Stops along the way
Stops between İstanbul and Balıkesir
349 km, roughly 3 hours of driving. The stops below are ordered as you pass them — the same road in both directions.
In short
The drive between İstanbul and Balıkesir is 349 km and takes roughly 3 hours. There are 576 described places within 20 km of this route; it crosses 5 provinces, and the densest stretch is in Bursa (248 places).
There are 576 places within 20 km of this corridor; the 50 below are spread evenly along the drive.

1
Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi
Çatalca, İstanbul
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da 20 Aralık 2010 da açılmıştır. Mübadeleye tabi tutulan Yunan ve Türk vatandaşlarının, çocukları ve torunlarının, yakınlarının, mübadeleye bir şekilde ilgi duyanlara geçmişi anımsatacak özlem, hüzün ve sevinç duygularının canlanmasını sağlayacak kültürel ilişkileri geliştirecek mekân ve ortamları yaratacak Mübadele Müzesi'nde aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Kaleiçi Mah. Bahar Sok. No:4 Çatalca / İstanbul
- No image
2
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı
Arnavutköy, İstanbul
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

3
Miniatürk
Beyoğlu, İstanbul
30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 2 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır. Toplam 60 bin metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15 bin metrekare maket alanı, 40 bin metrekare yeşil ve açık alan, 3 bin 500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır. Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir. Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 57 eser İstanbul'dan, 51 eser Anadolu'dan, 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, toplam 120 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, sonradan yapılabilecek eklemeler de göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiştir. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiştir. Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmıştır. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanı’nda bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiştir. Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na kadar pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya getirildiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır. Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3 bin yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır. Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilâlara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce - Beyoğlu / İstanbul

4
Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi
Kağıthane, İstanbul
Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? Kurucusu Jale Kuşhan'ın anlatımıyla öğrenelim. "A. Ü. Jeofizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik Üniversitesi Rus Dili Bölümü’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralayarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir. Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım, onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı, dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır." İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Cevahir AVM,

5
Galatasaray Müzesi
Sarıyer, İstanbul
Galatasaray Müzesi 1915 yılında Ali Sami Yen tarafından kurulmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün 50. yılı dolayısıyla 1955 yılında yayımlanan kitabın müze ile ilgili bölümünde müzenin kuruluşu bizzat Ali Sami Yen’in anılarından şu şekilde aktarılır. “Vaktiyle donanma cemiyetinin yaptığı teftişlerde birinciliği kazanmak için bütün kudretimizle çalışır, bütün şahsi vasıtalarımızı da bu uğurda kullanırdık. O sırada kotra eksiklerinin tamamlanması için kalafat yerinde sık sık dolaştığımdan bir gün ihtiyar bir gemicinin sattığı bir derin su iskandilini 15 kuruşa almaya muvaffak olmuştum. Çok eski modası geçmiş bir alet idi. Fakat temizleyip parlattıkça gemicilik odamızın masasının üzerinde kendisini gösterdi. Yanına ikinci bir alet getirme hevesi yavaş yavaş denizcilik müzemizin ortaya çıkmasına yol açtı. Kendi vasıtalarımızla almaya muvaffak olamadığımız aletleri de, bizi teşvik etmek isteyen o zamanki Bahriye Nazırı Cemal Paşa’dan almıştık. O tarihte kulüp merkezini Beyoğlu’ndan Kalamış Koyu"na taşımıştık. Evde kendim için toplamış olduğum spor resimlerini de kulübe getirdim. Mevcut kupalarımıza üç camekân temin etmiştik. Deniz ve kara sporlarına ait hatıralar bir araya gelince cazibesi büyüdü ve bu suretle yavaş yavaş Galatasaray Müzesi ortaya çıktı.” Ali Sami Yen’in 1915 yılında Kalamış’taki Kulüp Lokali"nde oluşturduğu; Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan müzede o zamana kadar kazanılan kupalar ile denizcilik malzemeleri sergilenmekteydi. Ancak savaş sonrasında bu müze binasına İngilizler tarafından el konulması üzerine Ali Sami Yen, bu ilk müzedeki tüm malzemeyi o zamanki lise müdürü Salih Arif Bey’e teslim eder. Karar 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla alınır. Böylece Galatasaray Müzesi uzun yıllar içinde yer alacağı lisedeki yerine gelmiş olur. Şimdilerde ise müze, lisenin karşısındaki tarihi Postane Binası'nda Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi adıyla ziyarete açılmıştır. Merkezin birinci katında Galatasaray Lisesi'nin kuruluşundan bugüne öyküsü; öğrencilerin üniformaları, derslerde kullandığı aletler gibi pek çok nesne ve fotoğraf yer almakta; ikinci katında ise Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bugüne hikâyesi, 1905’den bu yana kazanılan kupalardan bir kısmı, Metin Oktay'ın forması ve birçok fotoğraf ve spor nesnesi bulunmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni ziyaret ettiğinde kahve içtiği fincandan, imzalı fotoğrafına, 2000 yılında kazanılan UEFA Kupasından ve Süper Kupaya kadar Galatasaray Lisesi ve Kulüp tarihinde önemli belgeler ve nesneler bulunmaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Huzur Mh., Ali Sami Yen Spor Kompleksi, 34396 Sarıyer, İstanbul

6
İstanbul Deniz Müzesi
Beşiktaş, İstanbul
Deniz Müzesi, 31 Ağustos 1897 tarihinde Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa`nın emirleri ve Tersane Komutanı Amiral Arif Hikmet Paşa`nın destekleri ile Binbaşı Süleyman Nutki tarafından Tersane-i Amire bünyesindeki Mayın Müfreze Komutanlığı'na ait binada dünyanın nadir örneklerinden biri olarak "Müze ve Kütüphane İdaresi" adıyla kurulmuştur. Önceleri tasnifi yapılmamış, müze deposu olarak sergiye açılmıştır. 1914 yılında Bahriye Naziri olan Cemal Paşa, denizciliğin tüm kollarında olduğu gibi müzede de reform yapmış ve müdürlüğe Deniz Yüzbaşı Ressam Ali Sami Boyar`ı getirerek, bilimsel anlamda müzenin yeniden düzenlenmesine olanak sağlamıştır. Ali Sami Boyar 1917 yılında müzenin ilk kataloğunu yayınlamış, Türk gemilerinin tam ve yarım modellerinin yapılması için "gemi model atölyesi" ve mankenlerin yapıldığı "mulaj (döküm)-manken atölyesi"ni kurarak, müzenin geliştirilmesine ve bugünkü halini almasına temel oluşturmuştur. 1933 yılında Kasımpaşa`daki Nakkaşhane binasına taşınan müze, bu kez "Bahriye Müzesi Müdürlüğü" adıyla açılmış, II. Dünya Savaşı`nda ise olası tahribattan korumak üzere Ankara, İzmit ve Niğde`ye aktarılmıştır. 1946 yılında müzenin tekrar İstanbul`da kurulmasına karar verilerek önce bugünkü Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binasına depolanmış, sonra da Dolmabahçe Camii Hünkar Mahfeli`ne taşınmıştır. Yeni müze müdürü Haluk Şehsuvaroğlu idaresinde, 1948 sonbaharında Preveze Deniz Zaferi`nin 410. yıldönümü sırasında "Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü" adı ile ziyarete açılmıştır. 1956 yılında Dolmabahçe yolunun genişletilmesi sırasında müzenin müştemilatından olan garaj ve kayıkhane binası istimlak edilmiş, burada bulunan arşiv ve belgeler Dolmabahçe Sarayı`nın kuzey kısmında bulunan (bugünkü Deniz Tarih Arşivi binası) Arabacılar Dairesi`ne taşınmıştır. Son olarak 27 Eylül 1961 yılında, Beşiktaş semtinin İskele Meydanı`nda Türk Amirali Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa`nın anıtı ve türbesi yanında, bugünkü bulunduğu yere taşınmıştır.4 Ekim 2013 de yeni binasında hizmete açılmıştır. Türkiye`nin denizcilik alanında en büyük ve içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı Sinan Paşa Mah. Beşiktaş Cad. 6/1

7
Sadberk Hanim Müzesi
Sarıyer, İstanbul
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul
- No image
8
Rumeli Feneri
Sarıyer, İstanbul
İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

9
Beylerbeyi Sarayı
Üsküdar, İstanbul
Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

10
Küçüksu Kasri
Beykoz, İstanbul
Boğaziçi’nde, Küçüksu ile Göksu derelerinin arasındaki alanda bulunan Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu yörenin yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne kadar gitmektedir. Osmanlı Dönemi'nde padişahın has bahçelerinden biri olan Küçüksu ve çevresini, Sultan IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir. 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud (1730-1754) döneminde Divitdâr Emin Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır. TGA Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemi, özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında olduğu gibi Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu alanda da eski ve ahşap yapıyı yıktırarak, yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır. 1857 yılında yapımı tamamlanan Küçüksu Kasrı, 15 x 27 metre bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kâgir olarak yapılmıştır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasrın bodrum katı, kiler ve mutfak hizmetkârlara ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk Evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir “Biniş Kasrı” niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde cephe süslemeleri elden geçirilerek zenginleştirilmiştir. Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda ve merdivenlerinde Batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, Avrupa’dan sipariş edilen mobilyalara yer verilmiştir. Alçı kabartma ve kalemişi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla zengin bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı’nın, Cumhuriyet Dönemi'nde bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış olduğu bilinmektedir. 1992 yılında başlatılan kapsamlı bir restorasyon projesiyle Küçüksu Kasrı’nın denize kayması engellenerek, 1996 yılında yeniden müze-saray olarak ziyarete açılmıştır. Kasrın hemen yanı başındaki iskele, çeşme meydanı ve özgün bahçenin geçmişte olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturulması amacıyla çeşme civarında ziyaretçilere kafeterya hizmetleri verilmekte, genişletilen rıhtım ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara tahsis edilebilmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Kaynak: İstanbul il Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Anadolu Hisarı Üsküdar 34810

11
Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi
Kadıköy, İstanbul
Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler. Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası. Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm. Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy
- No image
12
Polonezköy
Beykoz, İstanbul
Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

13
İstanbul Oyuncak Müzesi
Kadıköy, İstanbul
İstanbul Oyuncak Müzesi; şair-yazar Sunay Akın tarafından kurulmuştur. Müze kapılarını 23 Nisan 2005'te ziyarete açmıştır. Müzede sergilenen oyuncaklar dünyanın çeşitli yerlerinden açık arttırmalarda edinilmiş veya antikacılardan satın alınmıştır. Müzenin açılışında bu şekilde edinilmiş 1000 civarında oyuncak varken, şu anda bu sayı 4000'e çıkmıştır. Sergilenen oyuncaklar, sanatçının sahne gösterileri, tiyatro oyunları gibi bireysel çabaları sonucu kazandıklarıyla edindiği teliflerle satın alınmıştır. Müzenin her odası bir tiyatro sahnesi görünümünde olup, sahne tasarım sanatçıcı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmıştır. Müze 2009 yılında ICOM'a (Uluslar Arası Müzeler Birliği) üye olmuştur. Avrupa Müzeler Forumu'nun faaliyetlerine katılmaya başlamıştır. 2010 ve 2011 yıllarında ''Avrupa'nın En İyi Müzesi'' yarışmasında ödüle aday gösterilmiştir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sokağı No:17, Göztepe/İSTANBUL

14
Adalar Müzesi
Adalar, İstanbul
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı projeleri kapsamında, Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Adalar Kaymakamlığı’nın ortak çalışması ile hayata geçirilen Adalar Müzesi 10 Eylül 2010 tarihinde tamamen faaliyete geçti. İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi yaklaşımı, içeriği, sunumu, mekanları, yerleşimi ve etkinlikleri ile ziyaretçiler için farklı bir deneyim sunuyor. Ziyaretçileri, 9 İstanbul Adası’nın çeşitli haritaları ve uzay fotoğrafları üzerinde yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan giriş animasyonu karşılıyor ve Adalar’a ilişkin temel kentsel bilgileri veriyor. Ada kayalıklarında fosilleşmiş izleri bulunan ve 400 milyon yıl önce bu denizlerde yaşadığı bilinen Dunkleosteus zırhlı balık replikası da hemen karşınızda yer alıyor. Müze Doğaya Sahip Çıkalım Mesajı Veriyor Adalar’ın doğası, tüm zenginlikleri, tarih boyunca sahip oldukları çeşitlilik, zamanla kaybolan canlı türleri, doğanın yok edilişi ve sonuçları genel izleyiciye anlatılırken, özellikle çocukları sürprizler bekliyor. Adalar’ı çevreleyen sularda zamanla yitirilen canlı türleri de yine bu bölümde. Yakın dönemde kaybolan balıklar, kabuklular ve bitkiler. Bir damla deniz suyunda yüzlercesi bulunan alglerden, mikroskobik canlıların karbonhidrat, yağ ve proteinden oluşan atıkları “müsilaj”a kadar Marmara’da tükenen yaşam ele alınıyor. Bu bölümde video ve özellikle çocuklar için mikroskop ile incelemeye başvurulmakta. Jeoloji Gezi Panosu Adalar’ın kuşları Antikçağ Yazarlarından ve Seyyahların Notlarından Adalar Adalar’da Hayatın Şekillenmeye Başlaması Adalar’ın İlk Sahipleri Sürgünden Sayfiyeye … Adalar’ın İstanbul’a Bağlanması ve Yerleşim Alanı Adalar Uzaktan Sevilen, Yazları Gidilen Sayfiye Yeri Adalar Adalar Mimarisi Nüfus Değişikleri ve Göç Adalar’a Ulaşım / Adalar İçinde Ulaşım / Kayık Yarışları Çalışması Deniz Ulaşımı ve Su Sporları Adalı Müzisyenler Adalar ve Lezzet Kaçış Yeri ve Yeniden Keşfedilen Adalar Müzenin Her Noktasından Ulaşılabilir Veri Tabanları Adalar’ın tarihi, bugünü ve geleceğine ait bilgilere ulaşmaya olanak veren dokunmatik ekranlar üzerinde Haritalar, Osmanlı Arşiv belgeleri, Mimari Miras, Sözlü Tarih ve Adalı ünlüler veri tabanı... Müze’nin Diğer Bölümleri • Kütüphane • Arşiv • Web sitesi www.adalarmuzesi.org • Etkinlikler, Atölyeler, Çocuk Eğitim Programları • Ada Lezzet Turları • Müze Dostları İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Adalar Müzesi Hangar Müze Alanı, Aya Nikola Mevkii Büyükada / Adalar - İSTANBUL

15
Aya Yorgi Rum Manastiri / Yücetepe
Adalar, İstanbul
İstanbul adalarının en büyüğü ve belki de en güzeli olan Büyükada'nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinen, Agios Georgios Rum Ortodoks Manastın bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III.asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin'de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu'lu (Kappadokyalı), Aziz Georgios'tan almaktadır. Mevcut rivayetlere göre, manastır bin yılı aşan bir maziye sahip olup M.S. 963 senesinde Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas zamanında inşa edilmiştir. Aya Yorgi'nin mucizevi ikonası ise Büyükada'daki İmparatoriçe İrini'nin Kadınlar Manastın tarafından hediye edilmiştir. Bizans İmparatoru Manuil Komninos'un 1158 tarihli altın mühürlü fermanında ise, İstanbul Adalar ve buradaki manastırlar zikredilmekte olup, bunların arasında Kodono ismi de geçmektedir. 19. asır tarihçisi Manuil Gedeon' a göre ise, bu isim Büyükada'daki Aya Yorgi Kudunas (Çıngırakçı) Manastırı'ndan başkası değildir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükada Adalar İstanbul

16
Bayramoğlu Adası
Darıca, Kocaeli
Tarihî geçmişe sahip olan yarımadanın eski adı Balyanoz’dur. Kuzeye bakan koyu da Balyanoz Limanı olarak bilinir. Marmara Denizi’ne uzanan küçük bir yarımada olan Bayramoğlu Yarımadası, 1950’lerin sonunda yerleşime açılmıştır. Yarımada olmasına karşılık halkın söylemiyle "ada" olarak adlandırılmaktadır. Eski haritalarda ise adı Üçburunlar Yarımadası olarak geçmektedir. Bayramoğlu Yarımadası’nda iklimin değiştiği daha ilk adımdan itibaren hissedilmektedir. Sokakları, Londra çınarlarının daha fidan halindeyken, iplerle karşılıklı birbirlerine bağlanarak eğim verdirilmesi ile ağaçtan tünellere dönüştürülmüştür. Yaz aylarında sıcaktan bunalmadan yollarında yürünebilen yarımadanın cadde ve sokak isimlerinin kuş, çiçek ve meyve isimleri olması da adaya ayrı bir hoşluk katmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Bayramoğlu Mahallesi,Darıca.
- No image
17
Ballikayalar
Gebze, Kocaeli
Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.
- No image
18
Çerkeşli Kayalitepe
Dilovası, Kocaeli
Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.
- No image
19
Safiye Başdeğirmen
Karamürsel, Kocaeli
Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.
- No image
20
Fulacik Valideköprü
Karamürsel, Kocaeli
Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.
- No image
21
Taşköprü
Çiftlikköy, Yalova
Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, Taşköprü Beldesi’nin adının Taşköprü olarak anılmasına sebep olan ve halen kullanılan tarihi köprüdür. Köyün kuzeyinde akan bir derenin üzerine yarım daireler şeklinde biçimlendirilen ayaklar üzerine oturtulmuş ve kesme taşlarla yapılmıştır. Köprünün kesin tarihi bilinmemekle beraber yaklaşık 400 yıllık olduğu rivayet olunmaktadır. Köprünün, tarihi değer taşıması nedeniyle; İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2.3.1993 tarih ve 3026 sayılı karar ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.
- No image
22
Hacı Ali Paşa Cami (ahmet Çelebi) (Çarşı Cami)
Yalova merkez, Yalova
Armutlu ilçe merkezinde bulunan Hacı Ali Paşa Cami (Ahmet Çelebi) aynı zamanda Çarşı Cami olarak ta bilinmektedir. Yapım tarihi belli değildir. Orhan Gazi döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait 24 pafta 4475 parselde bulunan Camii; İstanbul II Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 12.11.1998 tarih ve 4967 sayılı kararı ile Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. İbadete açık olan caminin iç ahşap dizaynı ve dış ahşap saçakları, ince bir ahşap işçilik örneğini sergilemektedir.

23
Yalova Kent Müzesi
Yalova merkez, Yalova
<p>Müzenin mekânsal yerleşimi, zemin kat ve giriş kat olmak üzere iki katı içermektedir. En üst katın resmi kutlama ve sergi alanı olarak kullanılması planlanmıştır.Müzede, 8 bin yıl öncesine dayanan ilk yerleşim izlerinden, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet Dönemi'ne uzanan tarihsel süreç ve bugünkü Yalova; bilgi, belge ve fotoğraflarla anlatılmış, yerel yönetim, kardeş şehirler, nüfus, eğitim, spor, sanayi, tarım, coğrafi yapı, ilçeler, turizm ve sosyal yaşam gibi konulara yer verilmiştir.</p>
- No image
24
Açik Hava Müzesi
Yalova merkez, Yalova
Yaşar Okuyan Bulvarı Sanat Sokağı köşesinde, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 18.03.2002 tarih ve 003448 sayılı onayları ile Açık Hava Müzesi kurulmuştur. 6000 yıllık geçmişe sahip olan İlimizin çeşitli yerlerinde çıkan ve değişik yerlerde muhafaza edilen tarihi eserlerin toplanarak sergilendiği güzel bir mekân oluşturulmuştur. 29 Ekim 2003 tarihinde açılan müzede Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemine ait eserler yer almakla birlikte Yalova’nın çeşitli bölgelerinde bulunan eserlere ait maketler de yer almaktadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından kurulan Açık Hava Müzesi; Bursa Müzesi Uzman elemanları tarafından dizayn edilmiş olup, 2005 yıl sonu itibariyle, İlimizde çeşitli tarihlerde çıkarılan 46 adet mevcut tarihi eserlerin envanter bilgileri hazırlanmıştır. Yalova Belediyesi personeline zimmetle teslim edilen eserler 24 saat koruma altında olup, mesai saatleri içerisinde ziyaret etmek mümkündür.

25
İznik Gölü
İznik, Bursa
Marmara Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise 5. büyük doğal gölü olan İznik Gölü derinliği en fazla 80 m. olan tektonik bir tatlı su gölüdür. Alan sık sazlıkların arasında karışık koloniler kuran küçük karabatak ve gece balıkçılı ile Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsündedir. Diğer üreyen türler arasında yüzlerce çift bahri, alaca balıkçıl küçük ak balıkçıl ve gri balıkçıl sayılabilir. İznik Gölü kış aylarında önemli sayıda su kuşu barındırmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi)
- No image
26
Kurşunlu Hamamı
Termal, Yalova
16 yüzyıl önce Bizans İmparatorluğu Justinianos tarafından yaptırılmıştır. Afet ve savaşlar nedeni ile zamanla toprağa gömülmüş olan Kurşunlu Hamam, 1900 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Hamamın üstü kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Hamam adını almıştır. Banyonun dış cephesinde mermer üzerine Osmanlıca yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Valide Hamamı Bizans Kralı Constantinus döneminde 6 kubbeli olarak yapılmıştır. Halen 3 kubbesi yoktur. Osmanlı döneminde Sultan Mecid tarafından onarılmış ve annesi burada tedavi gördüğünden Valide Hamamı adını almıştır. Banyonun buharlı oda bölümünde mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe yer alır. Ayrıca Çınar otelin önünde Doğu Çınarı olarak anılan Çınar ağacı Anıt Ağaç tescil edilmiştir.

27
Termal Kaplıcaları
Termal, Yalova
Yalova İli’nde bulunan Yalova- Termal ve Armutlu Kaplıcaları Türkiye’nin 1. derece önemli ve öncelikli kaplıcalarındandır. Termal Kaplıcaları Yalova İl merkezi’ne 12 km uzaklıkta Termal ilçe merkezinde bulunmaktadır. 212 yatak kapasitesine sahip olan Termal Turistik İşletmeleri, Samanlı Dağı’nın yamacında vadi içerisinde yer almaktadır. 6 Eylül 1982 gün ve 17804 sayılı Resmi Gazetede yapılan ilana göre kaplıca işletme sınırları içindeki 104 hektarlık alan kamu mülkiyetinde bulunmakta olup, 16.12.2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazetede Yalova Termal Turizm Merkezi sınır genişletilmesi yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Termal kaplıcaları, Türkiye’nin en düzenli gelişmiş kaplıca alanıdır. Altyapı sorunu yoktur. Kaplıca‘ya ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Termal Tesisleri’nin girişinde, Yedi Havuzlar’da denilen bir çağlayan bulunmaktadır. Çeşitli, renkli ortancaları ile ünlü Termal’de, çok nadide ağaçlar bulunmaktadır. 39 çeşit yaprağını döken ağaç, 26 çeşit yaprağını dökmeyen ağaç, 25 çeşit yaprağını döken ve sürekli yeşil çalı ve 18 çeşit sarıcı ve örtücü bitki vardır. Güney Park çam, manolya ve değişik türde ağaçlar içindedir. Termal’de bulunan Gökçedere’ye kaplıca sularının verilmesiyle otel ve motellerin büyük bir bölümü tesisleri içerisinde müşterilerinin kaplıca sularından faydalanmalarını sağlamaktadırlar. Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Termal’in şifalı su kaynakları günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalara şifa dağıtmaktadır. M.Ö. 2000 yıllarında büyük deprem sonucunda ortaya çıktığı bilinen Termal kaplıcaları 6.yy ‘dan itibaren PYTHİA THERMA _Pythia ‘daki kudret ve kuvvet hamamları olarak gösterilmiştir. Bunun nedeni ise, toprak yarıklarında çıkan buhar ve sıcak sudan dolayı burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğunun düşünülmesiydi. Özellikle gençlik aşısı yerine geçen Hayat İksiri kaplıca hamamları ilk olarak Kral Constantinus tarafından yaptırılıp, Iustinianos zamanında da restore edilmiştir. Kaplıcalar, Sultan Abdülhamit zamanında tekrar önem kazanmış ve Ulu Önder Atatürk döneminde son halini almıştır. Atatürk, Termal’e büyük önem vermiş, sık sık dinlenmek üzere Termal’e gelmiş ve burada uzun zaman geçirmiştir. Termal, tarihinin her döneminde bir sağlık ve dinlenme merkezi olarak önemini korumuştur. Osmanlılar zamanında kaplıca suları 1892’de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından incelenmiş, suların Aix Les-Bains sularına eşit olduğunun anlaşılması üzerine buraya otel ve hamam yapılmıştır. 1932 yılında Atatürk’ün kazı emrini vermesi ile başlatılan çalışmalar da çeşitli adak stelleri, mezar taşları, bir kilise ve dehliz, Bizans İmparatoru II. Iustinianos (M.S.565-578) monogramı taşıyan sütunlar bulunmuştur. Kilise ve dehlizin o dönemin günah çıkarma yeri olarak kullanıldığı, hastaların gelecekten haber almak üzere burada uykuya yattıklarına dair rivayetler vardır. Dehlizde en ufak bir fısıltının diğer taraftan duyulması, bu rivayetlere ışık tutmaktadır. Kilisenin kapısında bulunan iki mezar taşının da Beş Melek Kilisesi’nin Ayazması’na ait olabileceği düşülmektedir
- No image
28
Deniz Avciliği
Termal, Yalova
Termal’de bulunan Sudüşen Çağlayanı’nda Alabalık avlanabilir. Elmalık köyü ve Kurtköy yakınlarında Alabalık tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca ilimizde deniz avcılığı Çınarcık, Esenköy, Armutlu, Kapaklı ve Fıstıklı sahillerinde yoğun olarak yapılmaktadır.

29
Gürsu Tirmanma Yarişlari
Gürsu, Bursa
İlçenin tırmanma yarışlarına uygun arazi yapısı Türkiye çapında düzenlenen organizasyonlarda da tercih sebebi olmasını sağlamaktadır. Bu kapsamda gerçekleştirilen 2006 Türkiye Tırmanma Yarışı’na 28 yarışmacı, 2007 tırmanma yarışına 34 yarışmacı, 2008 tırmanma yarışına 100’e yakın yarışmacı katılırken, 2009 ve 2010 yılında da aynı katılımla devam edilmiştir. Gürsu, 2011 tırmanma yarışlarına da ev sahipliği yapmıştır. İlçe dışından birçok yarış sever tutkunu da yarışmalara büyük ilgi göstermektedir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi)

30
Cumalikizik Köyü
Yıldırım, Bursa
Osmanlılar'ın Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı Dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda, Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu Mevkii'nde, Bizans Devri'ne ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir. Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği, kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu, konut mimarisi ve yaşam biçimine yansıtmıştır. Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine, bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir. Bursa'nın tarihi alanlarından Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık Köyü'nün, Unesco Dünya Miras Listesine alınmasına yönelik Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla hazırlanan dosya; 1 Şubat 2013 tarihi itibariyle, UNESCO Dünya Mirası Merkezi Sekreterliği'ne Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla iletilmiştir. Cumalıkızık Köyü, UNESCO tarafından Haziran 2014 tarihinde Bursa’nın Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alması uygun görülmüştür. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cumalıkızık Mahallesi Yıldırım/BURSA
- No image
31
Emir Sultan Külliyesi
Yıldırım, Bursa
15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.
- No image
32
Yeşil İmareti
Yıldırım, Bursa
15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.
- No image
33
Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı
Yıldırım, Bursa
Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.
- No image
34
Hünkar Köşkü
Yıldırım, Bursa
Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.
- No image
35
Aladdin Paşa Cami
Osmangazi, Bursa
Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.
- No image
36
Arkeopark
Nilüfer, Bursa
Avrupa’nın en büyük tarih öncesi parkı. Günümüzden 8500 yıl öncesine kadarki döneme ait canlandırılmaların yer almaktadır. Bölgede yapılan kazılarda bulunan buluntuların da sergilendiği Arkeopark, Bursa’nın 8 bin 500 yıllık geçmişini geleceğe taşıyacak olan parkın, örnek bir tarihi ve turistik mekândır.

37
Gölyazi Köyü
Nilüfer, Bursa
Gölyazı Köyü, Uluabat Gölü kıyısında doğa ile tarihin bir arada bulunduğu eşsiz bir güzellik sunar. İlkbaharda yükselen sular nedeni ile gölün içinde kalan ağaçlar, yine bu sularda süzülen ördekler ve Arnavut kaldırımlı dar sokaklar; Antik Çağ'da Apalyont olarak bilinen bu koyun güzelliklerden yalnızca birkaçıdır. Tümüyle sit alanı olan bölge, özellikle Apollan Tapınağı ve Kilisesi ile de bilinir. Gölyazı Köyü, sabahleyin gölde kayıklarla balık avlayan, evlerin önünde ağ diken kadınları, göl kıyısında kurulan mezat yerinde balıkları satan erkekleri ile dikkat çeker. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölyazı Köyü/BURSA

38
Gölyazi İÇ Kale Ve Kent Surlari
Nilüfer, Bursa
Modern yerleşim halen, yaklaşık 800 metre uzunluğundaki antik surların içinde yer almaktadır. Sur duvarlarının hem savunma için hem de göl taşkınlarına karşı kullanılması mümkündür. Üzerinde geleneksel konut mimarisi örnekleri görülebilen surlarda, yer yer kapılar ve kuleler bulunur. Bunlardan en önemlisi kuzeydeki Simitçikale’dir. Ayrıca meydanda da bir kule bulunmaktadır. Yerleşimin bulunduğu yarımadayı çevreleyen dışkale ve adayı çevreleyen içkale kalıntılarında, yüzyıllar içinde devşirme malzeme ile değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Yer yer Roma, Bizans ve Osmanlı tarzı iç içe geçmiştir. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölyazı (Uluabat) Köyü Nilüfer/BURSA

39
Uluabat Gölü
Karacabey, Bursa
Eskikaraağaç köyü diğer adı ile Leylek Köyü Karacabey İlçesine bağlı leylekleriyle ünlü şirin bir köy. Bursa merkezden yaklaşık 50 km uzaklıkta yer alan leylek köyü Avrupa Tabiat Miras Vakfı tarafından Avrupa Leylek Köyü ilan edilmiştir. Eskikaraağaç köyüne geldiğinizde köyün girişindeki parkın içinde, kuş gözlem kulesi ve gözlem evinin içerisinde toplantı salonu ve küçük bir müze bulunmaktadır. Müzenin içerisinde bölgede yaşayan farklı türdeki kuşları inceleme ve türler hakkında bilgi alma imkanı bulabilirsiniz. Köyde her yıl mayıs ayının sonunda “Leylek Festivali” düzenlenmektedir. Uluabat gölü etrafında yürüyüş yapabilir ve gün batımında çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

40
Issiz Han
Karacabey, Bursa
Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı Dönemi'nin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere imkan sağlanmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölkıyı Mahallesi Gölkıyı Köyü İç Yolu 16710 Karacabey/Bursa

41
Kocaçay Deltası
Karacabey, Bursa
Güney Marmara akarsularının büyük bölümünün birleşmesiyle oluşan Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşmaktadır. Susurluk Irmağı’nın oluşturduğu Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve longoz ormanından meydana gelmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan delta, göl, bataklık, kumul ve subasar orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında, toplam alanı 194 ha olan ve Maliç Deresi tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz gölleri, 600 ha alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasar ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır. Deltada üreyen türler arasında kara leylek, pasbaş patka, bataklıkkırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca göç esnasında küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda sukuşu bulunur. Kocaçay Deltası, bütün bu özellikleriyle doğaseverlere, hem kuş gözlemciliği yapma hem piknik yapma hem de arkalarına güzel bir doğa manzarasını alarak, denize girme olanaklarını sunuyor. Bakanlığımız koordinatörlüğünde 12.10. 2007 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal Sulak Alan Komisyonu toplantısı sonucunda Kocaçay Deltası, sulak alan koruma bölgelerinin sınırları belirlenmiştir. Koruma bölgeleri sınırlarında yapılması planlanan faaliyetler de “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” ile ilgili hükümler çerçevesinde verilmektedir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

42
Kösehoroz Şelalesi
Mustafakemalpaşa, Bursa
Mustafakemalpaşa Kösehoroz Köyü yakınlarındaki Değirmendere üzerindedir. Yüksekliği yaklaşık 18 metre olup, suyun düştüğü yerde doğa harikası bir kaya gölet oluşturmuştur. Değirmendere daha sonra, Mustafakemalpaşa Çayı’nın kollarından olan Alev (Kocaçay) Çayı’na dökülür. Derenin isminin kaynağı da Devecikonak yakınlarındaki su değirmenidir. Ulaşım: Kösehoroz Köyü Mustafakemalpaşa İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Yol asfalt olup, Devecikonağı yönündedir. Kösehoroz köyüne, günün belli saatlerinde giden köy otobüsleri mevcuttur. Şelaleye toplu taşım aracı ile ulaşım yoktur. Köyden şelaleye ulaşmak için orman içi yollardan yaklaşık iki saat yürümek gerekmektedir. Böyle bir yürüyüş için rehber alınması önerilir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

43
Tümbüldek
Mustafakemalpaşa, Bursa
Mustafakemalpaşa'ya 19 km. uzaklıkta Akarca köyündedir. Belediye tarafından işletilen otel ve hamamlar vardır. Banyo olarak ağrılı sendromlar, periferik sirkülasyon düzenleyici, içindeki demir nedeniyle cilt üzerinde astrojen olarak ve deri üzerindeki kırışıklıkları giderici içme olarak da karaciğer, mide, bağırsak, pankreas ve safra kesesi rahatsızlıklarını giderici özellikleri bulunmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

44
Daskyleion Antik Kenti
Bandırma, Balıkesir
Daskyleion Antik Kenti, Balıkesir’in doğal güzelliklerinden biri olan Kuş Cenneti’nin yakınında yer almaktadır. Adını, MÖ 7. yüzyılda buraya yerleşen ünlü Lydia Kralı Daskylos’tan alan kentte gerçekleştirilen kazı çalışmalarında farklı dönemlere ait arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Bulunan önemli mimari unsurlar arasında, Frig ve Lidya surları, Akhamenid dönemde inşa edilmiş olduğu düşünülen bir tören yolu, yönetimsel ve dinsel işlevi olduğu düşünülen üç odalı bir yapı, bir Lidya dönemi mutfağı ile Helenistik Dönem ve Orta Çağ yapı kalıntılarını saymak mümkündür. Daskyleion’da yapılan kazılarda ele geçen buluntular Bandırma Müzesi’nde sergilenmektedir. Kaynaklar: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü turkishmuseums.com.tr. “Balıkesir’in 4 Antik Kenti.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Ergili Köyü Eski İlkokul Binaları Bandırma/Balıkesir

45
Suuçtu Şelalesi
Susurluk, Balıkesir
Suuçtu Şelalesi bir fay hattının çökmesi ile oluşmuştur. 38 metre yükseklikten dökülen su, yazın suyunun azalmasına rağmen kış aylarında doldurduğu göleti ile güzel bir manzara sergiler. Gezi alanı ve piknik yeri olarak tercih edilen Suuçtu, etrafını saran kayın ağaçları arasında, serin havası ile tam bir temiz hava deposudur. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Mustafakemalpaşa/BURSA

46
Şeyh Lütfullah Camisi
Karesi, Balıkesir
Şeyh Lütfullah Camisi, 1429 yılında yapılmıştır. Hacı Bayram Veli’nin arkadaşlarından Şeyh Lütfullah tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Orijinal konumu ile günümüze gelemeyen cami, 1907’de yenilenmiştir. Dikdörtgen plânlı kesme taş bir yapıdır. Son cemaat yerine üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Cephesi son cemaat yerinin üstüne rastlayan kadınlar mahfilinden ötürü iki katlı bir görünümdedir. İbadet yeri, düz ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap duvarına dört, duvarlara da üçer pencere açılmıştır. Mihrap taştan, minberi ise ahşaptandır. Tek şerefeli kesme taş minaresi kare bir kaide üzerine silindirik biçimde oturtulmuştur. Caminin avlusunda sekiz köşeli, üzeri saçaklı bir kubbe ile örtülü şadırvanı bulunmaktadır. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım, 10100 Balıkesir Merkez/Balıkesir

47
Yıldirim Camii Ve Külliyesi
Karesi, Balıkesir
Yıldırım Mahallesi’nde yer alan cami Balıkesir’in en eski Osmanlı yapıtıdır. Yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Oldukça büyük bir avlu içerisinde medrese ve imaret ile birlikte bir külliye durumundadır. 1818’de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır. Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları devşirme malzemedendir. Altısı Bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir. Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır. Duvarları geniş derzli kesme taştandır. Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır. Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da genel görünümüyle geç dönem özelliklerini taşımaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Batı cephesi daha hareketlidir. İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler 19. yüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır. Caminin kuzey, doğu ve batı duvarlarında birer kapısı vardır. Kuzeyde bulunan, ahşap ve camekanlı son cemaat yeri sonradan eklenmiştir. Dikdörtgen söveli cümle kapısının iki yanındaki stalaktit başlıklı kalın dört köşe payelerin üstünde kesme taştan basık bir sivri kemer yer alır. Kemerin içinde kapı sövelerinin üstünde bulunan alınlıkta bir çerçeve biçiminde yazıt yeri bulunmakta olup içi boştur. Caminin batı duvarı ve buradaki giriş, kuzey girişine göre daha gösterişli yapılmıştır. Girişin üstü dört ahşap direğe oturan kiremit kaplı bir sundurma ile örtülmüştür. Bu bölümün ahşap tavanı oldukça süslü olup, ortada ampir bir göbek bulunmaktadır. 1897 depreminden sonra tavan yenilenmiştir. Mihrabın, dikdörtgen biçiminde duvarlardan dışarı taşan, kütlevi çerçeve bölümü de yenidir. Beş kenarlı mihrap nişinin kavsarası stalaktitlerle yukarı doğru daralmaktadır. Minber ahşaptır. Minaresi kuzeybatı köşesinde yer alır. Kesme taştan ve yenidir. Kare kaide üzerinde yükselen minare, silindirik gövdeli ve yivlidir. Gövde ile kaidenin birleştiği bölümde iki sıra bilezik vardır. Şerefenin altında da aynı biçimde bir bilezik bulunmaktadır. Caminin avlusundaki şadırvan yenidir. Sekiz kenarlı mermer havuzun her köşesinde yuvarlak gömme sütunlar yer alır. Üzeri beş direğe dayanan bir camekanla örtülüdür. Caminin kuzeydoğu köşesindeki imaret (Misafirhane-Zaviye) cami ile birlikte 14. yüzyılın sonunda yapılmıştır. Orijinal durumu ile günümüze kadar gelebilmiştir. İlk Osmanlı Dönemi'nde sık görülen zaviye camiler tipinin en basit örneğidir. Moloz taştan yapılmış duvarları kirpi saçaklarla tamamlanmıştır. Büyük bir niş içinde yer alan yay kemerli cümle kapısı üzerinde mermer bir yazıt bulunmaktadır. Kapıyı zengin bir silme çevrelemektedir. Kenarları düzgün tuğla kemerli, pencere açıklıkları örtülüdür. İçeride, orta mekânın iki yanında, daha alçakta zaviye odaları bulunmaktadır. Orta mekân ahşapla örtülü olup, yan mekânlar tonoz ile örtülmüştür. Bina dıştan kiremit çatı ile kaplıdır. Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarları orijinaldir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım Mahallesi Gazi Bulvarı Karesi/Balıkesir

48
Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi
Karesi, Balıkesir
Hisariçi Camisi’nin banisi bilinmemektedir. Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786’da onarıldığı anlaşılmaktadır. Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır. Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Zeminden biraz yüksekte olan caminin çift kanatlı bir son cemaat yeri vardır. Buradaki bir merdivenden, üst kattaki kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. İbadet yeri oldukça basit olup, mihrabın iki yanında kaideleri duvara gömülü üçer sütun bulunmaktadır. Sütunlar arasındaki yüzeylerin üstünde pencereler ve frizler bulunmaktadır. Dışarıya doğru çıkıntı yapan mihrap oldukça sadedir. Mihrabın içerisinde 19. yüzyılın ikinci yarısında çok sık rastlanan ışın motifleriyle, tepedeki madalyonda da Allah yazısı görülmektedir. Oldukça basit olan ahşap minber boyanmış ve özelliğini yitirmiştir. Giriş kapısının üzerinde altı ahşap sütuna dayanan balkon görünümünde kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin taş minaresine son cemaat yerinden çıkılır. Silindir gövdeli olan minarenin altındaki mukarnas dizileri dikkat çekmektedir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Balıkesir Karesi Eski Kuyumcular Mahallesi Yeşilli Mevkii

49
Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi
Karesi, Balıkesir
Zağnos Paşa Camisi, Balıkesir’in şehir merkezinde yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos (Zağanos) Paşa tarafından 1461 yılında yaptırılmıştır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan külliyeden günümüze sadece hamam orijinal durumunda gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe ise 1908’de Balıkesir Mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır. Kare planlı cami, düzgün yontma ve kesme taştan yapılmıştır. Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi bulunur. Caminin son cemaat yeri yoktur. İç bölüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Üç yanda, dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatıyla örtülü sundurmalar yer alır. Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanmaktadır. Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir. Mihrap, son dönem Türk sanatı özelliklerini taşıyan en güzel örneklerden biridir. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Cami avlusunda türbe, hazire ve şadırvan bulunmaktadır. Caminin avlusunun güneyinde ise bir güneş saati vardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, gerçekleştirdiği yurt gezileri sırasında geldiği Balıkesir’de, 7 Şubat 1923 günü, öğle namazını büyük bir cemaatle Zağnos Paşa Camisi’nde kılmış; burada önemli bir konuşma yapmıştır. Gazi Paşa’nın namazdan ve şehit ruhları için okunan mevlitten sonra minbere birkaç basamak çıkarak, cemaatin tamamını görebilecek şekilde gerçekleştirdiği konuşmasının metni, bugün caminin dış duvarında da asılı bulunmaktadır. Kaynaklar: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Atatürk Ansiklopedisi web sitesi. “Atatürk’ün Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde Verdiği Nutku.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Karesi, Karesi Sk 1/E, 10010 Karesi/Balıkesir
- No image
50
Zağnos Paşa Camii
Karesi, Balıkesir
Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesi’nde, çarşı içerisinde yer alır. Cami, türbe ve hahamdan oluşan bir külliye durumundadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461’de yaptırılmıştır. Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908’de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Move the stops into your own plan, split them across days, and add places to sleep and eat.
Frequently asked
- How far is it between İstanbul and Balıkesir, and how long does it take?
- Driving between İstanbul and Balıkesir is roughly 349 kilometres and takes about 3 hours without stops.
- Where is it worth stopping between İstanbul and Balıkesir?
- There are 576 described places within 20 km of the road between İstanbul and Balıkesir. toroti lists 50 of them spread evenly along the drive, in the order you pass them; Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi comes early on, and Zağnos Paşa Camii sits near the end.
- Which provinces does the İstanbul to Balıkesir route cross?
- The route between İstanbul and Balıkesir crosses İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Balıkesir. The stretch richest in places to visit is in Bursa.
- Should I take the toll highway or traditional route between İstanbul and Balıkesir?
- Toll motorways save driving time between İstanbul and Balıkesir, whereas traditional state roads pass directly through historic town centers, local culinary stops, and scenic nature viewpoints.
- How should breaks be scheduled between İstanbul and Balıkesir?
- For a drive of around 3 hours, taking a break every 2 to 2.5 hours is recommended. The catalogued attractions in Bursa and neighboring provinces offer memorable stopovers compared to generic highway rest areas.
