Stops along the way

Stops between İstanbul and Denizli

670 km, roughly 7 hours of driving. The stops below are ordered as you pass them — the same road in both directions.

In short

The drive between İstanbul and Denizli is 670 km and takes roughly 7 hours. There are 725 described places within 20 km of this route; it crosses 7 provinces, and the densest stretch is in Bursa (248 places).

There are 725 places within 20 km of this corridor; the 52 below are spread evenly along the drive.

  1. No image

    1

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı

    Arnavutköy, İstanbul

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  2. Miniatürk

    2

    Miniatürk

    Beyoğlu, İstanbul

    30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 2 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır. Toplam 60 bin metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15 bin metrekare maket alanı, 40 bin metrekare yeşil ve açık alan, 3 bin 500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır. Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir. Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 57 eser İstanbul'dan, 51 eser Anadolu'dan, 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, toplam 120 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, sonradan yapılabilecek eklemeler de göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiştir. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiştir. Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmıştır. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanı’nda bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiştir. Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na kadar pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya getirildiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır. Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3 bin yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır. Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilâlara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce - Beyoğlu / İstanbul

  3. Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    3

    Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    Kağıthane, İstanbul

    Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? Kurucusu Jale Kuşhan'ın anlatımıyla öğrenelim. "A. Ü. Jeofizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik Üniversitesi Rus Dili Bölümü’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralayarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir. Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım, onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı, dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır."  İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Cevahir AVM,

  4. Galatasaray Müzesi

    4

    Galatasaray Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Galatasaray Müzesi 1915 yılında Ali Sami Yen tarafından kurulmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün 50. yılı dolayısıyla 1955 yılında yayımlanan kitabın müze ile ilgili bölümünde müzenin kuruluşu bizzat Ali Sami Yen’in anılarından şu şekilde aktarılır. “Vaktiyle donanma cemiyetinin yaptığı teftişlerde birinciliği kazanmak için bütün kudretimizle çalışır, bütün şahsi vasıtalarımızı da bu uğurda kullanırdık. O sırada kotra eksiklerinin tamamlanması için kalafat yerinde sık sık dolaştığımdan bir gün ihtiyar bir gemicinin sattığı bir derin su iskandilini 15 kuruşa almaya muvaffak olmuştum. Çok eski modası geçmiş bir alet idi. Fakat temizleyip parlattıkça gemicilik odamızın masasının üzerinde kendisini gösterdi. Yanına ikinci bir alet getirme hevesi yavaş yavaş denizcilik müzemizin ortaya çıkmasına yol açtı. Kendi vasıtalarımızla almaya muvaffak olamadığımız aletleri de, bizi teşvik etmek isteyen o zamanki Bahriye Nazırı Cemal Paşa’dan almıştık. O tarihte kulüp merkezini Beyoğlu’ndan Kalamış Koyu"na taşımıştık. Evde kendim için toplamış olduğum spor resimlerini de kulübe getirdim. Mevcut kupalarımıza üç camekân temin etmiştik. Deniz ve kara sporlarına ait hatıralar bir araya gelince cazibesi büyüdü ve bu suretle yavaş yavaş Galatasaray Müzesi ortaya çıktı.” Ali Sami Yen’in 1915 yılında Kalamış’taki Kulüp Lokali"nde oluşturduğu; Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan müzede o zamana kadar kazanılan kupalar ile denizcilik malzemeleri sergilenmekteydi. Ancak savaş sonrasında bu müze binasına İngilizler tarafından el konulması üzerine Ali Sami Yen, bu ilk müzedeki tüm malzemeyi o zamanki lise müdürü Salih Arif Bey’e teslim eder. Karar 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla alınır. Böylece Galatasaray Müzesi uzun yıllar içinde yer alacağı lisedeki yerine gelmiş olur. Şimdilerde ise müze, lisenin karşısındaki tarihi Postane Binası'nda Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi adıyla ziyarete açılmıştır. Merkezin birinci katında Galatasaray Lisesi'nin kuruluşundan bugüne öyküsü; öğrencilerin üniformaları, derslerde kullandığı aletler gibi pek çok nesne ve fotoğraf yer almakta; ikinci katında ise Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bugüne hikâyesi, 1905’den bu yana kazanılan kupalardan bir kısmı, Metin Oktay'ın forması ve birçok fotoğraf ve spor nesnesi bulunmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni ziyaret ettiğinde kahve içtiği fincandan, imzalı fotoğrafına, 2000 yılında kazanılan UEFA Kupasından ve Süper Kupaya kadar Galatasaray Lisesi ve Kulüp tarihinde önemli belgeler ve nesneler bulunmaktadır.  İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Huzur Mh., Ali Sami Yen Spor Kompleksi, 34396 Sarıyer, İstanbul

  5. İstanbul Deniz Müzesi

    5

    İstanbul Deniz Müzesi

    Beşiktaş, İstanbul

    Deniz Müzesi, 31 Ağustos 1897 tarihinde Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa`nın emirleri ve Tersane Komutanı Amiral Arif Hikmet Paşa`nın destekleri ile Binbaşı Süleyman Nutki tarafından Tersane-i Amire bünyesindeki Mayın Müfreze Komutanlığı'na ait binada dünyanın nadir örneklerinden biri olarak "Müze ve Kütüphane İdaresi" adıyla kurulmuştur. Önceleri tasnifi yapılmamış, müze deposu olarak sergiye açılmıştır. 1914 yılında Bahriye Naziri olan Cemal Paşa, denizciliğin tüm kollarında olduğu gibi müzede de reform yapmış ve müdürlüğe Deniz Yüzbaşı Ressam Ali Sami Boyar`ı getirerek, bilimsel anlamda müzenin yeniden düzenlenmesine olanak sağlamıştır. Ali Sami Boyar 1917 yılında müzenin ilk kataloğunu yayınlamış, Türk gemilerinin tam ve yarım modellerinin yapılması için "gemi model atölyesi" ve mankenlerin yapıldığı "mulaj (döküm)-manken atölyesi"ni kurarak, müzenin geliştirilmesine ve bugünkü halini almasına temel oluşturmuştur. 1933 yılında Kasımpaşa`daki Nakkaşhane binasına taşınan müze, bu kez "Bahriye Müzesi Müdürlüğü" adıyla açılmış, II. Dünya Savaşı`nda ise olası tahribattan korumak üzere Ankara, İzmit ve Niğde`ye aktarılmıştır. 1946 yılında müzenin tekrar İstanbul`da kurulmasına karar verilerek önce bugünkü Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binasına depolanmış, sonra da Dolmabahçe Camii Hünkar Mahfeli`ne taşınmıştır. Yeni müze müdürü Haluk Şehsuvaroğlu idaresinde, 1948 sonbaharında Preveze Deniz Zaferi`nin 410. yıldönümü sırasında "Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü" adı ile ziyarete açılmıştır. 1956 yılında Dolmabahçe yolunun genişletilmesi sırasında müzenin müştemilatından olan garaj ve kayıkhane binası istimlak edilmiş, burada bulunan arşiv ve belgeler Dolmabahçe Sarayı`nın kuzey kısmında bulunan (bugünkü Deniz Tarih Arşivi binası) Arabacılar Dairesi`ne taşınmıştır. Son olarak 27 Eylül 1961 yılında, Beşiktaş semtinin İskele Meydanı`nda Türk Amirali Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa`nın anıtı ve türbesi yanında, bugünkü bulunduğu yere taşınmıştır.4 Ekim 2013 de yeni binasında hizmete açılmıştır. Türkiye`nin denizcilik alanında en büyük ve içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı Sinan Paşa Mah. Beşiktaş Cad. 6/1

  6. Sadberk Hanim Müzesi

    6

    Sadberk Hanim Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul

  7. No image

    7

    Rumeli Feneri

    Sarıyer, İstanbul

    İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

  8. Beylerbeyi Sarayı

    8

    Beylerbeyi Sarayı

    Üsküdar, İstanbul

    Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

  9. Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    9

    Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    Kadıköy, İstanbul

    Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler.  Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası.  Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm.  Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy

  10. No image

    10

    Polonezköy

    Beykoz, İstanbul

    Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

  11. Bayramoğlu Adası

    11

    Bayramoğlu Adası

    Darıca, Kocaeli

    Tarihî geçmişe sahip olan yarımadanın eski adı Balyanoz’dur. Kuzeye bakan koyu da Balyanoz Limanı olarak bilinir. Marmara Denizi’ne uzanan küçük bir yarımada olan Bayramoğlu Yarımadası, 1950’lerin sonunda yerleşime açılmıştır. Yarımada olmasına karşılık halkın söylemiyle "ada" olarak adlandırılmaktadır. Eski haritalarda ise adı Üçburunlar Yarımadası olarak geçmektedir. Bayramoğlu Yarımadası’nda iklimin değiştiği daha ilk adımdan itibaren hissedilmektedir. Sokakları, Londra çınarlarının daha fidan halindeyken, iplerle karşılıklı birbirlerine bağlanarak eğim verdirilmesi ile ağaçtan tünellere dönüştürülmüştür. Yaz aylarında sıcaktan bunalmadan yollarında yürünebilen yarımadanın cadde ve sokak isimlerinin kuş, çiçek ve meyve isimleri olması da adaya ayrı bir hoşluk katmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Bayramoğlu Mahallesi,Darıca.

  12. No image

    12

    Ballikayalar

    Gebze, Kocaeli

    Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.

  13. No image

    13

    Çerkeşli Kayalitepe

    Dilovası, Kocaeli

    Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.

  14. No image

    14

    Safiye Başdeğirmen

    Karamürsel, Kocaeli

    Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.

  15. No image

    15

    Fulacik Valideköprü

    Karamürsel, Kocaeli

    Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.

  16. No image

    16

    Emir Sultan Külliyesi

    Yıldırım, Bursa

    15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.

  17. No image

    17

    Yeşil İmareti

    Yıldırım, Bursa

    15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.

  18. No image

    18

    Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı

    Yıldırım, Bursa

    Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.

  19. No image

    19

    Hünkar Köşkü

    Yıldırım, Bursa

    Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.

  20. No image

    20

    Aladdin Paşa Cami

    Osmangazi, Bursa

    Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.

  21. Panagia Pontobasilissa Kilisesi

    21

    Panagia Pontobasilissa Kilisesi

    Mudanya, Bursa

    Panagia Pontobasilissa ya da belde de tanınan adıyla Kemerli Kilise, duvarlarına resim yapılan ilk kilise olarak bilinmektedir. Kilisenin Panagia Pantobasillissa’ya (Hz.Meryem’) adandığı bazı el yazması eserlerde belirtilmektedir. Kilise, doğu-batı doğrultusunda uzanan Yunan haçı şemasına sahiptir. Yapı kullanılmasa da halen ayaktadır. İlk yapının duvar tekniği göz önünde bulundurularak, 13’ncü yüzyıl sonlarında yapıldığı kabul edilmektedir. Hıristiyan âlemi için büyük önem taşıyan bu kilisenin duvarlarında kat kat resimler bulunmaktadır. İlk tabaka freskleri 14. yüzyıl başlarına, ikinci tabaka freskleri ise, 18. yüzyıla (1723) tarihlenmektedir. Sütunlarının İskenderiye’den getirildiği rivayet edilir. Yapı dış cephesindeki destek payandaları nedeniyle halk arasında Kemerli Kilise olarak adlandırılmaktadır. Kilisenin duvarlarıyla, kubbesi sağlam durumdadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  22. No image

    22

    Arkeopark

    Nilüfer, Bursa

    Avrupa’nın en büyük tarih öncesi parkı. Günümüzden 8500 yıl öncesine kadarki döneme ait canlandırılmaların yer almaktadır. Bölgede yapılan kazılarda bulunan buluntuların da sergilendiği Arkeopark, Bursa’nın 8 bin 500 yıllık geçmişini geleceğe taşıyacak olan parkın, örnek bir tarihi ve turistik mekândır.

  23. Uluabat Gölü

    23

    Uluabat Gölü

    Karacabey, Bursa

    Eskikaraağaç köyü diğer adı ile Leylek Köyü Karacabey İlçesine bağlı leylekleriyle ünlü şirin bir köy. Bursa merkezden yaklaşık 50 km uzaklıkta yer alan leylek köyü Avrupa Tabiat Miras Vakfı tarafından Avrupa Leylek Köyü ilan edilmiştir. Eskikaraağaç köyüne geldiğinizde köyün girişindeki parkın içinde, kuş gözlem kulesi ve gözlem evinin içerisinde toplantı salonu ve küçük bir müze bulunmaktadır. Müzenin içerisinde bölgede yaşayan farklı türdeki kuşları inceleme ve türler hakkında bilgi alma imkanı bulabilirsiniz. Köyde her yıl mayıs ayının sonunda “Leylek Festivali” düzenlenmektedir. Uluabat gölü etrafında yürüyüş yapabilir ve gün batımında çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü    

  24. Issiz Han

    24

    Issiz Han

    Karacabey, Bursa

    Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı Dönemi'nin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere imkan sağlanmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölkıyı Mahallesi Gölkıyı Köyü İç Yolu 16710 Karacabey/Bursa

  25. Kocaçay Deltası

    25

    Kocaçay Deltası

    Karacabey, Bursa

    Güney Marmara akarsularının büyük bölümünün birleşmesiyle oluşan Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşmaktadır. Susurluk Irmağı’nın oluşturduğu Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve longoz ormanından meydana gelmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan delta, göl, bataklık, kumul ve subasar orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında, toplam alanı 194 ha olan ve Maliç Deresi tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz gölleri, 600 ha alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasar ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır. Deltada üreyen türler arasında kara leylek, pasbaş patka, bataklıkkırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca göç esnasında küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda sukuşu bulunur. Kocaçay Deltası, bütün bu özellikleriyle doğaseverlere, hem kuş gözlemciliği yapma hem piknik yapma hem de arkalarına güzel bir doğa manzarasını alarak, denize girme olanaklarını sunuyor. Bakanlığımız koordinatörlüğünde 12.10. 2007 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal Sulak Alan Komisyonu toplantısı sonucunda Kocaçay Deltası, sulak alan koruma bölgelerinin sınırları belirlenmiştir. Koruma bölgeleri sınırlarında yapılması planlanan faaliyetler de “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” ile ilgili hükümler çerçevesinde verilmektedir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  26. Kösehoroz Şelalesi

    26

    Kösehoroz Şelalesi

    Mustafakemalpaşa, Bursa

    Mustafakemalpaşa Kösehoroz Köyü yakınlarındaki Değirmendere üzerindedir. Yüksekliği yaklaşık 18 metre olup, suyun düştüğü yerde doğa harikası bir kaya gölet oluşturmuştur. Değirmendere daha sonra, Mustafakemalpaşa Çayı’nın kollarından olan Alev (Kocaçay) Çayı’na dökülür. Derenin isminin kaynağı da Devecikonak yakınlarındaki su değirmenidir. Ulaşım: Kösehoroz Köyü Mustafakemalpaşa İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Yol asfalt olup, Devecikonağı yönündedir. Kösehoroz köyüne, günün belli saatlerinde giden köy otobüsleri mevcuttur. Şelaleye toplu taşım aracı ile ulaşım yoktur. Köyden şelaleye ulaşmak için orman içi yollardan yaklaşık iki saat yürümek gerekmektedir. Böyle bir yürüyüş için rehber alınması önerilir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  27. Tümbüldek

    27

    Tümbüldek

    Mustafakemalpaşa, Bursa

    Mustafakemalpaşa'ya 19 km. uzaklıkta Akarca köyündedir. Belediye tarafından işletilen otel ve hamamlar vardır. Banyo olarak ağrılı sendromlar, periferik sirkülasyon düzenleyici, içindeki demir nedeniyle cilt üzerinde astrojen olarak ve deri üzerindeki kırışıklıkları giderici içme olarak da karaciğer, mide, bağırsak, pankreas ve safra kesesi rahatsızlıklarını giderici özellikleri bulunmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  28. Daskyleion Antik Kenti

    28

    Daskyleion Antik Kenti

    Bandırma, Balıkesir

    Daskyleion Antik Kenti, Balıkesir’in doğal güzelliklerinden biri olan Kuş Cenneti’nin yakınında yer almaktadır. Adını, MÖ 7. yüzyılda buraya yerleşen ünlü Lydia Kralı Daskylos’tan alan kentte gerçekleştirilen kazı çalışmalarında farklı dönemlere ait arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Bulunan önemli mimari unsurlar arasında, Frig ve Lidya surları, Akhamenid dönemde inşa edilmiş olduğu düşünülen bir tören yolu, yönetimsel ve dinsel işlevi olduğu düşünülen üç odalı bir yapı, bir Lidya dönemi mutfağı ile Helenistik Dönem ve Orta Çağ yapı kalıntılarını saymak mümkündür. Daskyleion’da yapılan kazılarda ele geçen buluntular Bandırma Müzesi’nde sergilenmektedir. Kaynaklar:  Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  turkishmuseums.com.tr. “Balıkesir’in 4 Antik Kenti.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Ergili Köyü Eski İlkokul Binaları Bandırma/Balıkesir

  29. Suuçtu Şelalesi

    29

    Suuçtu Şelalesi

    Susurluk, Balıkesir

    Suuçtu Şelalesi bir fay hattının çökmesi ile oluşmuştur. 38 metre yükseklikten dökülen su, yazın suyunun azalmasına rağmen kış aylarında doldurduğu göleti ile güzel bir manzara sergiler. Gezi alanı ve piknik yeri olarak tercih edilen Suuçtu, etrafını saran kayın ağaçları arasında, serin havası ile tam bir temiz hava deposudur. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Mustafakemalpaşa/BURSA

  30. Şeyh Lütfullah Camisi

    30

    Şeyh Lütfullah Camisi

    Karesi, Balıkesir

    Şeyh Lütfullah Camisi, 1429 yılında yapılmıştır. Hacı Bayram Veli’nin arkadaşlarından Şeyh Lütfullah tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Orijinal konumu ile günümüze gelemeyen cami, 1907’de yenilenmiştir. Dikdörtgen plânlı kesme taş bir yapıdır. Son cemaat yerine üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Cephesi son cemaat yerinin üstüne rastlayan kadınlar mahfilinden ötürü iki katlı bir görünümdedir. İbadet yeri, düz ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap duvarına dört, duvarlara da üçer pencere açılmıştır. Mihrap taştan, minberi ise ahşaptandır. Tek şerefeli kesme taş minaresi kare bir kaide üzerine silindirik biçimde oturtulmuştur. Caminin avlusunda sekiz köşeli, üzeri saçaklı bir kubbe ile örtülü şadırvanı bulunmaktadır. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım, 10100 Balıkesir Merkez/Balıkesir

  31. Yıldirim Camii Ve Külliyesi

    31

    Yıldirim Camii Ve Külliyesi

    Karesi, Balıkesir

    Yıldırım Mahallesi’nde yer alan cami Balıkesir’in en eski Osmanlı yapıtıdır. Yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Oldukça büyük bir avlu içerisinde medrese ve imaret ile birlikte bir külliye durumundadır. 1818’de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır. Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları devşirme malzemedendir. Altısı Bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir. Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır. Duvarları geniş derzli kesme taştandır. Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır. Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da genel görünümüyle geç dönem özelliklerini taşımaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Batı cephesi daha hareketlidir. İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler 19. yüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır. Caminin kuzey, doğu ve batı duvarlarında birer kapısı vardır. Kuzeyde bulunan, ahşap ve camekanlı son cemaat yeri sonradan eklenmiştir. Dikdörtgen söveli cümle kapısının iki yanındaki stalaktit başlıklı kalın dört köşe payelerin üstünde kesme taştan basık bir sivri kemer yer alır. Kemerin içinde kapı sövelerinin üstünde bulunan alınlıkta bir çerçeve biçiminde yazıt yeri bulunmakta olup içi boştur. Caminin batı duvarı ve buradaki giriş, kuzey girişine göre daha gösterişli yapılmıştır. Girişin üstü dört ahşap direğe oturan kiremit kaplı bir sundurma ile örtülmüştür. Bu bölümün ahşap tavanı oldukça süslü olup, ortada ampir bir göbek bulunmaktadır. 1897 depreminden sonra tavan yenilenmiştir. Mihrabın, dikdörtgen biçiminde duvarlardan dışarı taşan, kütlevi çerçeve bölümü de yenidir. Beş kenarlı mihrap nişinin kavsarası stalaktitlerle yukarı doğru daralmaktadır. Minber ahşaptır. Minaresi kuzeybatı köşesinde yer alır. Kesme taştan ve yenidir. Kare kaide üzerinde yükselen minare, silindirik gövdeli ve yivlidir. Gövde ile kaidenin birleştiği bölümde iki sıra bilezik vardır. Şerefenin altında da aynı biçimde bir bilezik bulunmaktadır. Caminin avlusundaki şadırvan yenidir. Sekiz kenarlı mermer havuzun her köşesinde yuvarlak gömme sütunlar yer alır. Üzeri beş direğe dayanan bir camekanla örtülüdür. Caminin kuzeydoğu köşesindeki imaret (Misafirhane-Zaviye) cami ile birlikte 14. yüzyılın sonunda yapılmıştır. Orijinal durumu ile günümüze kadar gelebilmiştir. İlk Osmanlı Dönemi'nde sık görülen zaviye camiler tipinin en basit örneğidir. Moloz taştan yapılmış duvarları kirpi saçaklarla tamamlanmıştır. Büyük bir niş içinde yer alan yay kemerli cümle kapısı üzerinde mermer bir yazıt bulunmaktadır. Kapıyı zengin bir silme çevrelemektedir. Kenarları düzgün tuğla kemerli, pencere açıklıkları örtülüdür. İçeride, orta mekânın iki yanında, daha alçakta zaviye odaları bulunmaktadır. Orta mekân ahşapla örtülü olup, yan mekânlar tonoz ile örtülmüştür. Bina dıştan kiremit çatı ile kaplıdır. Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarları orijinaldir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım Mahallesi Gazi Bulvarı Karesi/Balıkesir

  32. Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi

    32

    Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi

    Karesi, Balıkesir

    Hisariçi Camisi’nin banisi bilinmemektedir. Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786’da onarıldığı anlaşılmaktadır. Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır. Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Zeminden biraz yüksekte olan caminin çift kanatlı bir son cemaat yeri vardır. Buradaki bir merdivenden, üst kattaki kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. İbadet yeri oldukça basit olup, mihrabın iki yanında kaideleri duvara gömülü üçer sütun bulunmaktadır. Sütunlar arasındaki yüzeylerin üstünde pencereler ve frizler bulunmaktadır. Dışarıya doğru çıkıntı yapan mihrap oldukça sadedir. Mihrabın içerisinde 19. yüzyılın ikinci yarısında çok sık rastlanan ışın motifleriyle, tepedeki madalyonda da Allah yazısı görülmektedir. Oldukça basit olan ahşap minber boyanmış ve özelliğini yitirmiştir. Giriş kapısının üzerinde altı ahşap sütuna dayanan balkon görünümünde kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin taş minaresine son cemaat yerinden çıkılır. Silindir gövdeli olan minarenin altındaki mukarnas dizileri dikkat çekmektedir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Balıkesir Karesi Eski Kuyumcular Mahallesi Yeşilli Mevkii

  33. Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi

    33

    Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi

    Karesi, Balıkesir

    Zağnos Paşa Camisi, Balıkesir’in şehir merkezinde yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos (Zağanos) Paşa tarafından 1461 yılında yaptırılmıştır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan külliyeden günümüze sadece hamam orijinal durumunda gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe ise 1908’de Balıkesir Mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.   Kare planlı cami, düzgün yontma ve kesme taştan yapılmıştır. Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi bulunur. Caminin son cemaat yeri yoktur. İç bölüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Üç yanda, dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatıyla örtülü sundurmalar yer alır. Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanmaktadır. Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir. Mihrap, son dönem Türk sanatı özelliklerini taşıyan en güzel örneklerden biridir. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Cami avlusunda türbe, hazire ve şadırvan bulunmaktadır. Caminin avlusunun güneyinde ise bir güneş saati vardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, gerçekleştirdiği yurt gezileri sırasında geldiği Balıkesir’de, 7 Şubat 1923 günü, öğle namazını büyük bir cemaatle Zağnos Paşa Camisi’nde kılmış; burada önemli bir konuşma yapmıştır. Gazi Paşa’nın namazdan ve şehit ruhları için okunan mevlitten sonra minbere birkaç basamak çıkarak, cemaatin tamamını görebilecek şekilde gerçekleştirdiği konuşmasının metni, bugün caminin dış duvarında da asılı bulunmaktadır. Kaynaklar:  Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Atatürk Ansiklopedisi web sitesi. “Atatürk’ün Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde Verdiği Nutku.”  Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Karesi, Karesi Sk 1/E, 10010 Karesi/Balıkesir

  34. No image

    34

    Zağnos Paşa Camii

    Karesi, Balıkesir

    Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesi’nde, çarşı içerisinde yer alır. Cami, türbe ve hahamdan oluşan bir külliye durumundadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461’de yaptırılmıştır. Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908’de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.

  35. Akhisar Müzesi

    35

    Akhisar Müzesi

    Akhisar, Manisa

    <p>Akhisar Müzesi 11 bölümde 1451 eserin sergilendiği arkeoloji ve etnografik eserlerden oluşmaktadır. Arkeolojik seksiyonda, 18-11 milyon yaşlarında fosiller, idoller, el aletleri, MÖ 6000-3000 yıllarına tarihlenen Yortan seramikleri, MÖ700-500 yıllarına ait seramik, gümüş kap ve altın buzağı, Hellenistik Dönem seramikleri, MÖ 500 - MS 200 tarihleri arasına ait figürinler, yağ kandilleri, mezar stelleri ve cam eserler sergilenmektedir. MÖ 500&#039;lere tarihlenen lir çalan Eros, aslan başlı küpe, Herakles mührü, altın yüzük, kolye, iğne, Hıristiyanlık Dönemine ait günlük alet ve eşyalarda bu bölümde yerini almıştır.</p>

  36. Thyateira Antik Kenti

    36

    Thyateira Antik Kenti

    Akhisar, Manisa

    <p>Thyateira (okunuşu &quot;Tiyatira&quot;): Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi. Kent, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı&#039;nın en önemli yerleşimlerindendir. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans dönemine kadar kent bu isimle anılmıştır. Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu&#039;da kurulan Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Thyateira kentine ait kalıntıların bir bölümü bugün Akhisar kent merkezinde bulunan Tepe Mezarı mevkinde görülebilmektedir.</p>

  37. Bin Tepeler Kral Mezarları

    37

    Bin Tepeler Kral Mezarları

    Salihli, Manisa

    <p>Bintepeler Tümülüsleri, parayı icat eden Lidyalılar tarafından M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda yapıldı. Ünlü Lidya Kralı II. Alyattes’e ait olan en büyük tümülüs, 355 metre çapında, 69 metre yüksekliğinde ve çevre uzunluğu bin 115 metredir. Kral Giges’e ait ikinci en büyük tümülüs ise Amerikalı bir ekip tarafından kazılıyor. Tümülüs, bir mezar ya da mezarlık içeren, üzerine toprak yığılarak oluşturulmuş tepeciklere verilen addır.</p>

  38. Sardes Antik Kenti

    38

    Sardes Antik Kenti

    Salihli, Manisa

    Sardes Antik Kenti’nin kalıntıları Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Sart beldesinde yer alır. Lidya Devleti’nin başkenti olan Sart ve yöresinin 5000 yılı aşkın bir süredir çeşitli yerleşimlere sahne olduğu, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemli bir yerleşim merkezi olduğu kazı çalışmalarından anlaşılmaktadır.   Fotoğraflar: Official Turkish Museums   Tarihte devlet güvencesinde paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen Lidya döneminin Sardes kenti, tarım, hayvancılık, ticaret ve Paktolos (Sart) Çayı’nda yapılan altın madenciliği sayesinde zengin bir kent olmuştur.   Fotoğraflar: Official Turkish Museums   MÖ 7. yüzyıldan başlayarak MS 7. yüzyıl Erken Bizans Dönemi'ne kadar süren 14 yüzyıl boyunca Sardes gerek ulaşım gerekse idari ve ticari bakımdan önemli bir kent olma özelliğini korumuştur.   Fotoğraflar: Official Turkish Museums   İncil’in Vahiy bölümünde, Hristiyanlığın batıya yayılmasında önemli rol oynayan Batı Anadolu’daki yedi kiliseden biri olarak anılan Sardes, dini açıdan da ayrı bir öneme sahiptir.   Fotoğraflar: Official Turkish Museums   Günümüze kadar korunagelmiş olan dünyanın en görkemli İon düzeni tapınaklarından birine ev sahipliği yapan antik kent, korunmuş Roma yapıları içerisinde anıtsal bir hamam-gymnasium kompleksi ve antik dünyanın en büyük havrasına sahiptir.   Fotoğraflar: Official Turkish Museums   Gymnasium’un karşısında “Bronzlu Ev” olarak adlandırılan büyük bir yapı yer alır. Bu yapı, Tmolos (Bozdağ) Dağı’nın sırtları ile eski Lidya merkezinin arasında olup antik çağın en göz alıcı yapılarından biridir.   Kaynak: Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Manisa Gezilecek Yerler Adres: Salihli-İzmir Karayolu

  39. Bin Tepeler

    39

    Bin Tepeler

    Salihli, Manisa

    Marmara Gölü’nün güneyinde, Gediz Ovası’nın kenarında, yaklaşık 90 kadar Tümülüs içeren Bin Tepeler ya da diğer adıyla Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün, Kral Alyattese ve Kral Gyges’e ait olduğu sanılmaktadır. Tümülüslerin hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur. Tapınağın arkasında MS. 400'lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen küçük kilise, ilk yedi kiliseden birisidir. Lidya tümülüsleri, M.Ö. 6 ve 5'inci yüzyıllarda bu peyzajın önemini ortaya koyan unsurlardır. Kraliyet mezarlığı olarak Sardes’e sıkı bir şekilde bağlı olan Bin Tepe, daha erken ve daha geç dönemlere tarihlenen kalıntıları ile Lidya Dönemi'ne ait sadece bir mezarlık alanı değil, kültürün devamını gösteren bir anıttır. Kaynak: Manisa Belediyesi internet sitesi Manisa Gezilecek Yerler Adres: Salihli, Ahmetli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırları içerisinde yer almaktadır.

  40. No image

    40

    İlk İnsan (Fosil) Ayak İzleri

    Salihli, Manisa

    <p>Manisa'da baraj inşaatı sırasında bulunan 4 bin 200 ile 4 bin 500 yıllık olduğu tespit edilen fosil insan ayak izleri, Türkiye'nin ilk ve tek UNESCO sertifikalı jeoparkı Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı girişindeki interaktif müzede, yaklaşık 1 aydır sergileniyor. Ayak izlerinin 44 ile 45 numara arasında ve bir erkeğe ait olduğu düşünülüyor.</p>

  41. Kula Volkanlari

    41

    Kula Volkanlari

    Kula, Manisa

    Kula Volkanları Nerededir? Manisa Kula ilçesinde bulunan Kula Volkanları ve çevresi, volkanik özellikli jeolojik yapıya sahiptir. Kula yöresinde volkanik etkinlikler dördüncü zamanın başlarına kadar sürmüş ve genç volkanlar oluşmuştur. Sönmüş küçük volkanların bulunduğu bu alanda, çeşitli dönemlerde püskürmeler olmuş ve lav akıntıları çevreye yayılmıştır. Bu özelliğinden dolayı tarihte Kula ve çevresine Yanık Ülke (Katakekaumene) denilmiştir. İzmir- Ankara yolu üzerinden de izlenebilen volkanik tepelerin en büyükleri Sandal ve Kara Divlit’tir. Kula ilçe merkezinden başlayarak, Demirköprü Barajı'nın batısına kadar uzanan volkanik alan 600- 700 metre yükseklikte bir yayla üzerindedir. Bu yayla, kuzeyde Gediz Nehri ve güneyde Alaşehir- Salihli Grabeni ile sınırlanmıştır. Bu alanda volkan konileri, Alaşehir- Salihli Grabeni'nin (Gediz Grabeni) uzanımına uygun olarak kuzelbatı-güneydoğu yönünde irili ufaklı bir şekilde dizilmektedir ve graben kırık sistemi ile ilgilidirler. Volkanizma tipik çatlak “Fissür” volkanizmasıdır ve tüm lavlar “Aa” tipi olup üzerlerindeki blok ve pürüzlerdeki girinti ve çıkıntıların büyüklükleri birkaç santim ile 1 metre arasında değişir. Lavlar ve cüruflar üzerinde bol miktarda “hornitos”lar bulunur. Yer yer de lav tünelleri izlenmektedir. Tüm volkanlar “maar” tipi volkanlardır. Volkan konileri “sinder” ve “spatter” tiptedirler ve yaşları ile aşınma dereceleri bakımından bazı farklılıklar gösterirler. Özellikle yaşlı konilerde kraterler daha iri olup daha genç konilerdeki kraterler nispeten küçüktür. Konileri lav, lapilli, cüruf ve çeşitli irilikteki volkan bombaları gibi piroklastikler (tefra) oluşturmaktadır. Sayıları yetmişi bulan bu konilerin çevrelerinde, çıkardıkları siyah bazaltik lav akıntıları görülmektedir. En genç koniler güncel koni görünümündedirler ve halk bunlara “Divlit” adını vermektedir. Bazı volkan konilerinde ise kraterler çifttir. Çalışma alanında yapılan araştırmalar sonucu Kula volkanitlerinin aralıklı üç ayrı evrede etkin oldukları saptanarak Burgaz volkanitleri; Elekçitepe Volkanitleri ve Divlittepe Volkanitleri olarak adlandırılmışlardır. Kaynak: Manisa Valiliği. (2012). Manisa Rehberi 2012. Manisa: Manisa Valiliği Kültür Yayınları, kula belediyesi web sitesi Manisa Gezilecek Yerler Adres: Kula- Manisa

  42. No image

    42

    Philadelphia Antik Kenti

    Alaşehir, Manisa

    <p>Manisa'nın Alaşehir ilçesinde antik Philadelphia kentine ait milattan sonra 2. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen tiyatro binası Kültür Bakanlığı ve Alaşehir Belediyesinin ortak çalışmasıyla gün yüzüne çıkarılıyor. Tiyatroda süren kurtarma çalışmalarının ardından restorasyon çalışmalarıyla Manisa'ya yeni bir kültür değeri kazandırılacak.</p>

  43. No image

    43

    Buldan Çarşı Cami

    Buldan, Denizli

    <p>Cami 17. yy’da inşa edilmiştir. Taş malzeme ile inşa edilen yapı, düz ahşap tavanla kaplı ve kırma çatı ile örtülüdür. Yapı, hemen yanında yer alan tescilli han ile birlikte Buldan eski çarşı dokusu hakkında önemli bir belge niteliği taşımaktadır.</p>

  44. Tripolis Antik Kenti

    44

    Tripolis Antik Kenti

    Buldan, Denizli

    Tripolis Antik Kenti; Menderes Nehri kıyısında yamaç üzerine kurulmuştur. Batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege’ye güneydoğusundaki Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi’nde kurulmuş olan çağdaşı Laodikeia’ya 30 kilometre, Hierapolis’e ise 20 kilometre uzaklıktadır. Kaynaklarda Tripolis’in ilk adının Apollonia olduğu daha sonra Geç Helenistik Dönem'de Tripolis olarak adlandırıldığı ve ilk kuruluşunun Lidya Devleti zamanında olduğuna ilişkin belgelere rastlanılmaktadır. Tripolis, Lidya şehirleri arasında yer almasına karşın Frigya ve Karya bölgelerine ulaşımı sağlayan önemli sınır, ticaret ve tarım merkezlerinden biri görünümündedir. Menderes Nehri ile Çürüksu Çayı’nın bereketlendirdiği, Çürüksu Ovası’nın büyük bir bölümüne hakim kentlerden biri olup, kuruluş biçimiyle ve şehircilik anlayışı ile yörenin en zengin kentleri arasında yer almaktadır. Tripolis’in ilk kuruluşunun Lidyalılar zamanında olmasına karşın, yüzeydeki kalıntılar uslup olarak Roma ve Bizans dönemi mimari özelliklerini ve yapı örneklerini göstermektedir. Tripolis Antik Kenti İ.Ö. II. yüzyıl sonları ile İ.S. I. yyüzyıl ortalarında ve IV. yüzyıl ortalarında birçok deprem ve savaşlara sahne olduğundan çok tahrip olmuştur. Kent en görkemli dönemini Roma Devri'nde yaşamıştır. TRİPOLİS’İN BAŞLICA YAPILARI: Tripolis Tiyatrosu: Grek tiyatrosu tipinde araziye uygun inşa edilmiş, Roma mimari tarzında yapılmıştır. Tiyatro üç bölümden oluşmaktadır. Cavea: Yarım daire şeklinde olup, üç diazoma ile bölünmüştür. Tonoz çıkışları caveanın üst kısımlarında ve yanlarda yer almaktadır. Oturma kademeleri büyük mermer taşlardan yapılmıştır. Yaklaşık 8 bin kişi alabilecek kapasitededir. Orkestra: Cavea’nın oturma kademeleri ve malzemeleri ile tamamen toprak altındadır. Scene (Sahne ve Sahne Binası): Sahne binasının üst yapısı iç ve dış kısımlara doğru yıkılmış harap durumdadır. Sahne binasına ait sağ ve sol istinat duvarlarının az bir kısmı yüzeyde görülmektedir. Tripolis Hamamı: Tripolis Tiyatrosu’nun 200 metre batısında bir düzlük üzerinde bulunmaktadır. Geç dönemde kenti çeviren sur duvarının dışında kalmıştır. Yapıya ait yüzeydeki kalıntılardan beş bölümü tespit etmek mümkündür. Her bölüm kendi arasında tonozlarla ve büyük nişlerle geçildiğine dair kemer izleri bulunmaktadır. Alt yapısı ve duvarlarının kesme traverten blok taşlardan, kemer ve tonozların da ise aynı malzemeyle tamamlandığı anlaşılmaktadır. Hamam, tipik Roma Hamamı geleneğinin bir örneğidir. Şehir Binası: Hamamın yaklaşık 200 metre güneyinde yer almaktadır. Üst yapısı tamamen yıkılmıştır. 40X65 metre ölçülerinde büyük bir yapıdır. Temel duvarları çok geniştir. Yapının batı duvarına bitişik sur duvarı devam etmektedir. Yapı Roma Mimari karakteri göstermektedir. Apsisli Yapı: Şehir Binası ile tiyatro arasındadır. Dikdörtgen planlı yapının kuzey duvarının iç kısmı apsisli olduğundan bu ad verilmiştir. Yapının üst bölümü tamamen yıkılmış harap durumdadır. Kale ve Surlar: Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi’nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir. Tiyatroya bitişik devam eden sur, kentin kuzeyindeki en yüksek tepede kule ile birleşir. Kule hem savunmaya hem de gelecek düşman tehlikesini gözetlemeye yöneliktir. Su Yolları: Tripolis Antik Kenti her ne kadar Menderes Nehri kenarında kurulmuş olsa bile, kentin ihtiyacını karşılayacak olan gerekli su, kente 25 kilometre uzaklıkta bulunan şimdiki Güney İlçesi yakınındaki kaynaktan temin edilmiştir. Kaynak ile Tripolis arası dağlık ve engebeli arazi olduğundan bu güzergahta su yortusunu, tünel, künk ve kemer izlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Nekropol: Antik Tripolis Kenti’nin doğu ve güney yamaçları Nekropol olarak kullanılmıştır. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Tripolis Örenyeri Yenicekent (Beldesi) Mahallesi Buldan İlçesi DENİZLİ

  45. Güney Şelalesi

    45

    Güney Şelalesi

    Güney, Denizli

    Güney Şelalesi, Denizli ili Güney ilçesi Cinlere Mahallesi sınırları içinde yer almaktadır. Güney ilçesinin yaklaşık 4 kilometre güneyinden geçen Menderes Nehri'nin kenarındadır. Şelale doğal güzelliği bakımından görülmeye değer yerlerdendir. Denizli'ye 70 kilometre uzaklıktaki gizli cennet, Birinci Derece Doğal Sit Alanıdır. Güney ilçe merkezinin 3 kilometre uzağında yer alan Cindere Dağı yamaçlarından çıkan su kaynaklarından beslenmektedir. Büyük Menederes Nehri'ne yaklaşık 20 metre yüksekten nazlı nazlı dökülen şelale suyu kireçlidir ve bunun sonucu olarak da şelale yatağında kalker basamaklar ve çeşitli oluşumlar meydana getirmektedir. Gün doğumundan akşama dek izlenmesi gereken Güney Şelalesi gelin duvağı tül perde, yelpaze biçiminde zümrüt yeşili kadife görünümlü yosunlar üzerinde süzülen su damlaları yıllarca süren akışıyla sarkıt dikitleri olan Damlataş Mağarası oluşturmuştur, şelale akış seti içinde oluşan mağara içinde yüzülebilen derinlikte bir de göl saklamaktadır. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Güney İlçesi, Cindere Mahallesi/DENİZLİ

  46. Güney Çarşı Camii

    46

    Güney Çarşı Camii

    Güney, Denizli

    Derinlemesine, tek bölümlü ve üzeri düz tavanla kaplı camilerden olan yapı, kırma çatılı ve kiremitle örtülüdür. Yapının ahşap tavanında sekizgen formlu ve içerisinde baklava dilimleri bulunan süslemeleri vardır. Yarım daire kesitli bir nişi bulunan mihrabın, silmeli payelere sahip çerçevesi vardır. Mihrabın batısında, ahşaptan bir minber yer alır. Harimin kuzeyinde, ahşap direkler üzerine oturan bir kadınlar mahfili mevcuttur. Yapının pencereleri dikdörtgen formlu ve ahşap doğramadır. Üst kattaki pencereler daha küçük boyutludur. Ayrıca altta yer alan pencerelerin ferforje korkulukları vardır. Harime girişi sağlayan kapı, ay-yıldız süslemeli demir doğramadır. Harime açılan kapının üzerinde yer alan 1935 tarihli ve Türkçe yazılı kitabe yapının inşa tarihi olmalıdır. Yapının hemen önünde çokgen prizmal kaideli ve silindirik gövdeli, tek şerefeli bir minare vardır. Kaidesinde yuvarlak kemerli nişleri mevcuttur. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Güney / DENİZLİ

  47. No image

    47

    Hacı Ahmet Baki Yağcı Camii

    Güney, Denizli

    1867 yılında inşa edilen yapının minaresi dörtgen prizmal kaideli ve silindirik gövdelidir. Tuğla örgülü olan minare gövdesi, zikzaklarla . Caminin dış kapısı demir doğrama olup, demir korkulukları mevcuttur. Yapının son cemaat yerinde beton sütunlarla taşınan sivri kemerli bir giriş ve kemer aralarında baklava dilimli süslemeler vardır. Yuvarlak kemerli olan ve kitabesi bulunan çeşmesi ise 1188 tarihlidir.

  48. No image

    48

    Hierapolis Hamam Bazilika

    Pamukkale, Denizli

    Frontinus kapısı yanında yer alan ve M.S. 3. yy yapılan hamam, 5. yy'dan sonra güneye bakan calidarium duvarı yıkılarak bir apsis eklenmiş ve böylece hamam üç nefli bir bazalikaya dönüştürülmüştür. Önceki yapıya ait beşik tonoz da yerini 3 kubbeye bırakmıştır.

  49. No image

    49

    Hierapolis Antik Kenti

    Pamukkale, Denizli

    Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. YY. başlarında kurulduğu ve Bergamanın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hieradan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

  50. No image

    50

    Ahi Sinan Türbesi

    Merkezefendi, Denizli

    Ahi Sinan, Denizli esnafını teşkilatlandırıp bir çatı altında toplamıştır. Ahilik kültürüne Denizli'de çok büyük katkıları olmuş ve tarihteki yerini almıştır. 13. yüzyılda, şimdiki Kaleiçi Çarşısı'nın batısında kendi adındaki tekkesinde hizmet vermekteydi. Vefatından sonra türbesinin de bu tekke içine yapıldığı ve 1876 yılına kadar hizmet verdiğini yazılı kaynaklardan bilinmektedir.

  51. No image

    51

    Hatipoğlu Cami

    Pamukkale, Denizli

    <p>20. yy’ın hemen başlarında yapılmış olan yapı, konumu, boyutları ve yöresel malzeme kullanımı ve cephe düzeni ile korunması gerekli bir yapıdır.Yapının son cemaat yeri gibi düzenlenen giriş kısmı içten tamamen açılarak, cami harimine dahil edilmiştir</p>

  52. No image

    52

    Laodikya Antik Kenti

    Merkezefendi, Denizli

    Laodikeia Antik Kenti, coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos'un kıyısındaki Laodikeia” şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.

Move the stops into your own plan, split them across days, and add places to sleep and eat.

Frequently asked

How far is it between İstanbul and Denizli, and how long does it take?
Driving between İstanbul and Denizli is roughly 670 kilometres and takes about 7 hours without stops.
Where is it worth stopping between İstanbul and Denizli?
There are 725 described places within 20 km of the road between İstanbul and Denizli. toroti lists 52 of them spread evenly along the drive, in the order you pass them; Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı comes early on, and Laodikya Antik Kenti sits near the end.
Which provinces does the İstanbul to Denizli route cross?
The route between İstanbul and Denizli crosses İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Balıkesir → Manisa → Denizli. The stretch richest in places to visit is in Bursa.
Should I take the toll highway or traditional route between İstanbul and Denizli?
Toll motorways save driving time between İstanbul and Denizli, whereas traditional state roads pass directly through historic town centers, local culinary stops, and scenic nature viewpoints.
How should breaks be scheduled between İstanbul and Denizli?
For a drive of around 7 hours, taking a break every 2 to 2.5 hours is recommended. The catalogued attractions in Bursa and neighboring provinces offer memorable stopovers compared to generic highway rest areas.
Stops Between İstanbul and Denizli — toroti