Yol üstü duraklar
Ankara – Mersin arası yol üstü duraklar
638 km, yaklaşık 8 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.
Kısaca
Ankara ile Mersin arası 638 km ve yaklaşık 8 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 437 gezi noktası var; yol 7 ilden geçiyor ve en çok durak Ankara sınırlarında (127 yer).
Bu koridorun 20 km yakınında toplam 437 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 45 tanesi listelendi.
- Görsel yok
1
Türk Hava Kurumu Müzesi
Altındağ, Ankara
Bu müze, Türk Havacılığı’nın ilerleme aşamalarını göstermek ve gelecek nesillere bunu aktarmak amacıyla planlandı. Tarihi paraşüt kulesinin yanına inşa edilen Türk Hava Kurumu Müzesi’nde Türk Havacılığı’nın ilklerinin anlatıldığı tarih bölümünün yanı sıra THK hakkında da geniş bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler; tarihi belgeler, fotoğraflar ve çeşitli maketlerle desteklenmiştir.
- Görsel yok
2
Seğmenler Parkı
Çankaya, Ankara
Kavaklıdere Semti'nde 1983 yılında acılan parkta büyük bir amfi tiyatro vardır. Park, Atatürk Bulvarı ile İran Caddesi arasında kalan vadide 40 bin metrekare çim alan ve 250 metrekare çocuk oyun alanına sahip park toplamda 57 bin 250 metrekaredir. İçinde havuzlar, bir çocuk bahçesi, geniş gezi alanları ve Ankara folklorunun simgesi olan Seymenler Anıtı yer alır. Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi Web Sitesi Ankara Gezilecek Yerler Adres: Kavaklıdere/Çankaya
- Görsel yok
3
Prof. Dr. Ülker Muncuk Müzesi
Yenimahalle, Ankara
Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunun bir grup idealist öğretmeni ve Ülker Muncuk başkanlığında 1974 yılında söz konusu okulun bünyesinde kurulmuştur. Müze, 02.07.1982 tarihinde özel müze olarak Etnografya Müzesi Müdürlüğü denetiminde faaliyet göstermeye başlamıştır.

4
Kurtuluş Savaşı Müzesi
Altındağ, Ankara
Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci TBMM Binası) Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası Tarihçesi Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak kullanılan yapı, döneminde parti binası olarak inşa edilmiştir. 1916 yılında İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak yapımına karar verilmiştir. Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından bina projelendirilmiş ve proje yapım işi ise Askerî Mimar Hasip Bey'e verilmiştir. Hasip Bey, binanın büyük bölümünü başarı ile bitirmiş ancak çatı ve diğer bölümler, sürmekte olan savaş, yaşanan malzeme sıkıntısı ve İttihat ve Terakki Fırkasının kapanması gibi nedenlerle tamamlanamamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrası, Mondros Mütarekesi şartları gereğince bir grup İngiliz ve Fransız askeri Ankara'ya gelmiş, Fransız askerlerinin başındaki komutan ise henüz çatısının bir bölümü örtülmemiş olan bu binanın ilk odasını makam olarak kullanmıştır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasından sonra Havza ve Amasya genelgeleri yayımlanmış; Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Mustafa Kemal Paşa, Ankara'yı Millî Mücadele'nin merkezi olarak seçmiş ve Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmiştir. İstanbul’un işgalinden birkaç gün önce ise yabancı birlikler Ankara’yı terk etmiştir. *Resimde Osmanlı Türkçesi ile Ankara Millet Meclisi yazmaktadır. 16 Mart 1920'de İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş ve 18 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan kendini feshetmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de açılmasına karar verildiğinde, Ankara'da Meclisin toplanabilmesi için gerekli büyüklük ve donanıma sahip bir binanın bulunmadığı görülmüştür. Bu şartlar altında, inşası yarım kalan İttihat ve Terakki Fırkası binasının Meclis binası olarak kullanılması kararlaştırılmış, Ankara halkı, Ankara’da bulunan 20. Kolordu askerleri ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti büyük destek vermiştir. Böylece Meclis binası, Ankaralıların evlerinden ve Ulucanlar'daki Numune Mektebinden getirilen kiremitlerle, halkın fedakârlıkları ile tamamlanmıştır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temeli olan Hukuk Mektebi burada kurulmuş, bina mektebe kısa bir süreliğine ev sahipliği yapmıştır. 1957 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Komisyonunca alınan kararla müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmış ve 23 Nisan 1961 tarihinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. 23 Nisan 1981 tarihinde ise "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adını alan müze, günümüzde TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı bünyesinde hizmet vermektedir. I. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışı 23 Nisan 1920’de Ulus’taki binanın etrafında binlerce kişi Meclisin açılışını heyecanla beklemiştir. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazını takiben coşkulu bir törenle açılan Meclis, 115 temsilci ile ilk toplantısını yapmıştır. En yaşlı üye sıfatıyla geçici başkanlık görevini üstlenen Sinop Mebusu Şerif Bey’in açılış konuşmasının ardından, Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclisin hangi azalardan teşekkül edeceğine dair aşağıdaki açıklamayı yapmıştır: “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir Yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.” Meclisin 24 Nisan 1920 günü yapılan ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Meclis Başkanlığına seçilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu toplantıda uzun ve anlamlı bir konuşma yapmış; “Artık Yüce Meclisin üzerinde bir güç yoktur.” diyerek Meclisin önemini vurgulamıştır. Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başarılı yönetimi ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan hayati kararlar sonucunda zaferle sonuçlanmıştır. 20 Ocak 1921'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 05 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya "Başkomutan"; 19 Eylül 1921'de "Gazi" unvanı ile “Mareşal” rütbesinin verilmesi, 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı ve 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması bu Mecliste kabul edilmiştir. Öte yandan 23 Ağustos 1923'te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923'te Ankara'nın Başkent Oluşu ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in İlanı da bu Meclis çatısı altında onaylanmış, Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmiştir. (Mustafa Kemal Paşa Başkanlık Kürsüsünde, Fotoğraf üzerine suluboya) Bina bir süre sonra ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok yapıda imzası bulunan mimar Vedat Tek tarafından yapılan ve 18 Ekim 1924’te faaliyete başlayan II. Meclis binasına geçilmiştir. Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin Bölümleri Koridor 42 metre uzunluğundaki koridorun sağ ve sol duvarlarında; Refik Epikman’ın “Atatürk Mecliste Konuşuyor” ve “O Gün”; Saip Tuna’nın “Atatürk’ün Seğmenler Tarafından Karşılanışı”; Mehmed Ruhi Arel’in “Çanakkale Savaşı”; Mehmet Sami Yetik’in “Çanakkale Savaşı Düşman Kaçtıktan Sonra” ve Cevdet Bilgişin’in “Türk Süvarilerinin Akını” isimli tablolar ile Genel Kurul Salonundaki oturumu gösteren fotoğraflar sergilenmektedir. Mescit Döneminde mescit olarak kullanılan ve sade bir görünümü olan bu odada, halı seccadeler ve rahleler sergilenmektedir. Rahlelerin ikisi Şam işi tekniğinde sedef kakmalı, diğer ikisi ise oldukça sadedir. Odanın bir duvarında sancak asılı durmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından sonra duvara asılan sancak üzerinde sim ile Fetih suresinin birinci ayeti, bir Hadis-i Şerif ve Saff suresinin on üçüncü ayeti işlenmiştir. Reis (Meclis Başkanı) Odası Döneminde Meclis Başkanı odası olan bu oda, Mustafa Kemal Paşa’nın çalışma odası ve aynı zamanda yaver odası olarak kullanılmıştır. Odada Mustafa Kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar sergilenmektedir. Genel Kurul Salonu Dikdörtgen formunda olan bu bölüm binanın en büyük salonudur ve Genel Kurul Toplantı Salonu olarak kullanılmıştır. Tekne tavan ile örtülü olan ve ilk hâli korunarak teşhir edilen salonun ortasında Başkanlık ve Divan Üyeleri ile konuşmacı kürsüsü, kürsünün arkasında Âl-i İmran suresi, 159. ayetinin bir kısmı olan “İş konusunda onlarla müşavere et” anlamına gelen "Ve Şâvirhüm fi'l emr" yazılı hat levhası, levha ve kürsünün hemen önünde de Zabıt Kâtipleri kürsüsü yer almaktadır. Bu kürsünün karşısındaki sıralar Bakanlar Kurulu, yanlardakiler ise milletvekili sıraları olarak kullanılmış; sağdaki balkon kordiplomatik (elçi ve elçilik görevlileri topluluğu), soldaki balkon milletvekillerine, balkon altları ise yerli ve yabancı basın temsilcilerine ayrılmıştır. Sıralar Muallim Mektebi (Ankara Öğretmen Okulu) ile şimdiki Atatürk Lisesinin ilk binası olan Mekteb-i Sultanisinden (Taş Mekteb); sonradan elektrikli hâle getirilen iki petrol lambası ile sac sobalar civar kahvehanelerden, büro malzemeleri ise resmî dairelerden getirilmiştir. Salonda Atatürk büstü, kürsü, hokka takımları, sıralar ve sobalar sergilenmektedir. İstiklal Marşı Anı Odası 1920-1924 yılları arasında Başkâtip (dönemin TBMM Genel Sekreteri) tarafından kullanılan bu oda; İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılı anısına yeniden düzenlenmiştir. İlk dönemde Burdur milletvekilliği yapan Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un Tâceddin Dergâhı’nda ikamet ettiği evde kullandığı şahsi eşyalar ile şairin vefatından hemen sonra heykeltıraş Ratip Aşır Acudoğu tarafından alçı ile alınan yüz kalıbı sergilenmektedir. Katipler Odası Tutanak ve kanunlar kalemleri, evrak ve yazı işleri kalemi, müdür, muavin, kâtip ve memurların bir arada bulunduğu "Kalem" olarak adlandırılan bu odada, zabıt kâtipleri tarafından kullanılan evrak dolapları, okul sıraları, hokka takımları sergilenmektedir. Haberleşme ve Silah Gücü Odası Döneminde Encümen (Komisyonlar) Odası olarak kullanılan bu odada Millî Mücadele’nin silah ve haberleşme gücünü yansıtan su soğutmalı ve şeritli makineli tüfekler, ateşli ve kesici silahlar, manuel telefon santrali, şifre makinesi, manyetolu telefon (sahra telefonu), telgraf alıcı-verici, Mors yazıcı ve arazi dürbünü gibi eserler sergilenmektedir. Kulis-Toplantı Salonu Uzantısı Milletvekilleri tarafından oturum aralarında kulis olarak kullanılmıştır. Bu salonda milletvekilleri ve Mustafa kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar ile 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi binası üzerine çekilen ilk bayrak sergilenmektedir. Şer’iye Encümeni Odası Yasa tekliflerinin Anayasaya uygunluğunun görüşüldüğü toplantı odasıdır. 1921 ve 1924 anayasalarının yazıldığı bu odada; 2008 yılında ülkemize getirilen Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masa ve zabıt cerideleri ile hokka takımları sergilenmektedir. Riyaset Divanı Odası Riyaset (Başkanlık) Divanı odası olarak kullanıldığı gibi ilk zamanlar bina yetersizliğinden dolayı İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) olarak da kullanılmıştır. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın zaman zaman bu odada çalıştığı bilinmektedir. Sol taraftaki panoda ilk Riyaset Divanı üyeleri, sağ taraftaki panoda ise ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları ile hokka takımları sergilenmektedir. Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne Nasıl Gidilir? Ulus meydanında yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne metro, otobüs veya dolmuşlarla Ankara'nın birçok yerinden ulaşmak mümkündür. Metroyu tercih edenler Ulus durağında inerek beş dakikada, otobüs veya dolmuş seçeneğini tercih edenler ise Ulus meydanında bulunan duraklarda inerek bir kaç dakikada ulaşabilir. Müzeyi sanal olarak ziyaret etmek için tıklayınız Kurtuluş Savaşı Müzesi Sosyal Medya Hesapları Facebook : @1tbmmbinasi Twitter : @1tbmmbinasi Instagram: @1tbmmbinasi Tumblr : @1tbmmbinasi Santral: 0312 420 19 20 Müdüriyet: 0312 420 86 40 Faks: 0312 420 26 49 Kaynak: Kurtuluş Savaşı Müzesi Fotoğraflar: Genel Kurmay Başkanlığı, Umut Köseoğlu, Bülent Yılmaz, Kurtuluş Savaşı Müzesi Ankara gezilecek yerler Adres: Doğanbey Mah. Cumhuriyet Blv. No: 14 Ulus/Ankara

5
Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi
Altındağ, Ankara
Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da bulunan birkaç devlet binasından biri olan “Direksiyon Binası” milli mücadelenin canlı tanığı olmaya devam ediyor. Önemli tarihi kararların alındığı bu binayı ziyaret ettiğinizde zamanda bir yolculuk yaparak mücadele yıllarına gidecek ve Cumhuriyetin kurulduğu yılların ruhuna tanıklık edeceksiniz. TCDD TCDD Ankara Garı Kompleksi içinde yer alan, 1892 yılında Bağdat Demiryolunun yapımı sırasında inşa edilen Direksiyon Binası, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelişinden itibaren Başkomutanlık Karargâhı ve konutu olarak Atatürk’ün emrine tahsis edilmiştir. TCDD 1920-1922 yılları arasında alınan birçok önemli karara ev sahipliği yapan milli mücadelenin karargâhlarından olan Direksiyon Binasında; - Kurtuluş Savaşı’nın hareket planları hazırlanmış, - 21 Ekim 1921 tarihinde, Fransa ile yapılan Ankara Antlaşmasının görüşmeleri ve İmza Töreni gerçekleşmiş, - 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve 23 Nisan’ın Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının kararları alınmış, - "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözü de Ulu Önder tarafından ilk defa bu konutta telaffuz edilmiştir. Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, Ata’nın birinci ölüm yıldönümünü hatırlatan posta pullarına da geçmiş olan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçkin bir yeri olan bu binayı yeniden düzenlenerek, 24 Aralık 1964 tarihinde Müze olarak hizmetine açılmıştır. Atatürk Konutu Müzesi, Kültür Bakanlığı denetiminde bulunan özel müze statüsündeki ilk Kurum Müzesi olma özelliğine sahiptir. TCDD Özgün kilit kemerli, köşeleri taş dekorlu ve çatı saçakları ahşap olan taş bina, iki katlı olarak tasarlanmıştır. Kilit kemerli pencere dekorları yalın olmakla beraber binadaki tek süs öğesidir. Müze, TCDD ve Milli Mücadele tarihine açılan kapılarıyla ziyaretçilerine dönemin ruhunu yaşamaya davet etmektedir. Giriş katı Demiryolları Müzesi olarak düzenlenen Atatürk Konutunda, 1856 yılından günümüze uzanan demiryolları ile ilgili çeşitli belgeler, hatıra madalyaları, o dönemde kullanılan makaslar, ray örnekleri, yemekli ve yataklı vagonlarda kullanılmış olan gümüş servis takımları gibi eşyalar müzede sergilenen eserler arasındadır. TCDD Ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan mühür, diploma, kimlik kartları, biletler, TCDD’nin tren işletmeciliğinde kullandığı lokomotif plâkaları, haberleşmelerde kullanılan telefon ve telgraf makineleri de ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. TCDD İngiliz Hükümeti tarafından Sultan Abdülaziz’e armağan edilen altın kaplama minyatür vagon, sultanın özel vagonunda kullandığı sedef kakmalı çalışma masası, duvar saatleri ve 1925 yılında Atatürk’ün Samsun-Çarşamba Demiryolu Hattının temel atma töreninde kullandığı kazma ve kürek müzenin eserleri arasında yer almaktadır. TCDD Alman Demiryolları İdaresi tarafından TCDD’nin ilk Genel Müdürü Behiç Erkin’e armağan edilen buharlı lokomotif maketi de müzenin görülmeye değer eserleri arasındadır. TCDD Dünyaca ünlü empresyonist ressam İbrahim Çallı’nın en önemli eserleri arasında yer alan “Kurtuluş Savaşı’nda Kağnı Çeken Kadınlar” isimli tablosu da Müze’de sergilenen önemli eserlerdendir. TCDD 1920 yılına ait olan Çallı klasiği, 3 metreye 2 metre boyutundadır. Resmin özgün yekpare çerçevesi dönemin ahşap işçiliğini yansıtmaktadır. Eser Çallı’nın en büyük resimlerden ilki oluşu ile ayrı bir öneme sahiptir. Giriş katında yer alan yüksek tavanlı merdivenler aracılığıyla ikinci kata çıkılmaktadır. Müzenin ikinci katı, Atatürk’ün kabul odası, çalışma ve yatak odası ile Fikrîye Hanım’ın odasının da bulunduğu bir Konut-Müze olarak tasarlanmıştır. TCDD Atatürk ve Fikrîye Hanım’a ait özel eşyalarında sergilendiği Müzede Fikrîye Hanım’ın yeğeni Hayri Özdinçer tarafından müzeye bağışlanan Fikrîye Hanım’ın ölüm ilanının yer aldığı 1340 tarihli (1924), Vatan Yevmi Gazetesi, nüfus tezkeresi, soy ağacı, fotoğraflar, yatak örtüsü, ud, o günün hatırasını günümüze taşıyan mobilyalar ilk günkü halleriyle korunmaktadır. Ankara Gezilecek Yerler Kaynak: TCDD Adres: TCDD Gar Alanı Ulus Ankara

6
Kesikköprü Baraj Gölü
Bala, Ankara
Yaklaşık 30 metre derinliğe sahip olan baraj gölünde yüzülebilir, sörf, kayak ve dalış gibi su sporları yapılabilir. Gölbaşı’nı geçtikten sonra Bala yönüne dönüp, Beynam Ormanları tabelası yönünde gidilerek göle ulaşılır. Göl kıyısında belediyenin tesisleri ile bir de büfe bulunmaktadır. Ankara’dan yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta yer alır. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Gölbaşı - Bala - Beynam Ormanları
- Görsel yok
7
Tuz Gölü
Şereflikoçhisar, Ankara
Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, çevresindeki platolar arasına gömülmüş bulunan geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerindedir. Daha az yağışlı iklim koşullarında gölün yüz ölçümü küçülmüştür. Zamanla daha da küçülen göl, günümüzdeki durumuna kavuşmuştur.Türkiye’nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır.

8
Öresin(Tepesidelik) Han
Aksaray merkez, Aksaray
<p>Taç kapısı ve ön cephesi yıkık olan yapının kitabesi yoktur. Çay Han ile benzerliğinden dolayı aynı tarihlerde yapılmış olabileceği düşünülmektedir. (1264-1283) Kitabesi bulunmadığından yapanı, yaptıranı ve yapılış tarihi belli olmayan yapının girişi ve ön kısmı tamamen yıkık diğer kısımlar da çok harap durumdadır.</p>

9
Tatlarin Yer Altı Şehri
Acıgöl, Nevşehir
Tatlarin Yer Altı Şehri, Nevşehir'in Acıgöl ilçesine 10 kilometre uzaklıkta ve “Kale” olarak adlandırılan tepenin yamacında yer alır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yer altı şehri, ilk olarak 1975 yılında tespit edilmiş ve 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Kale mevkisinde yer altı yerleşimi dışında pek çok kilise bulunmaktadır; ancak bunların büyük bir bölümü doğal nedenlerle yıkılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Asıl giriş kapısı yıkılmış olan yer altı şehrine, batı yönündeki iki farklı yerden girilebilmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yer altı şehri oldukça geniş bir alana yayılmış olmakla birlikte ancak küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Halen iki katı gezilebilmektedir. Mekânların büyüklüğü, erzak depolarının sayısı ve kiliselerin çokluğu, normal bir yer altı yerleşiminden ziyade buranın askeri garnizon ya da manastır olduğunu düşündürmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Girişten, 15 metre uzunlukta kavisli bir koridor vasıtasıyla, dikdörtgen planlı geniş bir mekâna ulaşılır. Girişteki 1,5 metre çapında ve ortası delikli sürgü taşı, bu mekânın giriş-çıkışının kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Sağ taraftaki nişin içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından zindan olarak adlandırılan mekânda 3 tane iskelet bulunmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Tuvaletin de yer aldığı bu ana mekânın sağ tarafında kiler-mutfak bulunmaktadır. Bu alanın Roma Döneminde mezarlık alanı, Bizans Döneminde de kiler olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Çünkü bu alandaki nişler, yöredeki Roma Dönemi kaya mezarlarındaki ölülerin yatırıldığı nişlerden farksızdır. Ancak daha sonraki dönemlerde bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içine erzak konulmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Ana mekânın sol tarafındaki dar, kavisli ve eğimli pasaj vasıtasıyla ikinci geniş mekâna ulaşılır. Yer altı şehrinin en önemli özelliği diğer yer altı şehirlerinde pek bulunmayan tuvalete sahip olmasıdır. Yukarıdaki katta olduğu gibi tuvalete “L” biçimindeki bir koridor vasıtasıyla gidilir. Yeraltında bulunan İki nefli iki apsisli ve beşik tonozlu olan kilisenin narteksi yıkılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Kilisenin oldukça iyi korunmuş olan fresklerindeki sahneler bantlarla birbirinden ayrılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Zemininde koyu gri; tasvirlerinde ise mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Kaynak: Nevşehir Valiliği Nevşehir Gezilecek Yerler Adres: Tatların Köyü İç Yolu, 50230 Tatların/Acıgöl/Nevşehir

10
Güvercinkayası
Gülağaç, Aksaray
Anadolu'daki kale kent modelinin öncüsü olan Güvercinkayası, Çatalsu Köyü yakınlarında, Melendiz su kıyısında 7 bin yıllık geçmişiyle Anadolu tarihine ışık tutuyor. Günümüzde Mamasın Baraj Gölü içinde yüksek bir kaya kütlesinin üzerine konuşlanmış yerleşme, MÖ 5200-4750 yıllarına tarihlenmektedir. Yerleşme, çevredeki eski göç yollarına da hakim konumdadır. Güvercinkayası’nda arkeolojik kazı çalışmaları 1996 yılında başlarken, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Prehistorya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevil Gülçur başkanlığında uluslararası bir ekiple sürdürülmektedir. Orta Kalkolitik Dönem’den bugünlere ulaşan Güvercinkayası, İç Anadolu'da ''kale kent'' olarak tanımlayabileceğimiz yerleşme türünün bilinen ilk ve en eski öncü örneğidir. Ancak düzenli bir köy olarak tanımlanabilecek bu yerleşmenin buluntuları, çok daha sonraları kurulacak Anadolu modeli kentlerin nasıl evrimleştiği konusunda çok önemli bilgiler sağlamaktadır. Kazılar sırasında ele geçen damga mühürler ve bazı çanak çömlek de yerleşmenin uzak bölgelerle, özellikle de Doğu Anadolu-Kuzey Mezopotamya ile olan ilişkilerine işaret etmektedir. Köy, kayalığın zirve düzlüğünü kuzeyden kapatan sur duvarlarıyla iç kale ve aşağı yerleşme olarak ikiye ayrılmıştır. Ağır bir yangınla sonlanan iç kale konutları, aşağı yerleşme konutlarına göre daha büyük ve buluntular açısından da daha zengindir. Önceden planlanarak yaşama geçirilen mimarisi, günümüz sıra evlerini anımsatmaktadır. Yerleşme düzeni kayalığın doğal yapısıyla uyumlu, sokaklarla birbirinden ayrılan, konut adaları içinde düzenlenmiş, dar uzun, 20-30 metrekarelik tek odalı evleri yansıtmaktadır. Duvarlarını ortaklaşa kullanan bu evlerin arka bölümünde bir ailenin ihtiyacı olan zahirenin saklandığı kiler bölmesi yer almaktadır. Çifte kulesi ile kayalığın zirve düzlüğünü teras ve yamaç konutlarından ayıran sur duvarı sınıfsal ayrışmanın başladığının somut örneğidir. Zirve düzlüğünü güneyden ve batıdan çeviren sarp kayalık da doğal bir koruma hattı niteliğindedir. Güvercinkayalıların ekonomileri, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve arpa, evcil hayvanlarıysa koyun, keçi ve sığırdır. Çanak çömlek üstüne kabartma olarak işlenmiş stilize hayvan başları, karşıdan bakıldığında bir boğanın başını anımsatan çift gözlü öğütme sekileri hayvanların köy yaşamındaki hem ekonomik hem de kült yaşamı açısından önemini vurgulamaktadır. Kazılardan elde edilen hayvan kemikleri ala geyik, ulu geyik, karaca, yaban sığırı, yaban koyunu, yaban keçisi, atgiller ve hatta arslan gibi yırtıcıların da çevrede yaşadığını belgelemektedir. Bizleri geçmişimize ait pek çok konuda aydınlatan Güvercinkayası, günümüzde de Mamasın Barajı Gölü ve çevresinde barındırdığı canlı yaşamı ile bütünleşmektedir. Kaynak: Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aksaray Gezilecek Yerler Adres: Çatalsu Köyü /Gülağaç İlçesi /Aksaray

11
Aşikli Höyük
Gülağaç, Aksaray
Aşıklı Höyük avcı, toplayıcı ve göçerlerin yerleşik hayata geçtiği Orta Anadolu’da bilinen ilk köydür. Aşıklı halkı, esas olarak avcı ve toplayıcı bir topluluk olmanın yanı sıra ilk tarım topluluklarındandır. Aşıklı Höyük nerededir? Aksaray’ın Gülağaç ilçesi Kızılkaya köyündedir. Mimarlık tarihi açısından Anadolu’nun geleneksel bitişik düzendeki dörtgen planlı kerpiç mimarisinin en eski örneği Aşıklı Höyük’te izlenir. Tıp tarihi açısından bir ilk de burada gerçekleşmiş ve genç bir kadına dünyadaki ilk beyin ameliyatı yapılmıştır. Ameliyat izlerinin bulunduğu kafatası ve Aşıklı Höyük’ten çıkarılan diğer buluntular Aksaray Müzesi’nde sergilenmektedir. Araştırmalar, Aşıklı halkının yerleşik hayata geçtikten sonra tarımla uğraşmaya başladığını göstermektedir. Daha önce yabani halde toplanan tahıllar ve bitkiler, Aşıklı sakinleri tarafından ilk kez tarıma alınmıştır. Arpa, buğday, mercimekgillerin hem yabani hem tarıma alınmış türleri karbonlaşmış tabakalar halinde kazılar sırasında ortaya çıkarılmıştır. Kazılarda bulunan hayvan kalıntıları, yoğun ve bilinçli avcılık yapan yerleşiklerin en sık avladıkları hayvanların koyun, keçi, yaban sığırı, domuz, kızıl geyik, alageyik ve karaca olduğunu göstermektedir. Bölgenin jeolojik oluşumundan kaynaklanan ve volkanik cam adıyla bilinen obsidyen, Aşıklı halkının avcılık, kasaplık, post ve deri işçiliği gibi her türlü günlük faaliyetlerini yürütmelerini sağlayan aletlerin ve silahların hammaddesi olmuştur. On bin yıllık geçmişe sahip Aşıklı Höyük 2009 yılında ziyarete açılmıştır. Kaynak: Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aksaray Gezilecek Yerler Adres: Aksaray Gülağaç ilçesi Kızılkaya köyü

12
Musular Höyük
Gülağaç, Aksaray
<p>Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Yerleşme, 1993 yılında saptanmıştır. Kazılarda iki ana yerleşme evresi saptanmıştır. Ana kaya üzerinde yer alan beş tabakalı ilk yerleşme evresi Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşmesidir. Yakındaki Aşıklı Yerleşmenin en üst yapı evreleri ile çağdaş ve ilişkili görülmektedir</p>

13
Yüksek Kilise
Güzelyurt, Aksaray
<p>Kızlar manastırı olarak bilinen kilise, dik kayalar üstüne taş oymadır. Güzelyurt İlçe merkezine yaklaşık 3 km mesafededir. İçinde Bizans döneminden kalma bir şapelin bulunduğu yüksek kayanın tepesinde 19.Y.Y'da inşa edilmiştir.</p>

14
Aksaray Manastir Vadisi
Güzelyurt, Aksaray
Manastır Vadisi, içerisinde bulundurduğu 28 kilise, 2 yeraltı şehri ve yüzlerce kaya oyma mekân ile Ihlara Vadisinden sonra bölgedeki en önemli vadidir. 5.5 Kilometre uzunluğundaki Manastır Vadisinde; Kilise Cami, Sivişli Kilise, Koç Kilise, Çömlekçi Kilise, Kalburlu Kilise ve Kömürlü Kilise öne çıkan tarihi yapılardır. Bununla beraber vadi içerisinde ziyarete kapalı çok sayıda kilise, şapel, kaya oyma mekân ve dini yapı bulunmaktadır. Tarihi özelliklerinin yanı sıra muhteşem bir doğal güzelliğe sahip olan Manastır Vadisinde güçlü bir yaşamın izleri de görülmektedir. Roma, Bizans dönemlerinin derin izlerini taşıyan Manastır Vadisi aynı zamanda güzel bir trekking alanıdır. Vadiye gelen ziyaretçiler Kömürlü Kiliseden sonra 4 Kilometre daha yürüyerek önce Sivrihisar Kalesine, oradan da Kızıl Kiliseyi ulaşabilmektedirler. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Kapadokya, MS 17 yılında Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. MS 2. yüzyıla kadar çok tanrılı dinin hâkim olduğu bölgede köle durumunda olan halk arasında Hristiyanlık hızla yayılmaya başlamıştır. Hristiyanlığın yayılmaya başladığı ilk dönemlerden Büyük Konstantin’in bu dini resmi din ilan etmesine kadar geçen sürede (313), bölgede yaşayan Hristiyanlar ciddi eziyet ve baskılara maruz kalmışlardır. Bu nedenledir ki Kapadokya’da yaşayan Hristiyanlar bölgenin fiziki özelliklerini de kullanarak korunaklı ve ibadetlerini gizlice yapabilecekleri kaya oyma mekânlara yönelmişlerdir. 7. yüzyıldan itibaren başlayan Arap akınları sırasında Kapadokya tampon bölge durumundadır. 9. yüzyıl başlarında Hristiyanlar arasında başlayan İkonoklazm (Tasvir Yasağı) anlayışı Kapadokya’da etkili olamamış, tasvir yasağına karşı çıkan din adamları bölgede yoğunlaşırken, kaya oyma kiliselerde de figürlü tasvirler devam etmiştir. 11. yüzyılın sonlarından itibaren bölge Türk hâkimiyeti altına girmiş ve burada yaşayan Hristiyanlar ibadetlerini serbestçe sürdürmüşlerdir. Güzelyurt ve çevresi 1924 yılında yapılan nüfus mübadelesine kadar, Türk ve Rumların bir arada yaşadığı belde olma özelliğini korumuştur. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Manastır Vadisi ilk manastır yaşamının izlerini saklamaktadır. Nenezili (Bekarlar) Din Bilgini Aziz Gregorius Theologos, 4. yüzyılda Güzelyurt’u merkez edinerek Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmasını sağlamıştır. Vadide yer alan 28 kilisenin 17’si tek, 7’si çift, 1’i üç nefli, 1’i serbest haç planlı, 2’si Kapalı Yunan Haç’ı planlıdır. Kapadokya Bölgesinde tespit edilmiş 7 ana plan tipinin 5’i Güzelyurt’taki kiliselerde görülmektedir. Manastır Vadisi 1988 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla Kentsel, Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir. Aksaray gezilecek yerler Kaynak: Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Yeni, Cevizli Sk., 68500 Güzelyurt/Aksaray

15
Kilise Cami (aziz Gregorius Kilisesi)
Güzelyurt, Aksaray
Aziz Gregorius Kilisesi Aziz Gregorius Kilisesi olarak da bilinen Güzelyurt Kilise Camii, Kapadokya içerisinde Erken Hristiyanlık Dönemine ait en güzel eserlerden biridir. Güzelyurt Kilise Camii, tarihi ve mimari yönüyle Ortodoks âlemi için de büyük önem taşımaktadır. Servet Uygun Kilise Camii, İmparator Theodosius tarafından Nenezili Din Bilgini Aziz Gregorius Theologos adına 385 yılında yaptırılmıştır. Kapalı haç planlı yapıda sonradan önemli değişiklikler yapılmıştır. En önemli değişiklikler ise 1835 yılındaki restorasyon sırasında olmuştur. Yapı, üç nefli, bazilikal plana dönüştürülmüştür. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aziz Gregorius Kilisesi nerededir? Aksaray'a 38 kilometre uzaklıkta, Güzelyurt ilçe merkezindedir. 1924 yılında Güzelyurt’ta yaşayan Rumların mübadele ile Yunanistan'a göç etmesi sonucu camiye çevrilen kilise, "Kilise Camii" adını alarak bölge halkı tarafından ibadete açılmıştır. Yapı içerisindeki fresklerin ve bezemelerin üzerleri koruma amaçlı badana ile kapatılmıştır. Avlu girişinde yer alan çan kulesi restorasyon sırasında minareye dönüştürülmüştür. Servet Uygun Kilise Cami’nin apsisinde bulunan ahşaptan yapılmış ve üzeri kök boyayla boyanmış ikonastasis, kilisenin camiye çevrilmesiyle yerinden taşınarak mihrap olarak düzenlenmiştir. Ahşap oymacılığının en güzel örneklerinden biri olan bu eserin yanı sıra Rus Çarı II. Nikola tarafından gönderilen ahşap anbon, ikonastasisi tamamlar niteliktedir. Mihrap, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Derin bir taş kubbe ile örtülü yapı, 12 pencereden ışık alır. Kadın mahfeli sol tarafta ayrı bir kısımdadır. Kiliseyi 8 yığma sütun tutmaktadır. Kilisenin sağ ve sol duvarlarından mazgal şeklinde üçer pencere açılır. Mihrap tarafında güzel ağaç işi süsler görülür. Mihrabın sağında Besmele ile "Kur’an ancak ilim ile faydalı olur" yazılı bir Hadis-i Şerif bulunmaktadır. Kilise Caminin bahçesinde şapel, misafirhane, depo, fırın ile şifalı olduğuna inanılan ve 35 basamak merdivenle inilen ayazması bulunmaktadır. Ayazma, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Ortodoks Mezhebinin kurucularından Aziz Gregorius'un yaşadığı Güzelyurt Manastır Vadisinde birçok din adamı yetişmiş, “Küçük Ayasofya” olarak da bilinen Kilise Camii, bölgede yaşayan Hristiyanlar için her zaman önemli bir din merkezi olmuştur. Kaynak: Aksaray Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Rehberi (2012) Aksaray Gezilecek Yerler Adres: Cevizli Sok. Aya Gregorius Theologos Kilisesi Türkiye/Aksaray/GÜZELYURT

16
Narli Göl Kaplıcaları
Gülağaç, Aksaray
NARLI GÖL KAPLICALARI Suyu kükürtlü olduğu için Acıgöl olarak anılan, daha sonraları Narlı Göl adını alan göl, Nar köye 3 km. uzaklıktadır, etrafı dağlarla çevrili Narlı Göl tipik bir krater gölü olup, çeşitli kaynaklardan beslenmektedir. Göl yaklaşık olarak 2.500 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Derinliği 65-70 m’yi bulmaktadır. Gölün kenarları çayır ve sazlıklarla kaplıdır. "Narlı Göl Sıcak Su Kaynağının da bulunduğu krater gölünün bulunduğu yer, köyün tam arkasında yer almaktadır. Arada küçük bir dağ vardır. Dağın eteklerinde ise oyma evler, kilise ve şapeller bulunmaktadır. Doğal ortam olarak ta mükemmel olan narlı göl su seviyesinin azalmasına bağlı olarak, kalp şeklini alır ve ziyaretçilerini eşsiz ve romantik bir görüntü sunar. 67° C Kaynak çıkış sıcaklığı olan kalsiyum, sodyum ve bikarbonat açısından çok zengin suya sahip kaynak: Banyo uygulamaları şeklinde uygulandığında Özellikle sedef başta olmak üzere romatizmalı ve cilt hastalıklarının tedavisine uygundur. Uygun dozda kullanılarak helyoterapi imkânı sunar. Deri ve kan akımını arttırır. Çevresel damar direncini ve kan basıncını düşürür. Ödem çözülmesini sağlar. Kalp hızını düşürür. Toplardamar yetmezliğine, yüksek tansiyon, kronik bel ağrısı, romatizmal hastalıklar ve nörolojik hastalıklara iyi gelir. Suyun arsenik miktarının yüksekliği nedeni ile içme olarak kullanılması uygun değildir. Niğde merkeze 79 km olan Narlı göle ulaşım kolaydır çevre illerden de ulaşım yapılabilen Narlı gölün iller arası orta konumda olması avantaj sağlamaktadır.

17
Konakli Rum Kilisesi
Niğde (merkez), Niğde
Konaklı Rum Kilisesi: Bazilika planlı olup, bazalt cinsi taştan yapılmıştır. Batıda bir arteks ve içeride boyuna uzanan üç neftten ibarettir. Kilisenin üst örtüsü orta neft üzerinde kırma çatı ve yan neftlerde beşer küçük kubbe ile örtülüdür. Narteks 4 sütunlu yanlarda birer paye üzerine oturmaktadır. Ortada büyükçe kemer iki yanda iki küçük kemer vardır. Ön cephede büyük kemerin üzerinde çatıya yakın dekoratif payenin üzerinde vazodan çıkan hayat ağacı motifi ve cepheyi taçlandıran yanlardan başlayan yukarı doğru kademeli olarak çıkan kalın bir silmede mevcuttur. Alttaki pencereler kemerli olup, kemer üstleri kör kemerler ve dekoratif payelerle süslüdür. Narteksten ana mekâna giriş üç kapıdan sağlanmaktadır. Ana kapının üzerinde ve hemen solundaki kapı üzerinde kemer aynası içerisinde kitabeleri vardır ve 1844 tarihi okunmaktadır. Doğuda kilise dışına taşan apsisler görülür. (Bir ana apsis ve yan apsisler diakonikom ve prothesis). Kaynak: Niğde Kültür Envanteri 2009 Niğde Gezilecek Yerler Adres: Konaklı Kasabası 51000 Merkez/Niğde
- Görsel yok
18
Dörtayak Camii ve Türbesi
Niğde (merkez), Niğde
Taç kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre, 1312–13 yılında yapılmıştır. Anadolu Selçuklu Hükümdarı 4. Rukneddin Kılıç Aslan’ın kızı Hüdavend Hatun yaptırmıştır. Günümüze bazı onarımlar görerek gelen türbe, orijinal özelliğini korumaktadır.
- Görsel yok
19
Sungurbey Cami
Niğde (merkez), Niğde
Caminin inşa kitabesi yoktur. Ancak 1335 yılı civarında yapıldığı düşünülmektedir. İlhanlı döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin mimarı bilinmemektedir. Fakat minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmıştır.
- Görsel yok
20
Köşk Höyük
Bor, Niğde
Bor ovasının en eski tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplumunun (M.Ö.6050–4911) bu alana yerleştiğini göstermektedir. Beş tabaka halindeki yerleşimin ilk dört tabakası Geç Neolitik, en geç tabakası ise Erken Kalkolitik devre aittir. Neolitik dönemde gereksinime göre genişletilen çok odalı küçük mekânlardan oluşan mimari mevcuttur. Kalkolitik dönemde ise sokakların üstüne sıralanan bitişik düzendeki konutlar belli bir plana göre inşa edilmiştir.

21
Tyana Ören Yeri Ve Su Kemerleri
Bor, Niğde
Tyana Ören Yeri ve Su Kemerleri Antik Tyana örenleri, Bor ilçesi, Kemerhisar Kasabası'ndadır. Ören yeri kasabanın büyük bir bölümünün altında kalmıştır. Kasabanın muhtelif yerlerinde çeşitli durumlarda bulunan önemli heykeltıraşlık eserler ve ören yerinde yapılan bilimsel kazılar neticesinde çıkan eserler ve mimari parçalar Niğde Müzesi’nde sergilenmektedir. Bahçeli Kasabası’nda bulunan ve Roma havuzu adıyla adlandırılan antik havuza hayat veren kaynak suyunun Roma Devri'nde yapılan kemerlerle taşınmasına yönelik oluşturulan kemerlerden dolayı kasaba Kemerhisar adını almıştır. Roma havuzundan itibaren Kemerhisar Kasabası içlerine kadar ki bölümde kemerler toprak altındadır. Kalan bölümdeki ve kazı alanına kadar olan kemerler ise toprak üzerindedir Halen büyük bir bölümü ayakta bulunan su kemerleriyle Roma havuzundan şehre su taşınmaktaydı. Su kemerleri M.S. II-III. yüzyıllara aittir. Tyana Ören yeri I.II. ve III. dereceli arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Tarih öncesinden Hititler’in yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olan Kemerhisar(Tyana), Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınmaktadır. Tuwanuwa Geç Hitit Dönemi'nin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür. M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma Dönemi'nde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma Çağı'dır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Kaynak: Kapadokya Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Niğde Gezilecek Yerler Adres: Kemerhisar Kasabası Bor/Niğde

22
Ulukişla Mehmet Paşa Külliyesi
Ulukisla, Niğde
Ülkemizde en büyük kervansaray olarak bilinen Sadrazam Mehmet Paşa Kervansarayı Ulukışla’dadır. Tek kubbeli kareye yakın planlı camisi olan külliye; avlusu, merkezinde sokak görünümünde arastası, arastanın iki yanında 23 dükkânı, kubbelerinde birçok aydınlatma pencereleri bulunan dikdörtgen planlı hamamı, arastanın güney cephesinde güney ahırı ve bu mekâna hareket kazandıran duvarlarındaki ocak ve nişler, kareye yakın avlunun kuzeyinde ahırları ve doğu ve batı istikametinde birbirine simetrik revakları bulunan bir menzil külliyesidir. Avlunun doğu girişinde sivri kemerli açık tonozlu mekan ise han görevlilerine aittir. Avlunun kuzey kenarı ortasına yerleştirilmiş giriş eyvanından kuzey ahırına girilmektedir. Kuzey ahırı, iki sahınlı ve enine dikdörtgen planlı bir mekandır. Ahır, doğu-batı yönlü bir doğru boyunca sıralanan altı paye ile, eş genişlikte iki sahına bölünmüştür. Sahınlar, sivri kemerli birer beşik tonozla örtülüdür. Doğu-batı doğrultusunda uzanan sivri kemerlerle birbirine bağlanmış olan payeler kare kesitlidir. Payeleri, ahırın kuzey ve güney duvarlarına bağlayan destek kenarları, duvar yüzeyinden 0,30 metre kadar taşıntı yapan pilasterler üzerine oturmaktadır. 1.70 metre x 1.70 metre boyutlarındaki kare kesitli payeler üzerine, zeminden yaklaşık 1.00 metre yükseklikte, hayvan bağlamaya yarayan demir halkalar çakılmıştır. Kuzey ahırında piramidal şekilli davlumbazlar mevcuttur. Kuzey ahırının, kuzey duvarı üzerinde, pilasterler arasına ikişer ocak yerleştirildiği görülmektedir. Bu duvar üzerinde toplam on dört ocak bulunmaktadır. Güney ahırı, cami ile hamam arsında, düz bir alana inşa edilmiştir. Dar kenarlardan biri, arastanın güney cephesine bitişiktir. Kuzey ahırı’nın büyük ölçüde bir kopyası durumundaki bu ahırın girişi, diğer ahırlardan farklı olarak dar kenarlardan biri üzerindedir. Güney ahırının doğu ve batı cephelerinin düzeni bir birine benzemektedir. Her iki cephede de, dikdörtgen kesitli 1.00 metre x 1.50 metre boyutlarında dörder payanda mevcuttur. Payandalar arasında, üst kesimlere yerleştirilmiş birer küçük mazgal pencere görülmektedir. Kuzey ve güney ahırını karşılaştırmalı olarak analize edersek (avlu, kuzey ve güney ahırları) kuzey ahırı ve güney ahırı bir birlerine benzemekle birlikte, konum ve kapladıkları alan açısından bir birinden farklıdırlar. Güneydeki ahır, kuzeydekine göre daha küçük boyutludur. Kuzeydeki ahır mekanı, avlunun kuzey kenarı üzerine yerleştirilmiştir ve yatay konumdadır. Güneydeki ahır ise, kısa kenarlarından biri arastanın güney duvarına yaslanmaktadır. İki ahırın arasında yer alan avlunun doğu ve batı kenarları üzerinde revaklar bulunmaktadır. Avlunun kuzey kenarında, kuzey ahırının önündeki mekanlar ve güney ahırında ise arasta yer almaktadır. Her iki ahırda dikdörtgen planlıdır ve iki sahına sahiptir. Bir sıra paye ile bir birlerinden ayrılan sahınlar, sivri kemerli beşik tonozlarla örtülüdür. Bu külliyeyi, kervan yolcularının yanı sıra sefere çıkan askerlerin de kışla olarak kullandığı bildirilmektedir. 1619’da yapılan külliyenin bir özelliği de büyük Türk şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han Duvarları şiirinin esin kaynağı olmasıdır. Ulukışla Mehmet Paşa Külliyesi'ne Nasıl Gidilir? Niğde Merkezden Kalkan Ulukışla otobüsleri ile Ulukışla İlçe merkezindeki Han'a ulaşılabilir. Niğde Gezilecek Yerler Adres: İsmet İnönü Caddesi Ulukışla/Niğde

23
Çiftehan Kaplıcaları
Ulukisla, Niğde
ÇİFTEHAN KAPLICALARI: Niğde'ye 80 km. uzaklıktaki Ulukışla ilçesi Çiftehan Kasabasındadır. Hem banyo hem de içme türlerine elverişli olan kaplıca sularının, romatizma, sinirsel hastalıklar, deri, kadın hastalıkları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etkisi bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde tesisler modern ve büyük kapasitelidir. Kasabanın Ankara-Adana Yolu üzerinde olması ulaşımı oldukça kolay kılmaktadır.
- Görsel yok
24
Pozanti-belemedik Yaylası
Pozantı, Adana
Pozantı’ya 10 kilometre uzaklıkta bulunan yaylaya Anbaş Köyü içinden gecen stabilize yolla ulaşılmaktadır. Çakıt Çayı kıyısında kurulmuş, yörenin taştan ve ahşaptan yapılmış yayla evlerinde konaklanmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yabankeçisi, yabandomuzu ve yırtıcı kuşlar gözetlenebilir. Adana Gezilecek Yerler Adres: Belemedik Yaylası/Pozantı/Adana

25
Yaban Hayati Gözlemciliği - Belemedik Yaylası
Pozantı, Adana
Belemedik Yaylası'na Pozantı'ya 10 kilometrelik Anbaş Köyü içinden geçen stabilize yolla ulaşılır. Çakıt Çayı kıyısında kurulmuş yaylada ahşap ve taştan yapılmış yayla evleri bulunmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yaban keçisi, yaban domuzu ve yırtıcı kuşlar gözetlenebilir. Belemedik Tren İstasyonu ve çevresindeki binalar Berlin‐Bağdat tren hattının yapıldığı dönemde inşa edilmiştir. Yapılabilecek turizm aktivitesi: Yaban hayatı (Fauna) gözlemciliği Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

26
İbrahim Paşa Tabyaları
Tarsus, Mersin
İbrahim Paşa Tabyaları oldukça sağlam ve bölgede sayısı çok az olan Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yaklaşık 1830’lu yıllarda, doğudan gelecek saldırılara karşı koymak için İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tarsus Pozantı istikametinde otobanda ilerlerken Adana’ya bağlı Tekir (Akçatekir) Yaylası mevkisine gelmeden yolun solundaki yüksek tepe üzerinde bir yapı görülmektedir. Bu yapı Kızıl Tabya (Büyük veya Fenerli Tabya) olarak adlandırılmaktadır.. Burada yer alan diğer tabyalar Yer Tabyaları , Armutlu Tabya ve Ak (Beyaz- Küçük Tabya) Tabya‘dır. Bunlardan Kızıl Tabya, Ak Tabya ile karşılıklı olarak iki yüksek tepeye yapılmışlardır ve birbirlerini görmektedirler. Antik dönemden beri stratejik konumu olan bu yer bu anlamda Gülek Kalesi ve Gülek Yazıtı ile de uyum içerisindedir. Bu tabyalardan çıkarılan birkaç top Gülek Kasabası'na nakledilmiştir. Kızıl Tabya: Yapının üç katlı olduğu tahmin edilmektedir. Alt katlarda havalandırma açıklıkları bulunurken üst katta ince uzun mazgal pencereleri vardır. Bütün odalar birbirleri ile bağlantılı değildir. Genelde kapıdan içeri girildiğinde solda iç içe geçen iki oda ve diğer tarafta ayrı bir oda şeklinde mekanlar sıralanmıştır. Malzeme olarak yörenin taşı kullanılmıştır. Az kalker ve konglomera kayalıkların kabaca düzeltilerek aralarına küçük ve iri taşların kireçle karıştırılması sonucunda oluşturulan harçla yapılan duvar örgüsü kullanılmıştır. Yapılar tonozludur. Pencere kemerlerinde bazı yerlerde tuğla, bazı yerlerde taş kullanılmıştır. Kalenin temelleri düşey pozisyonda ve daha iri, yüzeyi çentikli taşlarla örülmüştür. Bu tabya Adana il sınırları içerisinde kalıyor olsa da diğerleriyle bütün oluşturduğu için kitaba dahil edilmiştir. Yer Tabyaları: Kızıl Tabya'nın önünden geçen Elmalı Deresi'nin altındadır. Eski Tarsus-Adana kara yolunun kenarlarında sağlı sollu ve karşılıklı olarak yapılmışlardır. Oldukça sağlam olan bu yapıların orman alanının altında kalmış olmalarından planları tam olarak anlaşılamamaktadır. Yine tonozlu ve birbirine geçişli mekanlardan oluşmaktadırlar. Armutlu Tabya: Tarsus’tan Pozantı’ya doğru giderken Tekir Yaylası’na gelmeden sağa ayrılan eski yola dönülür. Gülek Yazıtı’na giderken biraz ilerleyince yolda Beylik Han, Deve Damı, Arkasıdelik Han gibi isimlerle adlandırılan küçük bir hana ulaşılır. Bu hanın kuzeydoğusunda orman arazisi içerisinde, rahatlıkla görülemeyen toprak altında kalmış yapı kalıntılarına verilen isimdir. Bu nedenle plan olarak tam izlenememektedir. Ancak büyük kısmı sağlamdır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi Mersin Gezilecek Yerler Adres: Gülek Mahallesi Tarsus / Mersin

27
Karboğazi Kuvayi Milliye Anıti
Tarsus, Mersin
Pozantı’da mahsur kalan Fransız kuvvetleri Pozantı’da Kuvayi Milliye milisleri tarafında her gün taciz edilmekteydiler. Bu nedenle Pozantı’da tutunamayacaklarını anlayan Fransızlar bir yarma hareketiyle Pozantı’daki ablukan kurtulup Namrun ve Gözne yaylalarını geçerek Mersin’e gitmek istiyorlardı. Bu planı 25 Mayıs 1920 tarihinde uygulamaya koyan, nişan sahibi tabur komutanı Binbaşı Menil, ordusuyla yola koyulmuş, yolda tesadüf ettiği Kumcu Veli’yi ve Gülekli Hatice’yi yanına rehber olarak almıştır. Tekir’e gelen Fransızlar, şoseden ayrılmışlar, Kumcu Veli’nin ısrarıyla Elmalı boğazına doğru, patika yolu takip etmişlerdir. Bu yol Kumcu Veli ve Gülekli Hatice sayesinde Fransızların ölüm yolu olacaktır. Gülek’e haberi götüren Gülekli Hatice’dir. Karboğazı’na giren Fransızlar artık ölüm boğazına girmişlerdir. Boğaz, dik yamaçlı, dar bir deredir. Derenin iki yakasına on yedişer kişi pusuya yatmış, arkadan gelen on kişi de düşmanın geriye dönüşünü engellemiştir. Açılan ateş sonunda düşman, canının derdine düşmüş, cephanelerini ve katırlarını bırakarak Teke yaylasına ve Yılan ovasına doğru kaçmaya başlamışlardır. Canlı kalan Fransızlar, ertesi gün Karaisalı’dan gelen ve Kara Afet lakaplı Binbaşı Hasan AKINCI’ya teslim olmuşlardır. Gülek’li kahramanlar, aldıkları esirleri Gerlez semtine getirmişler, etli bulgur pilavı ve ayran ikramında bulunmuşlardır. Bu olayı temsil eden resim bugün Anıtkabirin Kuvayi Milliye müzesinde yer almıştır. Karboğazı savaşı, Çukurova’nın kurtuluşunda bir dönüm noktasıdır. Karboğazı savaşı dünya savaş tarihinde eşine rastlanmayan bir kahramanlık destanıdır. Daha sonra yapılacak Ankara Antlaşması'nın temelini oluşturur. Karboğazı’na Kuvayi Milliye anıtı dikilerek, kahramanlar ve bu zafer ölümsüzleştirilmiştir. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Karboğazı Mevkii Gülek Mahallesi Tarsus / Mersin
- Görsel yok
28
Kadıncik Vadisi
Çamlıyayla, Mersin
8776 hektar alana sahiptir. Ulaşımı Çamlıyayla İlçesine 6 km kadar mesafe kala yol ayrımından sağa sapılarak vadiye girilir. Vadi içerisinde doğal alabalıkların üretim tesisi mevcuttur. Burada üretilen doğal alabalıklar daha sonra derelerin zenginleştirilmesi amacı ile derelere salınmaktadır. 2011 yılı envanterinde 491 yaban keçisi tespit edilmiştir. Olukkoyağı Köy Tüzel Kişiliğince koruma yaptırılmaktadır.
- Görsel yok
29
Namrun Kalesi
Çamlıyayla, Mersin
Orta Çağ’a tarihlenen ve bölgedeki en ünlü kalelerden birisi olan Namrun, Çamlıyayla İlçe merkezindedir. Hitit ve Asur Dönemleri’nde “Illibru” olarak bilinmektedir. Yüksek bir tepe üzerinde inşa edilen savunma kalesine, yıkılmış bir merdivenle çıkılmaktadır. Namrun’un stratejik önemi, Gülek Kalesi’nin yukarısındaki Kilikia Kapıları’nın korunmasındaki rolüdür. Namrun’da uzun süre Hetum’ler hüküm sürmüştür. 14. yüzyılın sonlarında bir ara Memlük garnizonu burada yer almıştır.
- Görsel yok
30
Sağlikli Köyü, Roma Yolu Ve Tarsus Parkuru
Tarsus, Mersin
Tarsus'un kuzeyindeki Sağlıklı Köyü civarında bir Roma Takının altından geniş ve gösterişli yola girilir. Yol Toros Dağlarını güney-kuzey aşıp İvriz'e iner. St. Paul'un 2. gezisinde bu yoldan Derbe'ye gittiği düşünülmektedir. Parkur, 3 çadır konaklamalı bir parkurdur.

31
Tarsus Eski Camii
Tarsus, Mersin
Çarşıbaşı'ndaki kilise temelli yapının 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir. Bazı kaynaklarda Ortaçağ'ın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesi'nden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada, Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır. 1704'de Tarsus'a gelen P.Lucas'da burada bir Grek ve bir Ermeni Kilisesinden söz ederek Ermeni kilisesinin Paulus'un kendisi tarafından inşa edildiğini belirtir. 1851 yılında Tarsus'a gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş,dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları dikkat çekicidir. Kilisenin bahçesine batı yönde bulunan ve cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir. Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Kesme taşlarla inşa edilen yapının dış uzun cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır. Batıdaki ana kapıdan girilen salonun genişliği 19.30 metre, uzunluğu 17.50 metredir. Girişin sağında ve solunda birer yarım plaster sütun ve bu sütunların hizasında salonu üç sahına (nef) ayıran, ikişerli iki sıra halinde dört serbest sütun yer alır. Kuzey ve güney duvarlarda da yine yarım sütunlar bulunmaktadır. Aslında bu sütunlar gri renkli granit olup, antik çağ yapılarına ait olmaları muhtemeldir. Orta salonun genişliği 12.60 metre olup, üzeri tonozludur. Tavanın merkezine rastlayan bölümde, ortada Hz. İsa olmak üzere doğuda Yohannes ve Mattaios, batıda Marcos ve Lucas'ın freskleri bulunmaktadır. Yapının kuzey-batı köşesinde ise bir çan kulesi yer almaktadır. Kilise daha sonra camiye çevrilmiştir Eski Cami, Kilise Camii veya Baytemür Camii isimleriyle tanınır. İnşa tarihi konusunda da farklı görüşler vardır. 2'nci yüzyıldan 14'üncü yüzyıla kadar geniş bir aralığa tarihleyen kaynaklar vardır. Bazı kaynaklarda 1360'da Seyfeddin Bay-Temur el Harizmi'nin kiliselerden birisini camiye dönüştürdüğü ve bu nedenle "Bay-Temür Camii" adıyla anıldığı yazılıdır. Bazı kaynaklarda ise, 1415 yılında Ramazanoğlu Şebabettin Ahmet Bey'in kiliseyi cami haline getirerek yanma bir minare eklediği kayıtlıdır. Türkler bir şehri aldıklarında oradaki en büyük kiliseyi camiye çevirdikleri ve ezan okunup namaz kılındığı bilinir. Yukardaki rivayetlerin ikisinin de doğru olduğu, hatta kiliseden dönüştürülen ilk cami olması nedeniyle 1415 yılında onarılarak tekrar ibadete açıldığı düşünülmelidir. Bazilikal planlı, üç nefli, tonoz örtülü, sade bir yapıdır. Doğu tarafında apsis kısmı vardır. Güney duvarına mihrap eklenerek Ulucami plan şemasında bir cami haline getirilmiştir. Dıştan beşik çatı örtülüdür. Doğu cephesindeki girişin sağında minaresi bulunur. Kuzey cephesine son cemaat saçağı eklenmiştir. Yapı, önemi nedeniyle sürekli onarılmıştır. Tarihi bilinen onarımlar, 1868 ve 1900'de yapılmıştır. Son onarım 2007'de tamamlanmıştır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi / Mersin Kaymakamlığı Mersin Gezilecek Yerler Adres: Reşadiye Mahallesi Adana Bulvarı 3014 Sokak Tarsus / Mersin
- Görsel yok
32
Gözlükule Höyük
Tarsus, Mersin
Tarsus İlçe merkezindeki höyük, iki tepeden oluşmaktadır. Orta Çağ’da höyük üzerinde bir gözetleme kulesinin bulunması, Gözlükule isimlendirmesini sağlamış olmalıdır. Neolitik Döneme ait obsidien aletler ve pişmiş toprak kap parçaları ele geçmiştir. Basit taş temel üzerine kerpiç duvarlı evler ile dar sokaklar ortaya çıkarılmıştır.

33
Nusrat Mayin Gemisi
Tarsus, Mersin
Nusrat'ın döşediği mayınlar 18 Mart 1915'te Çanakkale Savaşı'nın kaderini değiştirmiş, ona "dünyanın en ünlü mayın gemisi" unvanını kazandırmıştı. Nusrat'ın mayınları 639 kişilik mürettebatıyla Bouvet, onun ardından Inflexible ve Bolva zırhlılarını sulara gömmüştü. İngiliz Generali Oglander'in "Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekatı" (Military Operations Gallipoli, Official History of the Great War) adlı eserinin birinci cildinden: "Pek uygun başlamış olan gün, bu meçhul mayın hattının olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez." Sir Ccolyen Corbet'in, "Deniz Harekatı" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Gerçek şu idi ki 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyu'na paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve keşif gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyata rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır." Bahriye Nazırı Winston Churchill 1930'da "Revue de Paris" dergisinde olayı şöyle yorumlamıştır: "Birinci Dünya Harbi'nde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara malolmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi demir kaptır." Nusrat; Mersin'den Tarsus'a üç parçaya ayrılarak tır ile getirilmiş olup, 27 kilometrelik yol 4.5 saat sürmüştür. Nusrat kendisi için yapılan Çanakkale Parkı'na demirledikten sonra 8 kişilik heyet Çanakkale'deki maketini inceleyip tüm kaynakları araştırmış sonucunda orijinale en yakın haline getirilmiştir. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Tarsus Şehir Girişi (Mersin tarafından gelişte) Tarsus Çanakkale Parkı Tarsus / Mersin

34
Paperon Kalesi - Çandir Kalesi
Toroslar, Mersin
Bu kale Ermeni kaleleri arasında mimari açıdan en zengin ve tarihi en karışık olanıdır. Ancak kalenin tarihi Ermenilerden daha eskilere gitmektedir. Buranın Bizans kalesi Papirion veya Papurion olabileceği ileri sürülmektedir. 14'üncü yüzyılın ortalarında kısa bir süre Karamanoğulları tarafından işgal edilmiş, 14'üncü yüzyılın sonlarında ise Memlükler’in eline geçmiştir. Kalenin önemli özelliği kapısıdır. Kaleye çıkmak için iki kıvrımlı yaklaşık 172 basamaktan oluşan bir merdiven kullanılmaktadır. Birinci kıvrıma yaklaşık 1.30 santimik yükseklikteki bir açıklıktan girilmektedir. Güneybatı tarafında kısmen yontulmuş bir kapıdan doğal bir su havzasına giden merdivenler görülmektedir. Bu oyuk bir sarnıça dönüştürülmüştür. Batı tarafında ise sarnıça su taşımak için kemer yapılmıştır. İlk merdiven basamaklarının olduğu yerin doğu tarafı duvarla korunmuştur. Ancak bu duvar yıkıldığı için demir korkuluk yapılmıştır. Merdivenin birinci kısmının sonunda yuvarlak pervazlı bir kapı sonrada bir koridor görülür. Bu koridorun duvarları uçurumun kenarına dayanmıştır. Bu tarz giriş pek rastlanmayan bir özelliktir. Sadece Dağlı Kalesi’nde böyle koridorlu merdivenli giriş bulunmaktadır. Merdiven basamaklarının yok olan taş basamakları yerine bazı yelerde demir basamaklar yapılmıştır. Zirvedeki kale içerisinde yer alan kalıntılardan en dikkat çekici olanı kuzeybatıdakidir. Burada kilise kalıntısı ve iki katlı bir yapı kompleksi yer almaktadır. Yapı kompleksine ait büyük odalar arasında kemerli geçiş kapıları, sağlam durumda olan diğer odalardaki süsleme unsurları ve boya izleri hala görülebilmektedir. Üst kat odalarına küçük bir merdivenle çıkılmaktadır. Bu katta kuzeybatı kenardan güneye doğru ilerleyen yapıların tahrip olduğu görülmüştür, Ayrıca bütün bu yapı kompleksini çevreleyen geniş alanın duvar kalıntılarına da yer yer rastlanmaktadır. Kilisede bulunan taş işçiliği 11'inci yüzyıl özelliği taşımaktadır. Apsis kenarlarındaki yan odalarda yer alan iki katlılık bölgede pek görülmeyen özelliktir. Çok tahrip olmuş kilisedeki taşlarda yer alan motifler görülmeye değerdir ve kalenin doğusunda yer alan Kızlar Manastırı’ndaki kilise ile benzerlik göstermektedir. Son zamanlarda bu bölgedeki yapılarda özellikle kuzeybatı dış cepheden görülen kısımda yoğun yıkılmalar meydana gelmiştir. Kaleye ait diğer yapı grupları yoğun bitki örtüsünden görülemese de tespit edildiği kadarıyla güneydoğu kesimde sivil halkın ikamet ettiği bazı yapı kalıntıları, tahrip olmuş bir kilise kalıntısı, sarnıçlar, duvar kalıntıları ve bir lahit bulunmaktadır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Çandır Köyü Ayvagediği Beldesi Toroslar / Mersin
- Görsel yok
35
Soğucak Yaylası
Toroslar, Mersin
Gözne yolunun 23. km'den ayrılan 1 km'lik asfalt yolla ulaşılmaktadır. Yayla köyü olan Soğucak Beldesinde Mersin halkının yazlık evleri de bulunmaktadır. Alt yapısı tamamlanmış olup, yaylada PTT, Sağlık Ocağı hizmet vermektedir. Çevrede bulunan kır lokantaları ve kır kahveleri turistik özellik taşımamaktadır. Yayla çevresi maki ve kayalıklarla kaplıdır.
- Görsel yok
36
Kepirli Yaylası
Toroslar, Mersin
Mersin'e 23 km'lik asfalt yol ile bağlı olan yayla 950 m yüksekliktedir. Mersin'den Kepirli'ye yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Yayla çevresinde çam, ardıç, meşe ve maki ormanları ile çeşitli meyva bahçeleri mevcuttur. Yaylada elektrik-su gibi alt yapı hizmetleri mevcuttur.

37
Mustafa Erim Mersin Kent Tarihi Müzesi
Akdeniz, Mersin
Mersin'in kültürel yaşamına yeni bir renk ve soluk getiren "Kent Tarihi Müzesi" neredeyse 150 yıllık bir sivil mimarı örneğidir. Mustafa ERİM tarafından restorasyonu ve teşhiri yapılarak Mersin'in kültür ve sanat yaşamına kazandırılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında bütün kentlerimizde görülen hızlı değişimden Mersin'de etkilenmiş ve günümüze bu geleneksel sivil mimari örneklerinden çok azı kalmıştır. Mersin Kent Tarihi Müzesi geleneksel mimarisi, ihtisas Kitaplığı, Mersin'de yaşayan, yetişen ve iz bırakanların tanıtıldığı, Mersin Eğitim Tarihi, Mersin'in Kurtuluşu, Çanakkale Savaşı'nda Şehit Düşen Mersinliler, Mersin Kronolojisi, Mersin camileri ve Kiliseleri, Atatürk’ün Mersin Ziyaretleri, Yumuktepe Höyüğü ve Mersin'deki tarihi yapıların tanıtıldığı Müze olarak kent tarihinin araştırılmasına sunacağı katkılarla, Kültür ve Sanata olan ilgisiyle bilinen Mersin'in kültürel yaşamında önemli bir merkez olması amacıyla düzenlenmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Özel Müze" yetki belgesi verilmiş ve 4 Eylül 2010 tarihinde Başbakan Recep Tayyip ERDOGAN tarafından hizmete açılmıştır. Atatürk'ün Mersin Ziyaretleri ve Fotoğrafları 1918'den 1938'e kadar Atatürk'ün Mersin ziyaretleri ve bu ziyaretleri sırasında Mersin'de nerelere uğradığı tarihsel olarak ve fotoğraflarla anlatılmaktadır. Eğitim Tarihi Odası 1881-1940 yılları arasında Mersin Merkez ve ilçelerinde eğitim veren 70 civarında İlkokuldan toplanan belgeler sergilenmektedir. Bunlar arasında diplomalar, döneme ait ders kitaplan ve eğitim araçları, fotoğraflar öğretmen sicil defteri, öğrenci karneleri, yazışmalar vs. bulunmaktadır. Mersin'in Kurtuluşu Köşesi'nde Mersin'in Kurtuluş Tarihi, Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri, Kuva-yi Milliye Kahramanları, Müfreze Komutanları ve Mersin'in Kurtuluşunda emeği geçen kişiler hakkında bilgi verilmektedir. Mersin Kaleleri Mersin'de çeşitli medeniyetler tarafından yapılmış olan ve günümüze kadar ulaşan kaleler ve kuleler tanıtılmaktadır. Kalelerin yapılış tarihleri, geçirdikleri dönemler ve kalelere ait mimari özellikler anlatılmaktadır. Mersin Camileri ve Kiliseleri bölümünde Mersin ve ilçelerinde yer alan, Mersin'deki medeniyetlere tanıklık yapan camilere ve kiliselere yer verilmiştir. Bu yapıların bir bölümü günümüze kadar ulaşamamış, bir bölümü işlev değiştirmiş, bir bölümü ise halen ayaktadır. Mersin'de Yetişen Yaşayan ve İz Bırakanlar Mersin'e kültürel, sanatsal, siyasi anlamda katkı sağlamış, iz bırakmış halen hayatta olan yâda aramızdan ayrılmış olan birçok isim ve biyografileri yer almaktadır. Mersin Kent Tarihi bölümünde müzeyi gezen ziyaretçilere 20. yüzyılın ilk yarısında Mersin kentinde bir gezintiye çıktığı hissini uyandıracak şekilde düzenlenmiştir. Mersin'in ticari ve sosyal odak noktaları fotoğraflar ve planlarla anlatılmıştır. Yumuktepe Höyüğü Höyük 1930'larda keşfedilen ve kazılan ilk neolitik yerleşimdir. Prof. John Garstang'ın başkanlığında başlayan kazılar günümüzde Prof. I. Caneva ve Doç. Dr. G. Köroğlu tarafından devam ettirilmektedir. Kazılar sonucunda höyükte yer alan değişik dönemler ve buluntular detaylı olarak anlatılmaktadır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Camiişerif Mah. 5219 Sokak No:4 Akdeniz / Mersin
- Görsel yok
38
Lamas Kanyonu
Erdemli, Mersin
İki tarafı dik duvarlı bir kanyondur. Ortasından Lamas Çayı akar. Çay çeşitli bitki örtüsü ve sarmaşıklar arasında şelaleler yaparak akar. Kanyonun sol duvarında, bir zamanlar Korykos şehrine su taşıyan oyma kanalları görebilirsiniz. Patika bir yol kanyon boyunca uzanır. Yaz aylarında çayda yüzmek mümkündür. Kanyonda istenildiği kadar yürünebilir.

39
Kanli Divane Ören Yeri
Erdemli, Mersin
Antik Dönem'de Dağlık Kilikya sınırları içinde kalan Kanytella, bugünkü adıyla Kanlı Divane, Mersin’in yaklaşık 50 km, Erdemli İlçesinin 13 km batısında yer alır. Kumkuyu Yemişkumu Mahallesinden kuzeye sapan 3 km’ lik yolla ulaşılmaktadır. Kanlı Divane Antik yerleşimi; merkezinde bulunan ve Kanlı Divane Obruğu olarak adlandırılan büyük bir yer çöküntüsünün etrafında kurulmuştur. Helenistik Dönem’den itibaren (MÖ 3. yüzyıl) başlayan iskân faaliyetleri Geç Antik Dönem’e (MS 7. yüzyıl) kadar kesintisiz devam etmiştir. 15. yüzyıldan itibaren Türkmen grupları bölgeye yerleşmeye başlamıştır. Antik kentin merkezi konumunda olan obruk tavan kısmının çökmesi sonucu oluşmuş 142 m uzunluğunda, 95 m eninde, 413 m çevresi bulunan, 50 m derinliğinde 12.000 metrekarelik yüzölçümlü doğal bir çukurdur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Kanlı Divane İsmi nereden gelmektedir? “Kanlı Divane” isminin kentin konumlandığı kayalık yapının kırmızı renginden kaynaklanan “Kanlı” kelimesi ile bölgede bir araya gelen Türkmen aşiretlerinin divan toplantılarını burada yapmış olmaları sebebi ile “Divan” kelimesinin birleşmesinden aldığı düşünülür. Halk arasında ise suçluların obruk içerisine bırakılıp buradaki aslanlara parçalatılıp, etrafın kan revan içerisinde kalmasından dolayı bu adı aldığı anlatılmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Helenistik Kule Kanlı Divane’nin tek Helenistik Dönem yapısıdır. Obruğun güneybatı kenarında yer alır. Dikdörtgen planlı kule üç odaya ayrılmıştır. Kulenin güneybatı köşesinin dış yüzünde bulunan yazıtlar sayesinde MÖ 3. yüzyıl sonu 2. yüzyıl başında Tarkyaris’in oğlu rahip kral Teukros tarafından yaptırılmış ve Zeus Olbios’a adanmış olduğu anlaşılmaktadır. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Armaronzas ve Ailesinin Kabartması Obruğun güney duvarında bulunan aile kabartması yanyana ayakta duran üç kadın ve bir erkek; daha yüksek bir kaide üzerinde oturur vaziyette bir kadın ve erkek figüründen oluşur. MS 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Kabartmanın altındaki yazıtta, Hermias babası Armaronzas’ın, karısının ve çocuklarının (heykellerini) diktirdiği bildirilmektedir. Ayrıca bu kabartmalara zarar verenin Zeus’a 1000 drahmi vermesi gerektiği de ifade edilmiştir. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Asker Kabartması Obruğun kuzey cephesinde yer alan kabartma sağ elinde mızrak, sol elinde bir kılıç tutmaktadır. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Kabartmanın kuzeybatısında askerin adının “Trogomon” olarak okunabildiği bir yazıt bulunmaktadır. Bu yazıtın askerin annesi tarafından yazdırıldığı anlaşılmıştır. Kanlı Divane Obruğu İçerisindeki Diğer Kaya Kabartmaları Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Obruğun 1 km kadar güneybatısındaki kaya kütlesi üzerinde bulunan Çanakçı kaya mezarlarında, mezar sahiplerinin kabartma olarak yapılmış tasvirleri yer alır. Bu kabartmalar arasında yas tutan kadın kabartması, sağ eliyle başının üzerinden geçen chimationunu kavraması hareketi ile yansıtılmıştır. MÖ 1- MS 1. yüzyılları arasına tarihlendirilmektedir. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Aba’nın Mezarı Kanytella’in en görkemli anıt mezarıdır. Roma dönemi tapınakları tipinde yapılmış olan bu anıt mezarın kapı üzerindeki yazıta göre Aba adlı bir kadın tarafından kendisi ve kocası Arios adına yaptırılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Mezar anıtı alçak bir podyum üzerine inşa edilmiştir. Ön cephesinde tonozlu bir giriş vardır. Mezarın dört köşesinde korint plaster başlıkları yer alır. Mezar gerek üzerindeki yazıttan gerekse diğer mezarlardan yola çıkarak MS 2. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü Yazıtta; “Ben Kalligonos ile Katraios’un kızı Aba, kocam Nikanor oğlu ve Arios torunu Arios’un ve çocuklarım Nikanor ile Arios’un varisleri olarak istiyorum ve emrediyorum ve vasiyet ediyorum ki Ariosu’un mezarına (ben) Aba dışında hiçbir kimse gömülmeyecktir. Aynı şekilde, benim ölümümden sonra da hiçbir kimse gömülmeyecektir. Buna aykırı davranan kişi Yeraltı Tanrıları’na karşı günah işlemiş olsun ve kendisi ve tüm soyu yok olsun; ayrıca efendimiz Caesar’ın hazinesine 10.000 denarius ve Augustusların şehrine 8.000 denarius ve Kanytelis yerleşmesi yerel yönetim birimine 2.500 denarius (ceza) ödesin. Yine vasiyet ediyorum ki benim ve kocamın verdiğimiz bu emirler ve yaptığımız bu düzenlemeler sonsuza kadar geçerli olsun ve kimse (bu yazıtı ?) kazımasın ve kazıyan kimse cezaya çarptırılsın.” yazmaktadır. Üç Ayak Mezar Anıtı Kanytella’in önemli anıt mezarlarındandır. Yaklaşık 4.12x4.22 metre ebatlarındadır. 3.50 metre yüksekliğe sahiptir. Ana kayadan oluşan bir podyum ile yükseltilmiştir. Fotoğraf: Mersin Müze Müdürlüğü İçinde yer alan cellaya alçak ve dar bir kapı ile girilir. Yapının cellası tonozlu bir üst yapıya sahiptir. Cellanın önünde üç sütunlu bir dış cephe tasarımı bulunur. Üstte bir üçgen alınlığa sahiptir. Dış cephe tasarımıyla mimarlık tarihi açısından benzersiz ve başka bir örneği bulunmamaktadır. Yapı MS 3. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenmektedir. Kanlı Divane’deki Kiliseler Kanlı Divane obruğunun etrafında dört önemli kilise yer alır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Ayrıca bugün sadece apsisi görülebilen beşinci bir kilise ve son dönem araştırmalarında tespit edilen bir şapelin de varlığı bilinir. Yerleşimdeki kiliselerin ihtiyaç nedeniyle değil, ekonomik refahın göstergesi olarak yapıldıkları kabul edilebilir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Kanlı Divane’de bulunan kiliseler; plan şemaları ve kullanılan malzemeleri ile bölge kiliseleriyle ortak özellikler gösterir. Apsisin iki yanındaki ve arkasındaki mekanların dıştan düz bir duvarla sınırlandırılmasıyla Suriye Erken Hristiyanlık-Bizans Dönemi kiliselerinn özelliklerini taşır. Galerilerinin varlığı ve bezemeli sütun başlıkları ile de 5. yüzyıl sonu 6. yüzyıl başlarına ait Kilikia ve İsauria Bölgesi’nin önemli yapıları içinde yer alır. Kaynak: Mersin Müze Müdürlüğü Mersin Gezilecek Yerler Adres: Karaahmetli Mahallesi yolu Kumkuyu Erdemli / Mersin
- Görsel yok
40
Prensesin Ayak İzleri Parkuru
Silifke, Mersin
Silifke Uzuncaburç ile Kızkalesi arasında yaklaşık 40 km uzunluğunda antik kent ve kalıntılar arasında gerçekleştirilen bir parkurdur. Uzuncaburç'tan başlayan parkur güzergahında Uğuralanı-Cambazlı etabı 16 km, Cambazlı-Hüseyinler etabı 12 km, Hüseyinler-Kızkalesi etabı 12 km'dir. Olba Kraliçesi Aba'nın yaşantısı ve hükümdarlığının geçtiği antik alanlarda düzenlenen parkurda yürüyüş 3 veya 4 günlük olarak düzenlenebilir.
- Görsel yok
41
Karakizderesi Parkuru
Erdemli, Mersin
1700 rakımlı bir yükseklikte bulunan parkur kış aylarında kar tutması nedeniyle kış turizmi içinde elverişli parkurlardan biridir. Parkur alanı içerisinde olta balıkçılığı, su sporları için ideal yerlerden biri olan Karakızderesi Göleti yer alır. Parkur Erdemli Merkez ilçesine yaklaşık 30 km kuzeyde ve Karahıdırlı Köyü hudutlarındadır.
- Görsel yok
42
Tapureli Antik Kenti
Erdemli, Mersin
Tarihi Hellenistik Dönem’e kadar giden ören yeri, çalılıkların ve ağaçların altında kaldığından zor gezilebilmektedir. Yamacın bir kısmında sık aralıklarla evler dizilidir. Roma Dönemi’ne ait mezar yapılarına rastlamak mümkündür. Nekropol alanı güney yamaçtadır. Lahitler, mezar odaları bu nekropol alanı içerisinde yer alan mezar tipleridir. Yerleşimin çekirdek kısmında kısmen evler ile köy sınırının kenarında beş tane Erken Bizans Dönemi’ne ait kilise yer almaktadır
- Görsel yok
43
Diokaisareia Antik Kenti
Silifke, Mersin
Hellenistik Dönem’de merkezi Uzuncaburç’un 4 km. doğusundaki Olba Territoriumu’nun ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma Dönemi’nde, 72 yılında İmparator Vespesianus zamanında Olba’dan ayrılarak Diokaesareia (Tanrı-İmparator Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basan kent durumuna gelmiştir. Bizans Dönemi’nin ardından Türkler buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun (Hellenistik Kule’nin) ismini vererek “Uzuncaburç” demişlerdir.

44
Uzuncaburç Yaylası
Silifke, Mersin
Silifke ilçesinin 27 km kuzey yönünde bulunan beldeye asfalt yolla ulaşılmaktadır. Silifke'den minibüs bulunabilir. Antik Olba Diokayzerim kenti üzerinde kurulmuş olan belde, tarih ile içice yaşamaktadır. Kır kahveleri, kır lokantaları, bakkallar, PTT, Sağlık Ocağı, Jandarma hizmet vermektedir.Temel ihtiyaçları beldeden sağlamak mümkündür.

45
Olba Antik Kenti
Silifke, Mersin
Hellenistik Dönem’de Olba Krallığı’nın merkezi ve önemli bir ticaret şehridir. Olba aynı zamanda önemli bir dinsel merkez olmuştur. Özellikle Hıristiyanlık döneminde bu durum yazılı kaynaklar dışında dinsel mimari kalıntılarda da kendini göstermektedir. Bunlar Olba akropolisinin batısında bulunan büyük kilise kalıntısı, akropolis üzerinde yer alan bir çok küçük kilise kalıntıları ve su kemerinin bulunduğu akropolisin doğusundaki vadide geniş bir alana yayılan manastır kalıntıları sayılabilir. Olba piskoposluk merkezi olarak Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde önemini sürdürmüştür. Bu dönemde Olba ve hemen yakınındaki Diokaesareia ayrı ayrı piskoposluk merkezleri olmuşlardır. Olba piskoposluğuda, Isauria’nın başpiskoposluk merkezi olan Seleukeia’nın alt birimi olarak diğer Isauria ve Kilikia piskoposlukları Diocaesereia, Kelenderis, Claudiopolis ile öteki piskoposluklar gibi 10. yüzyılın başından 7. yüzyıla kadar Antiokheia patrikhanesine bağlı olmuştur. Olba’da bulunan, Septimus Severus zamanında yaptırılmış olan çeşme binasının yanı sıra diğer bir önemli eser ise nekropolün bulunduğu vadi üzerinde kurulmuş, 150 metre uzunluğunda, 25 metre yüksekliğindeki iki katlı su kemeridir. Bu su kemerinin korunması ve çevrenin gözetlenmesi için kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini göstermektedir. MS 199 Septimus Severus dönemine tarihlenen su kemerinin üzerindeki yazıtta “Olbalılar’ın Kenti” yazmaktadır. Antik çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan bu kemerler Bizans İmparatoru II.Justinus yönetimi sırasında (566) onarım görmüştür. Çeşmenin yanında bulunan tiyatro binasından bazı oturma basamakları ile sahnenin bir bölümü günümüze dek kalmıştır. Nekropol alanında ise farklı mezar tipleri yer almaktadır. Bir tepenin üzerinde kurulmuş bulunan antik şehirdeki diğer kalıntılar arasında evlerde bulunmaktadır. Helenistik, Roma ve Erken Bizans Dönemleri’nde iskan görmüştür. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Uzuncaburç Silifke / Mersin
Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.
Sık sorulanlar
- Ankara Mersin arası kaç km ve kaç saat sürer?
- Ankara ile Mersin arası araçla yaklaşık 638 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 8 saat sürer.
- Ankara Mersin arasında yol üstünde nerelerde durulur?
- Ankara ile Mersin arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 437 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 45 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Türk Hava Kurumu Müzesi, yolun sonuna doğru ise Olba Antik Kenti var.
- Ankara Mersin yolu hangi illerden geçer?
- Ankara ile Mersin arasındaki güzergâh Ankara → Kırşehir → Aksaray → Nevşehir → Niğde → Adana → Mersin illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Ankara sınırlarındadır.
- Ankara Mersin arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
- Ankara ile Mersin arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
- Ankara Mersin sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
- Yaklaşık 8 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Ankara ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.
