Yol üstü duraklar
İstanbul – Eskişehir arası yol üstü duraklar
430 km, yaklaşık 5 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.
Kısaca
İstanbul ile Eskişehir arası 430 km ve yaklaşık 5 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 718 gezi noktası var; yol 7 ilden geçiyor ve en çok durak Bursa sınırlarında (243 yer).
Bu koridorun 20 km yakınında toplam 718 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 54 tanesi listelendi.

1
Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi
Çatalca, İstanbul
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliği ile Türkiye’nin ilk göç temalı müzesi Çatalca’da 20 Aralık 2010 da açılmıştır. Mübadeleye tabi tutulan Yunan ve Türk vatandaşlarının, çocukları ve torunlarının, yakınlarının, mübadeleye bir şekilde ilgi duyanlara geçmişi anımsatacak özlem, hüzün ve sevinç duygularının canlanmasını sağlayacak kültürel ilişkileri geliştirecek mekân ve ortamları yaratacak Mübadele Müzesi'nde aile büyüklerinin giyim eşyaları, mutfak aletleri, yazılı belgeler, fotoğraflar ve her türlü anı eşyaları sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Kaleiçi Mah. Bahar Sok. No:4 Çatalca / İstanbul
- Görsel yok
2
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı
Arnavutköy, İstanbul
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

3
Sadberk Hanim Müzesi
Sarıyer, İstanbul
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul
- Görsel yok
4
Rumeli Feneri
Sarıyer, İstanbul
İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

5
Beylerbeyi Sarayı
Üsküdar, İstanbul
Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

6
Küçüksu Kasri
Beykoz, İstanbul
Boğaziçi’nde, Küçüksu ile Göksu derelerinin arasındaki alanda bulunan Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu yörenin yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne kadar gitmektedir. Osmanlı Dönemi'nde padişahın has bahçelerinden biri olan Küçüksu ve çevresini, Sultan IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir. 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud (1730-1754) döneminde Divitdâr Emin Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır. TGA Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemi, özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında olduğu gibi Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu alanda da eski ve ahşap yapıyı yıktırarak, yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır. 1857 yılında yapımı tamamlanan Küçüksu Kasrı, 15 x 27 metre bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kâgir olarak yapılmıştır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasrın bodrum katı, kiler ve mutfak hizmetkârlara ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk Evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir “Biniş Kasrı” niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde cephe süslemeleri elden geçirilerek zenginleştirilmiştir. Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda ve merdivenlerinde Batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, Avrupa’dan sipariş edilen mobilyalara yer verilmiştir. Alçı kabartma ve kalemişi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla zengin bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı’nın, Cumhuriyet Dönemi'nde bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış olduğu bilinmektedir. 1992 yılında başlatılan kapsamlı bir restorasyon projesiyle Küçüksu Kasrı’nın denize kayması engellenerek, 1996 yılında yeniden müze-saray olarak ziyarete açılmıştır. Kasrın hemen yanı başındaki iskele, çeşme meydanı ve özgün bahçenin geçmişte olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturulması amacıyla çeşme civarında ziyaretçilere kafeterya hizmetleri verilmekte, genişletilen rıhtım ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara tahsis edilebilmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Kaynak: İstanbul il Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Anadolu Hisarı Üsküdar 34810

7
Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi
Kadıköy, İstanbul
Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler. Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası. Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm. Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy
- Görsel yok
8
Polonezköy
Beykoz, İstanbul
Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

9
İstanbul Oyuncak Müzesi
Kadıköy, İstanbul
İstanbul Oyuncak Müzesi; şair-yazar Sunay Akın tarafından kurulmuştur. Müze kapılarını 23 Nisan 2005'te ziyarete açmıştır. Müzede sergilenen oyuncaklar dünyanın çeşitli yerlerinden açık arttırmalarda edinilmiş veya antikacılardan satın alınmıştır. Müzenin açılışında bu şekilde edinilmiş 1000 civarında oyuncak varken, şu anda bu sayı 4000'e çıkmıştır. Sergilenen oyuncaklar, sanatçının sahne gösterileri, tiyatro oyunları gibi bireysel çabaları sonucu kazandıklarıyla edindiği teliflerle satın alınmıştır. Müzenin her odası bir tiyatro sahnesi görünümünde olup, sahne tasarım sanatçıcı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmıştır. Müze 2009 yılında ICOM'a (Uluslar Arası Müzeler Birliği) üye olmuştur. Avrupa Müzeler Forumu'nun faaliyetlerine katılmaya başlamıştır. 2010 ve 2011 yıllarında ''Avrupa'nın En İyi Müzesi'' yarışmasında ödüle aday gösterilmiştir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sokağı No:17, Göztepe/İSTANBUL

10
Aya Yorgi Rum Manastiri / Yücetepe
Adalar, İstanbul
İstanbul adalarının en büyüğü ve belki de en güzeli olan Büyükada'nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinen, Agios Georgios Rum Ortodoks Manastın bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III.asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin'de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu'lu (Kappadokyalı), Aziz Georgios'tan almaktadır. Mevcut rivayetlere göre, manastır bin yılı aşan bir maziye sahip olup M.S. 963 senesinde Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas zamanında inşa edilmiştir. Aya Yorgi'nin mucizevi ikonası ise Büyükada'daki İmparatoriçe İrini'nin Kadınlar Manastın tarafından hediye edilmiştir. Bizans İmparatoru Manuil Komninos'un 1158 tarihli altın mühürlü fermanında ise, İstanbul Adalar ve buradaki manastırlar zikredilmekte olup, bunların arasında Kodono ismi de geçmektedir. 19. asır tarihçisi Manuil Gedeon' a göre ise, bu isim Büyükada'daki Aya Yorgi Kudunas (Çıngırakçı) Manastırı'ndan başkası değildir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükada Adalar İstanbul

11
Adalar Müzesi
Adalar, İstanbul
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı projeleri kapsamında, Adalar Vakfı, Adalar Belediyesi ve Adalar Kaymakamlığı’nın ortak çalışması ile hayata geçirilen Adalar Müzesi 10 Eylül 2010 tarihinde tamamen faaliyete geçti. İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi yaklaşımı, içeriği, sunumu, mekanları, yerleşimi ve etkinlikleri ile ziyaretçiler için farklı bir deneyim sunuyor. Ziyaretçileri, 9 İstanbul Adası’nın çeşitli haritaları ve uzay fotoğrafları üzerinde yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan giriş animasyonu karşılıyor ve Adalar’a ilişkin temel kentsel bilgileri veriyor. Ada kayalıklarında fosilleşmiş izleri bulunan ve 400 milyon yıl önce bu denizlerde yaşadığı bilinen Dunkleosteus zırhlı balık replikası da hemen karşınızda yer alıyor. Müze Doğaya Sahip Çıkalım Mesajı Veriyor Adalar’ın doğası, tüm zenginlikleri, tarih boyunca sahip oldukları çeşitlilik, zamanla kaybolan canlı türleri, doğanın yok edilişi ve sonuçları genel izleyiciye anlatılırken, özellikle çocukları sürprizler bekliyor. Adalar’ı çevreleyen sularda zamanla yitirilen canlı türleri de yine bu bölümde. Yakın dönemde kaybolan balıklar, kabuklular ve bitkiler. Bir damla deniz suyunda yüzlercesi bulunan alglerden, mikroskobik canlıların karbonhidrat, yağ ve proteinden oluşan atıkları “müsilaj”a kadar Marmara’da tükenen yaşam ele alınıyor. Bu bölümde video ve özellikle çocuklar için mikroskop ile incelemeye başvurulmakta. Jeoloji Gezi Panosu Adalar’ın kuşları Antikçağ Yazarlarından ve Seyyahların Notlarından Adalar Adalar’da Hayatın Şekillenmeye Başlaması Adalar’ın İlk Sahipleri Sürgünden Sayfiyeye … Adalar’ın İstanbul’a Bağlanması ve Yerleşim Alanı Adalar Uzaktan Sevilen, Yazları Gidilen Sayfiye Yeri Adalar Adalar Mimarisi Nüfus Değişikleri ve Göç Adalar’a Ulaşım / Adalar İçinde Ulaşım / Kayık Yarışları Çalışması Deniz Ulaşımı ve Su Sporları Adalı Müzisyenler Adalar ve Lezzet Kaçış Yeri ve Yeniden Keşfedilen Adalar Müzenin Her Noktasından Ulaşılabilir Veri Tabanları Adalar’ın tarihi, bugünü ve geleceğine ait bilgilere ulaşmaya olanak veren dokunmatik ekranlar üzerinde Haritalar, Osmanlı Arşiv belgeleri, Mimari Miras, Sözlü Tarih ve Adalı ünlüler veri tabanı... Müze’nin Diğer Bölümleri • Kütüphane • Arşiv • Web sitesi www.adalarmuzesi.org • Etkinlikler, Atölyeler, Çocuk Eğitim Programları • Ada Lezzet Turları • Müze Dostları İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Adalar Müzesi Hangar Müze Alanı, Aya Nikola Mevkii Büyükada / Adalar - İSTANBUL

12
Bayramoğlu Adası
Darıca, Kocaeli
Tarihî geçmişe sahip olan yarımadanın eski adı Balyanoz’dur. Kuzeye bakan koyu da Balyanoz Limanı olarak bilinir. Marmara Denizi’ne uzanan küçük bir yarımada olan Bayramoğlu Yarımadası, 1950’lerin sonunda yerleşime açılmıştır. Yarımada olmasına karşılık halkın söylemiyle "ada" olarak adlandırılmaktadır. Eski haritalarda ise adı Üçburunlar Yarımadası olarak geçmektedir. Bayramoğlu Yarımadası’nda iklimin değiştiği daha ilk adımdan itibaren hissedilmektedir. Sokakları, Londra çınarlarının daha fidan halindeyken, iplerle karşılıklı birbirlerine bağlanarak eğim verdirilmesi ile ağaçtan tünellere dönüştürülmüştür. Yaz aylarında sıcaktan bunalmadan yollarında yürünebilen yarımadanın cadde ve sokak isimlerinin kuş, çiçek ve meyve isimleri olması da adaya ayrı bir hoşluk katmaktadır. Kocaeli Gezilecek Yerler Adres: Bayramoğlu Mahallesi,Darıca.
- Görsel yok
13
Ballikayalar
Gebze, Kocaeli
Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.
- Görsel yok
14
Çerkeşli Kayalitepe
Dilovası, Kocaeli
Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.
- Görsel yok
15
Safiye Başdeğirmen
Karamürsel, Kocaeli
Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.
- Görsel yok
16
Fulacik Valideköprü
Karamürsel, Kocaeli
Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.

17
Yalova Kent Müzesi
Yalova merkez, Yalova
<p>Müzenin mekânsal yerleşimi, zemin kat ve giriş kat olmak üzere iki katı içermektedir. En üst katın resmi kutlama ve sergi alanı olarak kullanılması planlanmıştır.Müzede, 8 bin yıl öncesine dayanan ilk yerleşim izlerinden, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet Dönemi'ne uzanan tarihsel süreç ve bugünkü Yalova; bilgi, belge ve fotoğraflarla anlatılmış, yerel yönetim, kardeş şehirler, nüfus, eğitim, spor, sanayi, tarım, coğrafi yapı, ilçeler, turizm ve sosyal yaşam gibi konulara yer verilmiştir.</p>
- Görsel yok
18
Açik Hava Müzesi
Yalova merkez, Yalova
Yaşar Okuyan Bulvarı Sanat Sokağı köşesinde, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 18.03.2002 tarih ve 003448 sayılı onayları ile Açık Hava Müzesi kurulmuştur. 6000 yıllık geçmişe sahip olan İlimizin çeşitli yerlerinde çıkan ve değişik yerlerde muhafaza edilen tarihi eserlerin toplanarak sergilendiği güzel bir mekân oluşturulmuştur. 29 Ekim 2003 tarihinde açılan müzede Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemine ait eserler yer almakla birlikte Yalova’nın çeşitli bölgelerinde bulunan eserlere ait maketler de yer almaktadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından kurulan Açık Hava Müzesi; Bursa Müzesi Uzman elemanları tarafından dizayn edilmiş olup, 2005 yıl sonu itibariyle, İlimizde çeşitli tarihlerde çıkarılan 46 adet mevcut tarihi eserlerin envanter bilgileri hazırlanmıştır. Yalova Belediyesi personeline zimmetle teslim edilen eserler 24 saat koruma altında olup, mesai saatleri içerisinde ziyaret etmek mümkündür.

19
İznik Gölü
İznik, Bursa
Marmara Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise 5. büyük doğal gölü olan İznik Gölü derinliği en fazla 80 m. olan tektonik bir tatlı su gölüdür. Alan sık sazlıkların arasında karışık koloniler kuran küçük karabatak ve gece balıkçılı ile Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsündedir. Diğer üreyen türler arasında yüzlerce çift bahri, alaca balıkçıl küçük ak balıkçıl ve gri balıkçıl sayılabilir. İznik Gölü kış aylarında önemli sayıda su kuşu barındırmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi)
- Görsel yok
20
Kurşunlu Hamamı
Termal, Yalova
16 yüzyıl önce Bizans İmparatorluğu Justinianos tarafından yaptırılmıştır. Afet ve savaşlar nedeni ile zamanla toprağa gömülmüş olan Kurşunlu Hamam, 1900 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Hamamın üstü kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Hamam adını almıştır. Banyonun dış cephesinde mermer üzerine Osmanlıca yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Valide Hamamı Bizans Kralı Constantinus döneminde 6 kubbeli olarak yapılmıştır. Halen 3 kubbesi yoktur. Osmanlı döneminde Sultan Mecid tarafından onarılmış ve annesi burada tedavi gördüğünden Valide Hamamı adını almıştır. Banyonun buharlı oda bölümünde mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe yer alır. Ayrıca Çınar otelin önünde Doğu Çınarı olarak anılan Çınar ağacı Anıt Ağaç tescil edilmiştir.

21
Termal Kaplıcaları
Termal, Yalova
Yalova İli’nde bulunan Yalova- Termal ve Armutlu Kaplıcaları Türkiye’nin 1. derece önemli ve öncelikli kaplıcalarındandır. Termal Kaplıcaları Yalova İl merkezi’ne 12 km uzaklıkta Termal ilçe merkezinde bulunmaktadır. 212 yatak kapasitesine sahip olan Termal Turistik İşletmeleri, Samanlı Dağı’nın yamacında vadi içerisinde yer almaktadır. 6 Eylül 1982 gün ve 17804 sayılı Resmi Gazetede yapılan ilana göre kaplıca işletme sınırları içindeki 104 hektarlık alan kamu mülkiyetinde bulunmakta olup, 16.12.2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazetede Yalova Termal Turizm Merkezi sınır genişletilmesi yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Termal kaplıcaları, Türkiye’nin en düzenli gelişmiş kaplıca alanıdır. Altyapı sorunu yoktur. Kaplıca‘ya ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Termal Tesisleri’nin girişinde, Yedi Havuzlar’da denilen bir çağlayan bulunmaktadır. Çeşitli, renkli ortancaları ile ünlü Termal’de, çok nadide ağaçlar bulunmaktadır. 39 çeşit yaprağını döken ağaç, 26 çeşit yaprağını dökmeyen ağaç, 25 çeşit yaprağını döken ve sürekli yeşil çalı ve 18 çeşit sarıcı ve örtücü bitki vardır. Güney Park çam, manolya ve değişik türde ağaçlar içindedir. Termal’de bulunan Gökçedere’ye kaplıca sularının verilmesiyle otel ve motellerin büyük bir bölümü tesisleri içerisinde müşterilerinin kaplıca sularından faydalanmalarını sağlamaktadırlar. Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Termal’in şifalı su kaynakları günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalara şifa dağıtmaktadır. M.Ö. 2000 yıllarında büyük deprem sonucunda ortaya çıktığı bilinen Termal kaplıcaları 6.yy ‘dan itibaren PYTHİA THERMA _Pythia ‘daki kudret ve kuvvet hamamları olarak gösterilmiştir. Bunun nedeni ise, toprak yarıklarında çıkan buhar ve sıcak sudan dolayı burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğunun düşünülmesiydi. Özellikle gençlik aşısı yerine geçen Hayat İksiri kaplıca hamamları ilk olarak Kral Constantinus tarafından yaptırılıp, Iustinianos zamanında da restore edilmiştir. Kaplıcalar, Sultan Abdülhamit zamanında tekrar önem kazanmış ve Ulu Önder Atatürk döneminde son halini almıştır. Atatürk, Termal’e büyük önem vermiş, sık sık dinlenmek üzere Termal’e gelmiş ve burada uzun zaman geçirmiştir. Termal, tarihinin her döneminde bir sağlık ve dinlenme merkezi olarak önemini korumuştur. Osmanlılar zamanında kaplıca suları 1892’de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından incelenmiş, suların Aix Les-Bains sularına eşit olduğunun anlaşılması üzerine buraya otel ve hamam yapılmıştır. 1932 yılında Atatürk’ün kazı emrini vermesi ile başlatılan çalışmalar da çeşitli adak stelleri, mezar taşları, bir kilise ve dehliz, Bizans İmparatoru II. Iustinianos (M.S.565-578) monogramı taşıyan sütunlar bulunmuştur. Kilise ve dehlizin o dönemin günah çıkarma yeri olarak kullanıldığı, hastaların gelecekten haber almak üzere burada uykuya yattıklarına dair rivayetler vardır. Dehlizde en ufak bir fısıltının diğer taraftan duyulması, bu rivayetlere ışık tutmaktadır. Kilisenin kapısında bulunan iki mezar taşının da Beş Melek Kilisesi’nin Ayazması’na ait olabileceği düşülmektedir
- Görsel yok
22
Hünkar Köşkü
Yıldırım, Bursa
Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.
- Görsel yok
23
Aladdin Paşa Cami
Osmangazi, Bursa
Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.
- Görsel yok
24
Yeşil İmareti
Yıldırım, Bursa
15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.
- Görsel yok
25
Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı
Yıldırım, Bursa
Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.
- Görsel yok
26
Emir Sultan Külliyesi
Yıldırım, Bursa
15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.

27
Cumalikizik Köyü
Yıldırım, Bursa
Osmanlılar'ın Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı Dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda, Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu Mevkii'nde, Bizans Devri'ne ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir. Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği, kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır. Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu, konut mimarisi ve yaşam biçimine yansıtmıştır. Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine, bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir. Bursa'nın tarihi alanlarından Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık Köyü'nün, Unesco Dünya Miras Listesine alınmasına yönelik Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla hazırlanan dosya; 1 Şubat 2013 tarihi itibariyle, UNESCO Dünya Mirası Merkezi Sekreterliği'ne Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla iletilmiştir. Cumalıkızık Köyü, UNESCO tarafından Haziran 2014 tarihinde Bursa’nın Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alması uygun görülmüştür. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cumalıkızık Mahallesi Yıldırım/BURSA

28
Küreklidere Şelalesi
Kestel, Bursa
Yıldırım İlçesi'nin Hamamlıkızık Köyü'nde bulunan kent ormanından yaklaşık 2000 metre yukarı dağa doğru yakalaşık bir saat yaya çıkarılarak veya Kestel İlçesi Saitabat Köyü yolu üzerinden giderken Ören Mahallesi yolundan araba ile yaklaşık yarım saat yolculuktan sonra gidilebilen Küreklidere Şelalesi 82 metre yükseklikten dökülmektedir. Deliçay üzerinde ve 4 kademelidir. Şelalenin yakınında piknik masaları ve çeşme bulunmaktadır. Şelalesinin bulunduğu yerde mevsimlere bağlı olarak renk hareketleri, kahverengi, yeşilin her tonu, sarı, kızıl renk değişimleri, bitkilerin yapraklarını dökmesiyle birlikte gözlenebilmektedir. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi Bursa Turizm Aktiviteleri

29
Uludağ Milli Parkı
Yıldırım, Bursa
Bursa denince akla gelen ilk simgelerden biri olan ve kentin 36 kilometre güneyinde yer alan, 2 bin 543 metre yüksekliğindeki Uludağ, ülkemizin en gözde kış sporları merkezlerinden bir tanesidir. Eşsiz güzellikleri, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilen Uludağ; kış turizminin yanı sıra yaz aylarında da, kampçılık, trekking ve günübirlik piknik etkinliklerine olanak sağlamasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu özellikleri ile Uludağ, dört mevsim turizme hizmet veren bir doğaya sahiptir. Milli parkın en yüksek noktası Uludağ Tepe’dir (2543 m). Diğer yükseltiler Zirvetepe (2468 m), Kuşaklıkaya (2232 m), Çobankaya (1750 m), Bakacak Tepe (1743 m)'dir. Sarıalan (1621 m), Kirazlıyayla (1505 m), Kadıyayla (1235 m) gibi yaylaları, Nilüfer Çayı’nın kolları olan Dombay Çukuru Dere, Softadere, Derinçay Dere gibi dereleri vardır. Uludağ’da 1933 yılından bu yana kayak yapılmaktadır. Ülkemizin en önemli kış sporları ve kayak merkezi olan Uludağ’da karla kaplı gün sayısı yılda 150 günün üzerindedir. Dünyaca ünlü Uludağ kayak pistleri, Fatintepe ve Kuşakkaya tepelerinin üzerine kurulmuştur. Uludağ Kayak Merkezi, I. ve II. Gelişim Bölgeleri olmak üzere iki ayrı bölgeden oluşur. I. Gelişim Bölgesi yatırımlarını tamamlamış durumdadır. Birinci gelişim bölgesinde 17 kamu, 19 özel olmak üzere toplam 36 konaklama ve dinlenme tesisi mevcuttur. Toplam yatak kapasitesi 10.000 civarındadır. 1986 yılında turizm merkezi ilan edilen II. Gelişim Bölgesinde ise, 4 otel mevcuttur. Uludağ kayak merkezi, Alp ve Kuzey disiplini ile “Tur kayağı” ve “Helikopterli kayak” uygulamaları bakımından uygun coğrafya şartlarına sahiptir. Kayak dışında snowboard, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktiviteleri ziyaretçilere sunulan alternatifleri oluşturur. Oteller bölgesinde 8 telesiyej, 7 teleski olmak üzere 15 mekanik tesis mevcuttur. 13 farklı pist hali hazırda hizmet vermeyi sürdürmektedir. Kayak merkezi Bursa’ya 36, İstanbul’a 150 kilometre mesafededir. Uludağ’ın ziyaretçilerine sunduğu olağanüstü güzelliklerden biri de teleferik ulaşımıdır. Bursa-Kadıyayla (1235 metre) arasında, Kadıyayla-Sarıalan (1621 m) arasında, toplam dört hat hizmet vermektedir. Her hatta 30 kişi taşıyan bir kabin çalışır. Teleferik adını verdiği semtten 20 dakikada bir kalkarak Kadıyayla’ya ulaşır. Burada kabin değiştirip, Sarıalan’a çıkan kabine binilir. Yolculuk yaklaşık 25 dakika sürmektedir. Sarıalan’dan Oteller Bölgesi’ne ulaşmak için 7 kilometrelik yolu minibüsle geçmek mümkündür. Yazın ayrıca; Sarıalan’dan önemli bir kamp alanı olan Çobankaya’ya (1750 m) telesiyejle gidilebilir. Milli Park sahası içinde yaban domuzu, tilki, çakal, kurt, porsuk, yabani kedi ile hasancık veya diğer adı ağaç yedi uyuru, köstebek, sincap, soreks, sansar ve az miktarda ayı yaşamaktadır. Ayrıca Yeşiltarla’da bir Geyik Üretme Çiftliği vardır. Sakallı akbaba (Gypaetus Barbatus) ise Uludağ’da yaşayan endemik bir türdür. Türkiye’de yaşayan en büyük kelebek türü olan Apollo Kelebeği, muhteşem görüntüsü ve olağanüstü yapısıyla Uludağ’ın en önemli renklerinden biridir. Temmuz ve Ağustos aylarında Uludağ’ın binbir çeşit çiçekle süslü çayırlarında adeta dans eden benzersiz Apollo Kelebeği, zaman zaman 6 bin metre yükseklikte bile kendine yaşama imkânı bulabilen bir tür olarak bilinmektedir. 1961 yılında milli park ilan edilen ve 12 bin 762 hektarı kapsayan Uludağ Milli Parkı’nın yüzde 71’i orman, yüzde 28’i mera ve kayalık, yüzde 0,4’ü açık, yüzde 0,1’i sulak alan, yüzde 0,5’i ise yerleşim alanıdır. Türkiye’de ilk buzul devri izleri Uludağ’da görülmektedir. Uludağ’ın kuzeye bakan yamaçlarında buzullarca şekillendirilmiş oluşumlar ve ilginç görünümlü kaya kitleleri vardır. Yılanlıkaya, Cennetkaya, Çobankaya gibi şekiller bunların en tipik örnekleridir. Milli Park bünyesinde yüksek kesimlerde buzul gölleri de bulunmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Uludağ/BURSA
- Görsel yok
30
Saitabat Şelalesi
Kestel, Bursa
Bursa’dan 12 km uzaklıkta yer alan Saitabat yemyeşil çimenler ve çınar ağaçlarıyla çevrili bir alan. Uludağ eteklerindeki şelalenin aktığı kanyon, doğa sporları ile uğraşanların buluşma noktası. Odun ateşinde, kiremitte tereyağı ile pişirilen alabalıklarıyla meşhur olan şelalenin çevresinde piknik alanları bulunuyor.

31
Uludağ (kiş Turizmi)
Osmangazi, Bursa
Bursa'nın 36 km. güneyinde yer alan Uludağ, ülkenin en gözde kış sporları merkezidir. Flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında milli park ilan edilen Uludağ, sadece kış turizmine değil, yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik etkinliklerine de olanak sağlamaktadır. Antik dönemde Olympos Mysios adıyla tanınan Uludağ, Tanrıların Troia Savaşı’nı izlediği yer olarak mitolojideki yerini almıştır. Uludağ kayak merkezi Alp ve Kuzey disiplini ile "Tur kayağı" ve "helikopterli kayak" uygulamaları bakımından uygun coğrafya şartlarına sahiptir. Kayak dışında snow board, big foot, buz pateni, kar motosikleti aktiviteleri yapılabilir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi)

32
Yıldirim Cami
İnegöl, Bursa
Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında bu adla geçmekte ise de,yerel halk arasında İmaret Cami, Yukarı Cami veya Yıldırım Cami adlarıyla da tanımlandığı olmuştur. Cami, Hanzade Hançerli Fatma Sultan’ın 939 H. (1533) tarihli vakfiyesinde sayılmaktadır. Cami kuzey-güney doğrultusunda, giriş ve asıl ibadet mekanlarıyla, giriş bölümüne doğu ve batıda bitişik yan mekanlarından oluşmaktadır. İbadet mekanı kare planlı olup pandantiflerle geçilen kubbe ile örtülüdür. Güney duvarı ekseninde beş cepheli bir mihrap nişi ile, bunun iki yanında birer dikdörtgen birer niş ve batı köşede minber yer almaktadır. Doğu ve batı duvarlarında eksenin iki yanında birer pencere, kuzeyde bir mahfil yer alır. Kesme taş örgülü kübik kaideli, tuğla örgülü silindirik gövdeli ve tek şerefeli minare, kuzeybatıdadır. Şerefe altı beş sıra testere dişi ile bezelidir. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cuma Mahallesi İnegöl/BURSA

33
İshak Paşa Cami Ve Külliyesi
İnegöl, Bursa
İnegöl’de belediye önü adıyla anılan alandaki cami; İstanbul kuşatması sırasında Osmanlı kuvvetlerinin bir bölümüne komuta eden II. Murat, Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid dönemlerinde çeşitli üst görevlerde bulunan (Fatih döneminde iki, II. Bayezid döneminde de bir kez sadrazam) bulunan İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakıf kayıtlarında, yapım yılının 873 H. (1468-69) tarihinden önce olduğu anlaşılmaktadır. Yapım özellikleri bakımından, Bursa üslubu adı verilen mimarlık okulunun devamı sayılır. Planı bakımından Bursa’daki Hamza Bey Camisi’ne benzemektedir. Aynı hizada ve büyüklükte olan iki kubbesi ile yanlarda geniş kemerlerle bağlanmış kubbeli ve tonozlu eklentileri vardır. Büyük kubbeler, kabartma üçgen kasnaklara oturtulmuştur. Son cemaat yerinin, yığma ayaklar üzerine oturtulmuş beş küçük kubbesi vardır. Kemerler üç tuğla ve bir taş, ana duvarları düzgün moloz taşı ve iki sıra tuğla ile örülmüştür. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cuma Mahallesi İnegöl/BURSA

34
İnegöl Kent Müzesi
İnegöl, Bursa
Kent Müzesi için, yaklaşık 150 yıllık olduğu tahmin edilen eski belediye binası, aslına uygun olarak restore edilmiş ve 1054 metrekare olarak baştan aşağı yenilenmiştir. 3000-3500 kişiyle birebir görüşülerek 2 binden fazla yaşam eşyası, obje ve materyal, 15 bine yakın belge ve fotoğraf müze arşivine eklenmiş ve 2009 yılında açılışı yapılmıştır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Yenice Mahallesi, Eski Belediye Meydanı, No: 24 İnegöl / BURSA

35
Oylat Mağarası
İnegöl, Bursa
Mağara Bursa-Ankara kara yolundan Oylat Kaplıcasına ayrılan yoldan yaklaşık 17 km. içeride Hilmiye köyünün bir km. güneyinde yer almaktadır. Özellikleri: Toplam uzunluğu 665 m. olan mağara iki ana bölümden oluşur. Dar galerilerden oluşan birinci bölüm girişten çöküntü sonuna kadar olan kısımdır. İçeride dev kazanları ve damlataş havuzları bulunur. İkinci bölüm büyük bir çöküntü salonudur. İri blok ve dev damlataş şekillerinden (sarkıt, dikit ve sütun) oluşmaktadır. Mağara önünde sıcaklık 29ºC, nem yüzde 47, girişte sıcaklık 19ºC, nem yüzde 55, dar galeride 17ºC, nem yüzde 78, çöküntü salonlarında 14ºC, yüzde 90 nem oranlarına sahiptir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

36
Mizik Çami
Domaniç, Kütahya
Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin bebeklik beşiğinin kurulduğu karaçam cinsi bu çam, 1980 yılında doğal etkenler sonucu yıkılmıştır. Çamın boyunun 11 metre, çevresinin 4.70 metre, yaşının da yaklaşık 740 yaşında olduğu tespit edilmiş olup, 15.07.1988 tarihinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından anıt ağaç olarak tescil edilmiştir. Kaynak: Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ''Kütahya Tanıtım Broşürü'' Kütahya Gezilecek Yerler Adres: Domur Köyü Domaniç İlçesi/Kütahya

37
Çiçekli Yayla
Bozüyük, Bilecik
1906 metrelik rakımıyla Bozüyük İlçesi'nin en yüksek yaylası olan Çiçekli Yayla tertemiz havası,berrak suları,yemyeşil çimenleri,rengarenk çiçekleri,orman dokusu ve endemik bitkisi “Çimtien” ve kekik kokularının tüm doğayı kapladığı olağanüstü güzellikte bir doğa harikası olup Üç Tepeler mevkiindedir. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Bozüyük İlçesi, Camili Yayla Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Özel ulaşım aracıyla gidilebilir.

38
Kömürsu Yaylası
Bozüyük, Bilecik
Bozüyük ilçe merkezine 28 kilomete uzaklıkta Köknar, Karaçam, Kayın, Ardıç ağaçları ve envai çeşit çiçeklerle kaplı olan yaylada 4 adet kaynak suyu bulunmaktadır. En yüksek zirvesi 1700 metre civarındadır. Şu anda yayla ve trekking turizmi amaçlı kullanılan bu doğal cennetin yapılacak düzenlemelerle bir kış turizmi merkezi olarak kullanılması planlanmaktadır. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Bozüyük İlçesi'nden Camiliyayla Köyü istikametinin 28'inci kilometresindedir..

39
Bozcaarmut Göleti
Pazaryeri, Bilecik
Bozcaarmut Göleti el değmemiş doğası, olta balıkçılığı için uygunluğu, gölü çevreleyen çam ağaçlarının sularla vuslatı, havası, sessizliği ve olağanüstü güzelliğiyle ziyaretçilerin vazgeçemedikleri bir doğa harikasıdır. Bozcaarmut Göleti nerede? Bilecik Pazaryeri ilçesi Bozcaarmut Köyü yakınlarındadır. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Pazaryeri İlçesi, Bozcaarmut Köyü Bilecik

40
Türbin Mesire Yeri
Bozüyük, Bilecik
Türbin Mesire Yeri, Bozüyük'e 7 kilometre uzaklıkta yeşili, suyu ve oksijeni bol olan dinlenme ve piknik alanıdır. Yamaçtaki şelaleden jeneratör vasıtasıyla elektrik üretimi yapılması ve söz konusu jeneratörün türbininden bölge bu isimle anılmaktadır. Belediyenin yaptığı yatırımlarla çehresi güzelleşen mesire alanına rağbetin artmasından dolayı, yakındaki boş alan da düzenlenip ağaçlandırılarak mesire yerine dahil edilmiştir. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Bozüyük İlçesi, Saraycık Mah.

41
Kasim Paşa Camii
Bozüyük, Bilecik
Klasik Osmanlı camilerinin örneklerinden ve Mimar Sinan'ın çıraklık eserlerinden biridir. 1525-1528 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine giden komutanlarından Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Duvarları kesme taştandır. Giriş kapısı ve mihrabın yanındaki pencerelerin ahşap kanatları ağaç işçiliği ve fildişi kakmaları yapıyı ilginç bir hale getirmektedir. Minberi ak mermerden çeşitli renkte çinilerle kaplıdır. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Bozöyük / Bilecik
- Görsel yok
42
Metris Tepe Zafer Anıtı
Bozüyük, Bilecik
Bozüyük-Eskişehir karayolunun sonunda yola 12 km uzaklıkta buluna anıt, İnönü Savaşlarının kazanıldığı ve büyük önder Atatürk'ün İsmet İnönü'ye gönderdiği kutlama telgrafında "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" diye belirttiği yer olan Metris Tepe'de şehitlerimizin yüce anılarını yaşatmak amacıyla inşa edilmiştir.
- Görsel yok
43
Ertuğrul Gazi Mescidi (Kuyulu Mescid)
Söğüt, Bilecik
Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi'nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve "Kuyulu Mescit" olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.
- Görsel yok
44
Hamidiye Camii
Söğüt, Bilecik
Söğüt İlçesinde son Osmanlı döneminin neo-klasik mimari tarzdaki yapılardan güzel bir örnektir. 1903-1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı olup, duvarları kırmızı kesme taştandır. Yapının üstü kurşun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür. İki minareli olduğu için halk arasında "Çifte Minareli Camii" olarak da tanınır.

45
Ertuğrul Gazi Türbesi
Söğüt, Bilecik
Ertuğrul Gazi Türbesi, Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Gazi'nin babası ve Selçuklu Uçbeyi Ertuğrul Gazi'nin, Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde bulunan türbesidir. Hüseyin Zekai Paşa, Söğüt Ertuğrul Gazi Türbesi 13. yüzyıl sonlarında inşa edilen yapının yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İlk olarak Osman Gazi tarafından açık mezar olarak yaptırılmış, daha sonra I. Mehmet Çelebi tarafından türbe haline getirilmiştir. 1757’de III. Mustafa, 1886 yılında ise II. Abdülhamid tarafından yeniden restore ettirilmiştir. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bu onarımlar esnasında mezarlığın giriş kısmına iki adet çeşme yaptırılmıştır. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Ertuğrul Gazi Türbesi altıgen planlı, üzeri kubbe örtülü olup, dikdörtgen bir girişten sonra içeriye ulaşılmaktadır. Bu girişin yanlarında ikişer pencere bulunmaktadır. Türbenin duvarları bir sıra taş ve iki sıra tuğladan örülmüştür. Sandukanın bulunduğu türbenin içindeki batı ve güneydoğu duvarlarına dikdörtgen pencereler açılmıştır. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 1905 yılında türbenin etrafındaki evlerin daha iyi bir biçimde yeniden inşası için istimlâk çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde, türbe çevresinde her yıl Karakeçililerin anma töreni ve kutlamalar düzenlemesi için geniş bir alan oluşturulmuştur. Türbenin dışında ve hemen yakınında Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun ile oğlu Savcı Bey’in mezarları bulunur. Osman Gazi’nin makam mezarı da burada yer alır. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bunların yanı sıra kardeşi Dündar Bey’in, kan kardeşi Akçakoca’nın, silah arkadaşları Konur Alp, Karamürsel, Abdurrahman Gazi, Hasan Alp, Saltuk Alp’ın, silah öğreticisi Kaplan Çavuş’un; Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından Aktimur Bey, Çoban Mirza Bey, Hamit Bey, Emir Ali, Aykut Alp, Gündüz Bey, Aydoğdu Bey, Pazarlı Bey, Yorgan Ata ve Akbıyık Bey’in mezarları da burada bulunmaktadır. Bilecik Gezilecek Yerler Kaynak: Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Türkmenbaşı, Ertuğrul Gazi Cd., 11600 Söğüt/Bilecik

46
Çelebi Mehmet Camii
Söğüt, Bilecik
1414—1420 yılları arasında Sultan I. Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış olup, Osmanlı mimarlık sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan ve 12 kubbesi bulunan Camii, Sultan II. Abdülhamit tarafından onarılmış ve onarım esnasında genişletildiğinden bazı değişikliklere uğramıştır. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Söğüt / Bilecik
- Görsel yok
47
Kaya Tirmanişi
Odunpazarı, Eskişehir
Denge, estetik, esneklik ve gücü bir araya getiren bu sporu Eskişehir’de yapmak için temel eğitimlerde en çok kullanılan bölgeler; Sündiken Dağları’nın Bozdağ, Sakarılıca Hamamları’nın Kızıltepe ve Mayıslar köyünün Taştepe bölgesi. Kaya tırmanışı çalışmaları için ise Kızılinler ve Sivrihisar kayalıkları kullanılıyor. Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)
- Görsel yok
48
Düdensuyu
Odunpazarı, Eskişehir
Sarıcakaya’ya bağlı Beyyayla köyüne yakın Düdensuyu Deresi ile bağlantılıdır. Düdensuyu Deresi, mağaranın güneydoğuya bakan ağzından girip kuzeybatıya bakan ağzından çıkmaktadır. Düdensuyu Deresi’nin kaya kütlesi içinde açmış olduğu galeri oldukça geniştir. Dere, mağara içinde yer yer gölcükler oluşturmuştur. Bu gölleri geçmek için suyun çok olduğu mevsimlerde bot kullanmak gerekmektedir. Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)
- Görsel yok
49
Çalpinar Mağarası
Odunpazarı, Eskişehir
Mihalıççık’ın 7 km batısında bulunan Dağcı köyünün 2 km kuzeyindeki Kale Tepe’nin (1490 m) kuzeybatısında yer almaktadır. Porsuk Nehri’nin büyük bir kolu olan Koca Çay’a bağlanan Pazar Çayı’nın sağ yamacında bulunan mağaraya, Mihalıçcık-Eskişehir yolunun 5. km’sinden ayrılarak Dağcı köyüne varan yolla gidilir. Köyden de 3 km stabilize bir yol, mağaranın önüne kadar girmektedir. Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)
- Görsel yok
50
Yarimkaya Mağarası
Odunpazarı, Eskişehir
Han’a bağlı Kayı köyü yakınında Değirmen Deresi’nin sol yamacında yer almaktadır. Eskişehir-Çifteler-Han-Kayı köyü veya Eskişehir-Seyitgazi- Bardakçı-Karağaç-Kayı köyü yollarıyla gidilir. Kayı köyünün 1.5 km güneyindeki mağaranın önüne kadar yol vardır. Düden konumunda yatay olarak gelişmiş bir mağaradır. Girişi vadi tabanından 20 m yukarıda; -3 m’lik dik bir kuyu şeklindedir. Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)
- Görsel yok
51
Eşekini Mağarası
Odunpazarı, Eskişehir
Mihalıççık’ın 15 km kuzeybatısında bulunan Sorkun köyünün 2 km kuzeyinde, Çayboğazı Deresi’nin sağ yamacında yer alır. Mihalıçcık-Nallıhan kara yolu ile Sorkun köyü çıkışından sonra Çayboğazı Deresi’nin kenarından giden bu yol 1.5 km sonra mağaranın hemen üstüne gelir. Buradan 10 dakikalık yürüyüşle mağaraya ulaşılır. Gelişimini tamamlamış fosil bir mağaradır. İki girişi vardır. Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)

52
Üryan Baba Türbesi
Seyitgazi, Eskişehir
Üryan Baba hakkında kaynaklarda hemen hemen hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu kimliğin bir Kalenderi dervişi olduğu bilinmektedir. Ayrıca hem Melami, Haydari ve Cavlaki, hem de Kalenderi dinsel temellerinde varolan çıplaklık düşüncesinin böyle bir isimle daha soyut bir biçimde değerlendirilmesi, sözel söylemin çok daha reel boyutta güç ve anlam kazanmasıyla bağlantılı olduğunu da düşündürmektedir. Bu tekkenin de 15'inci yüzyıldan sonraki dönemde yapıldığı belirtilir. Sultan Şucâ’nın müridleri “Üryan Şucâ’îler” diye tanınmakta olup Kalenderîler (Abdallar)’den oluşuyordu. Nitekim menkıbelerin çoğu, Kalenderîlerin o devirdeki merkez tekkesi olan Seyitgazi dolaylarında geçmektedir. Sultanönü Sancağı’nın Seyitgazi nahiyesinde bulunan Seyyid Battal Gazi Zaviyesi, bütün Selçuklu ve Osmanlı devirleri boyunca, mevcut Kalenderi zaviyelerinin en önemlilerinin başında gelmiştir. Bu önem yalnızca onun merkez zaviye olmasından değil, aynı zamanda 7 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Yazıdere Köyü'ndeki Üryan Baba ve 7 kilometre batısında yer alan Sultan Şucâeddîn Zaviyeleri ile de çevrili bulunmasından doğmaktadır. Bir Kalenderi şeyhi olan Üryan Baba için yaptırılan ve Bizans yapı sanatını andıran türbe, Şucaeddin Veli ve Seyyid Battal Gazi Külliyelerindeki mimari yapıyla büyük ölçüde benzeşmekte, dönemin özgün dinî mimarisini sergilemektedir. Bu türbeler Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında önemli roller üstlenmiştir. Bir meydan evinden ve bitişiğindeki Üryan Baba’nın türbesinden ibarettir. Diğer müştemilâtı bugün mevcut değildir. Halen zaviyeye bitişik türbede yatan kişinin Sultan Şuca’nın halifesi Ahmed Üryan Baba olması gerektiği kaydedilmektedir. Adının da gösterdiği üzere, yarı çıplak bir Kalenderî şeyhi olan Üryan Baba’nın türbe ve zâviyesine bakılırsa, devrinde oldukça önemli bir Kalenderi şahsiyet olduğu söylenebilir. Kaynak: Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı) Eskişehir Gezilecek Yerler Adres: Yazıdere Köyü, Seyitgazi / Eskişehir

53
Melik Gazi Türbesi
Seyitgazi, Eskişehir
Danişmend Gazi’nin 1105 yılında vefat etmesinden sonra yerine en büyük oğlu olan Emir (Melîk) Gazi geçer ve yaklaşık olarak otuz yıl hükümdarlık yapar. Danişmend Gazi’nin vefatından sonra hanedan üyeleri arasında taht kavgaları oluşur. Bunu fırsat bilen I. Kılıç Aslan Malatya’yı alır. Emir (Melik) Gazi, başlangıçta Anadolu Selçuklularına tâbi olur. Sultan Mesud’u nüfuzu altına alan ve ona karşı Atabey olarak davranan Emir Gazi; onunla birlikte Haçlılar, Bizanslılar ve Ermeniler gibi dış düşmanlara karşı ortak bir siyaset takip eder. Bu dönemde Anadolu Selçuklu-Danişmendli ilişkileri bu şekilde devam eder. Emir Gazi’nin Bizanslılar, Haçlılar ve Ermenilere karşı yaptığı gazalar ve kazandığı zaferler sonucu Konya dışında Sakarya’dan Malatya’ya kadar Anadolu hâkimiyetini ele geçirmesi, huzur ve asayişi sağlayarak Anadolu’nun en nüfuzlu hükümdarı olması, Abbasi Halifesi ile Büyük Selçuklu Sultanı’nın da kulağına gitmiştir. Bunun üzerine 1134 yılında Abbasi Halifesi (1118- 1135) ve Büyük Selçuklu Sultanı Sancar, Emir Gazi’ye menşur, bayrak, davul, altın asa, tac gibi hâkimiyet alametlerini vermek ve “Melik” ünvanını tevcih ederek onu Kuzey Anadolu Hükümdarı ilan etmek için elçiler gönderirler. Ancak, onun ölümü üzerine bu hâkimiyet alametlerini yerine geçen oğlu Muhammed’e vererek onu “Melik” ilan ederler. Malatya’da vefat eden (1134) Emir Gazi’nin cenazesi, Kayseri’ye getirtilerek burada Pınarbaşı ilçesi Pazarören nahiyesinin Melik Gazi köyünde sağlığında yaptırdığı türbeye defnedilir. Eskişehir ile olan bağlantısı nedeniyle bazı yerel kaynaklar ve söylenceler onun Seyitgazi nahiyesinin Arabviran Karyesiyle Çukur Ağıl Karyesi arasında bulunan bir toprak kale civarında vefat ederek (H 529, M/1134) defnedildiğini kaydeder. Malatya ile olan bağlantısı nedeniyle de Seyyid Battal Gazi’nin evladı; Seyyidetü’ş-Şerifetü’l-Aleviyye, Battal Gazi’nin kız kardeşi olup Malatya emiri Ömer b. Nu’man ile izdivacından olan Nâzırü’l-Cemal Hatun’un çocukları olduğu belirtilir. Bunların yanında diğer Melik Gazi Tekkeleri Kale Dağ yakınlarındaki Sarımsaklık’ta, Niksar’da bulunanla büyük bir ihtimalle, Danişmendoğullarının aynı adı taşıyan beyi (M 1106-13) ile de aynı kültürel bağlantılarla ilgilidir. Dolayısıyla Eskişehir’deki Melik Gazi adına izafe edilen tekke bir makam tekkedir. Türk ve İslam kültüründe kahramanlıklarıyla büyük izler bırakmış olan kimliklerden Melik Gazi’nin bu bölge içinde bu manada anıları hâlâ tazedir. Burada gömülü olmasa bile onun kutlu adı için bir tekkenin kurulmuş olması yöre insanının dini inançlarının köklerinin yanında millî benliğin oluşturulmasında da son derece önemli bir hareket noktasını oluşturur. Melikgazi ( Melekgazi ) Türbesi Seyitgazi ilçesi, Doğançayır Köyü'ndedir. Kaynak: Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı) Eskişehir Gezilecek Yerler Adres: Doğançayır Köyü, Seyitgazi İlçesi, Eskişehir.

54
Karakaya
Sivrihisar, Eskişehir
Eskişehir-Ankara kara yolunun 60. km’sinde Kaymaz beldesinden hemen sonra sola doğru 4 km’lik bir yolla ulaşılan, güzel bir köy olan Karakaya; kaya tırmanışı için çok uygun granit kaya yapılarıyla büyük ilgi görüyor. Tırmanış için en uygun mevsim ilkbahar, yaz ve sonbahar. Rotaların çoğu, kayaların kuzey yüzünde olduğundan yazın erken saatler dışında bütün gün gölgelidir. Kış ise çok soğuk geçtiği için hava kuru bile olsa tırmanmak zordur. Koordinatlar: 39o 30’ 51.76” N 31o 14’ 29.12” E Kaynakça: - Eskişehir Valiliği.(2014). Eskişehir Rehberi(5.Baskı)
Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.
Sık sorulanlar
- İstanbul Eskişehir arası kaç km ve kaç saat sürer?
- İstanbul ile Eskişehir arası araçla yaklaşık 430 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 5 saat sürer.
- İstanbul Eskişehir arasında yol üstünde nerelerde durulur?
- İstanbul ile Eskişehir arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 718 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 54 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Avrupa Kültür Başkenti Mübadele Müzesi, yolun sonuna doğru ise Karakaya var.
- İstanbul Eskişehir yolu hangi illerden geçer?
- İstanbul ile Eskişehir arasındaki güzergâh İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Kütahya → Bilecik → Eskişehir illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Bursa sınırlarındadır.
- İstanbul Eskişehir arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
- İstanbul ile Eskişehir arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
- İstanbul Eskişehir sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
- Yaklaşık 5 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Bursa ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.
