Stops along the way

Stops between Antalya and Denizli

254 km, roughly 4 hours of driving. The stops below are ordered as you pass them — the same road in both directions.

In short

The drive between Antalya and Denizli is 254 km and takes roughly 4 hours. There are 311 described places within 20 km of this route; it crosses 3 provinces, and the densest stretch is in Antalya (174 places).

There are 311 places within 20 km of this corridor; the 28 below are spread evenly along the drive.

  1. No image

    1

    Güzeloba Plajı

    Muratpaşa, Antalya

    Güzeloba Plajı, Muratpaşa, Antalya kıyısında Mavi Bayrak taşıyan kum zeminli bir halk plajı. 2008'den bu yana bayrağını kesintisiz koruyor. Yüzme sezonu 15 Mayıs - 30 Eylül. Engelli erişimi için rampası var. Bu kıyıda 4 ayrı bölüm ayrı ayrı Mavi Bayrak taşıyor; her biri aynı plajın parçası. Kıyı, önündeki tesisten bağımsız olarak halka açıktır; plaj kullanımı için bir tesise girmek gerekmez. Plajın yerel sorumlusu Muratpaşa Belediyesi. Deniz suyu en son 30/06/2026 tarihinde ölçüldü. Mavi Bayrak bilgileri TÜRÇEV tarafından yayımlanıyor: https://www.mavibayrak.org.tr/turkiye/plaj.aspx?plaj_refno=1173

  2. No image

    2

    Boğazkent Plajı

    Serik, Antalya

    Boğazkent Plajı, Serik, Antalya kıyısında Mavi Bayrak taşıyan kum ve çakıl zeminli bir halk plajı. 2025 yılında Mavi Bayrak aldı. Yüzme sezonu 15 Mayıs-30 Eylül. Engelli erişimi için rampası var. Bu kıyıda 16 ayrı bölüm ayrı ayrı Mavi Bayrak taşıyor; her biri aynı plajın parçası. Kıyı, önündeki tesisten bağımsız olarak halka açıktır; plaj kullanımı için bir tesise girmek gerekmez. Plajın yerel sorumlusu Boğazkent Otelleri. Deniz suyu en son 30/06/2026 tarihinde ölçüldü. Mavi Bayrak bilgileri TÜRÇEV tarafından yayımlanıyor: https://www.mavibayrak.org.tr/turkiye/plaj.aspx?plaj_refno=1784

  3. No image

    3

    Kadriye Plajı (Serik)

    Serik, Antalya

    Kadriye Plajı (Serik), Serik, Antalya kıyısında Mavi Bayrak taşıyan kum zeminli bir halk plajı. 2001'den bu yana bayrağını kesintisiz koruyor. Yüzme sezonu 15 Mayıs - 30 Eylül. Engelli erişimi için rampası var. Bu kıyıda 15 ayrı bölüm ayrı ayrı Mavi Bayrak taşıyor; her biri aynı plajın parçası. Kıyı, önündeki tesisten bağımsız olarak halka açıktır; plaj kullanımı için bir tesise girmek gerekmez. Plajın yerel sorumlusu BETUYAB. Deniz suyu en son 30/06/2026 tarihinde ölçüldü. Mavi Bayrak bilgileri TÜRÇEV tarafından yayımlanıyor: https://www.mavibayrak.org.tr/turkiye/plaj.aspx?plaj_refno=1088

  4. No image

    4

    Sillyon Antik Kenti

    Serik, Antalya

    Sillyon, Antik Dönem’de Pamphylia Bölgesi’nde günümüzde ise Antalya ili, Serik ilçesine bağlı Yanköy Mahallesi Kocagözler Mevkii’nde yer almaktadır. Sillyon adının Hitit metinlerinde geçen Šalluša’dan türediği ve Grekçe bir isim olmadığı kabul edilen bir görüştür. Perslerin Anadolu’daki hâkimiyeti sırasında, Sillyon’un içinde bulunduğu Pamphylia Bölgesi de Pers hâkimiyetinde kalmış ve bu durum Büyük İskender zamanına kadar sürmüştür. Bu dönemde tahkimatlı yapısıyla Sillyon, Pers donanması ve garnizon birliklerinin toplandığı merkez üssü konumuna gelmiştir. Antik yazar Arrianus, Büyük İskender’in MÖ 334 yılında Pamphylia’ya geldiğini ve ordusuna bağlı bir birlik ile Sillyon’u kuşattığını fakat alamadığını anlatmaktadır. Büyük İskender sonrasında Helenistik Dönem’de Sillyon ile ilgili arkeolojik verilerin çoğaldığı ve bu buluntulardan Sillyon’un artık kent karakteri gösterdiği anlaşılmaktadır. MÖ geç 4. yüzyılda Sillyon, sikke basan güçlü ve özerk bir kent konumundadır. Roma İmparatorluk Dönemi’nde Sillyon genişleyip büyük bir kent haline gelmiştir ve bu dönemde kentin ileri gelen zengin ailelerinden olan hayırsever Menodora kent için büyük bağışlarda bulunmuştur. Menodora’nın yardımlarıyla kentte birçok dinsel ve kamusal yapı inşa edilmiş ve kent görkemli bir hal almıştır. Bizans Dönemi Pamphylia’sında Sillyon bir piskoposluk merkezi olmuş ve bu statüsünü uzun süre korumuştur. Sillyon’dan Konstantinos ve Antonius isimli iki patriğin görev yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Sillyon’un Hristiyanlık tarihi açısından bölgede önemli bir yere sahip olduğu, kentli piskoposların farklı toplantı ve konsillerde isminin geçmesinden de anlaşılmaktadır. Khalkedon konsülünde Sillyonlu Neon, Constantinopolis konsülünde Sillyonlu Plusianus isimleri geçmektedir. Sillyon, Türk-İslam Dönemi’nde Teke-ilinin önemli merkezlerinden Karahisar-ı Teke Kalesi olarak tarihsel bazı gelişmelere ev sahipliği yapmış ve 17. yüzyıla kadar yerleşim görmüştür. Sillyon akropolisinin kuzeybatı noktasında bulunan Kale Mescidi yapısı, kentteki Türk-İslam varlığının en büyük kanıtıdır. Bu yapı, Antalya Bölgesi’ndeki en erken Türk-İslam eserleri arasında yerini almaktadır. Sillyon tüm tarihsel dönemlerin izlerini aynı karede sunabilen Anadolu’daki nadide antik kentlerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Kentin kurulduğu tepelik alanın büyük bir kaya kütlesinden oluşması, yapıların mukavemetini arttırmış ve birçok yapının günümüze kadar sağlam kalabilmesini sağlamıştır. Ana Kent Kapısı, akropolisin güneybatı eteğinde ve akropolise giden Rampalı Cadde’nin başladığı yerde konumlanmaktadır. Kentin aşağı şehir duvarları üzerinde beş, akropolis savunmasında ise dört farklı planda kule inşa edilmiştir. Aşağı Şehir’de yer alan Helenistik Kule çatı seviyesine kadar korunmuştur. Üç katlı yapılan kulenin zemin katında bir kapı bulunmakta ve bu kapı kente bir tali giriş sağlamaktadır. Stadion yapısı kentin batı yamacında konumlanmaktadır. Sillyon stadionu 254 metre uzunluğuyla Pamphylia Bölgesi’nin en büyük stadionu olma özelliğine sahiptir. Stadionun doğusunda Roma Hamamı yer almaktadır. Roma Hamamı’nın mevcut plan şemasına göre sıralı beş salondan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Yapı, Geç Antik Dönem’e kadar kullanılmıştır. Kastron, akropolisin batı kesiminde yer almaktadır. Kastronun içinde kuzey duvarına yaslanmış bir praitorion bulunmaktadır. Kastronun sağlam kalan duvarlarında siperlik alanları yer almaktadır. Kastron, kumandanın sarayı veya idari merkez binası olarak işlev görmüştür. Kastronun, kentin Bizans Dönemi’nde akropolise taşınmasından hemen sonra inşa edildiği ve Türk-İslam Dönemi’nde de bir köşk olarak kullanılmaya devam edildiği düşünülmektedir. Akropolisin merkezinde A ve B Kiliseleri yer almaktadır. Akropolisin güney kesiminde Sillyon Tiyatrosu konumlanmaktadır. Pamphylia Ovası ve Akdeniz’e hâkim bir manzaraya yerleştirilmiş tiyatronun muhteşem bir görüş açısı vardır. Yaşanan deprem ve heyelanlar sonucu tiyatronun sahne binası ve oturma basamaklarının bir kısmı yıkılmıştır. Mevcut durumda sadece 12 oturma basamağı ve batı duvarı sağlam kalabilmiştir. Kent akropolisinin güneyinde Tapınaklar Terası yer almaktadır. Merdivenlerle ayrılan iki farklı terasta görkemli tapınaklar bulunmaktadır. Kent oldukça görkemli yapıları ile birlikte Antik Dönem’den günümüze kadarki tarih süreçlerini bir arada sunan özel bir kenttir. Neredeyse tüm yapıların ayakta olması, kentte eşsiz bir gezi deneyimi sunmakta ve antik kenti tam anlamıyla anlamamızı sağlamaktadır. Kaynak Sillyon Kazısı Başkanlığı Adres: Sillyon Antik Kenti Yanköy Mahallesi, Serik / ANTALYA

  5. Kurşunlu Şelalesi

    5

    Kurşunlu Şelalesi

    Aksu, Antalya

    Antalya-Mersin karayolunun 15'nci kilometresinden sola dönülerek 7 kilometre daha gidince zengin florası olan, 33 hektar alana sahip, 18 metre yükseklikten dökülen, Kurşunlu Şelalesi'ne ulaşılır. Yedi adet küçük göletin küçük şelaleciklerle birbirine bağlandığı 2 kilometrelik bir kanyon içindeki şelale 1986 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Gülcan Acar Çevresindeki zengin flora ve fauna, burayı doğa yürüyüşü, bitki ve hayvanları gözlemleme gibi eko turizm faaliyetleri açısından öncelikli konumlardan biri haline getirmiştir. Tabiat parkı içinde yürüyüş yaparken tavşan, sincap, ağaçkakan, kaplumbağa ve diğer küçük hayvanlarla karşılaşmak mümkündür. Temiz havası ve büyüleyici manzarasıyla tabiat parkı, birçok ziyaretçiyi günübirlik dinlenme ve piknik için cezbeder. Ziyaretçiler için seyir terasları, oyun alanları, araç parkı ve diğer imkanlar da mevcuttur. Fotoğraf: Servet Uygun Kaynak: "Kurşunlu Şelalesi", Sonkaya, K., Antalya Tanıtım Kitabı, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (2016) Antalya Gezilecek Yerler Adres: Kurşunlu Şelalesi, Fettahlı, Aksu / Antalya

  6. No image

    6

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Lara Halk Plajı Lazlo Beach

    Muratpaşa, Antalya

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Lara Halk Plajı Lazlo Beach, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  7. Lyrboton Kome Antik Kenti

    7

    Lyrboton Kome Antik Kenti

    Kepez, Antalya

    Antalya kent merkezinin kuzeydoğusunda, Kepez ilçesine bağlı Varsak Mahallesi’nin sırtını yasladığı dağın tepesinde yer alan Lyrboton Kome, Helenistik Çağ’dan Ortaçağ’a kadar varlığını sürdürmüş antik bir yerleşim yeridir. Perge’de bulunan bir yazıta göre “Elaibaris” (zeytin çiftliği) olarak da bilinir ve esasen büyük bir antik zeytinyağı üretim köyüdür. Büyük ölçüde Roma ve Bizans dönemlerinden kalma kalıntılara sahip olmasına rağmen, Helenistik Dönem'de de yerleşim gördüğü düşünülmektedir. Tarihçesi ve yönetim şekli hakkında çok fazla bilgiye sahip olunamasa da bu yerleşimin MS II. yüzyıldan itibaren bir komarkhes tarafından idare edilen, Perge’ye bağlı kome (köy) statüsünde bir yerleşim olduğu ve Bizans Dönemi boyunca da iskân edildiği rahatlıkla söylenebilir. Bölgede her yerde görülen zeytinyağı işlikleri, en çok Lyrboton Kome’de bulunur. Çok sayıda ve entegre işlikler, yüksek bir yağ üretimi olduğunu göstermektedir. Döşemealtı’ndan gelip Perge’ye giden Via Sebaste - İmparator Yolu da buradan geçer. Sahildeki büyük kentlerin, özellikle Perge’nin imarında, Lyrboton Kome’de kazanılan gelirin büyük payı vardır. Demetrios kardeşlerin Perge’ye diktikleri tak, bunlardan biridir. En önemli kalıntı, zeytinyağı koruma-depolama kulesidir. Adı “erdem” anlamına gelen Arete tarafından vakfedilmiş 2 katlı kulenin yazıtında, “Demeter Rahibesi Arete’nin bu kuleyi kendi parasıyla yaptırıp İmparator Domitian’a ve Perge Artemisi’ne adadığı” yazmaktadır. Üretimde sürdürülebilirliği ve aile vakfının katkısını gösteren asıl etkileyici yazıt, Arete’nin kızı olan Kille’nin oğlu Mouas tarafından vakfedilen zeytinlikleri anlatır. Yazıtta “İmparator Hadrian’a ve Lyrbosluların Apollonu’na adadığı çiftliği, 600 adet kültürlenmiş zeytin ağacını, Üç Zeytinlik ve Kallikades Armada’daki zeytinlikleri ömür boyu annesi Kille’ye devrettiği; annesinin ölümü ardından komorkhos’un (muhtar) vakfı yaşatması, Eylül’ün 3. gününde Apollon onuruna festival yapılıp halkın yeterince yedirilip içirilmesi” yazarken, yazıtın sonunda “yukarıda sayılanları satmaya veya elden çıkarmaya, elde edilen geliri başka bir amaçla kullanmaya hiç kimse izinli değildir. Aksi halde Perge Artemisi’ne 1000 dinar ceza ödenecektir.” denilmektedir. Lyrboton Kome'de ele geçen yazıtlar, zeytin hasadı ile ilişkilendirilen ve Apollon'a ithaf edilen bir festivalin 9. ayın 3. gününde kutlandığını ortaya koymaktadır. Bu veri, zeytin ve zeytinyağının yerleşim için ne kadar önemli olduğunu vurgular. Bu üretimin ve yerleşimde yaşanmışlığın diğer izleri çok sayıda sarnıç, 80’in üzerinde mezar, 2 katlı korunmuş konutlar,1 küçük hamam, 4 kilise ve işlevi belirsiz başka yapılardır. Kaynaklar Burak Takmer – Nihal Tüner Önen, Via Sebaste, Anadolu’nun En İyi Korunmuş Roma Yolu’nun Varsak’tan Geçen Güzergahı, Varsak Belediyesi Kültür Yayınları 2, 2007, 21-24. Nevzat Çevik, “Antalya’nın Tokası Varsak ( Lyrboton-Kome) İçin Önerilerim”, 2014. Sencer Şahin, “Perge Territoriumundaki Antik Varsak Yerleşimi-Lyrboton Kome-Elaibaris”, Çağlar Boyunca Anadolu’da Konut, İstanbul, 1999, 437-445. Adres: Varsak - Kirişçiler Mahallesi, Kepez / ANTALYA

  8. Etnografya Müzesi

    8

    Etnografya Müzesi

    Muratpaşa, Antalya

    19. yüzyıla tarihlenen iki konaktan oluşan  Antalya Etnografya Müzesi,  Muratpaşa ilçesi, Kaleiçi Kentsel ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı içinde yer almaktadır. Yapılar, eğimli bir alanda farklı kotlarda yer almaktadır.  Alt ve Üst Konak olmak üzere iki ayrı konseptin oluşturulduğu binalarda, Osmanlı Dönemi mimari özellikleri karşımıza çıkmaktadır. 1 no.lu konakta genel olarak Türk-İslam Eserleri, 2 no.lu konakta ise Antalya’nın Osmanlı Dönemi ev yaşamını yansıtan oda düzenlemeleri ile aynı dönemde kullanılan eşyalar ve mimari parçalar teşhir edilmektedir. Alt kotta kalan ve çoğunluğunu Türk - İslam Eserleri sanatını içeren eserlerin oluşturduğu 1 no.lu konağın ilk katında, Selçuklu Dönemi’nde kışlık saray haline getirilen Aspendos Tiyatrosu’ndan gelen Selçuklu çini kaplama parçaları ve Osmanlı Dönemi çinileri; 16.-20. yüzyıllar arası İznik-Kütahya ve Çanakkale üretimi seramikler, camdan yapılmış gaz lambaları ile laledanlar, güldanlar, şerbetlikler sergilenmektedir. Aynı katta, Kaleiçi’nde gerçekleştirilen kazılarda ele geçen objelerin sergilendiği bir bölüm daha yer almaktadır. İkinci katta Osmanlı Dönemi silahlarından ok, yay, zıhgir, kılıç, kapsüllü ve çakmaklı tabanca ve tüfekler, barutluk ve yağdanlıklar ile madalya ve nişanlar, mühürler, hamaylı, vefk, köstekli saatlerden oluşan sergileme yer almaktadır. Bu katta ayrıca hilye ve icazetname gibi hat sanatı örnekleri de sergilenmektedir. 1 no.lu konaktan daha yüksek kotta bulunan ikinci konağa, bahçe merdivenlerinden çıkılarak geçiş yapılmaktadır. Her iki konak da bir cepheleri ile sokağa bakarken bir cepheleri ile bahçeye açılmaktadır. İkinci konağın birinci katında Osmanlı Dönemi ahşap tavan, kapı, pencere kanatları, kapı tokmakları ve anahtarları;  heybe, çuval, iğlik, kilim gibi dokuma örnekleri ile yöresel müzik aletleri sergilemesi yer almaktadır. Ayrıca Antalya bölgesinin özgün dokumalarından  Döşemealtı Halıları, dokuma tezgâhı ve değişik dokuma  örnekleri ile Osmanlı Dönemi küçük bir Antalya Mutfağı canlandırması yine bu katta bulunmaktadır. Konağın ikinci katında,  Osmanlı Dönemi Kaleiçi ev yaşamını canlandıran misafirlerin ağırlandığı baş oda, hane halkının gün içinde ihtiyaçları doğrultusunda yemek-oturma odası olarak şekillendirilen oturma odası, yatak odası ve banyo yer almaktadır. Bu katta Osmanlı Dönemi kültürünü  yansıtan giyim-kuşam  örnekleri ve kahve kültürü sergilemesi de bulunmaktadır. Bahçe teşhirinde 13. yüzyıla tarihlenen Selçuklu Burç Kitabesi ile yine Selçuklu Dönemi  Fetih Kitabeleri, özgün eserler olarak karşımıza çıkmaktadır.  Diğer bahçe eserlerini, Osmanlı Dönemi kitabeleri, mezar taşları, top ve gülleler  oluşturmaktadır (Kaynak Metin: "Etnografya Müzesi", Antalya Müzesi, http://www.antalyamuzesi.gov.tr/TR-219462/etnografya-muzesi.html , 2019.). Etnografya  Müzesi Ziyaret Saatleri Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim): 08:30 – 19:30 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan): 08:30 – 17:30 Giriş Ücreti Ücretsiz Tatil Günü Yok * * T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının belirlediği, Müze ve Örenyerlerine Girişlerde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönerge’nin 11.Maddesine göre; Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’a kadar kapalıdır. Adres: Kılınçarslan Mahallesi Mermerli Banyo Sokak No: 17 Kaleiçi - Muratpaşa / ANTALYA

  9. No image

    9

    Konakaltı Mağarası

    Muratpaşa, Antalya

    Konakaltı Mağarası, şehirdeki Atatürk Parkı'nın denize doğru inen kıyısında yer alıyor. Mağaranın iki adet giriş kapısı vardır. Giriş kapılarının biri doğu, diğeri ise batı tarafında. Doğu salonunda genellikle kaya blokları görülmekle birlikte, batıdaki salonunda ise sarkıt ve dikitler dikkat çeker.

  10. Antalya Müzesi Salonlari

    10

    Antalya Müzesi Salonlari

    Muratpaşa, Antalya

    Çocuk Bölümü: Bu salonda çocukların çağlar önce oynadığı oyuncak ve oyunlar sergilenmektedir. Ayrıca birçoğu artık yok olmuş tipik bir Anadolu kenti çarşısı görülebilir. Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu: Bu salonda dünyanın oluşumuna tanıklık etmiş fosiller ve insanlık tarihinin ilk buluntuları olan eserlere yer verilmiştir. Avcılık ve toplayıcılık düzeninden yerleşik düzene geçen ve bununla birlikte uygarlığa ilk adımını atan insanoğlunun ürettiği kullanım eşyaları, inanışlarına ait idoller, heykelcikler ve Anadolu’nun en eski ölü gömme geleneklerinden birini yansıtan küp mezar sergilemesi de bu salonda yer almaktadır. Seramik Eserler Salonu: Uygarlığın ilerlemesi ile birlikte pişmiş toprak eserlerdeki estetik ve teknolojik gelişimi, Geometrik Dönem’den (İ.Ö.1100) Bizans Dönemi’ne (İ.S.1100) kadar kronolojik olarak bu salonda görmek mümkündür. Bölge Kazıları Salonu: Bölge kazılarından gelen eserlerin sergilendiği bu salonda Likya, Pamfilya ve Pisidya bölgelerinde yer alan ören yerlerinde üniversiteler tarafından yapılan arkeolojik kazıları ve Müzenin yaptığı kurtarma kazıları sonucu gün ışığına çıkmış eserlerden örnekleri görmek mümkündür. İmparatorlar Salonu: Bu salonda Roma Döneminin imparatorları, imparatoriçeleri ile dönemin önemli politik şahsiyetlerinin M.S. 2. yüzyıla tarihlenen ve Perge’den bulunmuş olan heykeller bu salonda sergilenmektedir. Tanrılar Salonu: Bu salonda heykeltıraşlık ve mitolojinin muhteşem birleşimini görmek mümkündür. Yunan mitolojisinde adı geçen, tanrıların kralı Zeus, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit, güneş ışığının tanrısı Apollon gibi tanrı ve tanrıça heykelleri yer alır. Mozaik Salonu: Bir Pamfilya şehri olan Seleukeia’nın agorasında bulunmuş olan “Filozoflar Mozaiği” bu salonun en etkileyici eserlerindendir. Mozaiklerin yanı sıra, bu salonda Perge heykeltıraşlık atölyesinin ürünü olan bir heykel grubu ve yine aynı atölyeye ait ve üst yarısı ABD’de olan Herakles Heykelinin alt yarısı da görülebilir. Perge Batı Cadde ve F5 Çeşmesi Salonu: Bu salonda Batı Caddeden çıkan Athena heykeli, Helenistik Dönem Kuleleri önündeki meydandan çıkan Aphrodite heykeli ile kuzey hamamının batı köşesinde yer alan F5 Nymphaeumu havuzu içinden açığa çıkarılan toplam 13 adet heykel sergilenmektedir. Perge Tiyatrosu Salonu: Perge Tiyatrosunda yapılan arkeolojik kazılar sonucu sahne binasından ele geçirilen on yedi adet anıtsal heykel, frizler ve bazı mimari parçalar bu salonda sergilenmektedir. Lahitler Salonu: Bu salonda sergilenen lahitlerin büyük bölümü Perge nekropolünde yapılan kazılardan ele geçmiştir. Bu salonda Madalyonlu, Sütunlu ve Girlandlı, Pamfilya tipi lahitler ile Girlandlı Lahit ve Herakles Lahdine ait parçalar da görülebilir. Ölü Kültü Salonu: Müze ek binasının alt katında ölü gömme geleneklerine ait örnekler sergilenmektedir. Patara Antik Kentinde ortaya çıkmış oygu gömüt canlandırması; Perge’de bulunmuş muhteşem Dioniziak lahit; Limyra Heroon’una ait bir karbir karyatid, alınlık ve frizler; Limyralıları, Ptolemaioslar ailesi için inşa ettikleri tapınağa ait heykeller ve yazıtlar bu salonda görülebilir. Sikke, Küçük Eserler ve İkonalar Salonu: Bu salonun sikke sergilemesi bölümünde Pamfilya, Pisidya ve Likya bölgesi sikkeleri, Elmalı Sikkeleri ile Beylikler Dönemi, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri sergilenmektedir. Etnoğrafya Salonu: Antalya Müzesi’nin Etnografya bölümü, iki büyük salon ile bu salonları birleştiren bir geçişten ibarettir. Etnografya salonlarında Türk İslam Eserleri ile yakın tarihimizin en güzel kültür objelerini içeren eserler ve canlandırmalar görülebilir. Sinevizyon Salonu: Antalya ili ve örenyerlerinin bilgilerinin verildiği, Antalya Müzesi Müdürlüğü'ne ilişkin anlatımın yapıldığı ve çeşitli görsellerin izlenebildiği salondur. Kaynak: Antalya Müzesi Müdürlüğü Antalya Gezilecek Yerler Adres: Antalya Müzesi Konyaaltı Cad. No:88-07050 ANTALYA

  11. Trebenna Antik Kenti

    11

    Trebenna Antik Kenti

    Konyaaltı, Antalya

    Antalya’nın 32 kilometre batısında, Sivridağ'ın kuzey eteğinde yer alan Trebenna Antik Kenti'ne Geyikbayırı ve Çağlarca köylerinden geçilerek orman yoluyla ulaşılır. Trebenna’nın Helenistik ve öncesi dönemdeki varlığına dair ne antik literatür verisi, ne de epigrafik ve arkeolojik veri bulunmamaktadır. Ancak Helenistik Dönem'de Termessos’un, bir yazıta göre MÖ 281–280 yıllarında Ptolemaioslar egemenliğinde oluşu, aynı egemenliğin Trebenna’nın bulunduğu topraklarda olması beklenir. Yine aynı şekilde Apameia Barışı'ndan sonra (MÖ 168) Bergama’nın ele geçirdiği Toroslar'ın doğu tarafındaki yerler içerisinde Trebenna topraklarının bulunması olasılığı vardır. II. Eumenes (MÖ 197–160) Pamphilya’nın batı topraklarını krallık topraklarına katmıştır. MS 3'ncü yüzyıl Trebenna için oldukça parlak bir dönem olmuştur.   Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   13 yaşında Roma tahtına geçen, 242 yılında Asya seyahatine çıkan İmparator III. Gordianus ( MS 238–244 ) pek çok Lykia kenti gibi Trebenna’ya da sikke basma özgürlüğü vermiştir. Trebenna Roma çağında resmen Lykia eyaletinin politik sınırları içerisinde kalmakla beraber, Bizans Dönemi'nde kesin olarak bir Pamphylia kenti olarak karşımıza çıkmaktadır. Sur duvarlarının görünen kısımları Bizans çağından kalmadır. Akropol kayalıklarında pek çok kaya odası vardır. Bunların konut ve mezar amaçlı olanları ilk bakışta ayırt edilebilmektedir. Bazıları önce mezar sonra konuttur. En özel olanı akropol girişinin hemen karşısında durandır. Roma Çağı yapıları Akropol ile Sivritepe arasında kalan düzlüktedir. Cepheleri güneydoğuya dönük ve yan yana sıralı ekklesiasterion, sebasteion ve stoa Roma Dönemi kamu yapılarının yoğunlaştığı kent meydanının batı sınırını oluştururken Elmin Nekropolü yamacındaki son kamu yapısı olan hamam ise güney sınırı belirler. Yapıya giriş, cepheyi yaklaşık üç eşit parçaya ayıran iki anıtsal kapı ile sağlanır. Roma dönemi kentinin akropolü Bizans döneminde yerleşmenin çekildiği yer olmuş, koruma duvarı ile çevrelenmiş ve Ortaçağ boyunca da kentin asıl yerleşmesi burası olmuştur. MS 12'nci yüzyıl sonlarına kadar kent bir Bizans kenti olarak varlığını sürdürmüştür. Trebenna’nın, Attaleia ve çevresinin MS 1'ncü. yüzyılın başlarında Türklerin eline geçmesiyle birlikte terk edildiği tahmin edilmektedir.   Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Kaynak: "Trebenna", Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (2012)   Antalya Gezilecek Yerler Adres: Trebenna Antik Kenti, Geyikbayırı, Çağlarca, Antalya

  12. Karain Mağarası

    12

    Karain Mağarası

    Döşemealtı, Antalya

    Karain Mağarası Antalya'nın 30 kilometre kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5-6 kilometre uzaklıkta bulunan Yağca Köyü sınırları içinde yer alır.   Gülcan Acar   Türkiye'nin en büyük doğal mağaraları arasında olan Karain Mağarası, önünde bulunan traverten ovasından 150 metre, denizden ise 430-450 metre yüksekliktedir.   Gülcan Acar   Mağara, Alt Yontmataş'tan başlayarak, Orta ve Üst Yontmataş evreleri, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç gibi Prehistorik Çağlarda ve Klasik Çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak da yaklaşık on bir metreyi bulan kalın bir kültür dolgusu içermektedir.   Gülcan Acar   Ancak mağaranın en uzun süren ve en önemli iskânı Paleolitik (Yontmataş Çağı) dönemde olmuştur. Daha çok Adak Mağara (tapınak) olarak kullanılan mağaranın alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır. Karain Mağarası'nda yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik buluntular, Antalya Müzesi'nde ve mağaranın hemen yakınında bulunan Karain Müzesi'nde sergilenmektedir.   Mağaranın girişine ulaşmak için ziyaretçi karşılama noktasından itibaren 470 basamaklı bir merdiveni çıkmanız gerektiğini hatırlatalım. Ancak mağaraya girdikten sonra yaşayacağınız benzersiz deneyim, bu küçük zahmetin karşılığını fazlasıyla verecektir.   Kaynak: Karain Mağarası, Antalya Mağaraları,,Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (2015)   Antalya Gezilecek Yerler Adres: Karain Mağarası, 07190 Yağca/Antalya

  13. Kırkgöz Han

    13

    Kırkgöz Han

    Döşemealtı, Antalya

    Antalya-Burdur güzergâhında ve Kırkgöz mevkiindedir. 2009 yılında onarımı tamamlananan Kırkgöz Han, hâlihazırda turistik tesis olarak kullanılmaktadır. Kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir oturum alanı üzerine oturan han, geniş bir avlu etrafında sıralanan mekânları ve kapalı/barınak bölümüyle iki yapı kütlesi halinde inşa edilmiştir. Hanın dış cephe duvarları, cephe yüksekliğine varan ve dışa taşkın kütleler halinde tasarlanmış kare prizmal formlu payanda ve köşe kuleleri ile desteklenmiştir. Güney cephesinin ortasındaki taçkapısı, cephe duvarlarını aşarak yükselen dışa taşkın yatay dikdörtgen prizmal bir kütle halinde tasarlanmıştır; işlenmeden yalın olarak bırakılmış enli bordür ve silmelerle yanlardan ve üstten kuşatılan sivri kemer gözü halinde cepheye açılan bir eyvandan ibarettir. Taçkapının basık kemerli kapı açıklığı vasıtasıyla ulaşılan sivri beşik tonoz örtülü giriş eyvanıyla dahil olunan dikdörtgen planlı avlu, etrafı kapalı ve yarı açık mekânlarla çevrili geniş bir alandır; doğu ve batı kenarlarında, karşılıklı olarak, kare planlı ayaklara oturan ve sivri kemerlerle birbirine ve duvarlara bağlanarak avluya açılan çift sıralı bir revak kuruluşu yer alır. Avlunun kuzey-batı ve kuzey-doğu köşesindeki karşılıklı iki mekân, sivri beşik tonoz örtülü birer odadır. Avlunun güney kanadında ve taçkapıya iki kenarından bitişik iki oda, doğu-batı yönünde uzanan sivri beşik tonozlarla örtülüdür. Hanın onarımı sırasında, avlunun ortasında ve zemin kotunun altında bir sarnıcın ağız kısmı ortaya çıkartıldığı gibi, avlunun güney-doğu köşesinde de bir seramik fırınının kalıntılarına tesadüf edilmiştir.Avlunun kuzey kanadında ve cephenin ortasındaki basık kemerli bir kapı açıklığıyla dahil olunan kapalı/barınak bölümü, doğu-batı yönünde uzanan ve sivri beşik tonozla örtülü mütemâdi bir mekândır; tonoz karnı, kuzey-güney yönünde uzanan altı sivri kemerle takviye edilmiştir. Avlu taçkapısındaki altı satırlık kitâbesinde ribat olarak nitelendirilen yapının bânîsinin, İsmetü’d-Dünyâ ve’d-Dîn olduğu bilinmektedir. Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu Mugiseddîn Tuğrul Şâh’ın kızı olan İsmetü’d-Dünyâ ve’d-Dîn’in, Uluborlu’daki Alâeddîn Camii’nin kuzey kapısında iken 1909’da vuku bulan yangın sonrasında yerinden alınarak Halk Eğitim Merkezi’ne taşınan mermer üzerine sülüs hatla yazılmış 1232 tarihli inşa kitâbesinde de bânî olarak adının geçtiği bilinmektedir. Kırkgöz Hanı kitâbesinde, yapının, Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddîn Keyhüsrev zamanında (M. 1237-46) inşa edildiği belirtilmiş olmakla birlikte, kitâbenin tarih ihtiva eden son satırında sadece onüç yazılıdır. Sözkonusu kitâbe, Sultan II. Gıyâseddîn  Keyhüsrev’i, daha önceki Selçuklu hükümdarlık alâmetleri arasında hiç görülmeyen taç, sancak ve kuşağın sahibi olarak tasvir ettiği gibi, aynı zamanda, inşa edilen ribatın işlevinin, ilk kez,doğudan batıya seyahat edenlerin misafir edileceği bir yer olarak belirtilmiş olmasıyla da özgün ve eşsiz bir örnektir. Kaynak: Konya Selçuklu Belediyesi Konya Gezilecek Yerler Adres: Bıyıklı Mahallesi, 07190 Döşemealtı/Antalya

  14. Termessos

    14

    Termessos

    Döşemealtı, Antalya

    Termessos Antik Kenti, Pisidia Bölgesi'nin “Milyas” olarak anılan güneybatı bölümünde, bugün “Güllük” adını taşıyan Solymos Dağı’nın dorukları arasındaki vadide, Anadolu’nun en eski halklarından Luvi'lerin soyundan gelme Solym’ler tarafından kurulmuş önemli bir antik kenttir. Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup, aynı adı taşıyan Milli Park içinde yer alır. Antalya-Korkuteli karayolunun 24'üncü kilometresinden sola tırmanan özel yolla, Güllük Dağı’ndaki kalıntılara ulaşılabilir. Şehrin tarih sahnesine çıkışı Büyük İskender’in İ.Ö.333’de kenti kuşatması ve Termesosluların güçlü bir savunma yaparak kenti teslim etmemesiyle olmuştur. İskender’in ölümünden sonra kent Ptolemy'ler tarafından alınmıştır. İ.Ö. 189 yılında komşu şehir İsinda’yı zapteden Termessos’lular İsinda halkının şikayeti üzerine Anadolu’daki Roma Kuvvetleri Komutanı Manlius Vulso tarafından cezalandırılmışlardır. Büyük ihtimalle aynı tarihlerde Termessos ile Likya Birliği arasında bir savaş da söz konusuydu. İ.Ö. 71’de Roma ile arasında “dostluk ve ittifak” bulunan Termessos’un işlerinde bağımsız olduğu ve kendi kanunlarını kendileri yapacakları konusu da Roma senatosunca kabul ve tasdik edilmiştir. İ.Ö. 36’dan 25’e kadar Galatialı Amyntas’ın Pisidya’nın diğer kentleriyle Termessos’u da yönettiği bilinmektedir. Roma İmparatorluk döneminde ise şehrin bağımsızlığını koruduğu bastığı sikkelerden anlaşılmaktadır. Şehrin Bizans döneminde ve sonraki devirlerdeki durumu hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Termessos kenti terk edildikten sonra yeni bir yerleşmeye tanık olmadığı gibi deprem ve doğal tahribin dışında oldukça sağlam ve iyi korunmuş ören yerlerinden biri olarak gösterilebilir. Şehrin kalıntıları Antalya-Korkuteli karayolu üzerindeki Yenicekahve yakınında bulunan Hellenistik Devir suru ile başlar ve Güllük Dağı'nın zirvesine kadar devam eder. Otoparktan sonra şehre tırmanan patika takip edildiğinde, sağ yanda İmparator Hadrian devrinde yapılmış İon düzenindeki tapınağın basamak ve anıtsal girişine rastlanır. Aşağı şehir surları ve su kaynağının bulunduğu alandan güneye doğru tırmanmaya devam edilirse, solda yer yer birinci katı ayakta kalmış Gymnasium’a ulaşılır. Birçok oda ve salondan oluşan yapının güneybatısında, arkalarında dükkânlar bulunan sütunlu cadde yer alır. Hemen yakınında kanalizasyon şebekesinin mükemmelliğini gösteren kanallar hala görülebilir. Düzlüğe çıkıldığında, orman gözetleme noktasına giden patikanın solunda şehrin birçok resmi yapısının bulunduğu alana ulaşılmış olur. Düzlükteki ilk kalıntı agoraya aittir. Batısındaki portiko veya stoa, II. Attalos zamanında (İ.Ö. 159–138) inşa edilmiş olup Dor düzenindedir. Agoranın doğusunda, yamaca yaslanmış olan ve Antalya Körfezi’ni görebilen konumdaki tiyatro yer alır. Tiyatronun yaklaşık 100 metre güneybatısında çatı yüksekliğine kadar ayakta duran meclis binası bulunmaktadır. Agoranın doğusundaki düzlükte ise birbirine geçişli 5 adet sarnıç, derinlik ve genişlik açısından benzersizdir. Şehrin güneybatısında, “Kurucunun Evi” ola-rak adlandırılan Roma tipinde fevkalade güzel bir villanın kalıntıları yer almaktadır. Cephe duvarı Dor düzeninde olan ve 6 m yüksekliğe erişen yapı, kapısının sol tarafındaki kitabeden dolayı ‘Kurucunun Evi” adını almıştır. Termessos, çok sayıda tapınağa ve çok geniş mezarlık alanlarına sahiptir. Mezarlarının çeşitliliği ve bezemeleri oldukça zengindir. Bunlardan Büyük İskender döneminin önemli komutanlarından Alketas’ın mezarı (İ.Ö. 319) ve diğerleri şehir tarihine ışık tutmaları açısından da önemlidir. Anıtsal mezarların yanında çok sayıda savaşçılıklarını betimleyen kalkan motifli lahit, mezarlık alanında oldukça geniş bir yer kaplar. Antalya Müzesi’nde Termessos’a ait en ilginç eser “Lahitler Salonu”nda sergilenen “Köpek Lahdi” dir. Stefanos adlı köpeğe sahibesi tarafından yazılmış şiirsel kitabe benzersiz olmasıyla ayrı bir önem taşır. Kaynak: "Termessos" Dünden Bugüne Antalya [II. Cilt], Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (2012) Antalya Gezilecek Yerler Adres: Termessos, Döeşemealtı / Antalya

  15. No image

    15

    Geyikbayırı (Tırmanış Cenneti) Mağarası

    Konyaaltı, Antalya

    Dünya çapında bir tırmanış cenneti Geyikbayırı. Antalya’nın hemen yanı başında, Geyik Sivrisi’nin eteklerindeki alan dimdik duvarları, bu duvarlara açılmış bin rotası ve muhteşem doğasıyla ilgi çekiyor.

  16. Ariassos Antik Kenti

    16

    Ariassos Antik Kenti

    Döşemealtı, Antalya

    Pisidia Bölgesi kentlerinden olan Ariassos, Antalya’nın 50 kilometre kuzeyinde Antalya kıyısını  Anadolu Patosu'na bağlayan boğaz olan 924 metre yükseklikteki Çubukbeli’nin batısında, Akkoç Köyü'ne 1 kmilometre mesafede bulunmaktadır. Kentin resmi kuruluş yılı Manlius Vulso’nun seferi ve Apameia Barışı’yla bağlantılı olarak MÖ 189/188 yılıdır. Kent MÖ I. yüzyıldan Gallienus Dönemi’ne (253-267) kadar sikke basımına devam etmiştir. Hierokles tarafından kent, Geç Antik Dönem’de Pamphylia Eyaleti'nde gösterilmektedir. 12'nci yüzyıla kadar Notitia Episcopatum’da Pamphylia II Bölgesi’nin piskoposluğu olarak adlandırılmaktadır. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Diğer Pisidya kentleri ile birlik içerisinde olan Ariassos, Roma Dönemi’nde yollarının inşa edildiği bir geçit olarak yer almaktaydı. Bizans Dönemi'nden sonra kentte yaşam sona ermiştir. Ariassos kent planı incelendiğinde, doğudan batıya doğru ilk önce bir nekropol alanı, şehir surlarının güney köşesi ve sivil yapılar, şehir kapısı, kapıdan batıya doğru uzanan olası bir sütunlu cadde, bu caddenin kuzey tarafında esas kent yerleşimi, batısında yine bir nekropol alanı yer almaktadır. Kent doğu-batı doğrultusunda uzanan bu caddeye paralel olarak kuzey yamaçta oluşturulan teraslar üzerine yerleştirilmiştir. En önemli yapıları hemen hemen tam olarak ayakta duran şehir kapısı, mozole tipi mezar yapıları, şehir surları, Roma Yolu, suyolu, Nymphaion, Bouleuterion, oldukça yıkılmış bir bölümü kaybolmuş Gymnasion, hamam ve tiyatro yapılarıdır. Ariassos Kenti'ne girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan anıtsal giriş kapısı yükselir. Üç kemerli şehir kapısının Severus Alexander zamanında kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır.   Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Ayrıca şehir kapısı ile çeşme binası arasında var olduğu kabul edilen sütunlu cadde üzerinde iki, kentin kuzeybatı bölümünde ise bir adet olmak üzere üç adet küçük kilise binası tespit edilmiştir. Kentin batı yamacında bugünkü Akkoç Köyü yolunu keserek inen Antik Roma Yolu kalıntısı mevcuttur. Düzgün döşenmiş iri bloklarla yapılmıştır. Bu yol, Termessos tarafından Ariassos’un batı kapısına gelen yoldur. Ariassos’un şehir kapısından sonra en göz alıcı yapıları anıtsal mezarlardır.   Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Şehir yerleşimi ile bütünleşmiş olarak doğu ve batı tarafta iki nekropol alanı bulunmaktadır. Batı nekropolünün kuzey tarafında 9 tane mozole tipi mezar bulunmaktadır. Bunlar iki krepisli stylobat üzerine oturmuş ortostatlı bir podyum üzerine çift tonoz örtülüdür. Anteler arasındaki 6 merdivenle lahitin bulunduğu odalara çıkılır. Batı nekropolünde dörtgen planlı bir veya iki basamaklı platform üzerine oturmuş doğrudan girişli kırk adet daha basit yapılı mezar binası daha tespit edilmiştir. Doğu nekropolünde ise dokuz adet mezar yapısı karşımıza çıkar. Bunların dışında kireç taşından yapılmış, yanları tabula ansatalı, dar yüzleri Pisidia tipi kalkanlı lahitler ve doğrudan kayaya oyulmuş basit gömü şekilleri de kullanılmıştır.    Kaynak: "Ariassos", Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (2012)   Antalya Gezilecek Yerler Adres: Ariassos Antik Kenti, Akkoç, Döşemealtı, Antalya

  17. No image

    17

    Balboura Antik Kenti

    Altınyayla, Burdur

    Roma egemenliği döneminde Kabalia olarak bilinen Kibyra ile beraber dört kent birliğine (Tetrapolis - dört kent) katılmış ama tarihte Lykia Kenti olarak adlandırmıştır. Balboura'nın en belirgin özelliği, yüksek yerde kurulmuş Likya kentlerinden biri olmasıdır. Ortasından bir ırmağın geçtiği  İlk Çağ kentinde şimdi Akropolis’in yer aldığı tepede 16 sıra oturma yeri olan küçük bir tiyatro bulunmaktadır. Kuzey tepesi eteklerinde yer alan şehir merkezinde çok sayıda bulunan kalıntılar vardır. Ancak hiçbiri ayakta değildir. Kaynak: Kültür Envanteri, Ankara 2007 Burdur Gezilecek Yerler Adres: Yayla Karaçulha, Çolkayık Mevkii Altınyayla/Burdur

  18. Muallim Mustafa Sirri Özkan Kültür Evi

    18

    Muallim Mustafa Sirri Özkan Kültür Evi

    Gölhisar, Burdur

    1928 yılında Gölhisar'ın geleneksel mimarisini yansıtan örnek evlerden biri olarak Muallim Mustafa Sırrı Özkan tarafından yaptırılmıştır. İki katlı bina “oturma odası, misafir, yatak odaları, mutfak işlevini gören ocaklık, tabak çanak dizmeye yarayan terekleriyle ve şerbetlik, yüklük, gusülhaneleri” ile tipik bir sivil mimarlık örneğidir. İkinci kat pencereleri arasında ortada kırma çatılı bir cumbalı balkon yer almaktadır. Salondan 20 basamaklı ahşap merdivenle yukarı eve (Cihannüma) çıkılmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yıllarında inşa edilen bu konak, aynı zamanda dönemin devlet büyüklerinin ağırlandığı köy konukevi olarak da hizmet vermiştir. Binada sergilenen objelerin çoğu Özkan ailesinin altı nesil kullandığı eşya ve gereçlerdir. Buna ilaveten, Gölhisar Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı ve Halk Eğitim Merkez Müdürlüğünce çevreden sağlanan etnografik değere sahip eşyalarla zenginleştirilen “Muallim Mustafa Sırrı Özkan Kültürevi” Gölhisar'ın geçmişinin değerli mirasını koruyan ve yöremizin kültürünü gelecek kuşaklara aktaran bir müze evi olarak düzenlenmiştir. Burdur Gezilecek Yerler Adres: Şehit Mehmet Ali Özer Cad. Konak Mah. Gölhisar/Burdur

  19. Nikfer Hasan Feyzi Efendi Camii

    19

    Nikfer Hasan Feyzi Efendi Camii

    Tavas, Denizli

    Kare planlı yapının, taşıyıcı unsurları ve saçakları kagir olarak inşa edilmiştir. Türbe ile camii aynı çatı altındadır. Dış cephelerdeki pencerelerin dış kenar süsleri cami ve türbenin iç kapıları ile son cemaat yerinde alt ve üst katta görülen kemerli geçişler orijinal yapıya ait kısımlardır. Şimdiki örtüsü semerdam şeklinde, Marsilya tipi kiremitle örtülüdür. Tavan düz ahşap olarak yapılmıştır. Cami bugünkü kitabesinden anlaşıldığına göre 1872 yılında inşa edilmiştir. Tüm taşıyıcı unsurları ile saçak kısımları kagir olarak yapıldığı sonradan sıva ile kaplandığı anlaşılmıştır. Kare planlı olan yapının bünyesi içinde cami ve türbe bulunmaktadır. Denizli Gezilecek Yerler Adres: Büyükkonak (Nikfer) Mahallesi Tavas İlçesi / DENİZLİ

  20. Sebastapolis Antik Kenti

    20

    Sebastapolis Antik Kenti

    Tavas, Denizli

    Sebastopolis Antik Kenti'nin geniş yerleşim izlerine rağmen yüzeyde yapı dokularını tesbit etmek mümkün değildir. Yapıların ancak bazı bölümleri yüzeyde izlenmekte ve görülmektedir. Şehirin büyük bölülümü erozyon nedeniyle toprak altında kalmıştır. Ancak tarım arazisi olarak kullanılan özel mülkiyetlerde arazinin sürümü sırasında bazı izlere rastlanabilmektedir. Antik kentin ilk kuruluşu bilinmemekle beraber yüzeydeki kalıntılar Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Kalıntıları, Höyük Tepesi, stadyum ve nekropoldür. Höyük Tepesi: Yaklaşık 150 metre çapında ve 7 metre yüksekliğinde bir höyüktür. Kentin akropol bölümünü oluşturmaktadır. Höyük üzerinde bir anıtsal yapının izleri yeralmaktadır. Temel izlerinden ve çevredeki frizler ve mimari parçalardan burada şehrin tapınağının yeraldığı düşünülmektedir. Stadion: Yaklaşık 60x150 metre ölçülerinde olup, tarımsal ekim dikimler sırasında tahrip olmuştur. Sadece bazı basamaklar kalmıştır. Erozyon nedeniyle taban kısmı dolmuş; güney kısmı kapalı, kuzey kısmı ise açıktır. Nekropolis: Kentin doğu bölümündedir. Akropolisin 1,5 kilometre doğusunda, yolun sağında ve solundadır. Lahit mezarlar bugün toprağın yüzeyindedir. Yüzeydeki lahitler Roma Dönemi tarihini vermektedir. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Kızılca (Kasabası) Mahallesi Tavas İlçesi DENİZLİ

  21. Aydoğdu Mahallesi Camii

    21

    Aydoğdu Mahallesi Camii

    Tavas, Denizli

    Cami ahşap hatıllı, moloz taş duvarlı olarak yapılmıştır. Kare planlı, altı ahşap direkle dışa açılan son cemaat yeri mevcuttur. Cami içte de altı ahşap direkle sahınlara ayrılmıştır. Caminin iç duvarları ve son cemaat yeri duvarları stilize bitki, cami, perde motifleri ve madalyonlar içinde eski yazılarla süslenmiştir. Caminin kapısı yalancı kündekari tekniği ile yapılmış, oldukça sağlam olarak günümüze gelebilmiştir. Kapının üzerinde bulunan, kitabesi olması muhtemel yazı sıvanmış, ancak okunabilen kısmında; “Sahibil hayratı Abaslı Süleyman oğlu” yazmaktadır. Zamanla cami, üst katta kadınlar mahfilinin hizasından ahşap hatıllarla ikiye bölünmüş ve üst kısım kullanılmamaya başlamıştır. Duvar süslemeleri ve planı açısından önemli olan cami, bir yangın geçirmiştir. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Aydoğdu (Köyü) Mahallesi / Tavas İlçesi / DENİZLİ

  22. Yatağan Kefe Yaylası

    22

    Yatağan Kefe Yaylası

    Serinhisar, Denizli

    Yatağan Kefe Yaylası nerede? Kefe yaylası, Denizli Yatağan ile Honaz İlçesi'nin bazı köylerini birbirine bağlayan asfalt yol üzerinde yer alır. 1100 metre rakımlı yaylada karaçam, kızılçam ve ardıç ağaçları mevcuttur. Elektrik, su, çadır, piknik alanları, tuvalet, duş, restoran, market, kasap ve çeşitli spor alanları gibi altyapı ve üst yapıları belediyesince tamamlanarak 2000 yılından bu yana iç turizme hizmet etmektedir. Kefe Yaylası'nda her yıl Ağustos ayı ilk haftasında önemli etkinlikler yapılmaktadır. Yaylanın temiz havası ve bol oksijeni, huzuru ve sakinliği, hizmete giren sosyal tesisleri ile ziyaretçilerine keyifli vakitler geçirme imkanı sunmaktadır.   Yatağan Mahallesi'nin bıçak üretiminde önemli bir yeri vardır. Belde, bu turizm potansiyelini her yıl ağustos ayında düzenlediği Bıçakçılık ve Kefe Yaylası Şenlikleri ile pekiştirmektedir. Denizli Gezilecek Yerler Adres: Kefe Yaylası Yatağan (Beldesi) Mahallesi Serinhisar İlçesi DENİZLİ

  23. Herakleia Hieronu

    23

    Herakleia Hieronu

    Tavas, Denizli

    <p>Ören Sırtı ve Kocapınar mevkii diye adlandırılan yerdedir. Salbacos (Babadağ) dağının sırtında yer alan Hieron dikdörtgen şeklindedir. Dört tarafını plakalardan oluşan kabartmalar çevirir. Kabartmalarda Armetis, Apollon, Pan, Dionysos ve Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir. Milattan sonra 1. yy Roma Dönemi&#039;ne aittir. Üçgen alınlıklarda 12 burcu temsil eden simgeler yer almaktadır. Aphrodisias&#039;lı ustalar tarafından yapılmıştır. Yörenin ileri gelen bir yöneticisine ait bir anıt mezardır. Burada mezar sahibi kendini tanrılarla birlikte göstererek tanrılara yakınlığını anlatmaya çalışmıştır</p>

  24. No image

    24

    Hatipoğlu Cami

    Pamukkale, Denizli

    <p>20. yy’ın hemen başlarında yapılmış olan yapı, konumu, boyutları ve yöresel malzeme kullanımı ve cephe düzeni ile korunması gerekli bir yapıdır.Yapının son cemaat yeri gibi düzenlenen giriş kısmı içten tamamen açılarak, cami harimine dahil edilmiştir</p>

  25. Atatürk Evi Etnografya Müzesi

    25

    Atatürk Evi Etnografya Müzesi

    Merkezefendi, Denizli

    Binanın yapılış tarihi hakkında kesin bir belge bulunmamakla birlikte halktan edinilen bilgilere göre 19. yüzyıl sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bina, dış yapısı, planı, pencerelerinin formu ve süsleme özelliklerinden dolayı sakız tipi olarak tanımlanmaktadır. İki katlı olarak inşa edilen yapı, plan itibariyle orta sofalı ve bu sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Üst katın sofası, ön cephede cepheyi hareketlendiren çıkma balkona, arka cephede ise iki kat boyunca yükselen ve sonradan eklendiği anlaşılan bölüme açılmaktadır. Zemin katın tavan silmeleri ile üst katı taşıyan ahşap direklerin üzerini örten kaval yivli meander bezemeli, silme başlıklı dekoratif köşe payelerinin dışında herhangi bir süslemesi yoktur. Bina, Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmış ve Ulu Önder Atatürk, 4 Şubat 1931 tarihinde Denizli’ye gelişlerinde burada bir gece konuk edilmiştir. 1950’li yıllardan sonra Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilerek bir süre Verem Savaş Dispanseri olarak hizmet vermiştir. 1977 yılında da Kültür Bakanlığı tarafından anıt eser olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılından 1983 yılı sonuna kadar binanın onarımı ve teşhir tanzimi gerçekleştirilerek 1 Şubat 1984 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Zamanın olumsuz etkisi, mimari yapısı ve bulunduğu yer itibariyle bina yıpranmış, 1997 yılı sonunda tekrar onarıma alınmıştır. Onarım ve yeniden teşhir tanzimi ile Atatürk’ün Denizli’yi onurlandırmalarının 68. yılı olan 4 Şubat 1999 tarihinde yeniden hizmete girmiştir.   Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi’nin alt katında etnografik eserler sergilenmektedir. Ziyaretçi girişinin solundaki ve sağındaki iki odada, duvar ve yer vitrinlerinde gümüş ve bafon kadın takıları, işlemeli kadın cepkenleri, el işlemeleri ile fincan zarfları bulunmaktadır. Sağdaki ikinci odada ahşap oyma hat örnekleri yer almaktadır. Alt kattaki en geniş ve üçüncü odada, vitrinler içerisinde değişik tipte tüfekler, kılıçlar, Yatağan palaları, tabancalar, işlemeli kadın giysileri, geleneksel el işlemeleri sergilenmektedir. Ayrıca İzmir’in düşman işgaline karşı 16 Mayıs 1919 tarihinde Denizli Bayramyeri meydanında düzenlenen mitingde kullanılan sancak ile Milli Mücadele'de büyük yararlılıkları görülen Çal ilçesi Selcen köyünden olan Hüseyin Efe’ye (Hüseyin Çavuş) ait giysi sergilenmektedir. Müzenin üst katında ise Atatürk’e ait eserlerin sergilendiği iki oda ile geleneksel Denizli evi olarak düzenlenmiş diğer odalar bulunmaktadır. Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretlerinde kaldıkları oda, çalışma odası olarak düzenlenmiştir. Odada istirahat için divan, çalışma masası, Atatürk’ün Denizli’de çekilmiş fotoğrafları ile cam eşyaların bulunduğu camlı dolap yer almaktadır. Atatürk tarafından kullanılan pirinç başlıklı karyola, ot yatak, telefon ve aynalı elbise dolabının sergilendiği ikinci oda Atatürk’ün yatak odasıdır. Bu kattaki diğer odalar olan ebeveyn odası, günlük oda ve baş odada yöresel etnografik eserler teşhir edilmektedir. Ayrıca sofada eski Denizli milletvekillerinden Necip Ali Küçüka’ya ait aynalı konsol, mankenler üzerinde işlemeli giysiler ile Yaşar Çallı tarafından müzeye bağışlanan yağlı boya tablo ve aynalı askılıklar sergilenmektedir. Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi ziyaret saatleri:  Müze yaz döneminde 08.00-19.00, kış döneminde ise 08.00-17.00 saatleri arasında hizmet vermekte olup haftanın her günü açıktır. Müze dini bayramların birinci günü saat 13.00’e kadar kapalıdır. Girişler ücretsizdir. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü https://www.muze.gov.tr/tr/muzeler/denizli-ataturk-etnografya-muzesi Denizli Gezilecek Yerler Adres: Saraylar Mahallesi 459.Sokak No:10 Merkezefendi DENİZLİ

  26. No image

    26

    Ahi Sinan Türbesi

    Merkezefendi, Denizli

    Ahi Sinan, Denizli esnafını teşkilatlandırıp bir çatı altında toplamıştır. Ahilik kültürüne Denizli'de çok büyük katkıları olmuş ve tarihteki yerini almıştır. 13. yüzyılda, şimdiki Kaleiçi Çarşısı'nın batısında kendi adındaki tekkesinde hizmet vermekteydi. Vefatından sonra türbesinin de bu tekke içine yapıldığı ve 1876 yılına kadar hizmet verdiğini yazılı kaynaklardan bilinmektedir.

  27. No image

    27

    Hierapolis Antik Kenti

    Pamukkale, Denizli

    Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. YY. başlarında kurulduğu ve Bergamanın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hieradan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

  28. No image

    28

    Laodikya Antik Kenti

    Merkezefendi, Denizli

    Laodikeia Antik Kenti, coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok “Lykos'un kıyısındaki Laodikeia” şeklinde geçmektedir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir.

Move the stops into your own plan, split them across days, and add places to sleep and eat.

Frequently asked

How far is it between Antalya and Denizli, and how long does it take?
Driving between Antalya and Denizli is roughly 254 kilometres and takes about 4 hours without stops.
Where is it worth stopping between Antalya and Denizli?
There are 311 described places within 20 km of the road between Antalya and Denizli. toroti lists 28 of them spread evenly along the drive, in the order you pass them; Güzeloba Plajı comes early on, and Laodikya Antik Kenti sits near the end.
Which provinces does the Antalya to Denizli route cross?
The route between Antalya and Denizli crosses Antalya → Burdur → Denizli. The stretch richest in places to visit is in Antalya.
Should I take the toll highway or traditional route between Antalya and Denizli?
Toll motorways save driving time between Antalya and Denizli, whereas traditional state roads pass directly through historic town centers, local culinary stops, and scenic nature viewpoints.
How should breaks be scheduled between Antalya and Denizli?
For a drive of around 4 hours, taking a break every 2 to 2.5 hours is recommended. The catalogued attractions in Antalya and neighboring provinces offer memorable stopovers compared to generic highway rest areas.
Stops Between Antalya and Denizli — toroti