Yol üstü duraklar

İstanbul – Antalya arası yol üstü duraklar

773 km, yaklaşık 9 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.

Kısaca

İstanbul ile Antalya arası 773 km ve yaklaşık 9 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 1093 gezi noktası var; yol 12 ilden geçiyor ve en çok durak Bursa sınırlarında (243 yer).

Bu koridorun 20 km yakınında toplam 1093 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 60 tanesi listelendi.

  1. Görsel yok

    1

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı

    Arnavutköy, İstanbul

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  2. Miniatürk

    2

    Miniatürk

    Beyoğlu, İstanbul

    30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 2 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır. Toplam 60 bin metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15 bin metrekare maket alanı, 40 bin metrekare yeşil ve açık alan, 3 bin 500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır. Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir. Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 57 eser İstanbul'dan, 51 eser Anadolu'dan, 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, toplam 120 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, sonradan yapılabilecek eklemeler de göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiştir. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiştir. Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmıştır. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanı’nda bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiştir. Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na kadar pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya getirildiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır. Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3 bin yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır. Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilâlara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce - Beyoğlu / İstanbul

  3. Galatasaray Müzesi

    3

    Galatasaray Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Galatasaray Müzesi 1915 yılında Ali Sami Yen tarafından kurulmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün 50. yılı dolayısıyla 1955 yılında yayımlanan kitabın müze ile ilgili bölümünde müzenin kuruluşu bizzat Ali Sami Yen’in anılarından şu şekilde aktarılır. “Vaktiyle donanma cemiyetinin yaptığı teftişlerde birinciliği kazanmak için bütün kudretimizle çalışır, bütün şahsi vasıtalarımızı da bu uğurda kullanırdık. O sırada kotra eksiklerinin tamamlanması için kalafat yerinde sık sık dolaştığımdan bir gün ihtiyar bir gemicinin sattığı bir derin su iskandilini 15 kuruşa almaya muvaffak olmuştum. Çok eski modası geçmiş bir alet idi. Fakat temizleyip parlattıkça gemicilik odamızın masasının üzerinde kendisini gösterdi. Yanına ikinci bir alet getirme hevesi yavaş yavaş denizcilik müzemizin ortaya çıkmasına yol açtı. Kendi vasıtalarımızla almaya muvaffak olamadığımız aletleri de, bizi teşvik etmek isteyen o zamanki Bahriye Nazırı Cemal Paşa’dan almıştık. O tarihte kulüp merkezini Beyoğlu’ndan Kalamış Koyu"na taşımıştık. Evde kendim için toplamış olduğum spor resimlerini de kulübe getirdim. Mevcut kupalarımıza üç camekân temin etmiştik. Deniz ve kara sporlarına ait hatıralar bir araya gelince cazibesi büyüdü ve bu suretle yavaş yavaş Galatasaray Müzesi ortaya çıktı.” Ali Sami Yen’in 1915 yılında Kalamış’taki Kulüp Lokali"nde oluşturduğu; Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan müzede o zamana kadar kazanılan kupalar ile denizcilik malzemeleri sergilenmekteydi. Ancak savaş sonrasında bu müze binasına İngilizler tarafından el konulması üzerine Ali Sami Yen, bu ilk müzedeki tüm malzemeyi o zamanki lise müdürü Salih Arif Bey’e teslim eder. Karar 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla alınır. Böylece Galatasaray Müzesi uzun yıllar içinde yer alacağı lisedeki yerine gelmiş olur. Şimdilerde ise müze, lisenin karşısındaki tarihi Postane Binası'nda Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi adıyla ziyarete açılmıştır. Merkezin birinci katında Galatasaray Lisesi'nin kuruluşundan bugüne öyküsü; öğrencilerin üniformaları, derslerde kullandığı aletler gibi pek çok nesne ve fotoğraf yer almakta; ikinci katında ise Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bugüne hikâyesi, 1905’den bu yana kazanılan kupalardan bir kısmı, Metin Oktay'ın forması ve birçok fotoğraf ve spor nesnesi bulunmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni ziyaret ettiğinde kahve içtiği fincandan, imzalı fotoğrafına, 2000 yılında kazanılan UEFA Kupasından ve Süper Kupaya kadar Galatasaray Lisesi ve Kulüp tarihinde önemli belgeler ve nesneler bulunmaktadır.  İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Huzur Mh., Ali Sami Yen Spor Kompleksi, 34396 Sarıyer, İstanbul

  4. Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    4

    Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    Kağıthane, İstanbul

    Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? Kurucusu Jale Kuşhan'ın anlatımıyla öğrenelim. "A. Ü. Jeofizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik Üniversitesi Rus Dili Bölümü’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralayarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir. Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım, onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı, dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır."  İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Cevahir AVM,

  5. Sadberk Hanim Müzesi

    5

    Sadberk Hanim Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul

  6. Görsel yok

    6

    Rumeli Feneri

    Sarıyer, İstanbul

    İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

  7. Beylerbeyi Sarayı

    7

    Beylerbeyi Sarayı

    Üsküdar, İstanbul

    Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

  8. Küçüksu Kasri

    8

    Küçüksu Kasri

    Beykoz, İstanbul

    Boğaziçi’nde, Küçüksu ile Göksu derelerinin arasındaki alanda bulunan Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu yörenin yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne kadar gitmektedir. Osmanlı Dönemi'nde padişahın has bahçelerinden biri olan Küçüksu ve çevresini, Sultan IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir. 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud (1730-1754) döneminde Divitdâr Emin Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.   TGA   Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemi, özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında olduğu gibi Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu alanda da eski ve ahşap yapıyı yıktırarak, yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır. 1857 yılında yapımı tamamlanan Küçüksu Kasrı, 15 x 27 metre bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kâgir olarak yapılmıştır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasrın bodrum katı, kiler ve mutfak hizmetkârlara ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk Evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir “Biniş Kasrı” niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir.   Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde cephe süslemeleri elden geçirilerek zenginleştirilmiştir. Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda ve merdivenlerinde Batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, Avrupa’dan sipariş edilen mobilyalara yer verilmiştir. Alçı kabartma ve kalemişi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla zengin bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı’nın, Cumhuriyet Dönemi'nde bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış olduğu bilinmektedir. 1992 yılında başlatılan kapsamlı bir restorasyon projesiyle Küçüksu Kasrı’nın denize kayması engellenerek, 1996 yılında yeniden müze-saray olarak ziyarete açılmıştır. Kasrın hemen yanı başındaki iskele, çeşme meydanı ve özgün bahçenin geçmişte olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturulması amacıyla çeşme civarında ziyaretçilere kafeterya hizmetleri verilmekte, genişletilen rıhtım ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara tahsis edilebilmektedir.   İstanbul Gezilecek Yerler   Kaynak: İstanbul il Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Anadolu Hisarı Üsküdar 34810

  9. Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    9

    Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    Kadıköy, İstanbul

    Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler.  Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası.  Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm.  Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy

  10. Görsel yok

    10

    Polonezköy

    Beykoz, İstanbul

    Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

  11. Görsel yok

    11

    Ballikayalar

    Gebze, Kocaeli

    Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.

  12. Görsel yok

    12

    Çerkeşli Kayalitepe

    Dilovası, Kocaeli

    Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.

  13. Görsel yok

    13

    Safiye Başdeğirmen

    Karamürsel, Kocaeli

    Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.

  14. Görsel yok

    14

    Fulacik Valideköprü

    Karamürsel, Kocaeli

    Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.

  15. Termal Kaplıcaları

    15

    Termal Kaplıcaları

    Termal, Yalova

    Yalova İli’nde bulunan Yalova- Termal ve Armutlu Kaplıcaları Türkiye’nin 1. derece önemli ve öncelikli kaplıcalarındandır. Termal Kaplıcaları Yalova İl merkezi’ne 12 km uzaklıkta Termal ilçe merkezinde bulunmaktadır. 212 yatak kapasitesine sahip olan Termal Turistik İşletmeleri, Samanlı Dağı’nın yamacında vadi içerisinde yer almaktadır. 6 Eylül 1982 gün ve 17804 sayılı Resmi Gazetede yapılan ilana göre kaplıca işletme sınırları içindeki 104 hektarlık alan kamu mülkiyetinde bulunmakta olup, 16.12.2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazetede Yalova Termal Turizm Merkezi sınır genişletilmesi yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Termal kaplıcaları, Türkiye’nin en düzenli gelişmiş kaplıca alanıdır. Altyapı sorunu yoktur. Kaplıca‘ya ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Termal Tesisleri’nin girişinde, Yedi Havuzlar’da denilen bir çağlayan bulunmaktadır. Çeşitli, renkli ortancaları ile ünlü Termal’de, çok nadide ağaçlar bulunmaktadır. 39 çeşit yaprağını döken ağaç, 26 çeşit yaprağını dökmeyen ağaç, 25 çeşit yaprağını döken ve sürekli yeşil çalı ve 18 çeşit sarıcı ve örtücü bitki vardır. Güney Park çam, manolya ve değişik türde ağaçlar içindedir. Termal’de bulunan Gökçedere’ye kaplıca sularının verilmesiyle otel ve motellerin büyük bir bölümü tesisleri içerisinde müşterilerinin kaplıca sularından faydalanmalarını sağlamaktadırlar. Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Termal’in şifalı su kaynakları günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalara şifa dağıtmaktadır. M.Ö. 2000 yıllarında büyük deprem sonucunda ortaya çıktığı bilinen Termal kaplıcaları 6.yy ‘dan itibaren PYTHİA THERMA _Pythia ‘daki kudret ve kuvvet hamamları olarak gösterilmiştir. Bunun nedeni ise, toprak yarıklarında çıkan buhar ve sıcak sudan dolayı burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğunun düşünülmesiydi. Özellikle gençlik aşısı yerine geçen Hayat İksiri kaplıca hamamları ilk olarak Kral Constantinus tarafından yaptırılıp, Iustinianos zamanında da restore edilmiştir. Kaplıcalar, Sultan Abdülhamit zamanında tekrar önem kazanmış ve Ulu Önder Atatürk döneminde son halini almıştır. Atatürk, Termal’e büyük önem vermiş, sık sık dinlenmek üzere Termal’e gelmiş ve burada uzun zaman geçirmiştir. Termal, tarihinin her döneminde bir sağlık ve dinlenme merkezi olarak önemini korumuştur. Osmanlılar zamanında kaplıca suları 1892’de Cemiyet-i Tıbbiye tarafından incelenmiş, suların Aix Les-Bains sularına eşit olduğunun anlaşılması üzerine buraya otel ve hamam yapılmıştır. 1932 yılında Atatürk’ün kazı emrini vermesi ile başlatılan çalışmalar da çeşitli adak stelleri, mezar taşları, bir kilise ve dehliz, Bizans İmparatoru II. Iustinianos (M.S.565-578) monogramı taşıyan sütunlar bulunmuştur. Kilise ve dehlizin o dönemin günah çıkarma yeri olarak kullanıldığı, hastaların gelecekten haber almak üzere burada uykuya yattıklarına dair rivayetler vardır. Dehlizde en ufak bir fısıltının diğer taraftan duyulması, bu rivayetlere ışık tutmaktadır. Kilisenin kapısında bulunan iki mezar taşının da Beş Melek Kilisesi’nin Ayazması’na ait olabileceği düşülmektedir

  16. Görsel yok

    16

    Aladdin Paşa Cami

    Osmangazi, Bursa

    Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.

  17. Görsel yok

    17

    Emir Sultan Külliyesi

    Yıldırım, Bursa

    15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.

  18. Görsel yok

    18

    Hünkar Köşkü

    Yıldırım, Bursa

    Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.

  19. Görsel yok

    19

    Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı

    Yıldırım, Bursa

    Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.

  20. Görsel yok

    20

    Yeşil İmareti

    Yıldırım, Bursa

    15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.

  21. Yıldirim Cami

    21

    Yıldirim Cami

    İnegöl, Bursa

    Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında bu adla geçmekte ise de,yerel halk arasında İmaret Cami, Yukarı Cami veya Yıldırım Cami adlarıyla da tanımlandığı olmuştur. Cami, Hanzade Hançerli Fatma Sultan’ın 939 H. (1533) tarihli vakfiyesinde sayılmaktadır. Cami kuzey-güney doğrultusunda, giriş ve asıl ibadet mekanlarıyla, giriş bölümüne doğu ve batıda bitişik yan mekanlarından oluşmaktadır. İbadet mekanı kare planlı olup pandantiflerle geçilen kubbe ile örtülüdür. Güney duvarı ekseninde beş cepheli bir mihrap nişi ile, bunun iki yanında birer dikdörtgen birer niş ve batı köşede minber yer almaktadır. Doğu ve batı duvarlarında eksenin iki yanında birer pencere, kuzeyde bir mahfil yer alır. Kesme taş örgülü kübik kaideli, tuğla örgülü silindirik gövdeli ve tek şerefeli minare, kuzeybatıdadır. Şerefe altı beş sıra testere dişi ile bezelidir. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cuma Mahallesi İnegöl/BURSA

  22. İshak Paşa Cami Ve Külliyesi

    22

    İshak Paşa Cami Ve Külliyesi

    İnegöl, Bursa

    İnegöl’de belediye önü adıyla anılan alandaki cami; İstanbul kuşatması sırasında Osmanlı kuvvetlerinin bir bölümüne komuta eden II. Murat, Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid dönemlerinde çeşitli üst görevlerde bulunan (Fatih döneminde iki, II. Bayezid döneminde de bir kez sadrazam) bulunan İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır. Vakıf kayıtlarında, yapım yılının 873 H. (1468-69) tarihinden önce olduğu anlaşılmaktadır. Yapım özellikleri bakımından, Bursa üslubu adı verilen mimarlık okulunun devamı sayılır. Planı bakımından Bursa’daki Hamza Bey Camisi’ne benzemektedir. Aynı hizada ve büyüklükte olan iki kubbesi ile yanlarda geniş kemerlerle bağlanmış kubbeli ve tonozlu eklentileri vardır. Büyük kubbeler, kabartma üçgen kasnaklara oturtulmuştur. Son cemaat yerinin, yığma ayaklar üzerine oturtulmuş beş küçük kubbesi vardır. Kemerler üç tuğla ve bir taş, ana duvarları düzgün moloz taşı ve iki sıra tuğla ile örülmüştür. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Cuma Mahallesi İnegöl/BURSA

  23. İnegöl Kent Müzesi

    23

    İnegöl Kent Müzesi

    İnegöl, Bursa

    Kent Müzesi için, yaklaşık 150 yıllık olduğu tahmin edilen eski belediye binası, aslına uygun olarak restore edilmiş ve 1054 metrekare olarak baştan aşağı yenilenmiştir. 3000-3500 kişiyle birebir görüşülerek 2 binden fazla yaşam eşyası, obje ve materyal, 15 bine yakın belge ve fotoğraf müze arşivine eklenmiş ve 2009 yılında açılışı yapılmıştır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Yenice Mahallesi, Eski Belediye Meydanı, No: 24 İnegöl / BURSA

  24. Oylat Mağarası

    24

    Oylat Mağarası

    İnegöl, Bursa

    Mağara Bursa-Ankara kara yolundan Oylat Kaplıcasına ayrılan yoldan yaklaşık 17 km. içeride Hilmiye köyünün bir km. güneyinde yer almaktadır. Özellikleri: Toplam uzunluğu 665 m. olan mağara iki ana bölümden oluşur. Dar galerilerden oluşan birinci bölüm girişten çöküntü sonuna kadar olan kısımdır. İçeride dev kazanları ve damlataş havuzları bulunur. İkinci bölüm büyük bir çöküntü salonudur. İri blok ve dev damlataş şekillerinden (sarkıt, dikit ve sütun) oluşmaktadır. Mağara önünde sıcaklık 29ºC, nem yüzde 47, girişte sıcaklık 19ºC, nem yüzde 55, dar galeride 17ºC, nem yüzde 78, çöküntü salonlarında 14ºC, yüzde 90 nem oranlarına sahiptir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

  25. Mizik Çami

    25

    Mizik Çami

    Domaniç, Kütahya

    Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin bebeklik beşiğinin kurulduğu karaçam cinsi bu çam, 1980 yılında doğal etkenler sonucu yıkılmıştır. Çamın boyunun 11 metre, çevresinin 4.70 metre, yaşının da yaklaşık 740 yaşında olduğu tespit edilmiş olup, 15.07.1988 tarihinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından anıt ağaç olarak tescil edilmiştir. Kaynak: Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ''Kütahya Tanıtım Broşürü'' Kütahya Gezilecek Yerler Adres: Domur Köyü Domaniç İlçesi/Kütahya

  26. Çelebi Mehmet Camii

    26

    Çelebi Mehmet Camii

    Söğüt, Bilecik

    1414—1420 yılları arasında Sultan I. Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış olup, Osmanlı mimarlık sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan ve 12 kubbesi bulunan Camii, Sultan II. Abdülhamit tarafından onarılmış ve onarım esnasında genişletildiğinden bazı değişikliklere uğramıştır. Bilecik Gezilecek Yerler Adres: Söğüt / Bilecik

  27. Görsel yok

    27

    Ertuğrul Gazi Mescidi (Kuyulu Mescid)

    Söğüt, Bilecik

    Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi'nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve "Kuyulu Mescit" olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yaptırılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.

  28. Görsel yok

    28

    Metris Tepe Zafer Anıtı

    Bozüyük, Bilecik

    Bozüyük-Eskişehir karayolunun sonunda yola 12 km uzaklıkta buluna anıt, İnönü Savaşlarının kazanıldığı ve büyük önder Atatürk'ün İsmet İnönü'ye gönderdiği kutlama telgrafında "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" diye belirttiği yer olan Metris Tepe'de şehitlerimizin yüce anılarını yaşatmak amacıyla inşa edilmiştir.

  29. Görsel yok

    29

    Hamidiye Camii

    Söğüt, Bilecik

    Söğüt İlçesinde son Osmanlı döneminin neo-klasik mimari tarzdaki yapılardan güzel bir örnektir. 1903-1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı olup, duvarları kırmızı kesme taştandır. Yapının üstü kurşun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür. İki minareli olduğu için halk arasında "Çifte Minareli Camii" olarak da tanınır.

  30. Frigya Vadileri

    30

    Frigya Vadileri

    Kütahya merkez, Kütahya

    Kütahya, Afyonkarahisar, Eskişehir üçgeninde, ‘‘phrygia Epiktetus’ ’(Küçük Frigya) dağlık yerleşimi olarak tanımlanan bölge, bugün ‘‘Frig Vadisi’’ adıyla anılmaktadır. İl sınırları içerisinde, merkeze 7 kilometre uzaklıktaki Yeni Bosna Köyü'nden başlayıp, Kütahya’ya 54 kilometre uzaklıktaki Ovacık Köyü'ne kadar ilin doğusu boyunca uzanan alan; Sabuncupınar, Söğüt, İnli, Sökmen, Fındık ve İncik mağaralarının bulunduğu kuzey bölüm ile daha güneydeki Ovacık köyü, İnlice Mahallesi ve çevresini kapsar. Kütahya’nın doğusunda eski bir yanardağ olan Türkmen Dağı'nın tüfleriyle örtülü olan Frig yaylaları; M.Ö. 900-600 yılları arasında Frigler tarafından iskan edilmiştir. Volkan tüfünün kolay işlenebilir bir kayaç olması Friglerin bunları oyma ve yontma yoluyla çeşitli amaçlarla kullanmalarını sağlamıştır. O dönemden ana tanrıça Kybele’ ye adanmış açık hava tapınakları, sunaklar ve kaya mezarları ile savunma ve barınma amaçlı pek çok yapı günümüze ulaşmıştır. Daha sonra Roma ve Bizanslıların da yerleştiği bölgedeki kilise ve şapellerde, kök boyalı haçlar, meander motifleri, yazı ve fresk izleri hala seçilebilmektedir. Frigler ve Bizanslar tarafından kayalar oyularak yapılan, ‘‘Deliktaş Kalesi’’ ve ‘‘Penteser Kalesi’’ denilen doğal kaleler yer almaktadır. Frigler Hint-Avrupa kökenli oldukları halde kısa bir süre içinde Anadolululaşmışlar ve bir yandan İon öbür yandan Geç Hitit etkileri altında kalmış olmakla birlikte özgün ve Anadolulu bir kültür oluşturmuşlardır. Friglerin maden ve ağaç işçiliğinde, dokumacılıkta ürettikleri eserler İon piyasasında beğeni kazanmış ve bu ustalar tarafından taklit edilmişlerdir. Makara, kulplu bronz tabaklar ve bronz kazanlar; dönemin ‘‘teknolojik’’ bir başarısı olan altın, gümüş ve bronzlardan yaylı çengelli iğneler (fibulalar); değerli madenlerden giysi kemerleri, tokalar ve zengin bezemeli tekstil ürünleri; geometrik desenlerle süslü mobilya eşyası bunlar arasındadır. Topates denilen kilim sanatı, sonraki Anadolu uygarlıklarının kilim ve halı sanatlarını etkilemişlerdir. Bölge Kapadokya’yı andıran doğal kaya yapısının yanı sıra çam ormanları ile kaplı ilgi çekici bakir bir bölgedir. Kaynak: Kütahya Kültür ve Turizm Müdürlüğü ''Kütahya Tanıtım Broşürü'' Kütahya Gezilecek Yerler Adres: Kütahya

  31. Ilica Termal Turizm Merkezi

    31

    Ilica Termal Turizm Merkezi

    Kütahya merkez, Kütahya

    Konumu: Kütahya’nın Kuzeyinde yer alan Ilıca Harlek Termal; Kütahya-Eskişehir  karayolunun 23. km’sinden 4 km içeride, çam ormanları arasındadır. Sıcaklığı: 25 -43  C° dir. Etkili Olduğu Hastalıklar: Romatizmal hastalıklar, Kronik bel ağrısı, eklem hastalıkları, yumuşak doku hastalıkları, Ortopedik hastalıklar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası, genel stres bozukluğu ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılmaktadır. Suların kalsiyum ve florür iyonları ihtiva etmesi sebebi ile yaşlılarda kontrollü içme kürleri şeklinde kullanımı halinde kemik erimesinde yardımcı tedavi unsuru olarak kullanılmakta, ayrıca kadın hastalıkları, karaciğer yetersizlikleri, böbrek ve safra kesesi iltihaplarına da iyi geldiği bilinmektedir. Konaklama Tesisleri: Termal Turizm Merkezinde; Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 yıldız Yatırım Belgeli Kütahya Belediyesi Ilıca Harlek Termal Otel bulunmaktadır. Ayrıca Termal Turizm Merkezinde; günü birlik gelen ziyaretçiler için termal sulardan faydalanabilecekleri açık havuz ve hamamlar mevcuttur. İletişim Bilgileri: Harlek Termal Otel Tel:      0 274 245 24 50

  32. Seyitömer Höyüğü

    32

    Seyitömer Höyüğü

    Kütahya merkez, Kütahya

    150x140 metre ölçülerinde 24 metre yüksekliğinde oval şekle sahip eski bir yerleşim yeridir. Höyüğün tepesi yaklaşık 2000 metrekarelik düz bir alandır. Kuzeyi oldukça dik olan höyüğün güneyi yayvandır. Höyüğün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilebilmesi amacıyla, 1989 yılından itibaren başlanan kazı çalışmalarına bir süre ara verilmiş, 2006 yılında Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından kazılara yeniden başlanmıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Höyükte belirlenen ilk yerleşim Eski Tunç Dönemi'nden başlamaktadır. Dere kenarında olduğu anlaşılan bu yerleşim surla çevrilidir. Höyük, Eski Tunç Dönemi'nde elle yapılan çömlekçilik yerine kalıp kullanılarak yapılan bir çömlekçilik merkezi olmuştur. Hitit Dönemi'nde höyüğün surla çevrildiği belirlenmiştir. Sur içinde tekli ve çiftli nal biçimli ocaklar bulunan yapılar vardır. Bu dönemin üst evresinde demir işleyen atölye fırınlarına ait kalıntılar ile demir külçeler bulunmuştur. Frigya Dönemi'nde höyük yine kalın ve yüksek sur duvarlarıyla çevrelenmiş olup, son dönemlerinde höyüğün kuzey yamacına uzun bir merdiven yapısı, batısına ise basamaklı teras duvarlı büyük bir yapı yapılmıştır. Höyüğün üst düzlüğünde bulunan Klasik ve Helenistik dönem yapıları tümüyle kazılarak ortaya çıkarılmıştır. Höyük bu dönemde de kalın ve kulelerle takviyeli sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. Yapılar birbirine bitişik büyük kare ve dikdörtgen planlı düz veya balıksırtı sır altı taş duvarlıdır. Roma Dönemi'nde höyük zirvesinde bir tapınak yapısı olduğu temellerinden ve buluntulardan anlaşılmıştır. Eski Tunç Dönemi'nden itibaren Seyitömer yaşayanları av ve tarımla uğraşmakta, küçükbaş hayvan yetiştirmekte, dokumacılık, çömlekçilik, maden işleme gibi sanayi üretimi yapmaktadır. Eski Tunç Dönemi'nden itibaren ana tanrıçaya tapınan höyük sakinleri, Roma Dönemi'nde ise baba Tanrı Zeus’a tapınmaktadır. Bunlarla ilgili figürler, idol ve hayvan heykelleri çokça bulunmuştur. Kazılarda Roma ve Helenistik dönemlerine ait çömlek parçaları, ağırşaklar, sapan taşı, pota, çakmak taşından ve boynuzdan yapılmış kesici aletler, kemik halka, taş buluntular, Athena portresi, bronz sikke ve cam boncuklar bulunmuştur. Yeni dönemde yapılan arkeolojik kazılarda daha önceden belirlenen Helenistik, Roma, Frig ve Tunç dönemlerine ait kültür katmanlarının varlığı tespit edilmiştir. Kaynak: Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ''Kütahya Tanıtım Broşürü'' Kütahya Gezilecek Yerler Adres: Kütahya Seyitömer Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü (SLİ) rezerv sahasında, eski Seyitömer Kasabası’nın oturduğu alan içindedir.

  33. Görsel yok

    33

    Küçük Bedesten

    Kütahya merkez, Kütahya

    Kuzeyinde Kavaflar Çarşısı'ndan bir kapı ve güneyde Mısır Çarşısı diye bilinen Sarraflar Çarşısı'na açılan ikinci kapı arasında bulunan bir kapalı çarşıdır. Bit pazarı olarak da kullanılan bu küçük bedestenin güney kapısı ile ana mekan arasında elbiseciler, ortadaki sivri kemeri yüksek olan tonozlu ve ortası şadırvanlı bölümün iki tarafında ikinci el beyaz eşya ve mobilya satıcılarının bulunduğu yerin Kavaflar Çarşısı'na açılan kapı bölümünde de ayakkabıcılar hizmet vermektedir

  34. Mevlevihane - Dönenler Camii

    34

    Mevlevihane - Dönenler Camii

    Kütahya merkez, Kütahya

    İl Merkezinde, Ulu Camii yakınındadır. 14'üncü yüzyılda Mevlevihanenin semahanesi olarak inşa edilmiştir. Erken dönem Anadolu Türk mimarisinin özgün örneklerinden olan Kütahya’ nın bu ilk Mevlevihanesi iki kez onarım görmüş ve günümüze semahane ile derviş hücreleri kalmıştır. Bugün cami olarak kullanılan yapı, kareye yakın dörtgen planlı, sekizgen kasnaklıdır. Yapının bitişiğinde ‘‘Kütahya’nın Selçuklu Dönemi Fatihi’’ olarak bilinen İmadüttin Hezar Dinari tarafından yaptırılan mescid Mevlana’nın torunu Ergun Çelebi’ nin buraya defnedilmesi ile Mevlevihanenin türbesi haline gelmiştir. Semahanenin duvarındaki kitabeden, 1227 H.-1812 M. ve 1257 H.-1841 M. yıllarında tamir gördüğü anlaşılmaktadır. Semahaneye daha sonraki bir tamiratta mihrap ilave edilerek cami haline getirilmiştir. Halk arasında Dönenler Camii olarak bilinir. Caminin giriş kapısı üzerinde XIX yüzyıla ait çini kitabe vardır. Kitabede ‘‘Ya Hazreti Ergun’’yazılıdır. Mevlana’ nın oğlu Sultan Veled Kütahya için şu beyiti söylemiştir: “Kütahya’da bir ay kalana ne mutlu, İki ay kalacak olursanız, daha fazla müstefid ve münfeyiz olursunuz. Kütahya kusursuz bir güzeldir. Böyle kusursuz güzele zeval olur mu? Ya rab, bu memlekete kaza bela verme, Cennet, Kütahya’nın ya altındadır ya üstünde, Feda olsun Lahor, Keşmir, Tebriz Kütahya’ya”      Sultan Veled Kaynak: Kütahya Kültür ve Turizm Müdürlüğü ''Kütahya Tanıtım Broşürü'' Kütahya Gezilecek Yerler Adres: Börekçiler Mahallesi/Kütahya

  35. Görsel yok

    35

    Dönenler Tekkesi

    Kütahya merkez, Kütahya

    Dönenler Meydanının güneybatısında yer alan mevlevîhane, Konya ve Afyonkarahisar mevlevîhalerinden sonra üçüncü önemli dergahtır. Şecerelere yapının banîsi ve ilk postnişîni olarak geçmiş olan Celaleddin Ergun Çelebi’nin ismi ile Erguniyye Dergahı, ErgunÇelebi Zaviyesi ve Zaviye-i Erguniyye adlanyla anılmaktadır.

  36. Maltaş Frig Anıti

    36

    Maltaş Frig Anıti

    İhsaniye, Afyonkarahisar

    İhsaniye İlçesi, Kayıhan Beldesi sınırlarında, Göynüş (Köynüş) Vadisi’nin güneybatı köşesinde, vadiyi batıdan sınırlayan Akkuş Yuvası Kayalıkları üzerinde bulunan bir açık hava tapınım alanıdır. İçinde hazine saklı olduğuna inanıldığı için yöre halkınca “Maltaş” ya da “Malkaya” adıyla adlandırılmıştır. Bölgedeki diğer Frig kaya anıtları ile birlikte MÖ 8.-6. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Anıt ile ilgili ilk çalışma 1881 yılında W. M. Ramsay tarafından gerçekleştirilmiş olup ilerleyen yıllarda A. Gabriel, M. P. Devambaz, E. Haspels ve C. Brixhe gibi farklı ülkelerden birçok bilim insanı tarafından da çalışılmıştır.     Maltaş Frig Anıtı, ana kaya kütlesinin sarp güneydoğu yüzünün 12,25 metre x 11 metre x 9,56 metre ebatlarında ve 0,85 metre derinliğinde düzleştirilmesi ile oluşturulan alana oyularak oluşturulmuştur. Anıtın, niş tabanından üst çatı noktasına kadar ki yüksekliği 8,64 metre, genişliği ise taban seviyesinde 8,98 metredir. Anıtın çatısı eğimli beşik çatı olup saçaklar kademeli olarak dışa taşkındır. Alınlık kısmı alt alta kademeli üç pervazla çevrelenmiştir. Orta pervazlar baklava motifleri ile süslü, diğerleri sadedir. Alınlığın merkezinde, baklava motifi dizisi ile bezemeli kalın bir orta dikme yer alır. Anıtın duvar yüzeyi, rapport tekniğinde yerleştirilen geometrik motiflerle süslenmiştir. Bu süsler, her iki yanda üzeri baklava dilimi bezeli silmelerle çerçeve içine alınmıştır. Bu silmelerden soldakinin üst kısmında 11 harfe kadar korunabilmiş bir Frig yazıtı yer almaktadır. Anıtın cephesinde 2 metre x 2 metre ölçülerinde kare formlu bir niş bulunmaktadır. Niş iki kademeli bir çerçeve ile çevrilidir. Birinci çerçevenin üst köşelerinde ve ortasında, makara formlu, yanlarda volüt benzeri işlemeler görülen konsol benzeri çıkıntılar vardır. Bu kabartmalar ahşap mimariye ait dışa taşkın taşıyıcı elemanların kayaya yansıması olmalıdır. Bu kabartmaların hemen altında, dar bir silme üzerinde oldukça silik durumda olan bir satır Frigçe yazıt daha bulunmaktadır.   Nişin tabanında, merkezi noktada bulunan oyukluk, muhtemelen seyyar bir Kybele heykelinin yerleştirildiği zıvana deliği olmalıdır. Nişin iç kısmında karşılıklı betimlenen kapı kanatları, tapınağın kapılarının sonuna kadar açık olduğunu gösterir gibidir. Nişin arka duvarı üzerinde büyük bir açıklık ile arkadaki kuyunun tabanına geçiş sağlanmaktadır. Bu geçişin, birer Frig Anıtı olan Bahşayiş ve Delikli Taş Anıtlarında rastlanan, niş ile arkadaki kuyu arasında bağlantı sağlayan dairesel delik formunda olması gerekirken, muhtemelen defineciler tarafından kırılarak genişletilmiş olmalıdır.     Anıt cephesinin 2,60 metre arkasında niş ile aynı aksta bir kuyu bulunmaktadır. Yamuk dörtgen formlu, üst taraftan aşağıya doğru daralmakta olan kuyu 9,13 metre derinliğindedir. Kuyu içerisinde iki adet kademe dikkat çekicidir. Bu kademelerin kurban ayinlerinin gerçekleştirildiği ahşap platformlarla ilişkili olması muhtemeldir.   Afyon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Köhnüş Vadisi içinden geçen dere yatağının taşımış olduğu alüvyonlar nedeniyle, Maltaş/Malkaya Frig Anıtı’nın önü, yapılmış olduğu dönemden günümüze kadar ki süreçte yaklaşık 4,5 metreyi bulan dolgu ile uzun yıllar boyunca kapalı kalmıştır. Araştırmacılar tarafından birçok kez anıtın önü açılıp kapatılmış ve en nihayetinde 2021 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği ve yerel idarelerin katkıları ile Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğü başkanlığında yürütülen kurtarma kazısı ile bugünkü mevcut durumu ile tamamen açığa çıkarılmıştır.   Afyon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Bu çalışmalar esnasında anıtın önünde ortaya çıkarılan mimari duvar kalıntıları da, az sayıdaki Frig Dönemi mimari döşemlerinden birisi olmuştur. Bu duvar kalıntıları anıtın önündeki kutsal alanı sınırlandırmakta olup dini törenlerin bu sınırlar içerisinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.   Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü   Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Türbe, 03370 Kayıhan/İhsaniye/Afyonkarahisar

  37. Frigya - Göynüş Vadisi

    37

    Frigya - Göynüş Vadisi

    İhsaniye, Afyonkarahisar

    Afyonkarahisar-Eskişehir devlet karayolunun 36'ncı kilometresinden kuzeybatıya (sola) sapılarak 2 kilometrelik bir yolculuktan sonra ulaşılır. İhsaniye İlçesi Kayıhan Beldesi'ndedir. Frig Dönemi'ne ait yerleşimin olduğu Frig Vadisi'nde yaklaşık 10 metre yükseklikte dik kayalar vardır. Bu kayaların cephelerinde kare görünümlü küçük kapı boşlukları bulunur. Bu kapılardan içeri girildiğinde odalarla karşılaşılmaktadır. Bu odalar Frig Dönemi'ne ait kaya mezar odalarıdır. Vadi içinde kale, Aslantaş, Yılantaş, Maltaş ve Kumcaboğaz anıtları vardır. ASLANTAŞ: Aslantaş kaya mezar odasının ön yüzündeki kapı boşluğunun her iki yanında ayağa kalkmış, karşılıklı iki heybetli aslan ve ayakları altında birer yavru aslan ile kapı üstünde hayat ağacını andıran kütle ve bunun üstünde her iki yana uzanmış kanatlı güneş kursu, kabartma olarak yapılmıştır. Mezar odası, hafif tonoz tavanlı, sol tarafta ölüyü yatırmak için kline (sedir) bulunan küçük bir hücresi vardır. Aslantaş’ın önemli bir Frig kralın mezarı olduğu ve M.Ö.7'nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. M.Ö.13'üncü yüzyıla ait olduğu da yeni yapılan incelemelerle söylenmektedir. YILANTAŞ: Aslantaş’ın batısında aynı kayalıkların bulunduğu yerdedir. Anıt parçalandığı için üçgen tavan kirişleri görülmekte olup, anıtın dış tarafında bir aslan kabartmasının sadece baş ve bir ayak kabartması günümüze kadar gelebilmiştir. Kapıda, Medusa başlı yılan kabartması ile iki yanında da mızraklarıyla yılana saldıran iki savaşçı vardır. Bugün ters dönen kayanın altında olduğundan görülmemektedir. İçerdeki klinede bulunan hurma yapraklı sütun başlığı Frigler’in Çukurova’ya indikleri dönemlerde M.Ö.700 yıllarında yapıldığını göstermektedir. MALTAŞ: Birbirine yakın Aslantaş ve Yılantaş anıtlarından yaklaşık 500 metre uzaklıkta olup, günümüzde zemine gömülü durumdadır. Üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. M.Ö.7'nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Gömülü bölümünde mihrap, ayrıca sol üst kenarda dikey yazıt vardır. Arka bölümde derin kuyu biçimi yarma vardır. KUMCABOĞAZ: Maltaş’dan yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta Kayıhan’a doğru giden yol üzerindedir. Zemine gömülü durumda küçük bir kaya parçası üzerine niş içinde Kübele kabartması vardır. Kaynak: "Anadolu'nun Kilidi AFYON" kitabından 15.07.2014 tarihinde kaydedilmiştir. Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Afyonkarahisar İhsaniye ilçesi Kayıhan beldesi.

  38. Millet Hamamı

    38

    Millet Hamamı

    Afyonkarahisar (Merkez İlçe), Afyonkarahisar

    Tac-ı Ahmet Mahallesi, Hamam Aralığı Sokağı'ndadır. Güneyden kuzeye doğru eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş olan yapının kuzey kesiminde erkekler kısmı, güney kesiminde ise kadınlar kısmı yer almaktadır. Yapının doğu cephesinde yer alan kadınlar kısmı soyunmalığı, cephenin güney kanadına bitiştirilmiş durumdadır. Bu cephe üzerinde yer alan külhan, soyunmalığın kuzey duvarına bitişiktir. Cephenin kuzey kesiminde üç adet pencere açıklığı yer almaktadır. Doğu cephesinin kuzey ucunda yer alan erkekler kısmı soyunmalığına, sekiz basamaklık bir merdivenle ulaşılmaktadır. Soyunmalık, girişin iki yanında birer kare mekan; ortada büyük bir dağılım mekanı ve bunun batısında kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir mekandan oluşmaktadır. Kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir plana sahip ılıklık mekanının üzeri, aynalı tonozla örtülüdür. Mekanın doğu duvarı üzerinde, yuvarlak kemerli iki giriş aralığı yer almaktadır. Sıcaklık, kubbeyle örtülü kare bir mekan ve bu mekanın doğu ve kuzey kenarları üzerine yerleştirilmiş, aynalı tonozuyla örtülü birer halvet hücresinden oluşmaktadır. Kadınlar kısmı soyunmalık mekanı, yapının doğu cephesinin güney kesiminde dikdörtgen bir çıkıntı oluşturmaktadır. Bu dikdörtgen mekanın kuzey cephesinin doğu ucunda, basit silmelerle çerçevelenmiş bir taç kapı yer almaktadır. Kadınlar kısmı soyunmalığı ortasında yer alan fıskiyeli havuz, Afyon Arkeoloji Müzesi bahçesindedir. Ilıklık, doğu-batı yönünde uzanan, üzeri aynalı tonozuyla örtülü, dikdörtgen bir mekandır. Kuzey duvarının doğu kesiminde iki giriş açıklığı vardır. Bu kapılar, üzeri bir aynalı tonozuyla örtülü, doğu-batı yönlü dikdörtgen bir mekana açılmaktadır. Sıcaklık, erkekler kısmında olduğu gibi kubbeli bir orta mekan ve bu mekana açılan, aynalı tonozuyla örtülü iki halvet hücresinden oluşmaktadır. Su deposunun kuzey-güney yönünde uzanan, dikdörtgen şekilli bir mekan olduğu anlaşılmaktadır. Yapılış tarihi bilinmemekle birlikte, XVII.-XVIII. yüzyıl Osmanlı yapılarına benzemektedir. Yangın sonucu 1911 yılında kadınlar soyunmalığı mahallede yaşayan Ermenilerce yeniden yapılmıştır. 1955 yılında ise erkekler soyunmalığı yapılmıştır. Kaynak: "Anadolu'nun Kilidi AFYON" kitabından 11.03.2013 tarihinde kaydedilmiştir. Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Tac-ı Ahmet mahallesi, Hamam Aralığı Sokak Afyonkarahisar Merkez

  39. Afyonkarahisar Müzesi

    39

    Afyonkarahisar Müzesi

    Afyonkarahisar (Merkez İlçe), Afyonkarahisar

    Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyonkarahisar’da kurulan Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti’nin çabalarıyla Taş Medrese’de eski eserler toplanmaya başlanmış, 1931 yılında resmi müze deposu, 1933 yılında ise Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. 1933 yılından 1970 yılına kadar Taş Medrese’de karma müze (Arkeoloji ve Etnoğrafya) olarak hizmet veren kurum, 1971 yılında ikinci hizmet binasına taşınmıştır. 2023 yılında ise bugünkü müze binası hizmete açılmıştır.   Afyonkarahisar Müzesi   Müzenin kapalı teşhiri 5 katlı olup katlarda kronolojik olarak Kalkolitik, Tunç, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Hellenistik Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bu dönemlere ait pişmiş toprak, taş mermer, kemik, cam, metal kap kacak, heykel ve sikke gibi araç ve gereçler, yöre insanın MÖ 3000’li yıllardan günümüze kadar yaşayışı, inancı, üretimi, ticareti hakkında oldukça önemli bilgiler vermektedir. Ayrıca günümüzdeki önemi nedeniyle sanayi haline gelmiş mermer ticareti ve sanatı ile ilgili bilgi veren mermer heykeller, lahitler, mezar taşları ve mimari parçalar, müzenin önemini artırmaktadır. Canlandırmalar, realistik mankenler ve multimedya ile desteklenen müze teşhiri oldukça zengindir. Müzenin 5. katı Kurtuluş Savaşı temasına sahiptir. Müzenin bahçesinde ise  Roma ve Bizans dönemine ait mezar stelleri, lahitler, küpler, heykeller ile Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.    Afyonkarahisar Müzesi’nde Sergilenen Bazı Önemli Eserler   Apameia Lahti   Afyonkarahisar İli, Dinar İlçe merkezinde devlet hastanesi temel kazısında bulunmuş, MS 2. yüzyılın son çeyreğine ait, ince grenli beyaz Docimeium (İscehisar) mermerinden yapılmış bir lahittir.   Afyonkarahisar Müzesi   Docimeiumlu sanatçılar tarafından yapılmış olduğu tahmin edilen girlantlı lahtin köşelerinde Nikeler, iki dar yüzde Medusa başları vardır. Geniş yüzlerden birinde girlant taşıyan Eroslar ve bunların arasında Akhileus ile Amazon kraliçesi Penthesileia’nın mücadelesi ve ayrıca lahit sahiplerini tasvir ettiği düşünülen kadın ve erkek büstleri yer almaktadır. Diğer uzun yüzde ise yine girlant taşıyan Eroslar ve bunların arasında Perseus ve Andromeda buluşması tasvir edilmektedir. Çatı biçimindeki kapakta ise üçgen alınlık içinde kalkan, köşelerde akroterler ve yan yüzlerde aslan başı çörtenler bulunmaktadır.   Figürin Başlı Testi   Erken Tunç Çağı’na ait testi, kırmızı astarlı ve el yapımı olup yuvarlak gövdeli, yuvarlak dipli, hafif gaga ağızlı ve tek kulpludur.   Afyonkarahisar Müzesi   Figürin başı şeklinde süslemeye sahiptir. Figürin başının üstünde polos biçiminde silindirik bir çıkıntısı vardır. Kaş ve göz belirgin; burun kemerli, ağız ise tek bir çizgi halinde vurgulanmıştır. Figürin başlı olmasıyla nadir törensel kaplardan biridir.   Artemis Heykelciği   Kaide üzerinde ayakta Artemis adak heykelciğidir.  Sağ elinde ok, sol elinde yay tutmaktadır.    Afyonkarahisar Müzesi   Yanında başı eksik köpek ile betimlenmiştir. Kaide üzerinde iki satır adak yazıtı bulunmaktadır.   Synnada Sikkesi   MÖ 133 sonrasına ait bronz Synnada sikkesidir. Afyonkarahisar Müzesi   Ön yüzde Zeus’un çelenkli başı, arka yüzde ise üzerinde yıldız bulunan iki adet Dioskur başlığı (pileus) ve bunların arasında haşhaş ve buğday bitkileri betimlenmiştir.   Çavdarlı-Kovalık Höyük Heykel Grubu   Afyonkarahisar il merkezinin 17 km doğusunda bulunan Çavdarlı Köyü sınırlarındaki Kovalık Mevkii’nde 1964 yılında gerçekleştirilen yol yapım çalışması esnasında bulunmuş heykel grubudur. Eserlerin tümü adak malzemesi olup, boyları 110 cm ile 29 cm arasında değişmektedir. Bunlar 37 adet adak heykeli ve heykelciği, 13 adet heykel parçası, 9 adet adak steli, 2 adet adak sunağı, 2 adet büst, 6 adet heykel başı ve 2 adet hayvan heykelinden oluşan toplam 71 adet envanterlik eser grubunu oluşturmaktadır.   Afyonkarahisar Müzesi   Bulunan tanrı ve tanrıça heykel ve heykelcikleri bir Pantheon oluşturacak çeşitliliktedir. Adak heykelleri arasında Apollon, Zeus, Kybele, Artemis, Nike, Men, Eros, Asklepios, Hygeia, Leto, Tyche, Afrodit, Herakles ve Tanrı-Kral Midas gibi tanrı ve tanrıçalar bulunmaktadır.   Afyonkarahisar Müzesi   MS 2. yüzyıl sonlarına tarihlendirilen Çavdarlı-Kovalık Heykel grubu sayısal bakımdan dünyada tek örnektir. Yakın zamanda ülkemize getirilen Kybele heykeli de bu gruptandır.   Afyonkarahisar Gezilecek Yerler   Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Dörtyol Mah. Turgut Özal Bulvarı No:28 Merkez/AFYONKARAHİSAR

  40. Çeşmeli Konak (afyon Kültür Ve Çevre Evi)

    40

    Çeşmeli Konak (afyon Kültür Ve Çevre Evi)

    Afyonkarahisar (Merkez İlçe), Afyonkarahisar

    Afyonkarahisar İli, Merkez Nurcu Mahallesi, Milli Birlik Caddesi No: 59-61’de bulunan Çeşmeli Konak, tapuda 36 pafta, 534 ada ve 16-17 parsel numaralarıyla kayıtlıdır. Son Dönem Osmanlı eseri olup cephesinde yer alan anıtsal çeşme ile bütünlük sağlamaktadır. İpek ve kumaş ticaretiyle uğraşan Kahvecioğlu İsmail Efendi tarafından önce hayır amaçlı olarak çeşme yaptırılmış, daha sonra kendi ailesinin ihtiyacı olan konak inşa ettirilmiştir. Konağın giriş kapısındaki yazıtta Hicri ve Rumi olmak üzere iki tarih (1324 ve 1322) bulunmaktadır. Buradan konağın Miladi 1906 yılında bitirildiği anlaşılmaktadır. Üst kat çıkmalı, çıkma ortasında balkon girinti boşluğu üzerinde çatı odası (cihannüma) ile altında kesme taş kaplamalı çeşmesi bulunan, sosyal amaçlı cephe mimarisi olan örnek yapılardan biridir. Dış görünümü ve sokak bütünlüğü nedeniyle çevresel niteliğinin önemi açısından Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 25.06.1983 gün ve A-4432 sayılı kararıyla korunması gerekli eski eser olarak tescil edilmiştir. Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11.07.1980 ve A-2314 sayılı kararı ile korunması gerekli eski eser olarak tescil edilen çeşme ise Afyonkarahisar Müzesi’ndeki kayıtlarda “Sülüm Çeşmesi II” adıyla geçmektedir. İlk yapıldığında tek bir konut olan Çeşmeli Konak, ilerleyen yıllarda miras yoluyla ifraz edilerek dikey olarak ortadan iki parsele ayrılmış ve ayrı kapısı olan iki ayrı konut durumuna getirilmiştir. 03.10.2002 tarihinde kamulaştırıldıktan sonra Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen evin rölöve ve restorasyon projeleri, Afyon Valiliği İl Özel İdaresi’nin imkânlarıyla, Afyon Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksek okulu Restorasyon Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından hazırlanan rölöve ve restorasyon projeleri 08.08.2003 tarihinde Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na teslim edilmiş ve 15.08.2003 tarih ve 2504 sayılı karar ile restorasyon izni alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da 75 milyar liralık ödenekle destek olduğu restorasyon 31.12.2004 tarihinde bitirilmiştir. 2011 yılından beri Alimoğlu firmasına tahsis edilen konak; halen Alimoğlu Kültür ve Sanat Merkezi(AKSAM) olarak faaliyette göstermekte ve konakta tarihi ve kültürel, sanatsal eserleri sergilenmekte ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Kaynak: "Anadolu'nun Kilidi AFYON" kitabından 18.07.2014 tarihinde kaydedilmiştir. Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Milli Birlik Caddesi No:51 Afyonkarahisar

  41. Bininler Kaya Evleri

    41

    Bininler Kaya Evleri

    Şuhut, Afyonkarahisar

    Bininler Kaya Evleri Şuhut ilçesi, Senir köyünde, köyün 4 km kadar batısında ulaşımı zor dağlık bir arazidedir. Senir deresinin kuzey yakasındaki andezit özellikli dere boyunca yaklaşık 150-200 metre uzunluktaki kayalık arazideki küçük dereciklerle ayrılan üç bölüm halinde yan yana ve üst üste oyularak yapılmışlardır. Evlerin alt katları hayvan, üst katları ise insan barınma yerleri olarak yapılmıştır. Bazı kayaların mezar teknesi veya odası biçiminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Roma ve Doğu Roma döneminde kullanılmıştır. Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Afyonkarahisar İli, Şuhut İlçesi Senir Köyü, yaylası

  42. Yunus Emre Türbeleri

    42

    Yunus Emre Türbeleri

    Sandıklı, Afyonkarahisar

    Sandıklı İlçe Merkezi’nde ve İhsaniye ilçesi Döğer Kasabası'nda Yunus Emre adına yapılmış iki türbe bulunmaktadır. Sandıklı’da ayrıca Tabduk Türbesi vardır. Sandıklı’daki mezar belediye tarafından yeniden yapılmıştır. Döğer’deki türbe ise tonoz örtülü kesme taşlı, batıdan girişli dikdörtgen planlı kargir XVII. yüzyıl yapısıdır. Kaynak: "Anadolu'nun Kilidi AFYON" kitabından 11.03.2013 tarihinde kaydedilmiştir. Afyonkarahisar Gezilecek Yerler Adres: Sandıklı ve İhsaniye İlçeleri Afyonkarahisar

  43. Yaban Hayati (fauna) Gözlemciliği - Akdağ Tabiat Parkı

    43

    Yaban Hayati (fauna) Gözlemciliği - Akdağ Tabiat Parkı

    Sandıklı, Afyonkarahisar

    Tertemiz dağ havasını ciğerlerinizde hissetmek için 2 bin 500 metre rakımlı Akdağ, ideal bir ortamdır. Sandıklı İlçesi Sorkun Kasabası’ndan güneye doğru, etrafı meşe ormanlarıyla kaplı virajlı stabilize orman yolunu takiben, yükseklik artıkça karaçam ağaçlarının yoğunlaştığı, yolun sonunda, Kocayayla’ya ve vadiye ulaşılmaktadır. Tabiat Parkı’nın kendine özgü bitki örtüsü ile birlikte jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları, (Dağ, kanyon,vadi,mağara) sahaya üstün bir peyzaj özelliği kazandırmaktadır. 12 - 13 kilometre uzunluğunda, genişliği 10-15 metre, (1-1,5 metreye kadar daralan) Tokalı Kanyonu’nda; zaman zaman yüzmek, kayadan kayaya atlamak zorunda kalabilirsiniz. Ortalanma 7-8 saat yürüyüş sonunda geçilebilen kanyon, geniş bir vadiyle son bulmaktadır. Kocayayla’nın 6 kilometre güneyindeki Kurtini Mağarası; sarkıt ve dikitleriyle büyüleyici niteliktedir. Akçay Deresi'ni takip ederek üçüncü küçük köprüden sola doğru 10 - 15 dakikalık tırmanıştan sonra mağaraya ulaşabilirsiniz. Akdağ Tabiat Parkı yaban hayatı bakımından da çok zengindir. Kızıl Geyik gibi türlerin yanı sıra Yılkı Atları yanında, kanyon içerisinde nesli tehlike altında olan Sakallı Akbaba ve Kızıl Akbaba gibi yaban hayvanlarına da rastlamak mümkündür. Birçok ağaç, ağaççık, çalı ve otsu bitkiler, endemik bitki türleri de mevcuttur. Ehrami Karaçam’da endemik olarak bulunmaktadır. Mevcut bitki örtüsü ve yaban hayatı kaynak değeri nedeniyle korunması ile ’’koruma kullanma dengesi’’ içerisinde farklı rekreasyon kullanımlarına olanak sağlayacak şekilde geliştirilerek, yakın çevresinden başlayıp, bölge ve ülke ölçeğinde kullanımının sağlanması ve etkin bir şekilde korunarak gelecek kuşaklara milli bir miras olarak bırakılabilmesi amacıyla Tabiat Parkı olarak, 29.06.2000 tarihinde 14.916 hektar olarak ilan edilmiştir. 02.10.2001 tarihinde 14.781 hektar olarak alan yeniden düzenlenerek tescil edilmiştir. Bütün bu özellikleriyle Akdağ; Karadeniz Yaylalarını aratmayacak niteliktedir. Yapılabilecek turizm aktiviteleri: Yaban hayatı (fauna) gözlemciliği, flora gözlemciliği, doğa sporları, fotoğrafçılık Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Afyonkarahisar Turizm Aktiviteleri

  44. Doğa Yürüyüşü - Tokali Kanyonu

    44

    Doğa Yürüyüşü - Tokali Kanyonu

    Çivril, Denizli

    Sandıklı İlçesi, Akdağ Tabiat Parkı’nda bulunan Tokalı Kanyonu; ülke genelinde bilinirliği yüksek bir kanyondur. Tahmini 20 kilometre uzunluğunda olan kanyon ve kanyondan Çivril Gölü'ne dökülen Akçay görülmeye değerdir. Kanyon boyunca insanoğlunun ayak basmadığı mağaralar, trekking yapanların ilgisini çekecek güzergahlar bulunmaktadır. Kanyonun en dar yeri 1,5 metre en geniş yeri ise 4 metredir. Kanyon içinden geçmek 7-8 saat sürmektedir. Sakin yaylaları, kültürel değerleri, zengin flora ve fauna (yılkı atları, kızıl geyik, sakallı akbaba, kızıl akbaba, tilki, kurt, tavşan, keklik, vs.) özellikleri, doğal peyzaj özellikleri ile tabiat turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Tokalı Kanyonu; Ulu geyik, Yılkı Atı, endemik flora ve fauna, doğal yaşlı karaçam (Pinus nigra)  ormanları, ağaçlandırma alanları ve geleneksel yaylacılık faaliyetleri ile tarihi kalıntılar alanın genel karakterini oluşturmaktadır. Yapılabilecek turizm aktiviteleri: Doğa yürüyüşü (Trekking), yaban hayatı gözlemciliği, flora gözlemciliği, fotoğrafçılık Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Afyonkarahisar Turizm Aktiviteleri

  45. Çivril Tokali Kanyonu

    45

    Çivril Tokali Kanyonu

    Çivril, Denizli

    Çivril Tokalı Kanyonu, 20 kilometreliklik alana uzanmaktadır. 1600 metre rakımlı kanyon Çivril'in Gümüşsu (Homa) Beldesi'nin 900 metre rakımlı yerleşiminde sona ermektedir. Kanyonun 1200 metre uzunluğundaki kısmı bıçakla kesilmişçesine yüksekliği yer yer 200 metreyi bulan kaya kütlelerinden oluşmaktadır. En geniş yeri 4 metre en dar yeri ise 1,5 metre aralıktaki bu kayaların arasından akan derenin oluşturduğu Akdağ Kanyonu ancak 7-8 saatte geçilebilmektedir. Kocayayla çevresinden kaynaklanan sular bir araya gelerek Akçay'ı, Akdağ'ın Çivril yamaçlarındaki kaynaklardan gelen sular Karanlıkdere'yi oluşturmaktadır. Bu iki derenin birleştiği noktadan itibaren kanyon başlamak üzere bir vadide ilerleyen dere takip edilerek keyifli bir yürüyüşle kanyonun girişine ulaşılır. Kanyon girişine yaklaştıkça sarplaşan kayalar ve kartal yuvaları insanları bir bambaşka dünyaya götürmektedir. Göbet adı verilen ve küçük bir gölcükten itibaren kayalar arasındaki dere yatağının en geniş yeri 4 metre civarındadır. Buna karşılık yan taraflarda bıçakla kesilmiş gibi yükselen 200 metreyi bulan yükseltileri manzaranın azametini anlatmak için yeterlidir. Bu bölgeden itibaren güneşi görmek derenin çizdiği mendereslere bağlıdır. Kanyonun bazı yerlerinde yürüyerek, kimi yerinde tırmanarak, bazen de 1,5 metreyi geçen serin sulardan yüzerek geçilebilir. Kanyonun 1,5 metre genişliğindeki en dar yerinde gökyüzü görünmez olur. Çünkü 25 metre yükseklikte büyük bir kaya kütlesi yukarıdan düşerek kanyon arasına sıkışıp kalmıştır. Burada yapılacak en zor şey ise 25 metre yükseklikte yer alan bu kayanın altından yüzerek geçmektir. Bu dar geçitten sonra kayaların yükselişi yavaş yavaş azalır ve sonunda geniş vadilere dönüşerek Çivril Ovası'na ulaşılır. Dere yatağından yamaçlara tırmanıldığında ise Işıklı Gölü ve Gümüşsu (kasabası) Mahalesi görülür. Ve kanyon çıkışından sonra 2 saatlik bir yürüyüşle Gümüşsu'ya varılır. Çivril Tokalı Kanyonu Efsanesi Yöre halkı kanyonu "geçilemez" bildiği için geçmeye pek yanaşmamışlar. Onlara göre buradan hayvan bile geçemez. Tabii durum böyle olunca halk arasında şu rivayet söylenir olmuş. Kanyonun en dar ve geçit vermez yerinde altın tokalı bir kapının ardında Romalılar Dönemi'nde altın saklanıyormuş. Altının miktarı kimine göre 30, kimine göre ise 40 ton imiş. Ama tepeden otomobil büyüklüğünde bir kaya düşüp, altın tokalı kapıyı kapatmış. Kimse kanyona giremediği için definenin varlığı ya da yokluğu konusunda kimse bir şey söyleyemezken, altının miktarı her geçen gün artıyormuş. İşte geçilemez bilinen bu kanyon 7 Kasım 1993'de 10 kişilik bir ekip tarafından ilk kez geçilmiştir. Kaynak: Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Denizli Gezilecek Yerler Adres: Tokalı Kanyonu Gümüşsu (Kasabası) Mahallesi Çivril DENİZLİ

  46. Kuş Gözlemciliği - Karakuyu Göleti

    46

    Kuş Gözlemciliği - Karakuyu Göleti

    Dinar, Afyonkarahisar

    Afyonkarahisar ili, Göller Bölgesi’nde yer alması nedeniyle turizmin ilgisini çekebilecek nitelikte çok sayıda göl ve göletlere sahiptir. Akşehir, Eber, Karamık, Acıgöl gibi doğal göllerin yanı sıra sulama amaçlı Karakuyu, Pınarbaşı, Bayat, Selevir, Örenler, Kırka, Emre, Taşoluk gibi sulama amaçlı bir çok gölet bulunmaktadır. Bunların içerisinde doğal ve turistik açıdan en dikkat çekici olanı Karakuyu’dur. Kocapınar kaynak suları ile beslenen ve 13.741  hektar olan göl alanı organik maddece (peat) zengin olmakla beraber, 1994 yılında Yaban Hayatı Koruma Sahası olarak tefrik edilmiş olup, aynı zamanda I. derece doğal sit alanıdır. Karakuyu Gölü, göller bölgesinde ve kuşların göç yolları üzerinde yer alması, ayrıca nesli tehlikede olduğu için koruma altında bulunan çeşitli su kuşları (Dikkuyruk, Ördek, Turna v.b.) için bir yaşama ortamı, emin bir sığınak konumundadır. Göç mevsiminde leylek, balıkçıl, sögüt bülbülü, flamingo gibi kuşlar bu bölgede konaklamaktadır. Kuş uzmanları tarafından 173 adet kuş türü tespit edilmiştir. Aynı zamanda zengin su kaynaklarına sahiptir. Bugün gölün tamamı kamış, hasır otu ve nilüferle kaplı durumdadır. Sahanın bu özelliği kuşların yuva yapma ve saklanmalarına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Karakuyu Gölü’nün ve Kocapınar kaynaklarının bir özelliği de, kaynak sularından oluşmasından dolayı “donmaması” sonucu, kış mevsiminde kuşlar için doğal bir ortam oluşturmasıdır. Karakuyu Gölü’nü ilk keşfedenler 1991 yılının kışında dikkuyruklar olmuştur. O kış çok sayıda dikkuyruk, ördek ve turna Karakuyu Gölü’ne gelmiştir. Yaz aylarına doğru leylek ve balıkçıl, daha sonraki zamanlarda yalıçapkını, sakarmeke, uzunbacak, sazdelicesi, angıt, söğüt, bülbül, flâmingo gibi kuşlar bu bölgede konaklamaya başlamıştır. Güneydeki dağlarda da yer yer kaya kartalları görülmüştür. Yapılabilecek turizm aktiviteleri: Kuş gözlemciliği Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü  

  47. Bülbül Camii / Alemdar Camii

    47

    Bülbül Camii / Alemdar Camii

    Uluborlu, Isparta

    16. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen cami, dikdörtgen planlı, beşik çatılı, minarelidir. Dış duvarlarında köşeler devşirme antik taşlarla, yan duvarlar moloz taşlarla örülmüştür. Aralarda ahşap hatıllar vardır. Caminin batı duvarında altta üç büyük, üst katta beş küçük pencere vardır. Minare güney doğu köşededir. H. 1331 - M. 1915 tarihinde tamir edilmiş ve minare 1. Dünya Savaşı sırasında Askerlik Şubesi Başkanı Mustafa Mashar Bey tarafından yaptırılmıştır. Minaredeki kitabede şu yazılıdır; “Cihanda var olanlar eder hem varlığın ihya, ne tevfiktir, bu tarihte güzel namın eden ikba, semaya yükselen asar olur makbul-i Yezdan, okunur İsmillah edilir vasf-ı ila, geldi bir tahir dedi tam cevheri tarih, mükemmel yaptıran kimdir.” Minare daha önce Hacı İzzet Paşa ailesi tarafından yaptırılmıştır. Isparta Gezilecek Yerler Adres: Eski Kasaba Mevkii Uluboru/ISPARTA

  48. Conana Harabesi

    48

    Conana Harabesi

    Gönen, Isparta

    Kaletepe’nin yamacında bulunan, “Mancarlı Sırtı” olarak gösterilen alanda, 1.483 metrelik bir yükseltiden başlayarak, yaklaşık çapları 5 metre ile 9 metre arasında değişen etrafı dairesel olarak düzgün kesme taşlarla çevrili, üst tarafı traşlanmış ve bazen de ortası kaçak kazılar sonucu kazılarak oyulmuş tümülüs mezarlar bulunmaktadır. Bu tümülüs mezarların bazılarının dromoslu oldukları, bazılarının ise ortalarında doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı ve büyük düzgün blok taşlardan yapıldığı anlaşılan mezarların yer yer açığa çıktığı görülmüştür. Tümülüslerin üzerinde Geç Helenistik-Erken Roma Dönemi’ne ait günlük mutfak kullanım eşyası seramik parçaları vardır. Mancarlı Sırtı’ndan Kaletepe’nin zirvesine doğru tırmanışta işlevi tam anlaşılamayan kare planlı binaların kalıntıları temel seviyesindeki duvarlarından izlenebilmektedir. Antik kentin kalıntıları Kaletepe zirvesine kadar yayılmaktadır. Zirvede sarnıça rastlanması ve işlevi anlaşılamayan değişik tipte bazı mekânların da yer alması nedeniyle, kalıntılara göre burada bir küçük kale yapısının bulunduğu tahmin edilmektedir. Isparta Gezilecek Yerler Adres: Gönen / ISPARTA

  49. Görsel yok

    49

    Atabey Çeşmesi

    Atabey, Isparta

    Onaç Mahallesi Meydan Sokak’ta bulunan çeşmenin bir adet mermer kitabesi bulunmaktadır. Kitabesinde; “Sahibü’l-hayrat şaid Muhammed bin el-Hac Memiş sene 1134” yazılıdır. Bu tarih miladi 1722 senesine tekabül etmektedir

  50. Süleyman Demirel Demokrası Ve Kalkinma Müzesi

    50

    Süleyman Demirel Demokrası Ve Kalkinma Müzesi

    Atabey, Isparta

    Müze, Isparta şehir merkezine 24 kilometre uzaklıkta olan İslamköy’dedir. Külliye şeklinde yapılan ve müzenin de yer aldığı yapılar, 16 bin metrekare alan üzerine kurulmuştur. Külliye; cami, ana müze binası, kütüphane binası, lojman ve depo binalarından oluşur. Türkiye’nin 50 yıllık medeniyet mücadelesinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak da görev alan Süleyman Demirel’in yaşamından, deneyimlerinden örnekler, yurt içi ve yurt dışı gezilerinde kendisine verilmiş olan hediyeler, anı, şükran plaketleri ve fotoğrafları, yurt içi mizah yazarları tarafından değişik dönemlere ait karikatürler, Türkiye’nin kalkınmasında çok büyük önemi olan projelerin temel atma ve açılışlarına ait fotoğraflar çeşitli salonlarda sergilenmektedir. Müzenin kütüphane ve arşiv bölümlerinde yer alan binlerce eser de araştırma yapmak isteyenlere sunulmaktadır. Kaynak: Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Isparta Gezilecek Yerler Adres: Hıdır Mah. Hürriyet Cad. No:18 İslamköy, Atabey, Isparta.

  51. Görsel yok

    51

    Firdevs Bey Bedesteni

    Isparta merkez, Isparta

    Mimar Sinan Camiine gelir sağlamak için Isparta Valisi Firdevs Bey tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan üslûbunu taşıyan bu yapı düzgün kesilmiş kövke taşlarıyla yapılmıştır. Kuzey güney doğrultusunda uzanır ve her iki yönden birer girişi vardır. Kurşun kaplı beşik-tonoz çatısı 1967 yılında gördüğü onarımla değiştirilerek ahşap çatı ile kaplanmış ve içindeki dükkanlarla birlikte hizmete girmiştir

  52. Görsel yok

    52

    İplikçi (Halil Hamit Paşa) Camii

    Isparta merkez, Isparta

    Caminin bulunduğu yerde İplik Pazarı kurulduğu için İplikçi Camii olarak adlandırılmıştır. Çarşı civarında, Ispartalı zenginlerden Abdi Ağa tarafından 1562 tarihinde inşa edilmeye başlanmış, 1569 yılında bitirilmiştir.

  53. Görsel yok

    53

    Kapıkaya Mağarası

    Isparta merkez, Isparta

    Merkez ilçeye bağlı Güneyce Köyü’nün 3 km güneyinde Kapıkaya Tepesi’ndedir. Toplam uzunluğu 87 m’dir. Muhtemelen tarihi dönemlerde kullanılmıştır. Hacminin çok geniş olması nedeniyle sığınak olarak da kullanılmaya çok uygundur

  54. Kovada Gölü Milli Parkı

    54

    Kovada Gölü Milli Parkı

    Eğirdir, Isparta

    Eğirdir İlçesi’nin 29 kilometre güneyinde bulunan Kovada Gölü, oldukça sığ bir göldür. Benzersiz flora zenginliği ve yaban hayatı çeşitliliğinin yanı sıra, açık havada dinlenme ve eğlenme imkanları bakımından büyük potansiyele sahip olması, Kovada Gölü ve çevresini milli park yapmaya yetmiştir. 6534 hektar büyüklüğündeki milli park ve çevresinde, doğa araştırması, kamp yapma, yürüyüş, manzara seyretme, kuş gözlemciliği ve tırmanma yapılabilmektedir.  Eğiridir- Kovada Gölü Milli Parkı Bisiklet Parkuru Başlangıç noktası Eğirdir otogar önü olan parkurun bitiş noktası Kovada Gölü Milli Parkı olarak belirlenmiştir. Tamamı asfalt olan yolun ilk 4 kilometresi Eğirdir-Konya Karayolu olduğundan, bu bölümde bisikletçiler dikkatli olmalıdır. 4'üncü kilometrede yer alan Kovada Gölü Milli Parkı tabelasından sağa doğru dönülür. Parkurun kalan kısmının neredeyse tamamı bu yol üzerindedir. Yol boyunca iniş ve çıkış yok denecek kadar azdır. Bu parkur boyunca yolun sağında ve solunda elma bahçeleri yer alır.  Eylül ve Ekim ayları elma hasadı dönemi olduğu için, yol boyunca kamyon ve traktörler yoğun olarak arkanızdan ve karşınızdan gelecektir. Bu yüzden dikkatli olunması gerekmektedir. Bu bölümde yaklaşık 23 kilometre ilerlendikten sonra Kovada Gölü Milli Parkı yol ayrımına ulaşılır. Buradan sola dönülür. Parkurun son 3 kilometresi ziyaretçilerini Kovada Gölü eşliğinde bitiş noktasına ulaştırır. Kovada Gölü Yürüyüş Parkuru Milli parka ulaşıldığında alanla ilgili daha detaylı bilgi ve yürüyüş rotası seçenekleri ziyaretçi tanıtım merkezinden öğrenilebilir. Tanıtım merkezi önünden başlayan patika, kısa bir süre sonra küçük bir iskeleye ulaşır. Burası fotoğraf çekmek için ideal noktalardan biridir. Güzergah üzerinde yaklaşık 100 metre ilerlendiğinde karşılaşılan patika ayrımında sağa doğru, göl kıyısı boyunca ilerlenir. 200 metre sonra ikinci iskeleye ulaşılır. İskeleden 100 metre sonraki yol ayrımında, yürüyüş kısa tutulmak isteniyorsa sola, uzun bir yürüyüş yapılmak isteniyorsa düz gitmek gerekir. Ayrımda düz gidildiğinde yaklaşık 1,5 kilometrelik bir güzergah ile yarımadanın etrafı dolaşılır. Yarımadanın en yüksek noktasında, muhteşem göl fotoğrafları çekilebilecek gözetleme kulesine ulaşılır. Kuleden sonra 900 metre süren bir yürüyüşle ziyaretçi tanıtım merkezine ulaşılır ve parkur bitirilir. Parkur uzunluğu 3 kilometredir. Kaynak: Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Isparta Gezilecek Yerler Adres: Eğirdir/ Kovada.

  55. Yazili Kanyon Tabiat Parkı

    55

    Yazili Kanyon Tabiat Parkı

    Sütçüler, Isparta

    Sütçüler İlçesi’ne 20 km uzaklıkta bulunan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı, 600 ha.lık bir alanı kapsamaktadır. Kanyonun yan duvarlarında Bizans dönemine ait ibadet yapılan bölümler, sunak yerleri ve yazılar bulunmaktadır. Bu yazıtlar nedeniyle kanyona “Yazılı Kanyon” denilmiştir. Kanyonun derinliği 100 ile 400 m.dir. Çandır Köyü hudutları içerisinde kalan park, 1989 yılında tabiat parkı olarak tescil edilmiştir. Tabiat parkı, zengin bitki örtüsü ve yaban hayatı ile seyrine doyum olmayan eşsiz doğal güzellikleriyle turistlerin sürekli ziyaret ettiği bir yerdir. Tarihi “Kral Yolu”nun da geçtiği kanyon, tapınak ve kaya yazıtları ile tarihi önem arz etmektedir. Aziz Paul, Perge'den Pisidia Antiokheia’ya giderken bu kanyondan geçmiştir. Park alanı içerisinde, halkın dinlenmesine uygun kamp alanı bulunmaktadır. Çandır (Aksu’nun bir kolu) Vadisinde Yazılı Kanyon Kaya Yazıtı: (Hür insan üzerine şiir) Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek :       Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur Ve kararında içtenlikliyse hür kişi , Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi Ve bununla yücelir hür kişi, hatalarla değil. Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tad almaz o Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna Herkesin tek şansı vardır. O alır kader icabı beden güzelliğini Budur soy güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda. Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu, ama Yüceydi herkesten, bir kartal gibi: bilgelikte ise takdire şayandı ruhu Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu. Keşke şimdi de (bu mümkün olsa) Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya geldi. Yürüyüş parkurunun başlangıç noktası Çandır Köyü’nden Sütçüler İlçesi’ne giden yolda, köy çıkışında Yazılı Kanyon’a ayrılan yol olarak alınmıştır. Araçla kanyonun girişine kadar gidilebilir ve yürüyüşe buradan da başlanılabilir. Kanyon girişinde su, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği küçük bir kafe bulunmaktadır. Bu noktada ziyaretçileri iki doğal güzellik karşılar… İlki kanyon duvarlarını oluşturan çok yüksek kaya blokları; ikincisi ise bu kayalardan süzülüp gelen ve vadi tabanında size yol gösteren Göksu Çayı’dır. Araç park yerinden kanyonun içine doğru yürüdükçe kaya bloklarına daha da yaklaşırken patika üzerindeki işaretler de dikkat çeker. Bu kanyon da Aziz Paul’ün geçtiği, Türkiye’nin işaretlenmiş en uzun ikinci yolu olan Aziz Paul Yolu’nun bir bölümüdür. Dar patikada 300 metre yürüdüğünüzde karşınıza çıkan demir köprüden kanyonunun diğer tarafına geçilir ve burada Epikür’ün “Hür İnsan”  adlı şiirinin yazılı olduğu kayaya ulaşılır. Yazılı Kanyon’un adı da bu yazıttan gelmektedir. Yazıttan kanyonun içine doğru çeşitli bitkilerin, ağaçların ve çok yüksek kayaların oluşturduğu güzelliği hemen solunuzdan akıp giden Göksu Çayı’nın şırıltısı tamamlar. Bir kilometre bu şekilde yürüdükten sonra açık bir alanla karşılaşılır. Bu alanın solundan aşağıya inen patika az ilerde ziyaretçilerini bir su kaynağına götürür. Kanyonun girişinde karşılaştığınız insanların söylediği “Suyun Çıktığı Yer” burasıdır.  Çayın geldiği yönde ilerleyen patikadan kanyonun daha içlerine ilerlenebilir. Ancak 1 kilometre kadar sonra patikalar biter ve bu noktada su geçişi yapmak gerekir. Bu da tehlikeli olabileceği için bu parkurun daha geride bir noktada bitirilmesi tavsiye edilir. Kanyon, doğal bir fotoğraf çekim alanı cennetidir. Zengin bitki örtüsünün yanı sıra yaban hayatı çeşitliliği de alanı dört mevsim ziyaret etmek için iyi bir nedendir. Muhteşem akarsu, kanyon ve dağ manzarası fotoğrafları çekilebilir. Kaynak: Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Isparta Gezilecek Yerler Adres: Çandır Köyü- Sütçüler/ Isparta

  56. Görsel yok

    56

    Milias Antik Kenti

    Bucak, Burdur

    Bucak ilçesi, Kocaaliler kasabası sınırları içerisinde Toroslar üzerindedir. Helenistik ve Roma Dönemlerinde yerleşim gören kentin doğusu, batısı ve güneyi sarp, çıkılması zor kayalıklarla çevrilmiştir. Kayalıklar arasındaki boşluklara da surlar yapılmıştır. Kentin Nekropoli de sur dışında ve kuzeydedir. Evlerin çoğu ana kayalar kesilerek yapılmıştır. Küçük ve ana kayaya oturtulmuş bir tiyatrosu vardır.

  57. Antalya Müzesi Salonlari

    57

    Antalya Müzesi Salonlari

    Muratpaşa, Antalya

    Çocuk Bölümü: Bu salonda çocukların çağlar önce oynadığı oyuncak ve oyunlar sergilenmektedir. Ayrıca birçoğu artık yok olmuş tipik bir Anadolu kenti çarşısı görülebilir. Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu: Bu salonda dünyanın oluşumuna tanıklık etmiş fosiller ve insanlık tarihinin ilk buluntuları olan eserlere yer verilmiştir. Avcılık ve toplayıcılık düzeninden yerleşik düzene geçen ve bununla birlikte uygarlığa ilk adımını atan insanoğlunun ürettiği kullanım eşyaları, inanışlarına ait idoller, heykelcikler ve Anadolu’nun en eski ölü gömme geleneklerinden birini yansıtan küp mezar sergilemesi de bu salonda yer almaktadır. Seramik Eserler Salonu: Uygarlığın ilerlemesi ile birlikte pişmiş toprak eserlerdeki estetik ve teknolojik gelişimi, Geometrik Dönem’den (İ.Ö.1100) Bizans Dönemi’ne (İ.S.1100) kadar kronolojik olarak bu salonda görmek mümkündür. Bölge Kazıları Salonu: Bölge kazılarından gelen eserlerin sergilendiği bu salonda Likya, Pamfilya ve Pisidya bölgelerinde yer alan ören yerlerinde üniversiteler tarafından yapılan arkeolojik kazıları ve Müzenin yaptığı kurtarma kazıları sonucu gün ışığına çıkmış eserlerden örnekleri görmek mümkündür. İmparatorlar Salonu: Bu salonda Roma Döneminin imparatorları, imparatoriçeleri ile dönemin önemli politik şahsiyetlerinin M.S. 2. yüzyıla tarihlenen ve Perge’den bulunmuş olan heykeller bu salonda sergilenmektedir. Tanrılar Salonu: Bu salonda heykeltıraşlık ve mitolojinin muhteşem birleşimini görmek mümkündür. Yunan mitolojisinde adı geçen, tanrıların kralı Zeus, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit, güneş ışığının tanrısı Apollon gibi tanrı ve tanrıça heykelleri yer alır. Mozaik Salonu: Bir Pamfilya şehri olan Seleukeia’nın agorasında bulunmuş olan “Filozoflar Mozaiği” bu salonun en etkileyici eserlerindendir. Mozaiklerin yanı sıra, bu salonda Perge heykeltıraşlık atölyesinin ürünü olan bir heykel grubu ve yine aynı atölyeye ait ve üst yarısı ABD’de olan Herakles Heykelinin alt yarısı da görülebilir. Perge Batı Cadde ve F5 Çeşmesi Salonu: Bu salonda Batı Caddeden çıkan Athena heykeli, Helenistik Dönem Kuleleri önündeki meydandan çıkan Aphrodite heykeli ile kuzey hamamının batı köşesinde yer alan F5 Nymphaeumu havuzu içinden açığa çıkarılan toplam 13 adet heykel sergilenmektedir. Perge Tiyatrosu Salonu: Perge Tiyatrosunda yapılan arkeolojik kazılar sonucu sahne binasından ele geçirilen on yedi adet anıtsal heykel, frizler ve bazı mimari parçalar bu salonda sergilenmektedir. Lahitler Salonu: Bu salonda sergilenen lahitlerin büyük bölümü Perge nekropolünde yapılan kazılardan ele geçmiştir. Bu salonda Madalyonlu, Sütunlu ve Girlandlı, Pamfilya tipi lahitler ile Girlandlı Lahit ve Herakles Lahdine ait parçalar da görülebilir. Ölü Kültü Salonu: Müze ek binasının alt katında ölü gömme geleneklerine ait örnekler sergilenmektedir. Patara Antik Kentinde ortaya çıkmış oygu gömüt canlandırması; Perge’de bulunmuş muhteşem Dioniziak lahit; Limyra Heroon’una ait bir karbir karyatid, alınlık ve frizler; Limyralıları, Ptolemaioslar ailesi için inşa ettikleri tapınağa ait heykeller ve yazıtlar bu salonda görülebilir. Sikke, Küçük Eserler ve İkonalar Salonu: Bu salonun sikke sergilemesi bölümünde Pamfilya, Pisidya ve Likya bölgesi sikkeleri, Elmalı Sikkeleri ile Beylikler Dönemi, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı sikkeleri sergilenmektedir. Etnoğrafya Salonu: Antalya Müzesi’nin Etnografya bölümü, iki büyük salon ile bu salonları birleştiren bir geçişten ibarettir. Etnografya salonlarında Türk İslam Eserleri ile yakın tarihimizin en güzel kültür objelerini içeren eserler ve canlandırmalar görülebilir. Sinevizyon Salonu: Antalya ili ve örenyerlerinin bilgilerinin verildiği, Antalya Müzesi Müdürlüğü'ne ilişkin anlatımın yapıldığı ve çeşitli görsellerin izlenebildiği salondur. Kaynak: Antalya Müzesi Müdürlüğü Antalya Gezilecek Yerler Adres: Antalya Müzesi Konyaaltı Cad. No:88-07050 ANTALYA

  58. Görsel yok

    58

    Konakaltı Mağarası

    Muratpaşa, Antalya

    Konakaltı Mağarası, şehirdeki Atatürk Parkı'nın denize doğru inen kıyısında yer alıyor. Mağaranın iki adet giriş kapısı vardır. Giriş kapılarının biri doğu, diğeri ise batı tarafında. Doğu salonunda genellikle kaya blokları görülmekle birlikte, batıdaki salonunda ise sarkıt ve dikitler dikkat çeker.

  59. Görsel yok

    59

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Lara Halk Plajı Lazlo Beach

    Muratpaşa, Antalya

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Lara Halk Plajı Lazlo Beach, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  60. Etnografya Müzesi

    60

    Etnografya Müzesi

    Muratpaşa, Antalya

    19. yüzyıla tarihlenen iki konaktan oluşan  Antalya Etnografya Müzesi,  Muratpaşa ilçesi, Kaleiçi Kentsel ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı içinde yer almaktadır. Yapılar, eğimli bir alanda farklı kotlarda yer almaktadır.  Alt ve Üst Konak olmak üzere iki ayrı konseptin oluşturulduğu binalarda, Osmanlı Dönemi mimari özellikleri karşımıza çıkmaktadır. 1 no.lu konakta genel olarak Türk-İslam Eserleri, 2 no.lu konakta ise Antalya’nın Osmanlı Dönemi ev yaşamını yansıtan oda düzenlemeleri ile aynı dönemde kullanılan eşyalar ve mimari parçalar teşhir edilmektedir. Alt kotta kalan ve çoğunluğunu Türk - İslam Eserleri sanatını içeren eserlerin oluşturduğu 1 no.lu konağın ilk katında, Selçuklu Dönemi’nde kışlık saray haline getirilen Aspendos Tiyatrosu’ndan gelen Selçuklu çini kaplama parçaları ve Osmanlı Dönemi çinileri; 16.-20. yüzyıllar arası İznik-Kütahya ve Çanakkale üretimi seramikler, camdan yapılmış gaz lambaları ile laledanlar, güldanlar, şerbetlikler sergilenmektedir. Aynı katta, Kaleiçi’nde gerçekleştirilen kazılarda ele geçen objelerin sergilendiği bir bölüm daha yer almaktadır. İkinci katta Osmanlı Dönemi silahlarından ok, yay, zıhgir, kılıç, kapsüllü ve çakmaklı tabanca ve tüfekler, barutluk ve yağdanlıklar ile madalya ve nişanlar, mühürler, hamaylı, vefk, köstekli saatlerden oluşan sergileme yer almaktadır. Bu katta ayrıca hilye ve icazetname gibi hat sanatı örnekleri de sergilenmektedir. 1 no.lu konaktan daha yüksek kotta bulunan ikinci konağa, bahçe merdivenlerinden çıkılarak geçiş yapılmaktadır. Her iki konak da bir cepheleri ile sokağa bakarken bir cepheleri ile bahçeye açılmaktadır. İkinci konağın birinci katında Osmanlı Dönemi ahşap tavan, kapı, pencere kanatları, kapı tokmakları ve anahtarları;  heybe, çuval, iğlik, kilim gibi dokuma örnekleri ile yöresel müzik aletleri sergilemesi yer almaktadır. Ayrıca Antalya bölgesinin özgün dokumalarından  Döşemealtı Halıları, dokuma tezgâhı ve değişik dokuma  örnekleri ile Osmanlı Dönemi küçük bir Antalya Mutfağı canlandırması yine bu katta bulunmaktadır. Konağın ikinci katında,  Osmanlı Dönemi Kaleiçi ev yaşamını canlandıran misafirlerin ağırlandığı baş oda, hane halkının gün içinde ihtiyaçları doğrultusunda yemek-oturma odası olarak şekillendirilen oturma odası, yatak odası ve banyo yer almaktadır. Bu katta Osmanlı Dönemi kültürünü  yansıtan giyim-kuşam  örnekleri ve kahve kültürü sergilemesi de bulunmaktadır. Bahçe teşhirinde 13. yüzyıla tarihlenen Selçuklu Burç Kitabesi ile yine Selçuklu Dönemi  Fetih Kitabeleri, özgün eserler olarak karşımıza çıkmaktadır.  Diğer bahçe eserlerini, Osmanlı Dönemi kitabeleri, mezar taşları, top ve gülleler  oluşturmaktadır (Kaynak Metin: "Etnografya Müzesi", Antalya Müzesi, http://www.antalyamuzesi.gov.tr/TR-219462/etnografya-muzesi.html , 2019.). Etnografya  Müzesi Ziyaret Saatleri Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim): 08:30 – 19:30 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan): 08:30 – 17:30 Giriş Ücreti Ücretsiz Tatil Günü Yok * * T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının belirlediği, Müze ve Örenyerlerine Girişlerde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönerge’nin 11.Maddesine göre; Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’a kadar kapalıdır. Adres: Kılınçarslan Mahallesi Mermerli Banyo Sokak No: 17 Kaleiçi - Muratpaşa / ANTALYA

Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.

Sık sorulanlar

İstanbul Antalya arası kaç km ve kaç saat sürer?
İstanbul ile Antalya arası araçla yaklaşık 773 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 9 saat sürer.
İstanbul Antalya arasında yol üstünde nerelerde durulur?
İstanbul ile Antalya arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 1093 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 60 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, yolun sonuna doğru ise Etnografya Müzesi var.
İstanbul Antalya yolu hangi illerden geçer?
İstanbul ile Antalya arasındaki güzergâh İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Kütahya → Bilecik → Eskişehir → Afyonkarahisar → Denizli → Isparta → Burdur → Antalya illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Bursa sınırlarındadır.
İstanbul Antalya arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
İstanbul ile Antalya arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
İstanbul Antalya sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
Yaklaşık 9 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Bursa ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.