Yol üstü duraklar

Ankara – Trabzon arası yol üstü duraklar

864 km, yaklaşık 12 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.

Kısaca

Ankara ile Trabzon arası 864 km ve yaklaşık 12 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 797 gezi noktası var; yol 9 ilden geçiyor ve en çok durak Ankara sınırlarında (152 yer).

Bu koridorun 20 km yakınında toplam 797 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 56 tanesi listelendi.

  1. Görsel yok

    1

    Seğmenler Parkı

    Çankaya, Ankara

    Kavaklıdere Semti'nde 1983 yılında acılan parkta büyük bir amfi tiyatro vardır. Park, Atatürk Bulvarı ile İran Caddesi arasında kalan vadide 40 bin metrekare çim alan ve 250 metrekare çocuk oyun alanına sahip park toplamda 57 bin 250 metrekaredir. İçinde havuzlar, bir çocuk bahçesi, geniş gezi alanları ve Ankara folklorunun simgesi olan Seymenler Anıtı yer alır. Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi Web Sitesi Ankara Gezilecek Yerler Adres: Kavaklıdere/Çankaya

  2. Görsel yok

    2

    Türk Hava Kurumu Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Bu müze, Türk Havacılığı’nın ilerleme aşamalarını göstermek ve gelecek nesillere bunu aktarmak amacıyla planlandı. Tarihi paraşüt kulesinin yanına inşa edilen Türk Hava Kurumu Müzesi’nde Türk Havacılığı’nın ilklerinin anlatıldığı tarih bölümünün yanı sıra THK hakkında da geniş bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler; tarihi belgeler, fotoğraflar ve çeşitli maketlerle desteklenmiştir.

  3. Görsel yok

    3

    Prof. Dr. Ülker Muncuk Müzesi

    Yenimahalle, Ankara

    Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunun bir grup idealist öğretmeni ve Ülker Muncuk başkanlığında 1974 yılında söz konusu okulun bünyesinde kurulmuştur. Müze, 02.07.1982 tarihinde özel müze olarak Etnografya Müzesi Müdürlüğü denetiminde faaliyet göstermeye başlamıştır.

  4. Kurtuluş Savaşı Müzesi

    4

    Kurtuluş Savaşı Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci TBMM Binası)   Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası Tarihçesi   Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak kullanılan yapı, döneminde parti binası olarak inşa edilmiştir. 1916 yılında İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak yapımına karar verilmiştir. Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından bina projelendirilmiş ve proje yapım işi ise Askerî Mimar Hasip Bey'e verilmiştir. Hasip Bey, binanın büyük bölümünü başarı ile bitirmiş ancak çatı ve diğer bölümler, sürmekte olan savaş, yaşanan malzeme sıkıntısı ve İttihat ve Terakki Fırkasının kapanması gibi nedenlerle tamamlanamamıştır.     Birinci Dünya Savaşı sonrası, Mondros Mütarekesi şartları gereğince bir grup İngiliz ve Fransız askeri Ankara'ya gelmiş, Fransız askerlerinin başındaki komutan ise henüz çatısının bir bölümü örtülmemiş olan bu binanın ilk odasını makam olarak kullanmıştır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasından sonra Havza ve Amasya genelgeleri yayımlanmış; Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Mustafa Kemal Paşa, Ankara'yı Millî Mücadele'nin merkezi olarak seçmiş ve Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmiştir. İstanbul’un işgalinden birkaç gün önce ise yabancı birlikler Ankara’yı terk etmiştir.   *Resimde Osmanlı Türkçesi ile Ankara Millet Meclisi yazmaktadır.   16 Mart 1920'de İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş ve 18 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan kendini feshetmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de açılmasına karar verildiğinde, Ankara'da Meclisin toplanabilmesi için gerekli büyüklük ve donanıma sahip bir binanın bulunmadığı görülmüştür. Bu şartlar altında, inşası yarım kalan İttihat ve Terakki Fırkası binasının Meclis binası olarak kullanılması kararlaştırılmış, Ankara halkı, Ankara’da bulunan 20. Kolordu askerleri ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti büyük destek vermiştir. Böylece Meclis binası, Ankaralıların evlerinden ve Ulucanlar'daki Numune Mektebinden getirilen kiremitlerle, halkın fedakârlıkları ile tamamlanmıştır.     23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temeli olan Hukuk Mektebi burada kurulmuş, bina mektebe kısa bir süreliğine ev sahipliği yapmıştır. 1957 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Komisyonunca alınan kararla müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmış ve 23 Nisan 1961 tarihinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmıştır.     23 Nisan 1981 tarihinde ise "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adını alan müze, günümüzde TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı bünyesinde hizmet vermektedir.   I. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışı   23 Nisan 1920’de Ulus’taki binanın etrafında binlerce kişi Meclisin açılışını heyecanla beklemiştir. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazını takiben coşkulu bir törenle açılan Meclis, 115 temsilci ile ilk toplantısını yapmıştır. En yaşlı üye sıfatıyla geçici başkanlık görevini üstlenen Sinop Mebusu Şerif Bey’in açılış konuşmasının ardından, Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclisin hangi azalardan teşekkül edeceğine dair aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:     “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir Yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”     Meclisin 24 Nisan 1920 günü yapılan ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Meclis Başkanlığına seçilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu toplantıda uzun ve anlamlı bir konuşma yapmış; “Artık Yüce Meclisin üzerinde bir güç yoktur.” diyerek Meclisin önemini vurgulamıştır.     Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başarılı yönetimi ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan hayati kararlar sonucunda zaferle sonuçlanmıştır. 20 Ocak 1921'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 05 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya "Başkomutan"; 19 Eylül 1921'de "Gazi" unvanı ile “Mareşal” rütbesinin verilmesi, 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı ve 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması bu Mecliste kabul edilmiştir. Öte yandan 23 Ağustos 1923'te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923'te Ankara'nın Başkent Oluşu ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in İlanı da bu Meclis çatısı altında onaylanmış, Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmiştir.   (Mustafa Kemal Paşa Başkanlık Kürsüsünde, Fotoğraf üzerine suluboya)   Bina bir süre sonra ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok yapıda imzası bulunan mimar Vedat Tek tarafından yapılan ve 18 Ekim 1924’te faaliyete başlayan II. Meclis binasına geçilmiştir.   Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin Bölümleri   Koridor   42 metre uzunluğundaki koridorun sağ ve sol duvarlarında; Refik Epikman’ın “Atatürk Mecliste Konuşuyor” ve “O Gün”; Saip Tuna’nın “Atatürk’ün Seğmenler Tarafından Karşılanışı”; Mehmed Ruhi Arel’in “Çanakkale Savaşı”; Mehmet Sami Yetik’in “Çanakkale Savaşı Düşman Kaçtıktan Sonra” ve Cevdet Bilgişin’in “Türk Süvarilerinin Akını” isimli tablolar ile Genel Kurul Salonundaki oturumu gösteren fotoğraflar sergilenmektedir.       Mescit   Döneminde mescit olarak kullanılan ve sade bir görünümü olan bu odada, halı seccadeler ve rahleler sergilenmektedir. Rahlelerin ikisi Şam işi tekniğinde sedef kakmalı, diğer ikisi ise oldukça sadedir. Odanın bir duvarında sancak asılı durmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından sonra duvara asılan sancak üzerinde sim ile Fetih suresinin birinci ayeti, bir Hadis-i Şerif ve Saff suresinin on üçüncü ayeti işlenmiştir.     Reis (Meclis Başkanı) Odası   Döneminde Meclis Başkanı odası olan bu oda, Mustafa Kemal Paşa’nın çalışma odası ve aynı zamanda yaver odası olarak kullanılmıştır. Odada Mustafa Kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar sergilenmektedir.     Genel Kurul Salonu   Dikdörtgen formunda olan bu bölüm binanın en büyük salonudur ve Genel Kurul Toplantı Salonu olarak kullanılmıştır. Tekne tavan ile örtülü olan ve ilk hâli korunarak teşhir edilen salonun ortasında Başkanlık ve Divan Üyeleri ile konuşmacı kürsüsü, kürsünün arkasında Âl-i İmran suresi, 159. ayetinin bir kısmı olan “İş konusunda onlarla müşavere et” anlamına gelen "Ve Şâvirhüm fi'l emr" yazılı hat levhası, levha ve kürsünün hemen önünde de Zabıt Kâtipleri kürsüsü yer almaktadır. Bu kürsünün karşısındaki sıralar Bakanlar Kurulu, yanlardakiler ise milletvekili sıraları olarak kullanılmış; sağdaki balkon kordiplomatik (elçi ve elçilik görevlileri topluluğu), soldaki balkon milletvekillerine, balkon altları ise yerli ve yabancı basın temsilcilerine ayrılmıştır. Sıralar Muallim Mektebi (Ankara Öğretmen Okulu) ile şimdiki Atatürk Lisesinin ilk binası olan Mekteb-i Sultanisinden (Taş Mekteb); sonradan elektrikli hâle getirilen iki petrol lambası ile sac sobalar civar kahvehanelerden, büro malzemeleri ise resmî dairelerden getirilmiştir. Salonda Atatürk büstü, kürsü, hokka takımları, sıralar ve sobalar sergilenmektedir.     İstiklal Marşı Anı Odası 1920-1924 yılları arasında Başkâtip (dönemin TBMM Genel Sekreteri) tarafından kullanılan bu oda; İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılı anısına yeniden düzenlenmiştir. İlk dönemde Burdur milletvekilliği yapan Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un Tâceddin Dergâhı’nda ikamet ettiği evde kullandığı şahsi eşyalar ile şairin vefatından hemen sonra heykeltıraş Ratip Aşır Acudoğu tarafından alçı ile alınan yüz kalıbı sergilenmektedir. Katipler Odası Tutanak ve kanunlar kalemleri, evrak ve yazı işleri kalemi, müdür, muavin, kâtip ve memurların bir arada bulunduğu "Kalem" olarak adlandırılan bu odada, zabıt kâtipleri tarafından kullanılan evrak dolapları, okul sıraları, hokka takımları sergilenmektedir. Haberleşme ve Silah Gücü Odası Döneminde Encümen (Komisyonlar) Odası olarak kullanılan bu odada Millî Mücadele’nin silah ve haberleşme gücünü yansıtan su soğutmalı ve şeritli makineli tüfekler, ateşli ve kesici silahlar, manuel telefon santrali, şifre makinesi, manyetolu telefon (sahra telefonu), telgraf alıcı-verici, Mors yazıcı ve arazi dürbünü gibi eserler sergilenmektedir.   Kulis-Toplantı Salonu Uzantısı Milletvekilleri tarafından oturum aralarında kulis olarak kullanılmıştır. Bu salonda milletvekilleri ve Mustafa kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar ile 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi binası üzerine çekilen ilk bayrak sergilenmektedir.   Şer’iye Encümeni Odası   Yasa tekliflerinin Anayasaya uygunluğunun görüşüldüğü toplantı odasıdır. 1921 ve 1924 anayasalarının yazıldığı bu odada; 2008 yılında ülkemize getirilen Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masa ve zabıt cerideleri ile hokka takımları sergilenmektedir.     Riyaset Divanı Odası   Riyaset (Başkanlık) Divanı odası olarak kullanıldığı gibi ilk zamanlar bina yetersizliğinden dolayı İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) olarak da kullanılmıştır. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın zaman zaman bu odada çalıştığı bilinmektedir. Sol taraftaki panoda ilk Riyaset Divanı üyeleri, sağ taraftaki panoda ise ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları ile hokka takımları sergilenmektedir.     Kurtuluş Savaşı  Müzesi'ne Nasıl Gidilir?   Ulus meydanında yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne metro, otobüs veya dolmuşlarla Ankara'nın birçok yerinden ulaşmak mümkündür. Metroyu tercih edenler Ulus durağında inerek beş dakikada, otobüs veya dolmuş seçeneğini tercih edenler ise Ulus meydanında bulunan duraklarda inerek bir kaç dakikada ulaşabilir.    Müzeyi sanal olarak ziyaret etmek için tıklayınız   Kurtuluş Savaşı Müzesi Sosyal Medya Hesapları Facebook : @1tbmmbinasi Twitter      : @1tbmmbinasi Instagram: @1tbmmbinasi Tumblr     : @1tbmmbinasi   Santral: 0312 420 19 20  Müdüriyet: 0312 420 86 40  Faks: 0312 420 26 49   Kaynak: Kurtuluş Savaşı Müzesi   Fotoğraflar: Genel Kurmay Başkanlığı, Umut Köseoğlu, Bülent Yılmaz,  Kurtuluş Savaşı Müzesi Ankara gezilecek yerler Adres: Doğanbey Mah. Cumhuriyet Blv. No: 14 Ulus/Ankara

  5. Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi

    5

    Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da bulunan birkaç devlet binasından biri olan “Direksiyon Binası” milli mücadelenin canlı tanığı olmaya devam ediyor. Önemli tarihi kararların alındığı bu binayı ziyaret ettiğinizde zamanda bir yolculuk yaparak mücadele yıllarına gidecek ve Cumhuriyetin kurulduğu yılların ruhuna tanıklık edeceksiniz.   TCDD   TCDD Ankara Garı Kompleksi içinde yer alan, 1892 yılında Bağdat Demiryolunun yapımı sırasında inşa edilen Direksiyon Binası, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelişinden itibaren Başkomutanlık Karargâhı ve konutu olarak Atatürk’ün emrine tahsis edilmiştir.   TCDD   1920-1922 yılları arasında alınan birçok önemli karara ev sahipliği yapan milli mücadelenin karargâhlarından olan Direksiyon Binasında;   - Kurtuluş Savaşı’nın hareket planları hazırlanmış,   - 21 Ekim 1921 tarihinde, Fransa ile yapılan Ankara Antlaşmasının görüşmeleri ve İmza Töreni gerçekleşmiş,   - 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve 23 Nisan’ın Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının kararları alınmış,   - "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözü de Ulu Önder tarafından ilk defa bu konutta telaffuz edilmiştir.   Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, Ata’nın birinci ölüm yıldönümünü hatırlatan posta pullarına da geçmiş olan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçkin bir yeri olan bu binayı yeniden düzenlenerek, 24 Aralık 1964 tarihinde Müze olarak hizmetine açılmıştır.   Atatürk Konutu Müzesi, Kültür Bakanlığı denetiminde bulunan özel müze statüsündeki ilk Kurum Müzesi olma özelliğine sahiptir.   TCDD   Özgün kilit kemerli, köşeleri taş dekorlu ve çatı saçakları ahşap olan taş bina, iki katlı olarak tasarlanmıştır. Kilit kemerli pencere dekorları yalın olmakla beraber binadaki tek süs öğesidir. Müze, TCDD ve Milli Mücadele tarihine açılan kapılarıyla ziyaretçilerine dönemin ruhunu yaşamaya davet etmektedir.   Giriş katı Demiryolları Müzesi olarak düzenlenen Atatürk Konutunda, 1856 yılından günümüze uzanan demiryolları ile ilgili çeşitli belgeler, hatıra madalyaları, o dönemde kullanılan makaslar, ray örnekleri, yemekli ve yataklı vagonlarda kullanılmış olan gümüş servis takımları gibi eşyalar müzede sergilenen eserler arasındadır.   TCDD   Ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan mühür, diploma, kimlik kartları, biletler, TCDD’nin tren işletmeciliğinde kullandığı lokomotif plâkaları, haberleşmelerde kullanılan telefon ve telgraf makineleri de ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır.   TCDD   İngiliz Hükümeti tarafından Sultan Abdülaziz’e armağan edilen altın kaplama minyatür vagon, sultanın özel vagonunda kullandığı sedef kakmalı çalışma masası, duvar saatleri ve 1925 yılında Atatürk’ün Samsun-Çarşamba Demiryolu Hattının temel atma töreninde kullandığı kazma ve kürek müzenin eserleri arasında yer almaktadır.   TCDD   Alman Demiryolları İdaresi tarafından TCDD’nin ilk Genel Müdürü Behiç Erkin’e armağan edilen buharlı lokomotif maketi de müzenin görülmeye değer eserleri arasındadır.   TCDD   Dünyaca ünlü empresyonist ressam İbrahim Çallı’nın en önemli eserleri arasında yer alan “Kurtuluş Savaşı’nda Kağnı Çeken Kadınlar” isimli tablosu da Müze’de sergilenen önemli eserlerdendir.   TCDD   1920 yılına ait olan Çallı klasiği, 3 metreye 2 metre boyutundadır. Resmin özgün yekpare çerçevesi dönemin ahşap işçiliğini yansıtmaktadır. Eser Çallı’nın en büyük resimlerden ilki oluşu ile ayrı bir öneme sahiptir.   Giriş katında yer alan yüksek tavanlı merdivenler aracılığıyla ikinci kata çıkılmaktadır. Müzenin ikinci katı, Atatürk’ün kabul odası, çalışma ve yatak odası ile Fikrîye Hanım’ın odasının da bulunduğu bir Konut-Müze olarak tasarlanmıştır.   TCDD   Atatürk ve Fikrîye Hanım’a ait özel eşyalarında sergilendiği Müzede Fikrîye Hanım’ın yeğeni Hayri Özdinçer tarafından müzeye bağışlanan Fikrîye Hanım’ın ölüm ilanının yer aldığı 1340 tarihli (1924), Vatan Yevmi Gazetesi, nüfus tezkeresi, soy ağacı, fotoğraflar, yatak örtüsü, ud, o günün hatırasını günümüze taşıyan mobilyalar ilk günkü halleriyle korunmaktadır.   Ankara Gezilecek Yerler   Kaynak: TCDD Adres: TCDD Gar Alanı Ulus Ankara

  6. Elmadağ Kayak Merkezi

    6

    Elmadağ Kayak Merkezi

    Elmadağ, Ankara

    Elmadağ Kayak Merkezi Ankara’ya 26 kilometre uzaklıkta Elmadağ ilçesine bağlı Yakup Abdal köyünde yer alır. Kayak tesisleri ve dağ evinin bulunduğu Elmadağ ilçesi, kış aylarında yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği bir kayak ve dağcılık merkezidir. Elmadağ kayak merkezinde kışın kar kalınlığı 30–40 santimetreyi bulmaktadır. Karın yerde kalış suresi ortalama 105 gündür. Merkezde 650 metrelik bir kayak parkuru ve 300 ve 650 metrelik 2 adet teleski bulunmaktadır. Kayak merkezinde, lokanta ve kafeteryası bulunan turistik bir tesis olan Elmadağ dağ evinin yanı sıra bazı kurum ve kuruluşların kendi çalışanları için yaptırdıkları tesisler de bulunmaktadır. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Yakup Abdal köyü Elmadağ /Ankara

  7. Silah Müzesi

    7

    Silah Müzesi

    Yahşihan, Kırıkkale

    Silah Sanayi Müzesi : MKE Silahsan Hafif Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren bir müzedir. 15 Temmuz 1990 tarihinde faaliyetine başlayan müze, daha geniş bir mekânda yeniden düzenlenerek 2 Kasım 1993 yılında yeniden ziyarete açılmıştır. Müzedeki eserlerin büyük bölümü 2. Dünya Savaşı yıllarında Karadeniz Bölgesi halkından devlet tarafından toplanmıştır. Bir kısmı da koruma altına alınmak üzere, İstanbul-Tophane’de bulunan silah fabrikasından gönderilmiştir. Savaş sırasında çelik malzeme sıkıntısı çekildiğinden bu silahların büyük bir bölümü çelik fabrikasında eritilerek, namlu çeliği üretilmiştir. Müzede halen 299 adet eser sergilenmekte olup, eserler 14’üncü yüzyıldan günümüze kadar kronolojik sırayla teşhir edilmektedir. Kırıkkale Gezilecek Yerler Adres: Yahşihan İlçesi, Silah Fabrikası içerisinde

  8. Görsel yok

    8

    Hasandede Camii ve Türbesi

    Kırıkkale (merkez), Kırıkkale

    Hasandede kasabasındadır. Cami ve türbe yan yanadır. Caminin minaresi tarafındaki ilk türbe Hasandede'ye (Doğanbeğ) ait olup, ikinci türbe ise oğulları Şeyh Halil İbrahim, Şeyh Mustafa ile kızı Ümmühan Ana’nın müşterek türbeleridir. Hasandede Camii 1605’te yapılmıştır

  9. Balli Camii Ve Türbesi

    9

    Balli Camii Ve Türbesi

    Balışeyh, Kırıkkale

    Kırıkkale il merkezine 21 kilometre mesafede Balışeyh ilçe merkezinde bulunmaktadır. 12'nci yüzyılda, 1121 yılında inşa edildiği tahmin edilen yapının kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Caminin tavan örtüsündeki ahşap işçiliği dikkat çekicidir. Kırıkkale Gezilecek Yerler Adres: Balışeyh İlçesi merkezinde bulunmaktadır.

  10. Koçubaba Camii Ve Türbesi

    10

    Koçubaba Camii Ve Türbesi

    Balışeyh, Kırıkkale

    Kırıkkale Balışeyh İlçesi'ne bağlı Koçubaba Köyü'ndedir. Cami ve türbe 15'nci yüzyıl yapısıdır. Ancak cami yeniden yapılmıştır. Türbe ise yapılan onarımlarla özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir. Sekizgen planlı ve sivri bir külahla örtülü olan türbede, Alevi Şeyhi Koçumbaba’nın sandukası bulunmaktadır. Kırıkkale Gezilecek Yerler Adres: Balışeyh İlçesi, Koçubaba Köyü

  11. Sungurlu Saat Kulesi

    11

    Sungurlu Saat Kulesi

    Sungurlu, Çorum

    Kule, 1891 yılında Kaymakam Edip Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare prizma gövdelidir. İkinci kat hariç her katta yuvarlak kemerli küçük pencereler yer alır. Kesme taştan yapılan kulenin en üst katında, dalgalı saçaklı ahşap bir köşk, onun altında dört yönde yuvarlak saat kadranı ve altta demir parmaklıklı bir balkon bulunur. Kaynak: Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü -Çorum Kültür Envanteri Çorum Gezilecek Yerler Adres: Sungurlu merkez

  12. Görsel yok

    12

    Demir Şeyh Türbesi

    Sungurlu, Çorum

    Sungurlu ilçesinde geniş bir alanda yapılmış olan bu türbenin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Bu bakımdan ne zaman yapıldığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Halk arasında yaygın bir inanışa göre bu türbe Malazgirt Savaşı’ndan sonra yapılmıştır. Ancak bu yapının günümüze gelebilen mimarisi Selçuklu yapısından çok, Osmanlı türbe mimarisine benzemektedir. 

  13. Alacahöyük Müze Ve Ören Yeri

    13

    Alacahöyük Müze Ve Ören Yeri

    Alaca, Çorum

    Alacahöyük Ören Yeri Çorum’un Alaca İlçesi, Alacahöyük Beldesi’nde yer alır. Hititler'in önemli bir kültür ve sanat merkezi olan ve 1935 yılında başlayan kazılarda 4 uygarlık açığa çıkarılmıştır. Alacahöyük 1. uygarlık katı; Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu-Osmanlı dönemleri ile temsil edilmektedir. 1. kültür katta, Geç Frig çağında höyüğün her yanı iskân edilmiştir. Bu katta küçük evlerden oluşan yerleşimler bulunmuştur. Alacahöyük 2. uygarlık katı; mabed, büyük yapılar, özel-blok evler, sokaklar, büyük küçük su kanalları, şehir suru, biri kabartmalı ortastadlarla süslü sfenkslerden oluşmaktadır. Kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş olan Sfenksli Kapı'nın genişliği 10 metredir ve büyük mabedin anıtsal geçididir. Alacahöyük 3. uygarlık katı; Eski Tunç Çağı'dır. (MÖ 2500-2000) Hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni olan yerli Hatti Uygarlığı’nın aydınlanmasında çok katkıları olan Alacahöyük Eski Tunç Çağı hanedan mezarları, bu çağın en önemli buluntularıdır. İntramural mezarlar özel olarak ayrılmış bir alanda toplanmıştır. Dört yanı taşla örülmüş dikdörtgen mezarlar ahşap hatıllarla (kiriş) kapatılmış, damları üzerine kurban edilmiş sığır başları, bacakları yerleştirilmiştir. Altın, gümüş, elektrum, bakır, tunç, demir ve değerli taşlardan oluşan zengin ölü hediyeleri onların hanedana ait olduklarını göstermektedir. Çoğu altın, gümüş kapların dövme, dökme, kakma teknikleri, altın mücevheratın ince süsleri uzun bir gelişmenin ürünleridir. Alacahöyük 4. uygarlık katı;  Geç Kalkolitik Çağ'ı yani ana toprak üzerine kurulmuş ilk uygarlığı yansıtmaktadır. Alacahöyük Kral Mezarları Alacahöyük ziyaretçilerini binlerce yıllık konukseverlikle karşılayan anıtsal sfenksler, kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmişlerdir. Sfenksli Kapı’nın iki yanındaki söve blokları sfenks görünümünde yontulmuştur. Sfenkslerin yer aldığı bu iki kulenin iç ve dış yüzleri kabartmalı orthostatlarla süslenmiştir. Batıdaki kuledeki kabartmalarda görülen boğa figürü, “Göklerin Fırtına Tanrısı"nı sembolize etmektedir. Yerleşime ait temelleri ve diğer buluntularıyla Hitit mimarlığına ve sanatına ışık tutan Alacahöyük’ün en önemli buluntuları kraliyet mezarlarıdır. Kenarları taşla örülmüş mezarlar, ahşap hatıllarla kapatılmış, damları üzerine kurban edilen sığırların başları ve bacakları yerleştirilmiştir. Prens ve prenseslere ait olduğu düşünülen ve Eski Tunç Çağı’na tarihlenen bu 13 mezarda, süs eşyaları, güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri, kama, kılıç, balta gibi savaş aletleri ile pişmiş toprak, taş, altın, gümüş, tunç, bakır ve elektrondan yapılmış eserler ve süs eşyaları bulunmuştur. Alacahöyük Müzesi Alacahöyük’te ilk yerel müze, 1940 yılında açılmıştır. 1982 yılında örenyeri içerisindeki binasına taşınan müze 2011 yılında yeniden düzenlenmiştir. 1935 yılında başlayan Alacahöyük kazılarında açığa çıkartılan eserler, kazı başkanlarının adlarının verildiği salonlarda sergilenmektedir. Hamit Zübeyr KOŞAY salonundaki duvar panolarında Alacahöyük kazılarının Türk arkeolojisindeki yeri ve önemi anlatılmaktadır. Kazı tarihçesinin anlatıldığı vitrinde ise kazı malzemeleri ve Alacahöyük kazısına ait bilimsel yayınların bir kısmı teşhir edilmektedir. Alacahöyük kazısında elde edilen Kalkolitik, Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait eserler Remzi Oğuz ARIK salonunda, Hitit ve Frig dönemine ait eserler ise Mahmut AKOK salonunda sergilenmektedir. Atatürk’ün emriyle Türk Tarih Kurumu adına 1935 yılında R.O. Arık yönetiminde başlamıştır. Alacahöyük kazısı, Türkiye’nin ilk ulusal kazılarındandır. Kaynak: Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü -Coğrafyası Tarihi Kültürü ve Edebiyatıyla Çorum  Çorum Gezilecek Yerler Adres: Alacahöyük-ÇORUM

  14. Veli Paşa Hanı

    14

    Veli Paşa Hanı

    Çorum merkez, Çorum

    Çepni Mahallesi'nde yer alan Veli Paşa Hanı, Yozgat Beylerinden Veli Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde 2 Muharrem 1283 (1867) ve 23 Muharrem 1303 (1887) tarihli vakfiyelerde hanın yeri ve çevresi tarif edilerek vakıf akrarı atlatılmıştır. 1303 tarifli vakfiyelerde belirtilen akrar 1914 yılında tamamen yanmış, şimdiki han ve müştemilatı vakıfın torunu ve aynı zamanda mütevellisi Şevket bey tarafından eskiye uyularak 1915-1916 yıllarında yaptırılmıştır. Velipaşa Hanı, 1000 metrekarelik bir alanı kapsamakta olup, iki katlı olarak inşa edilmiştir. Sadece ön cepheye bakan köşk bölümü üç katlıdır. Gerek planı ve gerekse mimarı açıdan Osmanlı Dönemi hanlarına örnek teşkil eden han, ahşap ve kargir malzeme kullanılarak yapılmıştır. Uzun yıllar otel olarak işletilen handa, 1982 yılında çizilen rölöve projesine göre alt kattaki taş avlu etrafında at arabalarının bağlandığı bölüm, depolar ve kahvehaneler bulunmaktaydı. Avlunun iki başındaki ahşap merdivenlerle üst kata çıkılmakta olup, üst katta 35 tane han odası yer almaktaydı.  Kaynak: Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü -Çorum Kültür Envanteri Çorum Gezilecek Yerler Adres: Hürriyet 4 sokak No:36

  15. Görsel yok

    15

    Tarihi Ali Paşa Hamamı

    Çorum merkez, Çorum

    <p>Kunduzhan Mahallesi’nde, Çarşı içerisinde olan bu hamamı Erzurum Beylerbeyi Ali Paşa l573’de yaptırmıştır. Çorum hamamlarının en büyüklerinden olan bu hamam aynı zamanda Yeni Hamam olarak da tanınmaktadır.Osmanlı mimarisindeki çifte hamam plan düzeninde olun bu hamamda kadınlar ve erkekler kısmından meydana gelmiştir. Hamamın bölümlerini oluşturan soğukluk, sıcaklık ve halvet bölümleri kasnaklar üzerine oturmuş kubbelerle örtülmüştür.</p>

  16. Görsel yok

    16

    Siklik Tabiat Parkı

    Çorum merkez, Çorum

    Çorum-Samsun yolu üzerinde yer alan Sıklık Boğazı, 2009 yılında Tabiat Parkı ilan edildi. Gelecek yıllarda botanik ve hayvanat bahçesi, yapay gölet, gözetleme kuleleri, kır lokantası ve patika yolların yapılacağı tabiat alanı şimdilerde mesire yeri olarak hizmet vermekte. 7 kilometre boyunca uzanan ormanlık alanda hoşça vakit geçirebilirsiniz Çorum’a 7 km mesafededir. Alanı 63.Ha olup, Çorum-Samsun karayolu üzerinde bulunmaktadır.

  17. Hamamözü Arkutbey Kaplıcaları

    17

    Hamamözü Arkutbey Kaplıcaları

    Laçin, Çorum

    Hamamözü Arkutbey Kaplıcaları'nın tarihi kesin olarak bilinmese de Antik Çağ'dan bu yana kullanılan küçük bir hamam ve havuz bulunmaktadır. Bugünkü adını Şelçuklu Arkut Bey’den almıştır.  Sıcaklığı 42,5 °C civarında olan kaplıca suyunun kronik ağrılı romatizmal hastalıklara, sinir sistemi hastalıklarına, beyin çarpması sonucu oluşan felç ile çocuk felci sonrasında, kalp-damar ve tansiyon rahatsızlıklarında, ruhsal bozukluklarda, bel fıtığı veya siyatik sorunlarında, kadın hastalıklarında, hormon düzensizliğinde, cilt hastalıkları ve kepeklenmede yararlı özellikleri olduğu bilinmektedir. Hamamözü Arkutbey Kaplıcalarına Nasıl Gidilir? Amasya’ya 90 kilometre mesafedeki Hamamözü ilçe merkezinde, Laçin yolu üzerindedir. Ulaşımı Hamamözü belediyesi araçları tarafından sağlanmaktadır. Amasya Gezilecek Yerler Adres: Köprübaşı, Kaplıca Sk. No:19, 05720 Hamamözü/Amasya

  18. Görsel yok

    18

    Elvan Çelebi Camii

    Mecitözü, Çorum

    Mecitözü ilçesi, Elvançelebi Köyü’nde bulunan bu caminin bir zaviye olarak yaptırıldığı sanılmaktadır. Bu köye ismini vermiş bulunan Elvan Çelebi Aşık Paşa’nın oğludur. Büyük dedesi de Baba İshak’ın hocası Baba İlyas’dır. Baba İshak isyanını bastıran Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev, bu arada Baba İlyas’ı da öldürmüştür. Bundan sonra bu aile Mısır’a kaçmış, daha sonra Çorum’a yerleşmiştir. Elvan Çelebi bugünkü köyü, camiyi, yanına da kendi türbesini, hamam ve bir tarafına da dergah yaptırmıştır. Cami kaba yontma taştan kare planlı olarak 1555 yılında yapılmıştır.Üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Cami 1750 yılında onarılmış olup, bundan ötürü de içerisinde barok etkiler, özellikle tavanda görülmektedir.

  19. Görsel yok

    19

    Elvan Çelebi Türbesi

    Mecitözü, Çorum

    13. yüzyılın yarısında Moğol istilasından kaçarak Orta Anadolu’ya gelip yerleşti. Zamanın alimlerinden çeşitli ilimleri tahsil ettikten sonra, tasavvufa yöneldi. Babasının halifelerinden şeyhülislam Fahreddin Efendinin sohbetlerinde bulunarak tasavvufta yükseldi. 1326 (H. 727)da babasının Mısır’a gitmesi üzerine, Mecitözü’ne gelip Elvan köyüne yerleşti. Bir cami, zaviye, türbe ve hamam yaptırdı. Sohbetleriyle birçok kimsenin yetişmesini sağlayan Elvan Çelebi, zamanın ileri gelen evliyasından oldu Kabri Mecitözü ile Çorum arasında Elvan Çelebi köyünde bulunan zaviyesindeki türbesindedir

  20. Görsel yok

    20

    Örencik Şelalesi

    Çorum merkez, Çorum

    Çorum merkeze 27 kilometre uzaklıkta, Örencik Köyü’ndeki şelale Suludere Kanyonu yakınlarında. Dağlardan delice bir akıntıyla gelip metrelerce yüksekten büyük bir ihtişamla dökülen şelale, anayola sadece 500 metre mesafede bulunuyor.

  21. Gözlek Kaplıcaları

    21

    Gözlek Kaplıcaları

    Amasya merkez, Amasya

    <p>Amasya Gözlek Kaplıcaları, <strong><mark>38,5°C sıcaklığa sahip şifalı termal suyu, romatizma ve cilt rahatsızlıklarına iyi gelmesi ve şehir merkezine yakın konumuyla öne çıkan bir termal merkezdir</mark></strong></p>

  22. Görsel yok

    22

    Çağlayan Köprüsü

    Amasya merkez, Amasya

    Köprünün yapım yılı ve yaptıranı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak genel kanı, köprüyü Danişmendli emirlerden İltekin Gazi tarafından 1075 yılında yaptırılmıştır. Köprü, 70 metre uzunluğunda ve ayakları kesme taştan, kemerleri ise tuğladandır

  23. İkinci Bayezid Külliyesi

    23

    İkinci Bayezid Külliyesi

    Amasya merkez, Amasya

    İkinci Bayezid Külliyesi 1485-1486 yılları arasında Osmanlı Sultanı II. Bâyezid’in talimatıyla Amasya Sancak Beyi Şehzade Ahmed tarafından yaptırılmıştır. 1496 tarihli vakfiyede belirtildiği üzere külliye birimleri; cami, medrese, imaret, mektep ve köprüden ibarettir. Külliyenin bir birimi olarak sözü edilen köprü ise Çorum’un Osmancık İlçesinde Kızılırmak üzerinde yer almaktadır. Külliye birimlerinden olan cami, medrese ve imaret mevcut olup külliyenin doğusunda olduğu ifade edilen mektep ise günümüze ulaşamamıştır. Ayrıca sonradan külliyeye Şehzade Osman Çelebi Türbesi ile Muvakkithane eklenmiştir. Külliye birimleri hakkında bilgi veren Topkapı Sarayı Müzesi arşivindeki bir belgede; imaret olarak bilinen yapının, mut’ime-hâne (yemekhane), matbah (mutfak), kiler, fırın ve ahır olmak üzere beş ayrı birimden oluştuğu anlatılmaktadır. Cami Yan mekânlı ya da zaviyeli cami mimarisinin seçkin örneklerinden biri olan cami, ortada büyük bir kemerle ayrılan iki kare mekânla, doğu ve batı yanlarda üçer kubbeli yan mekânlardan oluşur. Orta mekânı, sekizgen kasnaklarında 16’şar pencere bulunan iki büyük kubbe örter. Kubbe içi ve pencere kemerlerinin üzeri zengin kalem işleri ile süslenmiştir. Ahşap pencere kanatları 15'inci yüzyıl ahşap kündekârî tekniğinin güzel örneklerindendir. Kuzeydeki son cemaat yeri, beş sivri kemerin taşıdığı beş kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerindeki pencere üstleri mavi beyaz çini panolarla süslenmiştir. Buranın iki ucunda yükselen tek şerefeli iki minareden doğudakinin gövdesi dikine yivli, batıdakinin gövdesi ise zikzak taş dekorludur. Caminin mukarnas süslemeli, ihtişamlı taç kapısı üzerindeki üç satırlık mermer kitabe Hattat Ali bin Mezid’in eseridir. Avlu ortasında yer alan 12 kenarlı şadırvan, 12 sütunun taşıdığı, 12 yüzlü sivri piramit bir çatıyla örtülüdür. Medrese Caminin batı yanında U planlı medrese bulunur. Külliyeyi çevreleyen avlunun batı duvarına bitişik olarak inşa edilmiş olan medrese, ortada genişçe bir avlu, avlunun etrafında kubbeli revaklar ve bunların arkasındaki öğrenci hücrelerinden oluşur. Kuzeydeki giriş kapısının karşısında, sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülü, kare planlı dersane bölümü vardır. İmaret L planlı İmaret caminin doğusundadır. İmaret’in dikdörtgen olan mekânlarının üzeri tonozlarla örtülüdür. Bu mekânların önünde, İmaret’in camiye bakan yüzlerinde küçük kubbelerle örtülü revak kısmı bulunur. Türbe 1513 tarihli olan türbe kare planlı ve tek kubbelidir. Özgün inşa kitabesi bulunan türbe, düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Türbe Şehzade Ahmed’in oğlu Şehzade Osman Çelebi için yapılmıştır. Muvakkithane Caminin kuzeybatısında, medreseye yakın bir yerde bulunan tek katlı, kare planlı küçük yapı ise namaz vakitlerinin belirlendiği muvakkithanedir. İç mekân duvarları ve tavanı kalem işi bezemelerle süslü olan Muvakkithane, 1842 yılında Kapancı-zade Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kaynak: Muzaffer DOĞANBAŞ, Amasya II. Bâyezid Külliyesi, Amasya Valiliği Yay. Ankara 2010 Amasya Gezilecek Yerler Adres: Hacı İlyas, Sultan II. Bayezit Cami No:47 05100 Amasya Merkez/Amasya

  24. Amasya Arkeoloji Müzesi

    24

    Amasya Arkeoloji Müzesi

    Amasya merkez, Amasya

    Amasya'nın merkez ilçesinde bulunan Amasya Arkeoloji Müzesi'nin geçmişi 1925 yılında kurulan müze deposuna dayanır. II. Beyazıt Külliyesi'nin medrese binasının iki odasında az sayıda arkeolojik eserler ile İslami dönem mumyalarının bir araya getirilmesi ile müze deposu oluşmuştur. Depodaki eserler 1962 yılında Gökmedrese Camii'ne taşındı. Depo, 1958 yılına kadar fahri memurlukla idare edildikten sonra 1958 yılının Haziran ayında müze müdürlüğü oldu. Müze, 22 Mart 1977 tarihinde yeni binasına taşındı ve yeniden düzenlenerek 14 Haziran 1980 tarihinde ziyarete açıldı.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   Müzede Geç Neolitik Erken Kalkolitik Çağ’dan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait 13 ayrı medeniyetin eserlerini bir arada görmek mümkündür.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait taş eserler sergilenmektedir.     Daha önce müzenin bahçesinde bulunan ve Selçuklu Sultanı I. Mesud’a ait olan türbe içinde sergilenen İlhanlılar Dönemi'ne ait 14'üncü yüzyıldan kalma mumyalar müze içerisindeki özel bir bölümde sergilenmektedir.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   İlhanlıların Anadolu’daki hakimiyetleri döneminde Amasya’da nazırlık ve emirlik yapmış kişilere ve yakınlarına ait mumyaların bulunduğu bu bölüm, müzenin en ilgi çeken yerlerinden birini oluşturmaktadır.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   Müzede ziyaretçilerin amatör makinelerle fotoğraf ve görüntü almalarına izin verilmektedir.   Amasya Arkeoloji Müzesi'nde Sergilenen Önemli Eserler   Kayı Boyu Damgalı Pencere Kanatları    Osmanlı döneminin önemli bir sancak merkezi olan Amasya il sınırları içerisinde tespiti yapılabilen tek Kayı boyu damgası Amasya Müzesindeki bu pencere kanatlarında yer alır. Konuya ahşap pencere kanatları üzerine işlenmiş Kapı boyu damgası özelinde bakıldığında ise buradaki uygulama, Osmanlı coğrafyasındaki tek örnektir.     Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Bu pencere kanatları, 1486 tarihli Amasya II. Bâyezid Camiinden alınarak 02.11.2000 tarihinde Amasya Müzesine getirilmiştir.     Kanatların her biri 208 x 67 cm ölçülerinde ve 6,5 cm kalınlığında düzenlenmiştir. Kanatlar üçer pano halinde tanzim edilmiş, üst panolar yatay dikdörtgen alt panolar kare ve damga motifinin yer aldığı orta panolar ise dikine dikdörtgen şeklinde yapılmıştır. Sağ kanadın üst panosunda Farsça, Kâ’betü’l-u’şşâk bâşed în mekâm, sol kanadın üst panosunda ise Her ki nâkis âmed încâ şod temâm dizesi yazılıdır. Molla Cami tarafından yazılmış olan bu beyit Konya Mevlana Müzesi Hat Dairesinde yer alır ki, Türkçe “Âşıklar Kâbe’sidir bu makam, buraya noksan gelen tamamlanır.” anlamına gelmektedir.   Kayı damgasının yer aldığı orta pano 92 x 46 cm ölçülerindedir. I Y I sembolleriyle düzenlenmiş olan Kayı boyu damgası toplam 29,5 cm uzunluğunda bir alanı kaplamaktadır.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Damganın sağında ve solunda yer alan I biçimli semboller, 8 cm yükseklikte ve 3 cm gövde kalınlığına sahiptir. Ortada bulunan Y biçimli sembol ise 13 cm yükseklikte ve yukarıya bakan kısmındaki iki uç arası da yine 13 cm genişliktedir. Kayı boyu damgası sonsuzluk prensibine göre ve ayrıca müsenna olarak da bilinen aynalı tarzda düzenlenmiştir. Söz konusu damga motifleri bu yönüyle dikkate değer bir şekilde vurgu yapılarak işlenmiştir.   Fırtına Tanrısı Teşup Heykelciği   Müzesinin arkeoloji bölünün Orta ve Geç Tunç Çağı vitrinlerinin arasında kendisine özel yapılmış bir vitrin içerisinde sergilenmektedir. “Bin Tanrılı Halk” Hititlerin tanrılar panteonun/topluluğunun Baş tanrısı Fırtına Tanrısı Teşup’un bronz heykelciğidir.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   Teşup Heykeli, 1962 yılında  Doğantepe Köyü Mesken Höyük'te yüzeyden 4 m derinlikte bulunmuştur. Doğantepe Köyü’nün bulunduğu alan Geç Neolitik-Erken Kalkolilitik Çağ’dan başlayıp Osmanlı Dönemi’nin sonuna kadar yerleşim görmüş bir höyüktür.   Arkeoloji literatürüne Amasya Heykelciği veya Hitit Fırtına Tanrısı Teşup heykeli olarak tanınan eser; Hititlerin Yukarı Ülkesindeki Hakmiş/Doğantepe’deki kült yerine tapınma için getirilmiş olabileceği gibi buradaki tapınağa ait bir heykel de olabilir. Bugünkü Doğantepe köyü Antik Hitit Kenti Hakmiş üzerine kurulmuştur. Hititlerin başkenti Boğazköy’e yaklaşık 150 km mesafede bulunan Doğantepe, Hitit İmparatorluk Dönemi'nde Kaşka'ların hücumuna uğramış bir kültür merkezi olup Hitit Kralları tarafından öncü bir kale olarak kullanılmıştır.   Tunç madeninden döküm tekniğinde yapılmış olan eserin yüksekliği 21.5 cm, ağırlığı ise 1340 gr’dır.  Eserin kol ve bacak kısımları ise bulunamamıştır.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Heykelin etek kısmından aşağısı yoktur. Başında tanrısal konik sivri külahlı başlık vardır. Dudakları hafif tebessüm eder şekilde, kalın kaşlı, badem gözlü ve göz çukurları boştur. Eserin orjinalinde göz çukurunun lapis lazuli gibi kıymetli taşlarla dolu olduğu düşünülmektedir.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Düzgün hafif tebessüm eden, güçlü ve mağrur yüz ifadesi ve narin beden yapısı ile genç erkek olarak tasvir edilmiştir.    Güneş Saati   Osmanlı Dönemi'ne ait olan eser, üç kaidesi olan konik şekilli çam kozalağı formunda mermerden yapılmış olup ünik bir eserdir.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Konik gövdenin yarısında 11 saatlik zaman dilimlerini gösteren kabartmalar mevcuttur. Bu kabartmaların beş tanesinin içine yarım saatleri gösteren uzun kanallı oyuklar açılmıştır.   Mumyalar   Müzede sergilenen önemli eserlerden biri de Amasya’da nazırlık görevi yapmış İşbuğa Nuyin ve Cumudar Bey'e ait mumyalardır.   Fotoğraf: Official Turkish Museums   Söz konusu mumyaların yanı sıra yine İlhanlıların Siyasi Egemenliğinde Amasya Valiliği yapmış İzzettin Mehmet Pervane Bey, cariyesi, kız ve erkek çocuklarına ait mumyalar yer almaktadır.   Amasya Elmalı Mozaik    Amasya Elmalı Mozaik, Amasya Merkez İlçeye 11 km mesafede yer alan Yavru Köyü, Küpderesi Mevkiinde 2013 yılında Müze Müdürlüğünce gerçekleştirilen bir aylık kurtarma kazısında açığa çıkarılmıştır. Yapının iki dönemde kullanıldığı anlaşılmıştır. Yapı ilk olarak kırsal villa/villa rustika olarak inşa edilmiş daha sonra yapının bazı bölümleri kapatılarak 1 nolu mekânın doğu duvarına küçük bir apsis nişi eklenerek küçük bir şapele/kiliseye dönüştürüldüğü tespit edilmiştir.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Yapıdaki mimari doku ve değişikliklerden; yapının kırsalda Roma Döneminde villa (villa rustika) olarak inşa edildiği ve uzun yıllar kullanıldıktan sonra, Doğu Roma Döneminde yapının MS. 4. yüzyılın sonlarından itibaren şapele dönüştürülerek kilise olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu mozaik  “Amasya Misket Elması”nın günümüzden 1700 yıl öncesinde de meşhur olduğunu göstermesi açısından önemlidir.    Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Aktarla Lahiti   Antikçağda genelde varlıklı kişiler, öldükten sonra zengin kabartmalarla süslü lahitler içerisinde gömülüyorlardı. Amasya Müzesi’nde sergilenen bu lahit, antikçağ lahitlerinin genel özelliklerini sergilemesi bakımından oldukça önemlidir.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Krem renkli kireç taşından tekne ve kapak kısmından oluşan lahitin, cesetlerin konulduğu dikdörtgen şeklinde oyulmuş tekne bölümünün dış yüzeyinin bir yüzü sade bırakılmış, diğer yüzleri Antik Döneme ait mitolojik figür ve sahnelerle kabartma olarak bezenmiştir. Kapak ise semerdam açtı formunda, üçgen alınlıklı, köşe akroterlidir. Dar yüzlerin birindeçgen alınlık içerisinde Kanthoros’dan meyve yiyen iki kuş figürü kabartma olarak işlenmiştir. Kapak ile lahit gövdesi izlere göre bronz bir perçinle bağlanmıştır. Kapağın oturduğu yerden başlayan Grekçe harflerle yazılmış, üzeri kırmızı aşı boyası ile boyanmış beş satırlık bir kitabesi mevcuttur.   Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi   Grekçe kitabede; lahit mezara “Saygı ve merhamet duygularıyla yaklaşanlar Tanrıdan iyilik görsünler; ancak kötü niyetle yaklaşanlar ve mezarı ele geçirmeye çalışanlar veya başka bir kötülük yapanlar için, bu dünya basılmaz, denizler aşılmaz olsun. Çocuklarının, özellikle de karısının hayrını görmesin rızkı azalsın” yazmaktadır.   Mmezarı Antik Dönem mezar soygunlarından korumak için iki dar yüzdeki yazıtın altında, iki yanda payelerin oluşturduğu çerçeve içerisinde yer alan Gorgonun gözleri de kırmızı aşı boyası ile boyanmıştır.   Amasya Gezilecek Yerler   Kaynak: Amasya Arkeoloji Müzesi Adres: Üçler, Mustafa Kemal Paşa Cd. D:No.91, 05100 Amasya Merkez/Amasya

  25. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii

    25

    Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii

    Merzifon, Amasya

    Osmanlı sadrazamlarından Kara Mustafa Paşa tarafından 1666 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin dış duvarları tümüyle düzgün kesme taştan örülmüştür. Sivri kemerlerle bağlı dört sütunun oluşturduğu üç gözlü, tavanı ahşap kaplı bir son cemaatyeri bulunur. İbadet mekanının üzeri büyükçe bir kubbe ile örtülüdür. İç kısmı 19'uncu yüzyıl özelliği gösteren kalem işleri ile süslü olan kubbenin sekizgen kasnağının köşe boşlukları yine sekizgen ağırlık kuleleri ile desteklenmiş ve estetik açıdan bir bütünlük sağlanmıştır.   Fotoğraf: Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Cami, kubbe kasnağının her yüzündeki ikişer küçük pencere ve beden duvarlarındaki üçü altta üçü üstte olmak üzere altışar pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin en dikkat çekici yanlarından biri de avludaki şadırvanıdır. 19'uncu yüzyılda yapıldığı düşünülen şadırvan temel olarak ahşap yapılıdır. Sivri bakır külahını sekiz ahşap sütun taşır.   Fotoğraf: Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Şadırvanın asıl özelliği ise tavanındaki kalemişi süslemelerdir. Zileli Emin’in bu süslemeleri 1875 yılında yaptığı, süslemeler arasına düştüğü tarih ve isimden anlaşılmaktadır. Süslemelerde üç yerin resmedildiğine inanılır. İlki İstanbul’dur. Resim dikkatle incelendiğinde Galata ve Bayezid Kuleleri arası, Haliç ve Galata Köprüsü, Sultanahmet, Ayasofya ve Süleymaniye Camileri ve Çemberlitaş seçilebilmektedir.   Fotoğraf: Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Tavan süslemelerinin ikinci sahnesi Amasya’ya benzetilir.  Sahnede kale, nehirdeki su değirmenleri ve Bayezit Camii’ne benzer yapılar görülebilmektedir. Üçüncü sahnenin ise Viyana şehri önlerindeki Osmanlı ordusunu tasvir ettiği düşünülür. Zamanın anlayışı gereği insanın resmedilmediği sahnede patlayan top ve silahların yanında çadırlar görülmektedir. Altan resmi sınırlandıran kubbe eteğindeki dikdörtgen uçları ovalleşen kademeli düğümle sonuçlanan altı adet kartuş kuşaklar içerisinde; siyah zemin üzerine çağla rengi bitkisel motiflerin dolgu olarak kullanıldığı Arapça sülüs hatla yazılmış Hadis-i Şerif; “accilûbi’ssalâtikable’l fevt ve accilûbi’ttevbetikable’l mevt” “vakit geçmeden namazda, ölüm gelmeden tövbede acele edin”altı adet kartuş şeklinde yazı dolanmaktadır.   Cami avlusunun Taşhan tarafındaki girişi de yine görülmeğe değerdir. Üzerinde küçük bir odacığı bulunan derin kemerli girişin kemeri renkli taşlardan örülmüştür. Avluda çapları yaklaşık 3 metre olan iki de yaşlı çınar bulunur.   Amasya Gezilecek Yerler   Kaynak: Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Gazimahbup, Çarşı Sk., 05300 Merzifon/Amasya

  26. Görsel yok

    26

    Sivrikese Cami

    Havza, Samsun

    <p>Havza’nın  Sivrikese  Köyü’nde,  köyün ismi ile anılan bu cami 1903 tarihinde Ali Osman Ağa tarafından Todor Usta’ya yaptırılmıştır. Bahçe içindeki cami, kare planlı, düzgün olmayan kesme taşlarla inşa edilmişdir</p>

  27. Yaşar Doğu Müze Evi

    27

    Yaşar Doğu Müze Evi

    Kavak, Samsun

    Milli Güreşçi Yaşar Doğu’nun Emirli Mahallesi'nde yaşadığı ev restorasyon çalışmaları sonrasında müze olarak turizme kazandırılmıştır. Dünya ve olimpiyat şampiyonu Yaşar Doğu'ya ait kişisel eşyaların görülebileceği müze, Yaşar Doğu'nun hatırasını taçlandırmak ve yeni nesillere ilham vermek amacıyla tasarlanmıştır. Müzenin yanında yine Emirli Mahallesi'nde güreş alanı yapılmış olup her yıl geleneksel olarak güreş turnuvaları düzenlenmektedir. Yaşar Doğu Müze Evi ve Güreş Alanı 2017 yılında şampiyonun anısına organize edilen bir güreş müsabakası ile hizmete açılmıştır.  Kaynak: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Samsun Gezilecek Yerler Adres: Yaşar Doğu Mah. Bölge Parkı 101. Sok. No:15 Kavak/SAMSUN

  28. Samsun Büyükşehir Belediyesi Binicilik Tesisleri

    28

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Binicilik Tesisleri

    Atakum, Samsun

    At sevgisi ve tutkusu Türk İnsanının genetik kodlarında saklıdır. İşte bu tutkuyu yaşayabilmek, günün sıkıntısından biraz da olsun kurtulabilmek ve hoşça vakit geçirebilmek için, Samsun Atakum İlçesi Büyükoyumca Mahallesi hudutları içinde her türlü donanımıyla Atlı Spor Tesisleri kurulmuştur. Tüm atlı sporların yapılabildiği ve engellilerin rehabilitasyonunda da kullanılan tam teşekküllü binicilik tesisidir. Samsun Atlı Spor Kulübü’nde, İngiliz, Arap, İran, Amerikan, Avusturya, ve Hollanda cinsi atlarla eğitim verilmektedir. İçerisinde açık ve kapalı manej, ısınma maneji, giriş ve güvenlik binası, ahır ve çevre çiti bulunan Atlı Binicilik Tesisi, artık atlı sporlara ilgi duyan tüm Samsunlular'ın ve çevre illerden gelen ziyaretçilerin hizmetindedir. Samsun Turizm Aktiviteleri

  29. Sadi Tekkesi Kuvayi Milliye Müzesi

    29

    Sadi Tekkesi Kuvayi Milliye Müzesi

    İlkadım, Samsun

    Sadi Tekkesi Kuvâyi Milliye Müzesi 19 Mayıs 1919'da başlayan kurtuluş mücadelesinin ruhunu bugüne yansıtmaktadır. Milli Mücadele tarihinde önemli yeri olan Şeyh Sadi Tekkesi, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından 2013 yılında restore ederek Kuvâyi Milliye Müzesi haline getirilmiştir. Kurtuluş Savaşı kararına Anadolu’dan verilen ilk destek yerlerinden bir tanesi olan Sadi Tekkesi, bugün tüm hatıralarıyla birlikte dimdik ayakta durarak tarihe olan tanıklığını günümüze taşımaktadır. Tematik müze kompleksi, tekke binası, anıevi, diaromik (şehitler) müze, kantin ve tuvaletler ile farklı ebatlarda 5 adet avludan oluşmaktadır. İlk etapta Sadi Tekkesi tek başına bir müze olarak düşünülmüş ve restorasyonu tamamlanmışsa da daha sonra ortaya atılan farklı fikirlerle bir şehit ve gazi anıevi ile diaromik müzenin de olması gerektiği düşüncesi kabul görmüştür. Buna bağlı olarak, tekkenin karşısında yer alan bağdadi tarzındaki ev kamulaştırılmış ve restorasyonu tamamlanmıştır. Bu bina anı evi olarak düzenlenmiştir. Anı evinin güneybatısına ise diaromik alan inşa edilmiştir. Böylelikle geri kalan alanlar arazinin de vermiş olduğu zaruretle, farklı ebatlardan oluşan ve bir seki şekli görüntüsü veren avlularla doldurulmuştur. İçerisinde 7 adet balmumu heykel olan bina tematik bir müze olarak biçimlendirilmiştir.  Samsun Gezilecek Yerler Kaynak: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Adres: Selahiye Mahallesi, Çifte Hamam Cd. No:57, 55100 İlkadım/Samsun

  30. Dündar Tepe / Öksürük Tepe

    30

    Dündar Tepe / Öksürük Tepe

    İlkadım, Samsun

    <p>Samsun İlkadım İlçesi'nin 3 kilometre güneydoğusunda bulunan 15 metre yüksekliğindeki höyükte, Kalkolitik, Eski Tunç ve Hitit çağlarına ilişkin üç kültür katı vardır. Höyüğün tepesindeki en son yerleşme Eski Tunç Çağı’na aittir. Höyüğün eteklerinde Hitit yerleşmesine rastlanmıştır. Birinci kültür katında Kalkolitik döneme tarihlenen yapı kalıntıları, el yapımı seramik parçaları, pişmiş toprak ağırlıklar, çakmaktaşı bıçak vs. bulunmuştur. Höyüğün tepesinde ve eteklerindeki İkinci kültür katı Eski Tunç Çağı’na tarihlenmektedir. Yangınla sona eren bu katta dörtgen planlı ev ve ocak, koyu gri renkli, içi kırmızı ya da kahverengi kaplar, kemik eşyalar, pişmiş toprak ağırşaklar bulunmuştur. Höyüğün tepesi dışında eteklerinde Hitit Dönemi'ne tarihlenen üçüncü kültür katında üç yapı katı saptanmıştır. Birinci yapı katında taş temelli kerpiçten evler (MÖ 1500-1200), ikinci yapı katında taş temel kalıntıları (MÖ1500), üçüncü yapı katında çoğu boya astarlı, çarkta yapılmış ve iyi fırınlanmış seramik buluntuları, pişmiş toprak mühürler, hayvan heykelcikleri, kemik iğneler (MÖ1500’den önce) ele geçirilmiştir. Kaynak: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Samsun Gezilecek Yerler Adres: Odunpazarı Mevkii İlkadım

  31. Onur Anıti

    31

    Onur Anıti

    İlkadım, Samsun

    Samsun’un simgesi sayılan bronz Atatürk heykeli, Samsun halkı tarafından Avusturyalı heykeltıraş H. Kriphel’e yaptırılmıştır. Heykel bir Alman vapuruyla 15 Kasım 1931 tarihinde Samsun’a getirilmiştir. Vapurdan çıkarılan heykelle birlikte H. Kriphel ve Mayer isimli Viyanalı bir mühendis de Samsun’a gelmişlerdir. Gazi Heykeli’nin açılma töreni 15 Ocak 1932 Cuma günü büyük bir kalabalığın katılımıyla gerçekleşmiştir. Samsun’un Onur Anıtı olan bu heykelin kaidesiz yüksekliği 4.75 metre, kaideli 8.85 metredir. Büyük bir kaide üzerinde şahlanan bir at üstünde Atatürk, bütün heybeti ile görülmektedir. Gururlu bir anlatımla batıya ve çok uzaklara dikilen bakışları azim doludur. Şahlanan atın üzerinde dimdik bir vücut oturmaktadır. Bu oturuşta bir korkusuzluk ifade edilmektedir. Sert çelik bir kol kılıca uzanmıştır. Kaidenin yanlarında iki kabartma ve öteki yanlarında da yazılar vardır. Kabartmanın birinde, iskelede sandalın yanında mermi ve cephane taşıyan insanlar görülmektedir. Arkalarında bir de top arabasının bulunması, savaş anını canlandırdığını gösterir. Diğer kabartmanın ortasında Atatürk, tüm özellikleri ile dimdik, büyük bir zafer simgesi olarak durmaktadır. Başı halka dönük ve halk ile el eledir. Çevresi Türk Ulusu’nun yaşlısı, köylüsü, kentlisi ile doludur. Heykelin kaidesindeki yazılar ise şöyledir: a) Vatanda Milli Mücadeleye başlamak için Gazi, 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıktı. b) Bu heykel, Samsun Vilayeti halkı tarafından 29 Ekim 1931 tarihinde dikildi.  Kaynak: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Samsun Gezilecek Yerler Adres: Cumhuriyet Caddesi Atatürk Parkı / İlkadım

  32. Göğceli Camii

    32

    Göğceli Camii

    Çarşamba, Samsun

    Anadolu yapı geleneğinin en güzel örneklerinden biri olan Göğceli Camii, Türkiye sınırları içinde ayakta kalabilen en eski ahşap camilerden biridir. İnşa kitabesi bulunmayan camiden alınan ahşap numuneler üzerinde yapılan testler sonucunda 1206 yılında inşa edildiği, önündeki revakın 1335 yılında eklendiği veya onarıldığı anlaşılmıştır. Yapı 2007 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir.   Fotoğraf: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Cami, ahşaptan yığma tekniğinde, köşeleri kurtboğazı geçmelerle duvar boyunca tek parça olarak uzatılan ahşap perdelerle inşa edilmiştir. Yapıda çivi kullanılmamış, dövme demir çivi yalnız direk başlarının kirişlere bağlantısında ve harim kısmında revak bölümlerine doğru uzanan merteklere yapılan eklerde kullanılmıştır.   Fotoğraf: Gülcan Acar   Tek katlı yapının üst üste yığma tekniğiyle yapılmış duvarlarını tek parça kalaslar oluşturur. Duvarlarda tek parça olarak kullanılan kalaslar yaklaşık 15-18 cm kalınlığında, 50-70 cm  eninde ve yaklaşık 12-20m. uzunluğundadır. Ahşap cami taşınabilir özelliktedir. Duvarlarda, direklerde, direk başlarında, kirişlerde, merteklerde, mahya ışığı gibi yapının birçok yerinde karaağaç, dış budak, kestane gibi ağaçlar kullanılmıştır.   Fotoğraf: Gülcan Acar   Kök boyaları kullanılarak kalem işi ve renkli boyama şeklinde bitkisel formlar kullanılarak oluşturulan cami içerisindeki süslemeler hemen hemen her tahtada farklı motif ve kompozisyonlar ile oluşturulmuş, tekrar eden süslemelerden kaçınılmıştır.   Fotoğraf: Gülcan Acar Harimde aşık, mertek ve direklerde aşı, çatı tahtalarında kök boyalarıyla yapılmış kalemiçi nakışlar görülmektedir. Camideki klasik motif ve kompozisyon düzeni nakışların erken Osmanlı Dönemi'nde başlayıp klasik devir sonundaki bir dönemde yapılmış olabileceği düşünülmektedir. Caminin etrafındaki mezarlık Göğceli veya garipler mezarlığı olarak bilinmektedir.   Fotoğraf: Gülcan Acar   Kaynak: Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Can, Yılmaz (2004), Samsun Yöresinde Bulunan Ahşap Camiler   Samsun Gezilecek Yerler Adres: Canlı, Mezarlık Cami, 55500 Çarşamba/Samsun

  33. Laleli Cami

    33

    Laleli Cami

    İkizce, Ordu

    Laleli Cami, Çivisiz Camii olarak da bilinmektedir. Tamamen ahşap olan camide dayanıklı olan pelit ağacından yapılmıştır. 1560-1600 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir. Uzun yıllar herhangi bir restorasyon çalışması yapılmayan camii 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Samsun KTVKBK kararıyla restorasyon projesi onaylanmış ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün denetiminde 2012 yılında restorasyonu tamamlanarak ibadete açılmıştır. Kaynak: Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü &quot;Gezi Rehberi&quot; Ordu Gezilecek Yerler Adres: İkizce ilçe merkezinde bulunmaktadır.

  34. Çayir Camii / Çaybaşi

    34

    Çayir Camii / Çaybaşi

    Çaybaşı, Ordu

    Çaybaşı ilçesi sınırlarında bulunan Çayır Camii, aynı ilçenin güney istikametinde bulunan Kargalı Ahşap Camisiyle bire bir benzerlik taşır. Bu caminin de ne zaman ve kim tarafından yapıldığı belli değildir. Avluda bulunan çeşmede H. 1281 ve 1288 tarihleri işlenmiştir. Miladi 1864-65 ile 1871 yıllarına karşılık düşen bu tarihler, caminin ve şadırvanın inşa edildiği tarihler olabilir. Çaybaşı Ahşap camileri ve Çayır Camii Çaybaşı ilçesinde bulunan 4 ahşap cami yapım tekniği bakımından benzerlikler taşımaktadır. Ayrıca her biri yerleşim alanlarının sınırına yani köylerin kesiştiği noktalara kurulmuşlardır. Minareleri yoktur. Hepsi de Cuma namazına yönelik işlevleri nedeniyle Cuma Camisi olarak inşa edilmiş ve günümüzde Kargılı Ahşap Camii dışında hepsi kullanılmaktadır. Kaynak: Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü &quot;Gezi Rehberi&quot; Ordu Gezilecek Yerler Adres: Ordu

  35. Tekke Camii / Kargili Camii

    35

    Tekke Camii / Kargili Camii

    Çaybaşı, Ordu

    Çaybaşı İlçesi'nin Kargalı Mahallesi’nde yer alan bu cami ve mektebi, yapım tarihleri ve inşa biçimi olarak Çaybaşı Çayır Camisi’ne benzemektedir. Her iki cami ve mektepler ne zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları kesin olarak bilinmemektedir. Çayır Camii şadırvanı üzerinde yer alan H. 1281 ve H. 1288 / M. 1864–65 ve M. 1871 tarihlerinden, her iki caminin de bu tarihlerde inşa edilmiş olabileceğini düşündürmektedir. Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü Doçenti Dr. Ahmet Ali Bayhan’ın tespitine göre; plan düzeni ve harimde kadınlar mahfilinde yer alan süslemeler dolayısıyla Kargalı Cami, XIX. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilebilir. Yine aynı araştırmacımızın tespitinde, 1985 yılında harimin kuzey duvarı kaldırılarak kuzey revak, iç mekâna dâhil edildiği, 1905 yılında camide önemli bir tadilatın yapıldığı belirtilmektedir. Kaynak: Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü &quot;Gezi Rehberi&quot; Ordu Gezilecek Yerler Adres: Çaybaşı İlçesi'nin Kargalı Mahallesi’nde bulunmaktadır.

  36. Görsel yok

    36

    Çınarsuyu Mesire Yeri

    Ünye, Ordu

    Ünye İlçesi’ne 7 km uzaklıkta bulunan mesire yeri 11 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. Mesire alanı içinde günübirlik kullanıma yönelik piknik alanları, büfe, fırın, çocuk oyun alanları bulunmaktadır

  37. Görsel yok

    37

    Saray Hamamı

    Ünye, Ordu

    Ünye İlçe merkezinde Kaledere mahallesinde bulunmaktadır. Dıştan dikdörtgen şeklindedir. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmektedir. Kesme taş ve yığma taştan yapılmıştır. Dış cephe yüzeyi, kubbeler ve pencere söveleri onarım görmüştür, halen kullanılmaktadır. Orjınali kilise olan yapı sonradan hamama dönüştürülmüştür.

  38. Görsel yok

    38

    Sayacabaşı Mesire Yeri

    Ulubey, Ordu

    Ordu- Sivas karayolu üzerinde, Ordu İl merkezine 27 km, Ulubey ilçe merkezine 7 km mesafede, Sayaca Köyü’nde toplam 6,4 hektarlık bir alan kaplayan, bir mesire yeridir. Yeme-İçme ve dinlenme tesisi mevcuttur.

  39. Görsel yok

    39

    Kültür Merkezi (Taşbaşı Kilisesi)

    Altınordu, Ordu

    Taşbaşı mahallesinde bulunan eski bir Rum Ortodoks kilisesi. 1853'te inşa edilen kilise 1937-1977 yılları arasında cezaevi olarak da kullanılmış, 1983 yılında  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiştir. 2000 yılında kültür merkezine dönüştürülmüştür.

  40. Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi

    40

    Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi

    Altınordu, Ordu

    Ordu il merkezi Selimiye Mahallesi’nde Taşocak Caddesi ile Erkoçak Sokağı’nın kesiştiği köşede yükselen Paşaoğlu Konağı, 1896 yılında Paşaoğlu Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bahçesiyle birlikte 625 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen konağın taşları Ünye’den, ahşap malzemesi Romanya’dan getirilmiş ve yapımı İstanbullu bir usta tarafından gerçekleştirilmiştir. 19'uncu yüzyıl sivil mimarimizin en güzel örneklerinden biri olan Paşaoğlu Konağı, zemin dâhil olmak üzere üç katlıdır. Zemin kata doğuda, birinci kata ise kuzeyde ve batıda bulunan kapılardan giriş sağlanmaktadır.   Konak; birinci ve ikinci katı ayıran silme ile birlikte, binanın köşelerinde yer alan kaideli ve başlıklı yarım sütunları, bitkisel motifli konsollarla desteklenen ve söve taşı ile çevrelenen üstü saçaklı pencereleriyle zengin bir taş işçiliğini sergilemektedir. Bahçe duvarı, merdivenler, balkon ve çatı kenarlarındaki işlemeli taş korkuluklar konağın dış cephesine hareket kazandıran diğer unsurlardır. Konağın bahçesinde fıskiyeli bir havuz ve günümüzde ahşap örtü altına alınmış orijinal taş ocak bulunmaktadır. Paşaoğlu Konağı'nın zemin katı taş döşemelidir. Birinci ve ikinci katlarda taban ahşaptır. Tavanlar ahşap kaplama olarak yapılmıştır. Konağın üst katındaki sofanın ahşap tavanı üzerine yağlıboya desenlerle süslenmiştir. Tavanın ortasında baklava şeklinde bitkisel motifler vardır. Köşelerdeki madalyonlar içine çeşitli manzaralar resmedilmiştir. Bu katta bulunan banyoda desenli çiniler kullanılmıştır.   Paşaoğlu Konağı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında kamulaştırıldıktan sonra 1983 tarihinden itibaren onarılmaya başlanmıştır. 1987 yılında onarımı ve teşhir-tanzimi tamamlanan konak “Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesi” olarak hizmete açılmıştır. Zemin katı idare olarak kullanılan binanın, birinci katı Etnografik eserler seksiyonu olarak düzenlenmiştir. Bu bölümde silahlar, takılar, kadın ve erkek giysileri v.b. eşyalar sergilenmektedir. İkinci kat ise sofa, paşa nine odası, günlük oda, misafir odası, yatak odası, yüklük gibi düzenlemelerle yöresel 19'ncu yüzyıl konağının özelliklerini aksettirmektedir.    Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi'nde sergilenen önemli eserler   Apollon Heykelciği (MÖ 1. yüzyıl, Helenistik Dönem)   İlyada destanında  “Lykegenes” yani okçu, hedefi vuran, gümüş yaylı olarak adlandırılan Apollon, burada sırtında sadağıyla betimlenmiştir.    Fotoğraf: Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi   Bileşik Rython Kült Kabı (MÖ 1. yüzyıl, Helenistik Dönem)   Solda dağ koyunu ile sağda keçi figürü yer almaktadır. Kabın ortasında oturan ve kytara çalan çıplak erkek figürü betimlenmiştir. Keçi figürü Dionysosla ilgilidir.   Fotoğraf: Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi   Onyx Taşından Yapılmış Kadın Başı (MÖ 1. yüzyıl, Helenistik Dönem)   Onyx olarak da bilinen yarı değerli taş üzerine profilden tasvir edilmiş kadın başıdır. Yüz, göz, burun ve ağız oldukça belirgin, saç kıvrımları alnın üst kısmında belirtilmiştir. Onyx taşının beyaz renkli damarları kullanılarak baş örtüsü tasvir edilmiş, örtünün altında başın arka kısmında saç topuzu görülmektedir. Fotoğraf: Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi   Çocuk Dionysos (MÖ 1. yüzyıl, Helenistik Dönem)   Yüzünde çocuksu bir gülümseme ile betimlenen Dionysos’un başında sarmaşık çelengi ile ve boynuzlu şekilde betimlenmiştir. Mitolojiye göre Zeus’un bir erkek çocuğu olur. Zeus’un düşmanı Titanlar bu çocuğu kaçırır ve yutarlar. Athena parçalanan çocuğun kalbini kurtarır ve Zeus’a getirir. Zeus kalbi yer, ölümlü Semele’yle birleşir ve Dionysos tekrar dünyaya gelir. Zeus oğlu yeniden canlanınca katilleri yıldırımlarıyla cezalandırır, yanıp kül olan Titanların küllerinden de insanlar doğar. Böylece insan doğasının maddesel yarısı Titanlardan, ruhsal yarısı ise Titanların parçalayıp yuttukları Dionysos’tan gelir. Dionysos, Zeus’un onu Semele’nin karnından çıkarıp kendi baldırına yerleştirmesiyle yeniden doğabilmiştir. İşte bu nedenle ona anadan olma, babadan doğma ya da “iki kez doğan” anlamına gelen Dionysos adı verilmiştir. Dionysos’un Roma mitolojindeki adı da şarap, bitki büyütme, bereket ve tiyatro tanrısı olan “Bacchus (Baküs)”tür. Üzüm asması, sarmaşık, panter, asa ve bolluk boynuzu simgeleriyle betimlenir. İçgüdüselliği, yaratıcı taşkınlığı, giz içinde saklı gerçeği, yabanıl ve başına buyruk güzelliği ifade eder.   Fotoğraf: Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi   Dionysos Mithraphoros (MÖ 1. yüzyıl, Helenistik Dönem)   Eser genç Dionysos Mithridates olarak betimlenmiştir. Başına taktığı başlığın altından yüzüne uzanan sarmaşık dalları alnını tümüyle çevrelemektedir. VI. Mithridatis, Pontus kralı olarak Anadolu'da MÖ 120 - MÖ 63 yıllarında hüküm sürmüştür. Roma Cumhuriyeti'ne karşı en başarılı ve zeki düşmanı sayıldı. Küçük yaşta öz annesinin kendisini zehirlemek istemesinden dolayı çeşitli zehirler geliştirmiş bir imparatordur.    Fotoğraf: Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi       Kaynak: Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü &quot;Gezi Rehberi&quot;   Ordu Gezilecek Yerler Adres: Ordu Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesi İl Merkezinde Selimiye Mahallesi (Boztepe Yolu) üzerinde bulunmaktadır.

  41. Görsel yok

    41

    Eskipazar Hamamı

    Altınordu, Ordu

    Büyük Hamam: Soğuk, ılık ve sıcak olarak üç kısımdan oluşmaktadır. Hamamın dışı moloz taş, içi ise düzgün yontma taştan yapılmıştır. Örtüde kubbe ve tonoz kullanılmıştır. 16. yüzyıl eseridir. Küçük Hamam: Tek bir kare mekan ile su haznesinden oluşmaktadır. 18. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

  42. Görsel yok

    42

    Tirilizade Beyler Konağı

    Piraziz, Giresun

    Tiralizade Hasan Bey Konağı, kasaba içinde tarihi açıdan en eski eser sayılır. Osmanlı Devleti’ nin son döneminde 1906-1908 yılları arasında yapılmış olan bu eser, konak yaşamının yansıtılması ve mimari özellikleri bakımından Karadeniz Bölgesi’nde eşine az rastlanır sivil mimarlık örneğidir.

  43. Görsel yok

    43

    Şeyh Keramettin Camii

    Giresun, Giresun

    Aynı adla anılan mahallede bulunan kagir camii daha önce Şeyh Keramettin adlı zat tarafından yeri vakfedilerek inşa ettirilen ahşap caminin yerinde yaptırılmıştır. Fakat camii zamanla yıkıldığından 1900 yılında Sarı Alemdarzade İzzet Kaptan'ın varisleri tarafından hayrat olarak yeniden yaptırılmıştır.

  44. Görsel yok

    44

    Kufa Kuyusu Suyu

    Giresun, Giresun

    Pontus devrinde ziyaretgah olarak kullanıldığı söylenen Kufa Kuyusu, Giresun kalesinin kuzeye bakan cephesinin eteklerindedir. Bizans devrinden kaldığı sanılmaktadır. Kuyunun ağız kısmı 2 m. uzunluğunda olup, 80 cm. genişliğinde kesme taşlardan örülmüştür. Söylentiye göre, bu su testilerle krallara gönderilir, onların türlü sıkıntılarına çare olurmuş.

  45. Topal Osman Ağa Anıt Mezarı

    45

    Topal Osman Ağa Anıt Mezarı

    Giresun, Giresun

    Osman Ağa, 1883 yılında Giresun’un Hacı Hüseyin Mahallesi’nde doğmuştur. Gençlik yıllarında “zeki, azimli, atılgan” bir kişi olduğundan “ağa” lakabıyla anılmaya başlamıştır. 8 Ekim 1912’de Balkan Savaşı çıktığında ailesi tarafından askerlik bedeli ödendiği halde gönüllü olarak Balkan Savaşı’na katılmıştır. 18 Kasım 1912’de Çorlu civarında Bulgarlara karşı yapılan bir hücumda sağ diz kapağına isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralanmış, doktorların bacağının, kesilmesi gerektiği şeklindeki sözlerine aldırış etmeyerek “uyutulmadan” ameliyat edilmesini istemiştir. Bu ısrar karşısında doktorlar çaresiz Osman Ağa’nın dediğini yapmak zorunda kalmışlardır. Aldığı yaradan dolayı dizini kıramadığı için bütün adım atmak zorunda kalmış, bu haliyle “Topal Osman Ağa” olarak anılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle birlikte şehirdeki Pontus Çeteleri’nin karşına çıkan Osman Ağa olmuştur. Osman Ağa, Kafkas cephesinde Teşkilat-ı Mahsusa’nın Doğu cephesinde aktif görev almıştır. Ekim Devrimi’nden sonra 12 Şubat 1918’den itibaren Harşit bölgesinden çekilmekte olan Ruslar’ın peşinden Batum’a ilk giren olmuştur. Osman Ağa Rumların 11 Mayıs’ta Taşkışla denilen Rum okuluna Yunan Kızılhaç bayrağı, 5 Haziran 1919 günü 20 metrelik büyük bir Pontus bayrağı asmaları üzerine asılan bayrakları indirtmiş. 12/13 Temmuz 1919 gecesi Mavridi Köşkü baskınını başarıyla gerçekleştirmişlerdir. Mustafa Kemal Paşa’nın Osman Ağa ve arkadaşları ile yaptığı görüşmeden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celile Muhafız Bölüğü’nün ilk mangası “Giresunlu uşaklardan” oluşturulmuştur. Sakarya Savaşı’nda Osman Ağa kumandasında 47. Alay Mangal Tepe taarruzuna katılmıştır. Sakarya Savaşındaki başarılarından dolayı Osman Ağa, başarılarından dolayı kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmiştir. Osman Ağa, Giresunluların millî kahramanıdır. 17 Ocak 1920’de Gedikkaya Gazetesi'ni çıkarmıştır. İmar işlerine önem vermiştir. Belediyenin etrafındaki evleri satın alarak yıktırmıştır. Rıhtım Camisi'nin etrafını tamamen boşaltarak park haline getirmiştir. Osman Ağa, şehre ilk defa otomobil getirtmiştir. Elektrikle aydınlatılması için büyük bir dinamo makine getirmek için girişimlerde bulunmuştur. Mart 1921’de Osmaniye İşçi Ocağı’nı kurmuştur. 1923 yılında vefat eden Osman Ağa'nın cenazesi önce Kale’de Kurban Dede’nin mezarının yanına defnedilir. Daha sonra 1925 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın ilgilere verdiği emir üzerine Kale’nin en güzel yerine nakledilmesini ve anıt mezarının yapılmasını sağlamıştır. Giresun Topal Osman Ağa Anıt Mezarı’na Nasıl Gidilir? Giresun Kalesi’nde bulunan Topal Osman Ağa Anıt Mezarı’na yaya ulaşımının yanı sıra, şehir merkezinden hareket eden araçlarla (şehir içi kale dolmuşları) ulaşmanız mümkündür. Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler Adres: Giresun Kalesi

  46. Yağlidere Tekkeköy Cami

    46

    Yağlidere Tekkeköy Cami

    Yağlıdere, Giresun

    Hacı Abdullah Külliyesi'nin Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında (1489-1512) annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiğini ve yönetiminin Hacı Abdullah Halife’ye bırakıldığına dair yayınlar vardır. Külliyeden günümüze cami, zaviye-ocak, misafirhane, değirmen ile kurucu şeyhin Tuğlacık Köyü'ndeki türbesi gelebilmiştir. Fırın ortadan kaldırılmış, caminin hemen yanındaki zaviye misafirhanesinin yerine ise İmam evi yapılmıştır. Kâgir sistemde inşa edilen cami, uzunlamasına dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yeri ve kare harim kısmından oluşan yapının yuvarlak formlu ve tek şerefeli minaresi 1980’li yıllarda inşa edilmiştir. Yapıda malzeme bakımından beden duvarlarında moloz şeklinde bazalt taş kullanılmış olup, üzeri sıvanmıştır. Caminin üzeri dört omuzlu kırma çatı ile örtülüdür. İç mekânda harim kısmını yarıya kadar kaplayan mahfile kapının solunda yer alan ahşap bir merdivenle çıkılmaktadır. Bu merdivenden geçilen ahşap ezan yeri yıkılmış, yerine günümüzdeki minare yapılmıştır. Yarım yuvarlak nişe sahip olan mihrap, kıvrık dal ve geometrik motifli iki sıra bordür ile çevrelenmiştir. Minber cevizden yapılmıştır. Mihrap tarafındaki yüzü üzerine S ve C kıvrımlarına yer verilmiştir. Diğer yüzü üzerinde hiçbir bezeme yoktur. Bu haliyle minber 19. yüzyıl özellikleri taşımaktadır. Harimin üzeri, ahşap tavanla örtülüdür. Harimin duvarlarında zengin bir süsleme kompozisyonu görülür. Kalemişi şeklinde uygulanan süsleme kompozisyonunda bitkisel, geometrik, yazılı ve nesneli bezemeler hâkimdir. Çeşitli formlarda vazo, kandil, bıçak, bayrak, perde, cami, saat, cennet tasviri, ay, yıldız, güneş, ağaç, natürmort, çiçek en çok kullanılan motiflerdendir. Camideki duvar resimleri mahfilin güneyindeki duvarlarda yoğunlaşmıştır. Burada duvarlar sütun ve yuvarlak kemerlerden oluşan arkad sırası ile taksim edilmiş ve kemer gözlerinin içi, vazodan ya da zemin çizgisinden yükselen çeşitli bitkili bezemelerle doldurulmuştur. Bu bölümde batı duvarında yedi, güney duvarında on iki, doğu duvarında altı kemer gözü vardır. Kemer gözleri pencere, minber, mihrap, direk gibi birimlerin olduğu yerlerde duruma göre küçülmüş ve büyümüştür. Mahfil altında kalan duvarların yüzeyinde ise kemer gözü yoktur. Burada süslemeler doğrudan zemin çizgisinden yükselmektedir. Süsleme kompozisyonunda en çok dikkat çeken düzenleme cennet tasviridir. Mihrabın doğusunda yer alan bu tasvir, sekiz adet kapı, yedi kat, kökleri havada asılı tuba ağacı ve cennetin sembolü olan liva-i hamd motiflerinden oluşur. Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler Adres: Yağlıdere / Giresun

  47. Görsel yok

    47

    Andoz Kalesi

    Espiye, Giresun

    Espiye İlçesi girişindeki Yağlıdere Deresi'nin kenarında, denize ve vadiye hakim doğal bir sivri tepe üzerinde yer almaktadır. M.Ö. 1300’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. Etrafı surlarla çevrilidir. Duvarlar yer yer yıkılmıştır. Bazı kısımlarda kuleler mevcuttur.

  48. Espiye Andoz Kalesi

    48

    Espiye Andoz Kalesi

    Espiye, Giresun

    Espiye İlçesi girişindeki Yağlıdere Deresi'nin kenarında, denize ve vadiye hakim doğal bir sivri tepe üzerinde bulunan küçük bir kaledir. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 30.11.1990 tarih ve 908 sayılı karar ile koruma altına alınmıştır.  M.Ö.1300’lü yıllarda yapıldığı  tahmin edilmektedir. Kaleye ulaşım kuzeyinde bulunan yol ile sağlanır. Etrafı surlarla çevrilidir. Bazı kısımlarda kuleler mevcuttur. Her yönüyle bölgeye hakim olan tarihi Andoz Kalesi'nden günümüze yer yer tahribata uğramış surlar gelebilmiştir. Ancak önceki yıllarda yapılan restorasyon çalışması ile aslına uygun hale getirilen tarihi kale bugün eski görünümü ile ziyaretçilerini karşılamaktadır. Espiye Andoz Kalesi’ne Nasıl Gidilir? Giresun Merkez ile Espiye arası 32 Km dir. Andoz Kalesi, Espiye Sakarya Mahallesinde bulunmakta olup, Espiye merkeze olan uzaklığı 2 km dir. Araç yolundan kaleye patika yol ile çıkılmaktadır. Kaynak: Giresun İl Kültür Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler   Adres: Sakarya Mahallesi Espiye / GİRESUN

  49. Tirebolu Bedrama Kalesi

    49

    Tirebolu Bedrama Kalesi

    Tirebolu, Giresun

    Tirebolu İlçesi'nden yaklaşık 8 kilometre içeride Örenkaya Köyü'nde yer alan kale, doğal, sivri ve deniz kıyısına hâkim oldukça yüksek bir kaya üzerine kurulmuştur. Bedrama Kalesi,  Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 18.12.1992 tarih ve 1534 Sayılı Kararı İle koruma altına alınmıştır. Kalenin inşa tarihi bilinmemekle beraber Ortaçağ yapısı olduğu görüşü yaygındır. Kuzey – güney doğrultusunda uzanan kale dikdörtgene yakın bir plan göstermektedir. Yerli kayalar üzerine oturan kaleye, güneydoğu tarafından çok dar patika bir yolla çıkılmaktadır. Kalenin iç tarafı kuzeye doğru eğimlidir. Kalenin kuzey duvarına yakın yerinde iki kuyu ve bir de sarnıç bulunmaktadır. Kuyunun çevresi kare taşlarla belirlenmiştir. Tirebolu Bedrama Kalesi’ne Nasıl Gidilir? Giresun Merkez ile Tirebolu ilçesi arası 46 kilometredir.  Bedrama Kalesi, Tirebolu / Örenkaya Köyü'nde  bulunmakta olup, Tirebolu merkeze olan uzaklığı 8 kilometredir. Araç yolundan kaleye patika yol ile çıkılmaktadır. Kaynak: Giresun İl Kültür Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler Adres: Örenkaya Köyü Tirebolu / GİRESUN

  50. Görsel yok

    50

    Görele Paşaca Şelalesi

    Şalpazarı, Trabzon

    Giresun'un Görele İlçesi'ne bağlı Yeşildere ve Beşirli köyleri arasında yer almaktadır. Şelalenin içinde bulunduğu alan Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Şelale, kendi başına bir şelale olmakla kalmamakta, düşüşünü tamamladıktan sonra, yüzlerce metre boyunca küçük çağlayanlar oluşturarak yoluna devam etmektedir. Kaynak: Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler Adres: Yeşildere ve Beşirli Köyleri arası Görele/ Giresun

  51. Eynesil Kalesi

    51

    Eynesil Kalesi

    Beşikdüzü, Trabzon

    Kale, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 23.12.1994 tarih ve 2124 sayılı karar ile koruma altına alınmıştır. Eynesil İlçesinin 2 kilometre doğusunda kayalık bir yarımada üzerinde bulunan Eynesil Kalesi’nin yapım tarihi ve yaptıranı hakkında bilgi veren herhangi bir akademik kaynak mevcut değildir. Denizin mavisi ile buluşan Eynesil Kalesi'nin güncel kaynaklarda Romalılar'dan kalma olduğu belirtir. Kale, 2001 yılında tamamlanan çalışmalarla kısmen restore edilmiştir. Kalenin ortasında bulunan doğu-batı yönündeki duvar, kaleyi ikiye böler. Duvarın ortasında kalenin deniz tarafında kalen bölümüne geçiş veren yaklaşık iki metrelik bir açıklık vardır. Kalede su sarnıcı bulunmakta olup, eski kaynaklarda, kalede bir kilise’nin de  bulunduğundan bahsedilir. Bu kaynaklara göre kilise, ortadaki açık alanın doğu tarafındaki kayalıklara bakmaktadır. Ancak günümüzde bahsedilen bu kiliseden hiçbir bir iz kalmamıştır. Önceki yıllarda yapılan restorasyon çalışması ile aslına uygun hale getirilen tarihi kale bugün eski görünümü ile ziyaretçilerini karşılamaktadır. Eynesil Kalesi’ne Nasıl Gidilir? Giresun, Trabzon Karayolu üzerinde bulunan Eynesil Kalesi, Eynesil İlçesi, Boztepe  Mahallesi'nde bulunmakta olup, ulaşım sorunu yoktur. İle olan uzaklığı 81 kilometredir. Kaynak: Giresun İl Kültür Turizm Müdürlüğü Giresun Gezilecek Yerler   Adres: Sakarya Mahallesi Eynesil / GİRESUN

  52. Ayasofya  Cami

    52

    Ayasofya Cami

    Ortahisar, Trabzon

    Ayasofya Cami 28 Haziran 2013 Cuma günü vakit namazının kılınmasıyla, 52 yıl sonra yeniden Müslümanların ibadetine açılmıştır .Bugün cami olan Trabzon Ayasofya Müzesi, Trabzon İmparatorluğu krallarından 1. Manuel Komnenos zamanında (1238-1263) inşa edilmiştir. 1427 yılına tarihlenen çan kulesi kilisesinin batısında yer almaktadır. Kilisenin kuzeyinde bulunan üç apsisli şapel kalıntısı ise daha erken bir döneme aittir. Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethini takiben yapı, camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur. Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyarete gelen seyyah ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. I. Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla depo, hastane daha sonraları yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesi’nin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra müze olarak ziyarete açılmıştır. Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare haç planlıdır ve yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Nartex denilen giriş holüne sahip olan bina üç neflidir. Neflerden ortadaki beş köşeli, yanlardakiler ise yuvarlak bir apsisle son bulmaktadır. Nartex'in üzerinde şapel vardır. Yapının kuzey, batı ve güneyin de üç revaklı giriş bulunmaktadır. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır. Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Önemli bir taş işçiliğine sahip olan bölümde, Adem'le Havva'nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Yapının ana kubbesinin altına rastlayan kısmında opussectile tarzında çok renkli mermerden yapılmış bir yer mozayiği bulunmaktadır. Ayasofya'nın süslemelerinin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde İncil'den alınmış konular canlandırılmıştır: Kubbede ana tasvir Hz. İsa'nın tanrısal yönünü aksettiren pantacrator İsa'dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında oniki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa'nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir. Binanın arka kemerleri üzerindeki dairesel madalyonlarda portrelere yer verilmiştir. Yapının tonozlarında da İncil'den alınmış dini sahneler canlandırılmıştır.  Kaynak: Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Trabzon Gezilecek Yerler Adres: Fatih Mah.Zübeyde Hanım Cad., 61040 Ortahisar/Trabzon Merkez/Trabzon

  53. Cephanelik

    53

    Cephanelik

    Ortahisar, Trabzon

    Cephanelik Trabzon yapıları içinde en çok dikkati çeken ve tartışılan bir yapıdır. Yapının Yıldız Sarayı albümlerindeki resminin altında H.1305 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Kapısı üzerindeki II. Abdülhamit'in tuğrası ve kitabe de bunu doğrular. Cephaneliğin 1887 tarihinde yaptırıldığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Yaklaşık 25-40 metre çapında iç içe dairevi iki bölümden oluşmaktadır. İç bölüm dört, dış bölüm ise üç katlıdır. İç ve dış yapılarda oval kemerli üçer adet pencere bulunmaktadır. Yüksek bir koruma duvarı içine alınmış olup, batı yakınında ise karakol hanesi vardı. 1916-1918 Rus işgali sırasında mühimmat deposu olarak kullanılmış ve 9 Temmuz 1919'da bir patlamayla örtüsü yıkılmıştır. Trabzon Gezilecek Yerler Adres: Boztepe, Cephanelik Mevkii, 61030 Merkez/Trabzon Merkez/Trabzon

  54. Görsel yok

    54

    Kuş Gözlem

    Ortahisar, Trabzon

    Kuş Gözlemi Kuş gözlemciler için Trabzon yaylaları ve özellikle Altındere Vadisi Milli Parkı ziyaretçilere elverişli olanaklar sunmaktadır. Milli Park, Maçka ilçesi sınırları dâhilindedir. Biyoçeşitlilik ve kuş çeşitliliği açısından oldukça zengindir. Şahin,

  55. Görsel yok

    55

    Ahi Evren Dede Camii

    Ortahisar, Trabzon

    Boztepe de bulunan Ahi Evren Dede Camii’nin bitişiğindedir. Kare planlı türbe, bir kubbe ile örtülüdür. 1887-1888 yıllarında Hacı Hakkı Baba tarafından onartılan bu türbe günümüzdeki halini almıştır. Ahi Evren Dede’nin mezarının yanında Hacı Hakkı Baba ve oğullarının mezarı da yer alır.

  56. Santa Harabeleri

    56

    Santa Harabeleri

    Gümüşhane merkez, Gümüşhane

    Santa Harabeleri, Gümüşhane kent merkezine yaklaşık 82 kilometre uzaklıkta Yağmurdere Bucağı Dumanlı Köyü sınırlarında yer almaktadır. Santa Yanbolu Deresi'nin doğduğu vadilerle birbirinden ayrılmış üç ayrı yamaç üzerine kurulmuştur. Santa Bölgesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde - 1461-1476 yılları arasında - tüm Trabzon ve Doğu Karadeniz bölgesiyle beraber fethedilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edilmiştir. Santa havzadaki mevcut demir, kurşun ve kurşunla birlikte çıkarılan gümüş madenlerinin verimli bir şeklide işletilmesine bağlı olarak 16-18'nci yüzyıllar arası dönemde bölge önemli derecede gelişmiş ve ekonomik refaha erişmiştir. Fotoğraf: Mustafa Zengin Santa yerleşimlerinde, bölgede çıkan madenlerin etkisi ile demircilik ve gümüşçülük önemli bir sanat dalı olmuştur. Madenlerin işletildiği dönemde Osmanlı Devleti'nin maden çalışanlarına ve madencilerin ihtiyaçlarını temin eden meslek erbabı ve ticaret erbabına sağladığı vergi kolaylıkları ve pek çok sorumluluktan muafiyet, bölgeye çevre köy ve illerden, yoğun olarak Ortodox Hristiyan (Rum) Osmanlı vatandaşının göç etmesini sağlamıştır. Bu göç ve refah, madenlerin kapandığı ve sosyal ve idari sorunların yaşanmaya başlandığı 18 ve 19'uncu yüzyıla kadar sürmüştür. Fotoğraf: Mustafa Zengin 1500-1800 döneminde önemli bir madenci yerleşimi olan bölge 1923 yılında nüfus mübadelesi ile boşaltılmıştır. Bu mübadelede Santa bölgesi toplanma yeri olarak kullanılmıştır. Mübadele sonrası boşaltılan bölgedeki atıl arazi ve binalara çevre köylerin sakinleri yerleşmiştir. Fotoğraf: Mustafa Zengin Dini, ticari ve kültürel önem taşıyan Santa bölgesi, günümüzde ‘Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı’ olarak ilan edilmiştir. Fotoğraf: Mustafa Zengin Bölgenin önceleri 9 ayrı mahalleden oluştuğu tahmin edilirken günümüzde Piştoflu, Binatlı, İşhanlı, Terzili, Çakallı, Zurnacılı ve Sincanlı-Kozlu olmak üzere 7 mahalle ve 300’ü aşkın ev bulunmaktadır. Gümüşhane Gezilecek Yerler Adres: Dumanlı Köyü Gümüşhane

Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.

Sık sorulanlar

Ankara Trabzon arası kaç km ve kaç saat sürer?
Ankara ile Trabzon arası araçla yaklaşık 864 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 12 saat sürer.
Ankara Trabzon arasında yol üstünde nerelerde durulur?
Ankara ile Trabzon arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 797 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 56 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Seğmenler Parkı, yolun sonuna doğru ise Santa Harabeleri var.
Ankara Trabzon yolu hangi illerden geçer?
Ankara ile Trabzon arasındaki güzergâh Ankara → Kırıkkale → Çorum → Amasya → Samsun → Ordu → Giresun → Trabzon → Gümüşhane illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Ankara sınırlarındadır.
Ankara Trabzon arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
Ankara ile Trabzon arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
Ankara Trabzon sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
Yaklaşık 12 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Ankara ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.