Programları • Ada Lezzet Turları • Müze Dostları İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Adalar Müzesi Hangar Müze Alanı, Aya Nikola Mevkii Büyükada / Adalar - İSTANBUL

  10. Aya Yorgi Rum Manastiri / Yücetepe

    10

    Aya Yorgi Rum Manastiri / Yücetepe

    Adalar, İstanbul

    İstanbul adalarının en büyüğü ve belki de en güzeli olan Büyükada'nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinen, Agios Georgios Rum Ortodoks Manastın bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III.asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin'de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu'lu (Kappadokyalı), Aziz Georgios'tan almaktadır. Mevcut rivayetlere göre, manastır bin yılı aşan bir maziye sahip olup M.S. 963 senesinde Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas zamanında inşa edilmiştir. Aya Yorgi'nin mucizevi ikonası ise Büyükada'daki İmparatoriçe İrini'nin Kadınlar Manastın tarafından hediye edilmiştir. Bizans İmparatoru Manuil Komninos'un 1158 tarihli altın mühürlü fermanında ise, İstanbul Adalar ve buradaki manastırlar zikredilmekte olup, bunların arasında Kodono ismi de geçmektedir. 19. asır tarihçisi Manuil Gedeon' a göre ise, bu isim Büyükada'daki Aya Yorgi Kudunas (Çıngırakçı) Manastırı'ndan başkası değildir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükada Adalar İstanbul

  11. HünkÂr Çeşmesi Ve Çayiri

    11

    HünkÂr Çeşmesi Ve Çayiri

    Gebze, Kocaeli

    Fatih Sultan Mehmet'in 27 Nisan 1481 Cuma günü İtalya üzerine yaptığı sefer sırasında ordusuyla mola verdiği veya otağını kurdurduğu için bu alana Hünkâr Çayırı denilmektedir. 3 Mayıs 1481 tarihinde ölen Fatih Sultan Mehmet'in anısına kitabeli bir çeşme yapılmıştır. Hünkâr Çeşmesi IV. Mehmet Dönemi'nde 1659 tarihinde Sadrazam İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış ve bazı onarımlarla günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Çeşmenin önüne Fatih Sultan Mehmet’in bir anıtı dikilmiştir. Halk arasında Fatih Sebili diye de adlandırılan çeşme, Fatih Sultan Mehmet’in otağını kurduğu yerdir. 1995 yılında park, dinlenme ve şenlik alanı olarak yeniden düzenlenen Hünkar Çayırı'nda İstanbul'un fethi dolayısıyla her yıl geleneksel güreş şenlikleri yapılmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Gebze İlçesi Hünkar Çayırı

  12. Bayramoğlu Adası

    12

    Bayramoğlu Adası

    Darıca, Kocaeli

    Tarihî geçmişe sahip olan yarımadanın eski adı Balyanoz’dur. Kuzeye bakan koyu da Balyanoz Limanı olarak bilinir. Marmara Denizi’ne uzanan küçük bir yarımada olan Bayramoğlu Yarımadası, 1950’lerin sonunda yerleşime açılmıştır. Yarımada olmasına karşılık halkın söylemiyle "ada" olarak adlandırılmaktadır. Eski haritalarda ise adı Üçburunlar Yarımadası olarak geçmektedir. Bayramoğlu Yarımadası’nda iklimin değiştiği daha ilk adımdan itibaren hissedilmektedir. Sokakları, Londra çınarlarının daha fidan halindeyken, iplerle karşılıklı birbirlerine bağlanarak eğim verdirilmesi ile ağaçtan tünellere dönüştürülmüştür. Yaz aylarında sıcaktan bunalmadan yollarında yürünebilen yarımadanın cadde ve sokak isimlerinin kuş, çiçek ve meyve isimleri olması da adaya ayrı bir hoşluk katmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Bayramoğlu Mahallesi,Darıca.

  13. Ballikayalar Vadisi - Gebze

    13

    Ballikayalar Vadisi - Gebze

    Gebze, Kocaeli

    Gebze'ye bağlı Tavşanlı Köyü'ndeki "Tabiat Parkı ve Doğal Sit Alanı" ilan edilen Ballıkayalar Vadisi 1,5 kilometre uzunluğunda 40-80 metre genişliğindedir. Dağcıların iniş ve tırmanış yaptıkları Ballıkayalar Vadisi, kireç taşlarının erimesi sonucu gelişen jeomorfolojik şekilleri ile karstik boğazdır. Vadi içinde göl, şelaleler ve Ballıkaya Deresi'ne ulaşan travertenler üzerinde seyir terasları bulunmaktadır. Kamping için çadır kurmaya elverişli düzlüklerin bulunduğu kanyonda doğu ve batıdaki sırtlarında yürüyüş alanları bulunmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Gebze Tavşancıl Köyü Ballıkayalar.

  14. No image

    14

    Ballikayalar

    Gebze, Kocaeli

    Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.

  15. No image

    15

    Çerkeşli Kayalitepe

    Dilovası, Kocaeli

    Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.

  16. No image

    16

    Safiye Başdeğirmen

    Karamürsel, Kocaeli

    Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.

  17. No image

    17

    Fulacik Valideköprü

    Karamürsel, Kocaeli

    Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.

  18. No image

    18

    Yeşil İmareti

    Yıldırım, Bursa

    15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.

  19. No image

    19

    Emir Sultan Külliyesi

    Yıldırım, Bursa

    15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.

  20. No image

    20

    Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı

    Yıldırım, Bursa

    Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.

  21. No image

    21

    Hünkar Köşkü

    Yıldırım, Bursa

    Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.

  22. No image

    22

    Aladdin Paşa Cami

    Osmangazi, Bursa

    Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.

  23. Basin Müzesi

    23

    Basin Müzesi

    Nilüfer, Bursa

    Bursa basınının tarihsel süreç içindeki gelişiminin anlatıldığı Basın müzesi, 2007 yılının Mayıs ayında ziyarete açılmıştır. Ataevler Mahallesinde Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin yaptırdığı Basın Kültür Sarayı'nda yer almaktadır. Müze'de yazılı basının köklü geçmişi ve günümüze gelinceye dek geçirdiği aşamaların tarihsel süreç içindeki değişimi gözler önüne serilmektedir. Bursa basın tarihinin izleri Basın Müzesi'nin pano ve galerinde sergilenirken, matbaa, gazete, radyo ve televizyon gibi medya organlarının kullandığı araçlar canlandırmalarla tanıtılmaktadır. Bursa'nın ilk gazetesi Hüdavendigar'ın basıldığı matbaadan günümüze değin değişimin izlendiği Basın Müzesi basın tarihinin izlerini günümüze kadar taşımaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Ataevler Mahallesi Emek Caddesi Basın Kültür Sarayı Nilüfer/BURSA

  24. Misi Köyü

    24

    Misi Köyü

    Nilüfer, Bursa

    Misi Köyü, 2000 yıllık tarihi geçmişe sahiptir. Günümüzde Gümüştepe Mahallesi adıyla Nilüfer İlçesi’ne bağlanan Misi Köyü’nün çok eski bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Misi Köyü’nün ilk adının Mysia olduğu sanılmaktadır. Milattan sonra 183 yılında Alex adlı bir keşiş, seksen beş kişilik bir maiyetiyle Hıristiyanların öncüleri olarak İnkaya ve Misi köylerine yerleştikleri, “Konsül”ün toplanarak İncil tartışması yapıldığı tarihi kayıtlarda mevcuttur. Bugün kalıntılara rastlanılan manastır civarında İncil’in bir nüshasının gömülü olduğuna inanılır. Bu kalıntılar dolayısıyla bölge Hıristiyanlar için de önem taşımaktadır. Bursa’nın merkezine 12 kilometre uzaklıkta olan ve ziyaret edenleri tüm doğallığıyla karşılayan Misi Köyü asma yaprağı, misket üzümü, pekmezi ve şarabıyla çok ünlüdür. Misi’de şarapçılık eski bir geçmişe sahiptir. "Misi Şarapları" yalnızca bu yörede yetişen ve özel bir aroması olan misket üzümünden yapılmaktadır. Ayrıca bu üzümlerle yapılan pekmezin de oldukça sağlıklı olduğu söylenmektedir. Gümüştepe Mahallesi’nin şarap dışındaki gelir kaynağını yakın bir geçmişe kadar ipek böcekçiliği oluşturmuştur. Bursa’ya önemli ekonomik gelir sağlayan ipekçilik, yerleşim alanlarının da buna göre şekillenmesini sağlamıştır. Buna bağlı olarak Misi evlerinin geniş sundurmaları ipek böcekçiliğine göre inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisini yansıtan Misi, 1989 yılında kentsel sit alanı ilan edilmiş olup koruma altına alınmıştır. Bugün de yapılan restorasyonlarla yapılar doğallığını korumaktadır. Ayrıca restore edilen yapıların çeşitli sosyal tesislere dönüştürülmesi hedeflenmektedir. Köyde bulunan Kavacık Sultan Yatırı Müslümanlar için önem arz etmektedir. Misi Köyü’nde yaşamış olan Kavacık Sultan’ın kabrinin, köydeki dağda bir kayanın içinde olduğu rivayet edilmektedir. Bugün bölgede bulunan çeşmeden akan suyun Kavacık Sultan’ın gözyaşları olduğuna inanılır ve ziyaretçiler tarafından dilenen dileklerin gerçek olduğu söylenir. Ziyaretçilerinin ruhunu sınırsız yeşilliğiyle rahatlatan Misi Köyü, piknikçilerin uğrak yeri haline gelmiştir. Ayrıca meyve ağaçları, kavak ağaçları, çınar ağaçları ve mahallenin içinden geçen Nilüfer çayı bulunmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gümüştepe Mahallesi Nilüfer/BURSA

  25. Panagia Pontobasilissa Kilisesi

    25

    Panagia Pontobasilissa Kilisesi

    Mudanya, Bursa

    Panagia Pontobasilissa ya da belde de tanınan adıyla Kemerli Kilise, duvarlarına resim yapılan ilk kilise olarak bilinmektedir. Kilisenin Panagia Pantobasillissa’ya (Hz.Meryem’) adandığı bazı el yazması eserlerde belirtilmektedir. Kilise, doğu-batı doğrultusunda uzanan Yunan haçı şemasına sahiptir. Yapı kullanılmasa da halen ayaktadır. İlk yapının duvar tekniği göz önünde bulundurularak, 13’ncü yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilmektedir. Hıristiyan âlemi için büyük önem taşıyan bu kilisenin duvarlarında kat kat resimler bulunmaktadır. İlk tabaka freskleri 14. yüzyıl başlarına, ikinci tabaka freskleri ise, 18. yüzyıla (1723) tarihlenmektedir. Sütunlarının İskenderiye’den getirildiği rivayet edilir. Yapı dış cephesindeki destek payandaları nedeniyle halk arasında Kemerli Kilise olarak adlandırılmaktadır. Kilisenin duvarlarıyla, kubbesi sağlam durumdadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  26. No image

    26

    Arkeopark

    Nilüfer, Bursa

    Avrupa’nın en büyük tarih öncesi parkı. Günümüzden 8500 yıl öncesine kadarki döneme ait canlandırılmaların yer almaktadır. Bölgede yapılan kazılarda bulunan buluntuların da sergilendiği Arkeopark, Bursa’nın 8 bin 500 yıllık geçmişini geleceğe taşıyacak olan parkın, örnek bir tarihi ve turistik mekândır.

  27. Uluabat Gölü

    27

    Uluabat Gölü

    Karacabey, Bursa

    Eskikaraağaç köyü diğer adı ile Leylek Köyü Karacabey İlçesine bağlı leylekleriyle ünlü şirin bir köy. Bursa merkezden yaklaşık 50 km uzaklıkta yer alan leylek köyü Avrupa Tabiat Miras Vakfı tarafından Avrupa Leylek Köyü ilan edilmiştir. Eskikaraağaç köyüne geldiğinizde köyün girişindeki parkın içinde, kuş gözlem kulesi ve gözlem evinin içerisinde toplantı salonu ve küçük bir müze bulunmaktadır. Müzenin içerisinde bölgede yaşayan farklı türdeki kuşları inceleme ve türler hakkında bilgi alma imkanı bulabilirsiniz. Köyde her yıl mayıs ayının sonunda “Leylek Festivali” düzenlenmektedir. Uluabat gölü etrafında yürüyüş yapabilir ve gün batımında çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü    

  28. Issiz Han

    28

    Issiz Han

    Karacabey, Bursa

    Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı Dönemi'nin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere imkan sağlanmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölkıyı Mahallesi Gölkıyı Köyü İç Yolu 16710 Karacabey/Bursa

  29. Kocaçay Deltası

    29

    Kocaçay Deltası

    Karacabey, Bursa

    Güney Marmara akarsularının büyük bölümünün birleşmesiyle oluşan Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşmaktadır. Susurluk Irmağı’nın oluşturduğu Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve longoz ormanından meydana gelmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan delta, göl, bataklık, kumul ve subasar orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında, toplam alanı 194 ha olan ve Maliç Deresi tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz gölleri, 600 ha alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasar ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır. Deltada üreyen türler arasında kara leylek, pasbaş patka, bataklıkkırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca göç esnasında küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda sukuşu bulunur. Kocaçay Deltası, bütün bu özellikleriyle doğaseverlere, hem kuş gözlemciliği yapma hem piknik yapma hem de arkalarına güzel bir doğa manzarasını alarak, denize girme olanaklarını sunuyor. Bakanlığımız koordinatörlüğünde 12.10. 2007 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal Sulak Alan Komisyonu toplantısı sonucunda Kocaçay Deltası, sulak alan koruma bölgelerinin sınırları belirlenmiştir. Koruma bölgeleri sınırlarında yapılması planlanan faaliyetler de “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” ile ilgili hükümler çerçevesinde verilmektedir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  30. Kösehoroz Şelalesi

    30

    Kösehoroz Şelalesi

    Mustafakemalpaşa, Bursa

    Mustafakemalpaşa Kösehoroz Köyü yakınlarındaki Değirmendere üzerindedir. Yüksekliği yaklaşık 18 metre olup, suyun düştüğü yerde doğa harikası bir kaya gölet oluşturmuştur. Değirmendere daha sonra, Mustafakemalpaşa Çayı’nın kollarından olan Alev (Kocaçay) Çayı’na dökülür. Derenin isminin kaynağı da Devecikonak yakınlarındaki su değirmenidir. Ulaşım: Kösehoroz Köyü Mustafakemalpaşa İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Yol asfalt olup, Devecikonağı yönündedir. Kösehoroz köyüne, günün belli saatlerinde giden köy otobüsleri mevcuttur. Şelaleye toplu taşım aracı ile ulaşım yoktur. Köyden şelaleye ulaşmak için orman içi yollardan yaklaşık iki saat yürümek gerekmektedir. Böyle bir yürüyüş için rehber alınması önerilir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  31. Tümbüldek

    31

    Tümbüldek

    Mustafakemalpaşa, Bursa

    Mustafakemalpaşa'ya 19 km. uzaklıkta Akarca köyündedir. Belediye tarafından işletilen otel ve hamamlar vardır. Banyo olarak ağrılı sendromlar, periferik sirkülasyon düzenleyici, içindeki demir nedeniyle cilt üzerinde astrojen olarak ve deri üzerindeki kırışıklıkları giderici içme olarak da karaciğer, mide, bağırsak, pankreas ve safra kesesi rahatsızlıklarını giderici özellikleri bulunmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  32. Daskyleion Antik Kenti

    32

    Daskyleion Antik Kenti

    Bandırma, Balıkesir

    Daskyleion Antik Kenti, Balıkesir’in doğal güzelliklerinden biri olan Kuş Cenneti’nin yakınında yer almaktadır. Adını, MÖ 7. yüzyılda buraya yerleşen ünlü Lydia Kralı Daskylos’tan alan kentte gerçekleştirilen kazı çalışmalarında farklı dönemlere ait arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Bulunan önemli mimari unsurlar arasında, Frig ve Lidya surları, Akhamenid dönemde inşa edilmiş olduğu düşünülen bir tören yolu, yönetimsel ve dinsel işlevi olduğu düşünülen üç odalı bir yapı, bir Lidya dönemi mutfağı ile Helenistik Dönem ve Orta Çağ yapı kalıntılarını saymak mümkündür. Daskyleion’da yapılan kazılarda ele geçen buluntular Bandırma Müzesi’nde sergilenmektedir. Kaynaklar:  Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  turkishmuseums.com.tr. “Balıkesir’in 4 Antik Kenti.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Ergili Köyü Eski İlkokul Binaları Bandırma/Balıkesir

  33. Şeyh Lütfullah Camisi

    33

    Şeyh Lütfullah Camisi

    Karesi, Balıkesir

    Şeyh Lütfullah Camisi, 1429 yılında yapılmıştır. Hacı Bayram Veli’nin arkadaşlarından Şeyh Lütfullah tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Orijinal konumu ile günümüze gelemeyen cami, 1907’de yenilenmiştir. Dikdörtgen plânlı kesme taş bir yapıdır. Son cemaat yerine üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Cephesi son cemaat yerinin üstüne rastlayan kadınlar mahfilinden ötürü iki katlı bir görünümdedir. İbadet yeri, düz ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap duvarına dört, duvarlara da üçer pencere açılmıştır. Mihrap taştan, minberi ise ahşaptandır. Tek şerefeli kesme taş minaresi kare bir kaide üzerine silindirik biçimde oturtulmuştur. Caminin avlusunda sekiz köşeli, üzeri saçaklı bir kubbe ile örtülü şadırvanı bulunmaktadır. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım, 10100 Balıkesir Merkez/Balıkesir

  34. Yıldirim Camii Ve Külliyesi

    34

    Yıldirim Camii Ve Külliyesi

    Karesi, Balıkesir

    Yıldırım Mahallesi’nde yer alan cami Balıkesir’in en eski Osmanlı yapıtıdır. Yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Oldukça büyük bir avlu içerisinde medrese ve imaret ile birlikte bir külliye durumundadır. 1818’de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır. Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları devşirme malzemedendir. Altısı Bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir. Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır. Duvarları geniş derzli kesme taştandır. Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır. Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da genel görünümüyle geç dönem özelliklerini taşımaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Batı cephesi daha hareketlidir. İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler 19. yüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır. Caminin kuzey, doğu ve batı duvarlarında birer kapısı vardır. Kuzeyde bulunan, ahşap ve camekanlı son cemaat yeri sonradan eklenmiştir. Dikdörtgen söveli cümle kapısının iki yanındaki stalaktit başlıklı kalın dört köşe payelerin üstünde kesme taştan basık bir sivri kemer yer alır. Kemerin içinde kapı sövelerinin üstünde bulunan alınlıkta bir çerçeve biçiminde yazıt yeri bulunmakta olup içi boştur. Caminin batı duvarı ve buradaki giriş, kuzey girişine göre daha gösterişli yapılmıştır. Girişin üstü dört ahşap direğe oturan kiremit kaplı bir sundurma ile örtülmüştür. Bu bölümün ahşap tavanı oldukça süslü olup, ortada ampir bir göbek bulunmaktadır. 1897 depreminden sonra tavan yenilenmiştir. Mihrabın, dikdörtgen biçiminde duvarlardan dışarı taşan, kütlevi çerçeve bölümü de yenidir. Beş kenarlı mihrap nişinin kavsarası stalaktitlerle yukarı doğru daralmaktadır. Minber ahşaptır. Minaresi kuzeybatı köşesinde yer alır. Kesme taştan ve yenidir. Kare kaide üzerinde yükselen minare, silindirik gövdeli ve yivlidir. Gövde ile kaidenin birleştiği bölümde iki sıra bilezik vardır. Şerefenin altında da aynı biçimde bir bilezik bulunmaktadır. Caminin avlusundaki şadırvan yenidir. Sekiz kenarlı mermer havuzun her köşesinde yuvarlak gömme sütunlar yer alır. Üzeri beş direğe dayanan bir camekanla örtülüdür. Caminin kuzeydoğu köşesindeki imaret (Misafirhane-Zaviye) cami ile birlikte 14. yüzyılın sonunda yapılmıştır. Orijinal durumu ile günümüze kadar gelebilmiştir. İlk Osmanlı Dönemi'nde sık görülen zaviye camiler tipinin en basit örneğidir. Moloz taştan yapılmış duvarları kirpi saçaklarla tamamlanmıştır. Büyük bir niş içinde yer alan yay kemerli cümle kapısı üzerinde mermer bir yazıt bulunmaktadır. Kapıyı zengin bir silme çevrelemektedir. Kenarları düzgün tuğla kemerli, pencere açıklıkları örtülüdür. İçeride, orta mekânın iki yanında, daha alçakta zaviye odaları bulunmaktadır. Orta mekân ahşapla örtülü olup, yan mekânlar tonoz ile örtülmüştür. Bina dıştan kiremit çatı ile kaplıdır. Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarları orijinaldir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım Mahallesi Gazi Bulvarı Karesi/Balıkesir

  35. Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi

    35

    Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi

    Karesi, Balıkesir

    Hisariçi Camisi’nin banisi bilinmemektedir. Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786’da onarıldığı anlaşılmaktadır. Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır. Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Zeminden biraz yüksekte olan caminin çift kanatlı bir son cemaat yeri vardır. Buradaki bir merdivenden, üst kattaki kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. İbadet yeri oldukça basit olup, mihrabın iki yanında kaideleri duvara gömülü üçer sütun bulunmaktadır. Sütunlar arasındaki yüzeylerin üstünde pencereler ve frizler bulunmaktadır. Dışarıya doğru çıkıntı yapan mihrap oldukça sadedir. Mihrabın içerisinde 19. yüzyılın ikinci yarısında çok sık rastlanan ışın motifleriyle, tepedeki madalyonda da Allah yazısı görülmektedir. Oldukça basit olan ahşap minber boyanmış ve özelliğini yitirmiştir. Giriş kapısının üzerinde altı ahşap sütuna dayanan balkon görünümünde kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin taş minaresine son cemaat yerinden çıkılır. Silindir gövdeli olan minarenin altındaki mukarnas dizileri dikkat çekmektedir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Balıkesir Karesi Eski Kuyumcular Mahallesi Yeşilli Mevkii

  36. Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi

    36

    Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi

    Karesi, Balıkesir

    Zağnos Paşa Camisi, Balıkesir’in şehir merkezinde yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos (Zağanos) Paşa tarafından 1461 yılında yaptırılmıştır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan külliyeden günümüze sadece hamam orijinal durumunda gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe ise 1908’de Balıkesir Mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.   Kare planlı cami, düzgün yontma ve kesme taştan yapılmıştır. Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi bulunur. Caminin son cemaat yeri yoktur. İç bölüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Üç yanda, dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatıyla örtülü sundurmalar yer alır. Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanmaktadır. Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir. Mihrap, son dönem Türk sanatı özelliklerini taşıyan en güzel örneklerden biridir. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Cami avlusunda türbe, hazire ve şadırvan bulunmaktadır. Caminin avlusunun güneyinde ise bir güneş saati vardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, gerçekleştirdiği yurt gezileri sırasında geldiği Balıkesir’de, 7 Şubat 1923 günü, öğle namazını büyük bir cemaatle Zağnos Paşa Camisi’nde kılmış; burada önemli bir konuşma yapmıştır. Gazi Paşa’nın namazdan ve şehit ruhları için okunan mevlitten sonra minbere birkaç basamak çıkarak, cemaatin tamamını görebilecek şekilde gerçekleştirdiği konuşmasının metni, bugün caminin dış duvarında da asılı bulunmaktadır. Kaynaklar:  Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Atatürk Ansiklopedisi web sitesi. “Atatürk’ün Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde Verdiği Nutku.”  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Karesi, Karesi Sk 1/E, 10010 Karesi/Balıkesir

  37. No image

    37

    Zağnos Paşa Camii

    Karesi, Balıkesir

    Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesi’nde, çarşı içerisinde yer alır. Cami, türbe ve hahamdan oluşan bir külliye durumundadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461’de yaptırılmıştır. Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908’de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.

  38. Akhisar Müzesi

    38

    Akhisar Müzesi

    Akhisar, Manisa

    <p>Akhisar Müzesi 11 bölümde 1451 eserin sergilendiği arkeoloji ve etnografik eserlerden oluşmaktadır. Arkeolojik seksiyonda, 18-11 milyon yaşlarında fosiller, idoller, el aletleri, MÖ 6000-3000 yıllarına tarihlenen Yortan seramikleri, MÖ700-500 yıllarına ait seramik, gümüş kap ve altın buzağı, Hellenistik Dönem seramikleri, MÖ 500 - MS 200 tarihleri arasına ait figürinler, yağ kandilleri, mezar stelleri ve cam eserler sergilenmektedir. MÖ 500&#039;lere tarihlenen lir çalan Eros, aslan başlı küpe, Herakles mührü, altın yüzük, kolye, iğne, Hıristiyanlık Dönemine ait günlük alet ve eşyalarda bu bölümde yerini almıştır.</p>

  39. Thyateira Antik Kenti

    39

    Thyateira Antik Kenti

    Akhisar, Manisa

    <p>Thyateira (okunuşu &quot;Tiyatira&quot;): Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi. Kent, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı&#039;nın en önemli yerleşimlerindendir. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans dönemine kadar kent bu isimle anılmıştır. Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu&#039;da kurulan Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Thyateira kentine ait kalıntıların bir bölümü bugün Akhisar kent merkezinde bulunan Tepe Mezarı mevkinde görülebilmektedir.</p>

  40. No image

    40

    Çeşnigir Camii

    Şehzadeler, Manisa

    <p> 1474 yılında <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed">II. Mehmed</a>'in azat etmiş olduğu bir köle olan Çeşnigir Sinan Bey tarafından yapılan cami, şehrin en eski camilerinden biridir.<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87e%C5%9Fnigir_Camii#cite_note-1">[1]</a> Caminin bir de kütüphanesi bulunmaktaydı.<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87e%C5%9Fnigir_Camii#cite_note-2">[2]</a></p>

  41. No image

    41

    Muradiye Camii ve Külliyesi

    Şehzadeler, Manisa

    <p>III.Murat adına 1583-1592 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, imarethane ve dükkanlardan oluşmaktadır. Projesi Mimar Sinan’a ait olan külliyenin inşası Mimar Mahmut Ağa tarafından başlatılmış ve ölümü üzerine Mimar Mehmet Ağa tarafından tamamlanmıştır. Medrese, klasik Osmanlı medrese plan ve şekline bağlı kalınarak yapılmıştır.</p>

  42. Kuvayı Milliye Anıtı

    42

    Kuvayı Milliye Anıtı

    Yunusemre, Manisa

    <p>&quot;Ben Atatürk’ü statik kılan heykel anlayışına isyan ettim, Ben O’nu tek başına ilahlaştırmak yerine devrimlerini, ilerici düşüncelerini anlatan, halkıyla birlikte güçlenen kompozisyonlar kurmaya çalıştım. Bunları muhakkak yeni nesillerin görmesi gerektiği inancını taşıdım.&quot; Prof. Tankut ÖKTEM</p>

  43. No image

    43

    Hisar Camii

    Konak, İzmir

    1872 yılında yıktırılan kale arkasında bugünkü Kemeraltı çarşısında, Hisarönü mevkiindedir. 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. İzmir’in en büyük ve gösterişli camiidir. Yenilenen minaresi ile cami, klasik dönem Osmanlı Camilerinin tipik özelliğini taşımaktadır. Cami içindeki kalem işi süslemeleri, hat sanatının inceliklerinin sergilendiği panolar ve mihrap - mimber işçiliği Türk sanat zevkinin en iyi örneklerindendir. Cami 1813, 1881,1927 ve 1980’li yıllarda onarım görmüştür.

  44. No image

    44

    Nif Dağı Antik Kazı Alanı

    Kemalpaşa, İzmir

    Antik çağda Olympos adını taşımış 19 dağdan biridir. 1999'dan itibaren yürütülen ön incelemelerde ve birkaç bölgedeki yüzey araştırmaları ve kazılarda önemli buluntulara ulaşılmış ve Nif dağının çeşitli kültürleri barındırdığı anlaşılmıştır. Başlıca kalıntılar Helenistik ve Bizans Dönemi’ne ait yapılar oldukları halde, gerek yüzeyde gerekse kazılarda ele geçen keramik buluntuları M.Ö 8. yy dan M.S 13. yüzyıla kadar tarihlenmektedir

Move the stops into your own plan, split them across days, and add places to sleep and eat.

Frequently asked

How far is it between İstanbul and İzmir, and how long does it take?
Driving between İstanbul and İzmir is roughly 521 kilometres and takes about 5 hours without stops.
Where is it worth stopping between İstanbul and İzmir?
There are 696 described places within 20 km of the road between İstanbul and İzmir. toroti lists 44 of them spread evenly along the drive, in the order you pass them; Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi comes early on, and Nif Dağı Antik Kazı Alanı sits near the end.
Which provinces does the İstanbul to İzmir route cross?
The route between İstanbul and İzmir crosses İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Balıkesir → Manisa → İzmir. The stretch richest in places to visit is in Bursa.
Should I take the toll highway or traditional route between İstanbul and İzmir?
Toll motorways save driving time between İstanbul and İzmir, whereas traditional state roads pass directly through historic town centers, local culinary stops, and scenic nature viewpoints.
How should breaks be scheduled between İstanbul and İzmir?
For a drive of around 5 hours, taking a break every 2 to 2.5 hours is recommended. The catalogued attractions in Bursa and neighboring provinces offer memorable stopovers compared to generic highway rest areas.
Stops Between İstanbul and İzmir — toroti