Yol üstü duraklar
İstanbul – Muğla arası yol üstü duraklar
777 km, yaklaşık 8 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.
Kısaca
İstanbul ile Muğla arası 777 km ve yaklaşık 8 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 840 gezi noktası var; yol 9 ilden geçiyor ve en çok durak Bursa sınırlarında (248 yer).
Bu koridorun 20 km yakınında toplam 840 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 54 tanesi listelendi.
- Görsel yok
1
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı
Arnavutköy, İstanbul
Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

2
Miniatürk
Beyoğlu, İstanbul
30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 2 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır. Toplam 60 bin metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15 bin metrekare maket alanı, 40 bin metrekare yeşil ve açık alan, 3 bin 500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır. Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir. Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 57 eser İstanbul'dan, 51 eser Anadolu'dan, 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, toplam 120 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, sonradan yapılabilecek eklemeler de göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiştir. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiştir. Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmıştır. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanı’nda bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiştir. Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na kadar pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya getirildiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır. Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3 bin yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır. Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilâlara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce - Beyoğlu / İstanbul

3
Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi
Kağıthane, İstanbul
Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? Kurucusu Jale Kuşhan'ın anlatımıyla öğrenelim. "A. Ü. Jeofizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik Üniversitesi Rus Dili Bölümü’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralayarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir. Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım, onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı, dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır." İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Cevahir AVM,

4
Galatasaray Müzesi
Sarıyer, İstanbul
Galatasaray Müzesi 1915 yılında Ali Sami Yen tarafından kurulmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün 50. yılı dolayısıyla 1955 yılında yayımlanan kitabın müze ile ilgili bölümünde müzenin kuruluşu bizzat Ali Sami Yen’in anılarından şu şekilde aktarılır. “Vaktiyle donanma cemiyetinin yaptığı teftişlerde birinciliği kazanmak için bütün kudretimizle çalışır, bütün şahsi vasıtalarımızı da bu uğurda kullanırdık. O sırada kotra eksiklerinin tamamlanması için kalafat yerinde sık sık dolaştığımdan bir gün ihtiyar bir gemicinin sattığı bir derin su iskandilini 15 kuruşa almaya muvaffak olmuştum. Çok eski modası geçmiş bir alet idi. Fakat temizleyip parlattıkça gemicilik odamızın masasının üzerinde kendisini gösterdi. Yanına ikinci bir alet getirme hevesi yavaş yavaş denizcilik müzemizin ortaya çıkmasına yol açtı. Kendi vasıtalarımızla almaya muvaffak olamadığımız aletleri de, bizi teşvik etmek isteyen o zamanki Bahriye Nazırı Cemal Paşa’dan almıştık. O tarihte kulüp merkezini Beyoğlu’ndan Kalamış Koyu"na taşımıştık. Evde kendim için toplamış olduğum spor resimlerini de kulübe getirdim. Mevcut kupalarımıza üç camekân temin etmiştik. Deniz ve kara sporlarına ait hatıralar bir araya gelince cazibesi büyüdü ve bu suretle yavaş yavaş Galatasaray Müzesi ortaya çıktı.” Ali Sami Yen’in 1915 yılında Kalamış’taki Kulüp Lokali"nde oluşturduğu; Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan müzede o zamana kadar kazanılan kupalar ile denizcilik malzemeleri sergilenmekteydi. Ancak savaş sonrasında bu müze binasına İngilizler tarafından el konulması üzerine Ali Sami Yen, bu ilk müzedeki tüm malzemeyi o zamanki lise müdürü Salih Arif Bey’e teslim eder. Karar 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla alınır. Böylece Galatasaray Müzesi uzun yıllar içinde yer alacağı lisedeki yerine gelmiş olur. Şimdilerde ise müze, lisenin karşısındaki tarihi Postane Binası'nda Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi adıyla ziyarete açılmıştır. Merkezin birinci katında Galatasaray Lisesi'nin kuruluşundan bugüne öyküsü; öğrencilerin üniformaları, derslerde kullandığı aletler gibi pek çok nesne ve fotoğraf yer almakta; ikinci katında ise Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bugüne hikâyesi, 1905’den bu yana kazanılan kupalardan bir kısmı, Metin Oktay'ın forması ve birçok fotoğraf ve spor nesnesi bulunmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün Galatasaray Lisesi’ni ziyaret ettiğinde kahve içtiği fincandan, imzalı fotoğrafına, 2000 yılında kazanılan UEFA Kupasından ve Süper Kupaya kadar Galatasaray Lisesi ve Kulüp tarihinde önemli belgeler ve nesneler bulunmaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Huzur Mh., Ali Sami Yen Spor Kompleksi, 34396 Sarıyer, İstanbul

5
Sadberk Hanim Müzesi
Sarıyer, İstanbul
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul
- Görsel yok
6
Rumeli Feneri
Sarıyer, İstanbul
İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

7
Beylerbeyi Sarayı
Üsküdar, İstanbul
Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

8
Küçüksu Kasri
Beykoz, İstanbul
Boğaziçi’nde, Küçüksu ile Göksu derelerinin arasındaki alanda bulunan Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu yörenin yerleşim tarihi Bizans Dönemi'ne kadar gitmektedir. Osmanlı Dönemi'nde padişahın has bahçelerinden biri olan Küçüksu ve çevresini, Sultan IV. Murad’ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya “Gümüş Selvi” adını verdiği bilinmektedir. 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda “Bağçe-i Göksu” adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud (1730-1754) döneminde Divitdâr Emin Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe’nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır. TGA Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemi, özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında olduğu gibi Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu alanda da eski ve ahşap yapıyı yıktırarak, yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır. 1857 yılında yapımı tamamlanan Küçüksu Kasrı, 15 x 27 metre bir alan üzerine yığma tekniğiyle ve kâgir olarak yapılmıştır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasrın bodrum katı, kiler ve mutfak hizmetkârlara ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk Evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir “Biniş Kasrı” niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde cephe süslemeleri elden geçirilerek zenginleştirilmiştir. Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda ve merdivenlerinde Batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, Avrupa’dan sipariş edilen mobilyalara yer verilmiştir. Alçı kabartma ve kalemişi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla zengin bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı’nın, Cumhuriyet Dönemi'nde bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış olduğu bilinmektedir. 1992 yılında başlatılan kapsamlı bir restorasyon projesiyle Küçüksu Kasrı’nın denize kayması engellenerek, 1996 yılında yeniden müze-saray olarak ziyarete açılmıştır. Kasrın hemen yanı başındaki iskele, çeşme meydanı ve özgün bahçenin geçmişte olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturulması amacıyla çeşme civarında ziyaretçilere kafeterya hizmetleri verilmekte, genişletilen rıhtım ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara tahsis edilebilmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Kaynak: İstanbul il Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Anadolu Hisarı Üsküdar 34810

9
Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi
Kadıköy, İstanbul
Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler. Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası. Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm. Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy
- Görsel yok
10
Polonezköy
Beykoz, İstanbul
Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.
- Görsel yok
11
Ballikayalar
Gebze, Kocaeli
Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.
- Görsel yok
12
Çerkeşli Kayalitepe
Dilovası, Kocaeli
Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.
- Görsel yok
13
Safiye Başdeğirmen
Karamürsel, Kocaeli
Hiçbir zorluk içermeyen bu parkur, dört mevsim sorunsuz yürünebilir.Parkurun bir bölümü patika,çok az bir bölümü toprak araç yoldan oluşur. Safiye Köyü'nün hemen içinden başlayan parkur Suludere'ye paralel patikalarda sürüyor.
- Görsel yok
14
Fulacik Valideköprü
Karamürsel, Kocaeli
Fulacıktan Valide Köprü'ye ya tam tersi,nerden yürürsen yürü dörtmevsim zorluğu olmayan bir parkur.Fulacık Köyü'nden Valide Köprü Mahallesine doğru giden bu parkur herkesin kolaylıkla geçebileceği nitelikte.
- Görsel yok
15
Deniz Avciliği
Termal, Yalova
Termal’de bulunan Sudüşen Çağlayanı’nda Alabalık avlanabilir. Elmalık köyü ve Kurtköy yakınlarında Alabalık tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca ilimizde deniz avcılığı Çınarcık, Esenköy, Armutlu, Kapaklı ve Fıstıklı sahillerinde yoğun olarak yapılmaktadır.
- Görsel yok
16
Yeşil İmareti
Yıldırım, Bursa
15.yy. Çelebi Sultan Mehmet döneminde, Hacı İvaz’ın nezaretinde yapılmıştır. Bugün büyük bir kısmı ayaktadır. İmaret ve yemekhane duvarları da günümüze kadar gelebilmiştir. Çatısı tamamen yıkılmıştır. İki kubbeli mutfak bölümü oldukça sağlamdır. Beden duvarları taş ve tuğla ile inşa edilmiş olup, depo bölümü de yıkılmış durumdadır. Çelebi Sultan Mehmet Cuma günleri bu imaretten fakirlere yemek dağıtırmış.
- Görsel yok
17
Emir Sultan Külliyesi
Yıldırım, Bursa
15. yüzyılın ilk çeyreğinde Bursa'da yaşayan 1429'ta vefat eden Emir Sultan, Buhara'da doğmuştur.Hz. Muhammed'in soyundan geldiği için "Emir", gönülleri fethettiği için "Sultan" denmiş ve"Emir Sultan" adıyla dillere destan olmuştur.Esas adı Muhammed'dir.Bursa'da çok büyük bir hürmet görmüştür.Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Beyazıd'ın kızı Hundi Hatun ile evlenmiştir. Emir Sultan Külliyesi bir padişah külliyesi olmayıp, önemli bir dini ziyaret yeridir.
- Görsel yok
18
Balabancık ve Gazi Aktimur Hisarı
Yıldırım, Bursa
Gazi Osman Bey, Bilecik, İnegöl, Sakarya ve Yenişehir’den sonra Bursa’ya yönelmeyi planlamıştır. Sarp kayalıklarla çevrili Bursa kalesi kolay alınamayacağı için Osman Gazi, biri kentin doğusundaki tepede, diğeri de kentin batısındaki kaplıcaların yakınında olmak üzere, havale kulesi dediğimiz iki tane gözetleme yeri yapmış ve giriş-çıkışları kontrol ederek kenti ablukaya almıştır. Bunlardan doğudakine Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur denir.
- Görsel yok
19
Hünkar Köşkü
Yıldırım, Bursa
Hünkar Köşkü Müzesi Uludağ'ın eteklerinde Temenyeri'nde Abdülmecit devrinde av köşkü olması için yapılmıştır.Köşk, 1859 yılında inşa edilmiştir.Abdülaziz ve V. Mehmed (Sultan Reşad)' te köşkte konaklamışlardır.Köşke gelenler arasında Mustafa Kemal Atatürk'te bulunmaktadır.Atatürk resmi ziyaretlerinin de dışında köşkte dört defa konaklamıştır.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır.
- Görsel yok
20
Aladdin Paşa Cami
Osmangazi, Bursa
Erken Osmanlı dönemini anlatan kaynaklara göre, Osman Gazi’nin oğullarından ve Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından 1326 yılında yaptırılmıştır. Bursa’da yapılan ilk cami olarak bilinmektedir. 1855 depreminde bir hayli hasar gören caminin 1861-62 yıllarında yapılan tamirinde bazı kısımlarını değiştirilerek, revakı yeniden yapılmış cephesine de Türk minaresine uygun olmayan üçgen biçimde bir alınlık yapılmıştır.

21
Issiz Han
Karacabey, Bursa
Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid döneminden kalmadır. Restore edilen eserin, kapı üstündeki kitabesinde "hayırlı işler ve Allah rızası için" 1396 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergahında, tarihte nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı Dönemi'nin güzel bir kervansaray örneğidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır. Halen otel olarak kullanılan hanı, gezmek isteyen ziyaretçilere imkan sağlanmaktadır. Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Bursa Gezilecek Yerler Adres: Gölkıyı Mahallesi Gölkıyı Köyü İç Yolu 16710 Karacabey/Bursa

22
Kocaçay Deltası
Karacabey, Bursa
Güney Marmara akarsularının büyük bölümünün birleşmesiyle oluşan Susurluk Irmağı, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Yeniköy yakınlarında Marmara Denizi ile buluşmaktadır. Susurluk Irmağı’nın oluşturduğu Kocaçay Deltası, göl, bataklık, kumul ve longoz ormanından meydana gelmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alan delta, göl, bataklık, kumul ve subasar orman ekosistemlerinden meydana gelir. Deltanın batı yarısında, toplam alanı 194 ha olan ve Maliç Deresi tarafından beslenen Dalyan ve Poyraz gölleri, 600 ha alan kaplayan sazlıklar, 730 hektarlık bir alana yayılmış dişbudak, kızılağaç ve söğütlerden oluşan subasar ormanlar ve çok çeşitli floraya sahip geniş bir kumul bandı bulunmaktadır. Deltada üreyen türler arasında kara leylek, pasbaş patka, bataklıkkırlangıcı, akça cılıbıt, küçük balaban, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, kuğu, yeşilbaş, çıkrıkçın, macar ördeği, elmabaş patka, ak kuyruklu kartal, sakarmeke, poyrazkuşu, sumru, küçük sumru ve pek çok ağaçkakan türü sayılabilir. Ayrıca göç esnasında küçük karabatak, ak pelikan, kışın ise sakarmeke başta olmak üzere büyük sayıda sukuşu bulunur. Kocaçay Deltası, bütün bu özellikleriyle doğaseverlere, hem kuş gözlemciliği yapma hem piknik yapma hem de arkalarına güzel bir doğa manzarasını alarak, denize girme olanaklarını sunuyor. Bakanlığımız koordinatörlüğünde 12.10. 2007 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal Sulak Alan Komisyonu toplantısı sonucunda Kocaçay Deltası, sulak alan koruma bölgelerinin sınırları belirlenmiştir. Koruma bölgeleri sınırlarında yapılması planlanan faaliyetler de “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği” ile ilgili hükümler çerçevesinde verilmektedir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

23
Tümbüldek
Mustafakemalpaşa, Bursa
Mustafakemalpaşa'ya 19 km. uzaklıkta Akarca köyündedir. Belediye tarafından işletilen otel ve hamamlar vardır. Banyo olarak ağrılı sendromlar, periferik sirkülasyon düzenleyici, içindeki demir nedeniyle cilt üzerinde astrojen olarak ve deri üzerindeki kırışıklıkları giderici içme olarak da karaciğer, mide, bağırsak, pankreas ve safra kesesi rahatsızlıklarını giderici özellikleri bulunmaktadır. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

24
Kösehoroz Şelalesi
Mustafakemalpaşa, Bursa
Mustafakemalpaşa Kösehoroz Köyü yakınlarındaki Değirmendere üzerindedir. Yüksekliği yaklaşık 18 metre olup, suyun düştüğü yerde doğa harikası bir kaya gölet oluşturmuştur. Değirmendere daha sonra, Mustafakemalpaşa Çayı’nın kollarından olan Alev (Kocaçay) Çayı’na dökülür. Derenin isminin kaynağı da Devecikonak yakınlarındaki su değirmenidir. Ulaşım: Kösehoroz Köyü Mustafakemalpaşa İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Yol asfalt olup, Devecikonağı yönündedir. Kösehoroz köyüne, günün belli saatlerinde giden köy otobüsleri mevcuttur. Şelaleye toplu taşım aracı ile ulaşım yoktur. Köyden şelaleye ulaşmak için orman içi yollardan yaklaşık iki saat yürümek gerekmektedir. Böyle bir yürüyüş için rehber alınması önerilir. (Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivinden)

25
Daskyleion Antik Kenti
Bandırma, Balıkesir
Daskyleion Antik Kenti, Balıkesir’in doğal güzelliklerinden biri olan Kuş Cenneti’nin yakınında yer almaktadır. Adını, MÖ 7. yüzyılda buraya yerleşen ünlü Lydia Kralı Daskylos’tan alan kentte gerçekleştirilen kazı çalışmalarında farklı dönemlere ait arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Bulunan önemli mimari unsurlar arasında, Frig ve Lidya surları, Akhamenid dönemde inşa edilmiş olduğu düşünülen bir tören yolu, yönetimsel ve dinsel işlevi olduğu düşünülen üç odalı bir yapı, bir Lidya dönemi mutfağı ile Helenistik Dönem ve Orta Çağ yapı kalıntılarını saymak mümkündür. Daskyleion’da yapılan kazılarda ele geçen buluntular Bandırma Müzesi’nde sergilenmektedir. Kaynaklar: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü turkishmuseums.com.tr. “Balıkesir’in 4 Antik Kenti.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Ergili Köyü Eski İlkokul Binaları Bandırma/Balıkesir

26
Şeyh Lütfullah Camisi
Karesi, Balıkesir
Şeyh Lütfullah Camisi, 1429 yılında yapılmıştır. Hacı Bayram Veli’nin arkadaşlarından Şeyh Lütfullah tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Orijinal konumu ile günümüze gelemeyen cami, 1907’de yenilenmiştir. Dikdörtgen plânlı kesme taş bir yapıdır. Son cemaat yerine üç basamaklı bir merdivenle çıkılır. Cephesi son cemaat yerinin üstüne rastlayan kadınlar mahfilinden ötürü iki katlı bir görünümdedir. İbadet yeri, düz ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap duvarına dört, duvarlara da üçer pencere açılmıştır. Mihrap taştan, minberi ise ahşaptandır. Tek şerefeli kesme taş minaresi kare bir kaide üzerine silindirik biçimde oturtulmuştur. Caminin avlusunda sekiz köşeli, üzeri saçaklı bir kubbe ile örtülü şadırvanı bulunmaktadır. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım, 10100 Balıkesir Merkez/Balıkesir

27
Yıldirim Camii Ve Külliyesi
Karesi, Balıkesir
Yıldırım Mahallesi’nde yer alan cami Balıkesir’in en eski Osmanlı yapıtıdır. Yapım kitabesi bulunmamaktadır. Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Oldukça büyük bir avlu içerisinde medrese ve imaret ile birlikte bir külliye durumundadır. 1818’de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır. Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları devşirme malzemedendir. Altısı Bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir. Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır. Duvarları geniş derzli kesme taştandır. Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır. Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da genel görünümüyle geç dönem özelliklerini taşımaktadır. Çatısı kiremitle örtülüdür. Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Batı cephesi daha hareketlidir. İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler 19. yüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır. Caminin kuzey, doğu ve batı duvarlarında birer kapısı vardır. Kuzeyde bulunan, ahşap ve camekanlı son cemaat yeri sonradan eklenmiştir. Dikdörtgen söveli cümle kapısının iki yanındaki stalaktit başlıklı kalın dört köşe payelerin üstünde kesme taştan basık bir sivri kemer yer alır. Kemerin içinde kapı sövelerinin üstünde bulunan alınlıkta bir çerçeve biçiminde yazıt yeri bulunmakta olup içi boştur. Caminin batı duvarı ve buradaki giriş, kuzey girişine göre daha gösterişli yapılmıştır. Girişin üstü dört ahşap direğe oturan kiremit kaplı bir sundurma ile örtülmüştür. Bu bölümün ahşap tavanı oldukça süslü olup, ortada ampir bir göbek bulunmaktadır. 1897 depreminden sonra tavan yenilenmiştir. Mihrabın, dikdörtgen biçiminde duvarlardan dışarı taşan, kütlevi çerçeve bölümü de yenidir. Beş kenarlı mihrap nişinin kavsarası stalaktitlerle yukarı doğru daralmaktadır. Minber ahşaptır. Minaresi kuzeybatı köşesinde yer alır. Kesme taştan ve yenidir. Kare kaide üzerinde yükselen minare, silindirik gövdeli ve yivlidir. Gövde ile kaidenin birleştiği bölümde iki sıra bilezik vardır. Şerefenin altında da aynı biçimde bir bilezik bulunmaktadır. Caminin avlusundaki şadırvan yenidir. Sekiz kenarlı mermer havuzun her köşesinde yuvarlak gömme sütunlar yer alır. Üzeri beş direğe dayanan bir camekanla örtülüdür. Caminin kuzeydoğu köşesindeki imaret (Misafirhane-Zaviye) cami ile birlikte 14. yüzyılın sonunda yapılmıştır. Orijinal durumu ile günümüze kadar gelebilmiştir. İlk Osmanlı Dönemi'nde sık görülen zaviye camiler tipinin en basit örneğidir. Moloz taştan yapılmış duvarları kirpi saçaklarla tamamlanmıştır. Büyük bir niş içinde yer alan yay kemerli cümle kapısı üzerinde mermer bir yazıt bulunmaktadır. Kapıyı zengin bir silme çevrelemektedir. Kenarları düzgün tuğla kemerli, pencere açıklıkları örtülüdür. İçeride, orta mekânın iki yanında, daha alçakta zaviye odaları bulunmaktadır. Orta mekân ahşapla örtülü olup, yan mekânlar tonoz ile örtülmüştür. Bina dıştan kiremit çatı ile kaplıdır. Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. Sadece dış duvarları orijinaldir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Yıldırım Mahallesi Gazi Bulvarı Karesi/Balıkesir

28
Yeşilli Cami / Hisariçi Camisi
Karesi, Balıkesir
Hisariçi Camisi’nin banisi bilinmemektedir. Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786’da onarıldığı anlaşılmaktadır. Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır. Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Zeminden biraz yüksekte olan caminin çift kanatlı bir son cemaat yeri vardır. Buradaki bir merdivenden, üst kattaki kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. İbadet yeri oldukça basit olup, mihrabın iki yanında kaideleri duvara gömülü üçer sütun bulunmaktadır. Sütunlar arasındaki yüzeylerin üstünde pencereler ve frizler bulunmaktadır. Dışarıya doğru çıkıntı yapan mihrap oldukça sadedir. Mihrabın içerisinde 19. yüzyılın ikinci yarısında çok sık rastlanan ışın motifleriyle, tepedeki madalyonda da Allah yazısı görülmektedir. Oldukça basit olan ahşap minber boyanmış ve özelliğini yitirmiştir. Giriş kapısının üzerinde altı ahşap sütuna dayanan balkon görünümünde kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin taş minaresine son cemaat yerinden çıkılır. Silindir gövdeli olan minarenin altındaki mukarnas dizileri dikkat çekmektedir. Kaynak: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Balıkesir Karesi Eski Kuyumcular Mahallesi Yeşilli Mevkii

29
Zağnos Paşa Camisi Ve Külliyesi
Karesi, Balıkesir
Zağnos Paşa Camisi, Balıkesir’in şehir merkezinde yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos (Zağanos) Paşa tarafından 1461 yılında yaptırılmıştır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan külliyeden günümüze sadece hamam orijinal durumunda gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe ise 1908’de Balıkesir Mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır. Kare planlı cami, düzgün yontma ve kesme taştan yapılmıştır. Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi bulunur. Caminin son cemaat yeri yoktur. İç bölüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir. Üç yanda, dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatıyla örtülü sundurmalar yer alır. Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanmaktadır. Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir. Mihrap, son dönem Türk sanatı özelliklerini taşıyan en güzel örneklerden biridir. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır. Cami avlusunda türbe, hazire ve şadırvan bulunmaktadır. Caminin avlusunun güneyinde ise bir güneş saati vardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, gerçekleştirdiği yurt gezileri sırasında geldiği Balıkesir’de, 7 Şubat 1923 günü, öğle namazını büyük bir cemaatle Zağnos Paşa Camisi’nde kılmış; burada önemli bir konuşma yapmıştır. Gazi Paşa’nın namazdan ve şehit ruhları için okunan mevlitten sonra minbere birkaç basamak çıkarak, cemaatin tamamını görebilecek şekilde gerçekleştirdiği konuşmasının metni, bugün caminin dış duvarında da asılı bulunmaktadır. Kaynaklar: Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Atatürk Ansiklopedisi web sitesi. “Atatürk’ün Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde Verdiği Nutku.” Balıkesir Gezilecek Yerler Adres: Karesi, Karesi Sk 1/E, 10010 Karesi/Balıkesir
- Görsel yok
30
Zağnos Paşa Camii
Karesi, Balıkesir
Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesi’nde, çarşı içerisinde yer alır. Cami, türbe ve hahamdan oluşan bir külliye durumundadır. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461’de yaptırılmıştır. Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir. 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908’de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.

31
Akhisar Müzesi
Akhisar, Manisa
<p>Akhisar Müzesi 11 bölümde 1451 eserin sergilendiği arkeoloji ve etnografik eserlerden oluşmaktadır. Arkeolojik seksiyonda, 18-11 milyon yaşlarında fosiller, idoller, el aletleri, MÖ 6000-3000 yıllarına tarihlenen Yortan seramikleri, MÖ700-500 yıllarına ait seramik, gümüş kap ve altın buzağı, Hellenistik Dönem seramikleri, MÖ 500 - MS 200 tarihleri arasına ait figürinler, yağ kandilleri, mezar stelleri ve cam eserler sergilenmektedir. MÖ 500'lere tarihlenen lir çalan Eros, aslan başlı küpe, Herakles mührü, altın yüzük, kolye, iğne, Hıristiyanlık Dönemine ait günlük alet ve eşyalarda bu bölümde yerini almıştır.</p>

32
Thyateira Antik Kenti
Akhisar, Manisa
<p>Thyateira (okunuşu "Tiyatira"): Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi. Kent, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı'nın en önemli yerleşimlerindendir. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans dönemine kadar kent bu isimle anılmıştır. Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu'da kurulan Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Thyateira kentine ait kalıntıların bir bölümü bugün Akhisar kent merkezinde bulunan Tepe Mezarı mevkinde görülebilmektedir.</p>
- Görsel yok
33
Akpinar Mesire Alanı
Şehzadeler, Manisa
Manisa- Turgutlu yolu üzerinde, Manisa’ya 7 kilometre uzaklıktadır. Spil Dağı eteklerinde, yolun kenarında yer alan Akpınar, kente yakınlığı nedeni ile geçmişte rağbet gören piknik alanlarından biridir. Az yukarıda, Spil Dağı’nın Gediz Ovası’na bakan kuzey eteklerinde Kybele bereket tanrıçasının rölyefi bulunmaktadır. Şu anda Manisa Belediyesi’nin su kaynakları ve koruma alanı konumundadır. Kaynak: http://www.manisakulturturizm.gov.tr/TR,73049/mesire-yerleri.html Manisa Gezilecek Yerler Adres: Manisa
- Görsel yok
34
Kybele Kaya Kabartması (Papaz Kayası)
Şehzadeler, Manisa
<p>Akpınar mesire alanında düz kaya üstünde oturur biçimde betimlenen Kybele Kaya Kabartması bulunmaktadır. Kayaya oyulmuş bu figür 8x10 metre yüksekliğindedir. Hava koşullarının etkisiyle bazı kısımları bozulmuşsa da, her iki eli ile göğsünü kavraması, silindir biçiminde başlık giymesi günümüzde seçilebilmektedir. Kabartmanın sağ tarafında dört Hitit hiyeroglifinin izleri zorlukla görülebilmektedir. Kybele Kaya Kabartması, M.Ö. 13. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilmektedir. Kybele, bütün Anadolu yarımadasında tapınılmış olan ana tanrıçadır. (Magna Mater). Ana tanrıça Kybele’nin “Sipylene” adı altında Magnesia’da bir kült oluşturduğu belirtilmektedir. Kybele, Magnesia sikkelerinde de betimlenmiştir.</p>
- Görsel yok
35
Nif Dağı Antik Kazı Alanı
Kemalpaşa, İzmir
Antik çağda Olympos adını taşımış 19 dağdan biridir. 1999'dan itibaren yürütülen ön incelemelerde ve birkaç bölgedeki yüzey araştırmaları ve kazılarda önemli buluntulara ulaşılmış ve Nif dağının çeşitli kültürleri barındırdığı anlaşılmıştır. Başlıca kalıntılar Helenistik ve Bizans Dönemi’ne ait yapılar oldukları halde, gerek yüzeyde gerekse kazılarda ele geçen keramik buluntuları M.Ö 8. yy dan M.S 13. yüzyıla kadar tarihlenmektedir
- Görsel yok
36
Çeşnigir Camii
Şehzadeler, Manisa
<p> 1474 yılında <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed">II. Mehmed</a>'in azat etmiş olduğu bir köle olan Çeşnigir Sinan Bey tarafından yapılan cami, şehrin en eski camilerinden biridir.<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87e%C5%9Fnigir_Camii#cite_note-1">[1]</a> Caminin bir de kütüphanesi bulunmaktaydı.<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87e%C5%9Fnigir_Camii#cite_note-2">[2]</a></p>
- Görsel yok
37
Muradiye Camii ve Külliyesi
Şehzadeler, Manisa
<p>III.Murat adına 1583-1592 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, imarethane ve dükkanlardan oluşmaktadır. Projesi Mimar Sinan’a ait olan külliyenin inşası Mimar Mahmut Ağa tarafından başlatılmış ve ölümü üzerine Mimar Mehmet Ağa tarafından tamamlanmıştır. Medrese, klasik Osmanlı medrese plan ve şekline bağlı kalınarak yapılmıştır.</p>

38
Kuvayı Milliye Anıtı
Yunusemre, Manisa
<p>"Ben Atatürk’ü statik kılan heykel anlayışına isyan ettim, Ben O’nu tek başına ilahlaştırmak yerine devrimlerini, ilerici düşüncelerini anlatan, halkıyla birlikte güçlenen kompozisyonlar kurmaya çalıştım. Bunları muhakkak yeni nesillerin görmesi gerektiği inancını taşıdım." Prof. Tankut ÖKTEM</p>
- Görsel yok
39
Hisar Camii
Konak, İzmir
1872 yılında yıktırılan kale arkasında bugünkü Kemeraltı çarşısında, Hisarönü mevkiindedir. 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. İzmir’in en büyük ve gösterişli camiidir. Yenilenen minaresi ile cami, klasik dönem Osmanlı Camilerinin tipik özelliğini taşımaktadır. Cami içindeki kalem işi süslemeleri, hat sanatının inceliklerinin sergilendiği panolar ve mihrap - mimber işçiliği Türk sanat zevkinin en iyi örneklerindendir. Cami 1813, 1881,1927 ve 1980’li yıllarda onarım görmüştür.
- Görsel yok
40
Jeep Ve Atv Safari
Selçuk, İzmir
Selçuk İlçesi ve Menderes İlçesi Özdere Mahallesinde jeep safari hizmeti verilmektedir. Sözkonusu faaliyet; turistlere çam kokulu ormanlarda, muhteşem doğal güzellikler eşliğinde, çeşit çeşit bitki kokusunun birbirine karıştığı parkurlarda unutamayacakları bir deneyim yaşatmaktadır. ATV (QUAD) SAFARİ: ATV ( QUAD) Safari 4 tekerlekli motosikletlerle doğal hayatın içinde yapılan bir adrenalin sporudur. Bu deneyimi Selçuk İlçemizde yaşama imkanı bulunmaktadır.

41
Efes Yamaç Evler
Selçuk, İzmir
Efes Örenyeri sınırları içinde bulunan Yamaç evler, antik kentin Roma Dönemine ait yedi evden oluşan bir yerleşim alanıdır. Bu çok iyi korunmuş evler, Bülbül Dağı eteklerindeki teraslar üstüne inşa edilmiştir. Fotoğraf: Murat Öcal Antik Dönemde Efes'in ileri gelenlerinin yaşadığı Yamaç evler bölgesi, Romalılar tarafından yaşam alanına dönüştürülmeden önce Helenistik dönemde mezarlıktı. İlk inşa tarihi MS 1. yüzyıl olarak belirlenen evler, daha sonraki yıllarda çeşitli ilave değişikliklerle şehir terk edilene kadar kullanıldı. Fotoğraf: Murat Öcal Hellenistik Dönem’de Efes’in yöneticiliğini yapmış olan Lysimakhos’un kenti yeniden yapılandırdığı dönemde İonia’da kullanılan hippodomik plan sistemi (birbirine paralel ya da dikdörtgen ve dik sokaklar arasında kalan, kare ya da dikdörtgen yapılardan oluşan düzenli şehir planı) uygulanmıştır. Fotoğraf: Murat Öcal Günümüzde ziyaret edilebilen evlerin en erkeni İmparator Augustus Dönemi’ne aittir. Roma İmparatorluk Dönemi’nde evlerin dış görünümü oldukça sadedir ancak içyapısı gösterişlidir. Evler peristil ev mimarisi (antik mimarlıkta sütunlu koridorlar ile çevrelenmiş dikdörtgen biçimli üstü açık bir avlu) geleneğine uygun yapılmıştır ve pencereler bulunmaktadır. Ortada bir avlu ve etrafında oturma birimleri yer alır. Evlerin bazıları iki ya da üç katlıdır. Alt katlar günlük yaşantıya yönelik oturma odaları, salon, mutfak gibi birimlere, üst katlar ise yatak odalarına ayrılmıştır. Çeşmeler bütün evlerde ortak özelliktir. Evlerde hamam benzeri ısıtma sistemi vardır. Sistemin merkezi hamam olarak kullanılırken aynı zamanda künklerle evin diğer kısımlarına aktarılarak ısıtılması sağlanmıştır. Bu sistemle bağlantılı olarak yemek odası, mutfak ve latrina (tuvalet) önündeki çeşmelerden sıcak ve soğuk suyun akması sağlanmıştır. Evlerin çoğunda ağızları mermer bir kapakla kapatılmış su kuyuları bulunmuştur. Uygun bölümlerde tuvaletler yapılmıştır. Delikli oturma blokları ve altında ana kanalizasyona bağlı sistem vardır. Fotoğraf: Murat Öcal Evlerde inşaat malzemesi olarak taş ve tuğla harçla birlikte kullanılmıştır. Duvarlar içten ve dıştan sıvanmıştır. Evlerin tabanlarında mozaik kaplam ve mermer taban, duvarlarda ise freskler ve mermer kaplamalar kullanılmıştır. Mozaikler genelde siyah beyaz, geometrik desenli olmakla birlikte mitolojik sahneleri ve figürleri de içerirler. Fresklerde Müzler, Eroslar, kuş balık gibi havyan figürleri, günlük hayattan kişiler, tiyatro sahneleri işlenmiştir. Fotoğraf: Murat Öcal Evlerden kazılar sırasında çok sayıda imparator, imparatoriçe, filozof büstü; bronz, mermer, pişmiş toprak, fildişi ve camdan yapılmış dekoratif amaçlı çok sayıda eser ile takılar, oyuncaklar, tıp ve kozmetik aletleri, kullanım kapları, parfüm şişeleri, değişik malzemelerden yapılmış kandiller ele geçmiştir. Fotoğraf: Murat Öcal İzmir gezilecek yerler Kaynak: Efes Müzesi Adres: Atatürk, Uğur Mumcu Sevgi Yolu No: 26, 35920 Selçuk/İzmir

42
Yedi Uyuyanlar Mağarası
Selçuk, İzmir
Efes Antik şehrinin yakınlarında, Panayır Dağı eteklerinde bulunan Yedi Uyuyanlar Mağarası'na Vedius Gymnasium’unun yanından doğuya doğru dönen asfalt yoldan giderek ulaşılabilir. Burası, hem İslam dininde, Hem Hristiyanlıkta söz edilen Yedi Uyuyanlar –ya da Yedi Uyurlar- hikâyesindeki yedi gencin uyuduğu mağara olarak bilinir. Müslümanlar tarafından Kuran’da Kehf suresinde sözü edilen Ahsab-ı Kehf Mağarası’nın günümüzde daha çok Tarsus’ta ya da Afşin’de bulunan mağara olduğu kabul edilirken Hıristiyan dünyası Efes’teki bu yeri benimsemiştir. Yedi Uyurlar Efsanesi Farklı kaynaklarda farklı ayrıntılarıyla anlatılan efsaneye göre MS 250 yılı civarında İmparator Decius zamanında yaşayan yedi Hıristiyan genç (Bunlar, birçok kaynakta adları farklı verilen Malta, Malchus, Martinianus, Dionysius, Yohannes, Serapion ve Konstantinus’tur. İslamiyette ise Debernuş, Mesliha, Kafeştateyyuş, Sazınuş, Mekselina, Mermuş, Yemliha ve köpekleri Kıtmir’in adı geçer) imparatorun tanrılaştırıldığı tapınağa kurban sunmayı reddeder ve ölüm tehdidi alınca bir mağaraya sığınırlar. Hükümdar da mağaranın girişine duvar örülmesini emreder. Yedi Uyurlar bir süre sonra uykuya dalar. Gençler uyanır ve her şeyden habersiz olarak yiyecek almak için kente giderler. Bir fırından ekmek almak isteyen Yemliha eski parayı verince artık Decius’un (249-251) değil II. Theodosius’un zamanında (408-450) olduklarını ve arkadaşlarıyla yalnız bir gece değil, 200 sene boyunca uyuduklarını öğrenir. Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun her yanında yaygınlaşmıştır artık. Yemliha mağaraya geri dönüp durumu anlatınca, tüm arkadaşlar tekrar uyumaya karar verir ve bir daha uyanmazlar. Yedi gencin ölümünden sonra büyük bir cenaze töreni yapıldığı ve gömüldükleri mağaranın üzerine bir kilise inşa edildiği söylenegelir. Burada geçmiş yıllarda yapılan kazılarda, bir kilise ve çok sayıda mezar bulunmuştur. Mezarlarda ve kilisenin duvarlarında kutsal sayılan Yedi Uyuyanlar’a hitap etmek üzere yazılmış yazıtlar görülünce burasının efsanevi kilise olduğu kabul edilmiştir. Yakın çevresinde de Efes Antik Kentinin önemli mezarlık alanlarından birisi bulunmaktadır. Metin ve Fotoğraflar: İzmir Efes Müze Müdürlüğü İzmir Gezilecek Yerler Adres: Acarlar, 35920 Selçuk/İzmir

43
Yamaç Paraşütü - Adnan Menderes Kent Ormanı
Koçarlı, Aydın
Koçarlı’ya bağlı Sobuca köyü yakınında açılmış olan Adnan Menderes Kent Ormanı’nda yamaç paraşütü için çok elverişli bir pist hizmet vermektedir. Bu pistin yanı sıra kafetarya, restoran, piknik ve balık tutma alanları bulunmaktadır. Kent Ormanı içindeki pistten kalkış sonrası Menderes Ovası, Ege Denizi, Bafa Gölü ve Beşparmak Dağlarını izleyebiliyorsunuz. Ulaşım kolaylığı, hakim rüzgarlara göre konumu, iniş alanlarının genişliği, doğa manzarası ve farklı faaliyetlere ev sahipliği yapabilmesi sebebiyle bu spora gönül verenler için mükemmel bir uçuş bölgesidir. Yapılabilecek turizm aktiviteleri: Yamaç paraşütü, sportif olta balıkçılığı

44
Kampçilik - Paşa Yaylası
Efeler, Aydın
Paşa Yaylası; Aydın merkezden yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta olup il merkezinin kuzeyinde yer alan Cevizli Dağı'nda 1200 metre yükseklikte yer alır. Tertemiz havasının yanı sıra; kızılçam, karaçam ve ardıç ağaçlarından oluşan bir bitki örtüsüne sahiptir. Yaylada konaklama olarak Aydın Belediyesi'nin işlettiği bir otel bulunmaktadır. Bunun dışında özel mülkiyete ait eski yayla evleri ile piknik ve kamp alanları bulunmaktadır. Şehrin doğusunda yer alan Yılmazköy üzerinden ulaşılabilen yaylanın bitki örtüsü ve manzarası yürüyüş meraklılarına sporun yanında adeta görsel bir şov sunar. Yapılabilecek turizm aktiviteleri: Kampçılık, doğa yürüyüşü Aydın Turizm Aktiviteleri
- Görsel yok
45
Çavuş Köprüsü
Efeler, Aydın
Kesme taş malzeme ile inşa edilmiş köprü tabakhane deresi üzerinde tabakhane köprüsünden sonra 2. köprüdür. İki sivri kemerden oluşmuştur. Kemerlerin soldakinin kilit taşı üzerinde öküz ya da boğa başı kabartması yer almaktadır. Köprünün batı girişi üzerinde sağ kenarda tamirat kitabesi yer almaktadır.
- Görsel yok
46
Süleyman Bey Camii
Efeler, Aydın
Klâsik Osmanlı üslubunda yapılmıştır. Süleyman Bey’in vakfiyesinden, Üveys Paşazade Mehmet Bey’in torunu ve Cezayir Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın oğlu Süleyman Bey tarafından 1683 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın kalfalarından biri tarafından inşa edildiği sanılan bu cami, bir avlu içerisinde kare plânlı, kesme taştan ve tek kubbeli bir yapıdır
- Görsel yok
47
Eski Yeni (Hasan Çelebi) Cami
Efeler, Aydın
Kaynaklara göre yapı 1585'ten önce inşa edilmiştir.Halk arasında Eski-Yeni Cami olarak da bilinmektedir. Avlu içerisindeki cami, kare planlı ve tek kubbeli bir harime sahiptir. Kuzeyinde üç bölümlü ve üzeri kubbelerle örtülü bir son cemaat yeri ile batı cephenin kuzey ucunda bir minaresi vardır. Caminin süslemeleri mihrapta yoğunlaşmıştır

48
Nasuhpaşa Küllliyesi
Efeler, Aydın
Külliyenin batısında, hamamın doğusundaki yapı, halk arasında Osman Ağa Medresesi ismiyle de anılmaktadır. Medrese, kareye yakın bir avlu etrafında sıralanan tek katlı ahşap kapılı kare planlı moloz taş ve tuğladan inşa edilmiş odalardan meydana gelmektedir. Ancak yol nedeniyle, güney-doğu köşe ve doğu cephe tamamen ortadan kaldırılmıştır. Medrese taş ve tuğla ile inşa edilmiştir. Girişi güney cephededir. Sonradan kapatılmıştır. Günümüzde 17 adet öğrenci odası mevcuttur. Kitabesine göre yapı, H.1120/M.1708 yılına tarihlendirilmektedir. 2010 yılında restorasyonu tamamlanarak açılışı yapılmıştır. Kaynak: Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aydın Gezilecek Yerler Adres: Efeler - Aydın
- Görsel yok
49
Alinda Antik Kenti
Karpuzlu, Aydın
Bu antik kent ,Eti tablet ve Mısır yazılarından anlaşıldığına göre eski yazıda İalanti olarak bahsedilip , Seha ırmağı (Büyük Menderes) ülkesine dahildi. Eti imparatoru II. Mursillis’in küçük yaşta tahta oturmasından cesaret alan Arzavva kralı Uhazitis’in güvenliğini sağlamak, rahatça saldırılarda bulunmak için önce Ahhiawa ile anlaşma yapmış, yapacağı askeri yardım karşılığında Miletus’u kendisine vermiştir.Bu bilgiler II. Mursilis’in anellerinde ve yazıtlarında bulunmaktadır.

50
Stratonikeia Antik Kenti
Yatağan, Muğla
Stratonikeia Antik Kenti, Muğla'nın Yatağan İlçesi'nin 6-7 km. batısındaki Yatağan-Milas karayolu üzerindeki Eskihisar Köyü sınırları içerisindedir. Kent, M.Ö. 3. yüzyılda kurulmuştur. Suriye Kralı I. Seleukos eşi Stratonike'yi oğlu Antiokhos'a verdi. Antiokhos da önce üvey annesi sonra eşi olan Stratonike adına kent kurdu. Gezgin ve yazar Strabon'a göre kent, çok güzel yapılarla donatılmıştı. Yapılan kazılarda ele geçirilen sikkelerden, Stratonikeia sikkelerinin Rhodos'tan bağımsızlığını kazandığı M.Ö. 167'den itibaren basılmaya başlandığı ve Gallienus (M.S.253-268) zamanına kadar devam ettiği anlaşılıyor. Kentin akropolü güneydeki dağın tepesindedir. Bu tepenin çevresi bir surla çevrilmiştir. Kuzeyinde, yamaç üzerindeki bir teras üzerinde şimdiki karayolunun hemen altındaki, bir yazıtta imparator için yapılmış küçük bir tapınağın kalıntıları göze çarpar. Bunun aşağısında da büyük bir tiyatro vardır. Burada cavea, merdivenlerle 9 cuneusa bölünmüştür ve tek diazoma vardır. Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Antik kent üzerinde günümüzde terkedilmiş Eskihisar Köyü bulunmaktadır. Kent surlarla çevrilmiş olup, bugün kent surlarının yalnızca önemsiz uzantıları görülmektedir. Yerleşim alanının kuzeydoğu köşesinde, büyük kesme taşlar ile kireç harçtan örülmüş güçlü bir kalenin yıkıntıları vardır. Yapı, büyük kesme taşlar ile kireçli harçtan örülmüştür. Yapının onarım gördüğü diğer yapılardan alınma yazıtlı taşlar ve sütun gövdelerinden anlaşılmaktadır. Kentin kuzey kenarındaki ana giriş kapısı büyük bloklardan oluşmaktadır. Geniş ve ince taş duvarcılığı ile örülmüştür. Bu kapının üzerinde kemer olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Kapı iki girişlidir. İki kapı girişi arasında bir nymphaion vardır. Kapıdan sonra sütunlu bir alanın ve yolun varlığı görülmektedir. Kentin tam ortasında, en çok göze çarpan yapısı, kent meclisinin toplandığı bouleuterion bulunmaktadır. Bouleuterion tiyatro benzeri küçük bir yapıdır. Bu yapının hemen batısındaki tek başına duran kapı bu alanın giriş kapısıdır. Bunun Serapis Tapınağı olduğu ileri sürülmüştür; ancak kazılarda bulunan yazıtlar bu görüşün yanlış olduğunu göstermiştir. Bouleuterionun kuzeye bakan dış duvarında Diocletianus'un fiyat listesi ve bunun uygulanmasına ilişkin giriş kısmı Latince yazılmıştır. Bu yapının alttaki oturma sıraları korunmuştur. Kentin batısında, Antik Yunan ve Roma'da gençlerin düşünsel ve bedensel yönden eğitildikleri, öğrenim gördükleri, spor etkinliklerinde bulundukları gymnasion denilen yapı bulunmaktadır. Kente giriş kapısının önündeki kutsal yolun kenarında oda mezarlar yer almaktadır. Giriş kapısından başlayan kutsal yol nekropolden geçmekte ve Lagina'daki Hekate kutsal alanına ulaşmaktadır. Söz konusu nekropol sahası günümüzde kömür ocakları havzası altında kalarak yok olmuştur. Muğla Gezilecek Yerler Adres: Muğla-Bodrum yolu üzerinde Eskihisar Köyü'nden 1 kilometre içeride bulunmaktadır.

51
Karabağlar Yaylası
Menteşe, Muğla
Muğla şehir merkezine 3 kilometre uzaklıktaki Karabağlar Yaylası zaman ayrılıp görülmeye değer bir yerdir. Soğuk kaynak suyu, ulu çınarları, bol meyve ağaçları ile sıcak günlerde bir kaçış yeridir Karabağlar... Yaylanın beyaz badanalı, kırmızı kiremitli evleri Muğla’nın Saburhane Mahallesi'nin korumaya alınmış tarihi evleriyle aynı özellikleri taşır. Yayladaki bu yerleşim korumaya alınmış, çirkin yapılaşmaya izin verilmemiştir. Yaşayanlar evlerine ve çevrelerine de sahip çıkmaktadır. Karabağlar’a gelenleri bir sürpriz de beklemektedir. Süpüroğlu Mahallesi'ndeki lokantalarda nefis “kuyu büryanı” sunulmaktadır. Türkler Anadolu’ya girmelerini izleyen yıllarda kuraklık nedeniyle hayvanları için otlak aramaya başlamışlar ve Karabağlar’ın kuzeyindeki Düzey denilen tepeye gelip yerleşmişlerdir. 1671 yılında Muğla’ya gelen Evliya Çelebi Karabağlar Yaylası'nı görmüş ve yaylanın on bir bin bağdan oluştuğunu, yaz günleri boyunca 8 ay boyunca Muğla ve Ula halkının burada kaldığını belirtmiştir. Evliya Çelebiye göre burasının Osmanlı ülkesinde bir benzeri yoktur. Güney Ege Kalkınma Ajansı Yayla da karaağaç, çınar, meşe, erguvan ağaçları ve yüksek verimli üzüm bağları vardır. Yayladaki parsellere “Yurt” ismi verilir. Genelde 2-3 dönümlük mülkiyetler, ait oldukları ailenin ismiyle anılır. Yurtlarda ailelerin yaylada hayatlarının sürdürdükleri konutlar yer alır. Genelde parselin köşesinde bulunan bu konutlar Tahta Dam, Muğla Tipi ve Ula Tipi olarak 3 farklı şekilde yayladaki yerlerini alırlar. Her yurdun bir bağı bulunur. Yurtları birbirinde ayıran ve yayla yollarını da oluşturan yapının elemanları “kesik” ve “irim” gibi isimlerle anılmaktadır. Genellikle tarlanın ve kesiğin köşe yaptığı yerlerde kızılcık ve kovam eriği gibi yaban ağaçları bulunur. Güney Ege Kalkınma Ajansı Karabağ Yaylası Muğla’ya has kültürel bir yapıyı oluşturmaktadır. Bu kültürel yapı içindeki en önemli oluşum yayla içine dağılan kahvelerdir. Karabağlar Yaylası'nın her semtinde, genelde anayol kavşaklarında bulunan ve yörede Kavak olarak adlandırılan çınar ağaçlarının çevrelediği tarihi kahveler yer alır. Kahveler adlarını bulundukları semtlerden almışlardır. Muğla Gezilecek Yerler Kaynak: Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Orhaniye, Şht. Asteğmen Yıldıray Çeltiklioğlu Cd., 48000 Muğla Merkez/Muğla
- Görsel yok
52
Muğla Yaylaları
Menteşe, Muğla
Gökçukur yaylası 1700 rakımlıdır. Tümüyle orman kaplı yaylada Orman İşletme Müdürlüğü'ne ait oberj türü konaklama ünitesi bulunuyor. Menteşe’ye 5, Kavaklıdere’ye 15 kilometre uzaklıktaki Yerküpü Yaylası ise bölgenin en popüler yaylasıdır. Muğla Gezilecek Yerler Adres: Kavaklıdere / Muğla

53
Sedir Adası Örenyeri
Marmaris, Muğla
Kedrai Antik Kenti ya da yaygın adıyla Sedir Adası, Muğla’nın Ula ilçesi sınırlarındaki Gökova (Keramos, Kerme) Körfezi’nin doğusunda yer alır. Körfezde bulunan antik kalıntılarla dolu üçlü bir ada grubunun en büyüğüdür. Sedir Adası’nın Antik çağdaki ismi Kedrae veya Cedrae’dır. Yöre halkının Sedir Adası olarak andığı adanın ve çevresinin yüzyıllar öncesinde sedir ağaçları (Cedrus) ile kaplı olduğu, bu nedenle adaya Cedrae dendiği düşünülür. Fakat günümüzde ada ve çevresi makilerle, zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplıdır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Cedrae, Karya uygarlığının önemli kentlerinden biri olmuştur. Bazı kaynaklarda Karya kral ailelerinin yazlarını bu adada geçirdiklerinden bahsedilir. Sonraki yüzyıllarda ada, Rodos periasının (karşı yakasının) önemli kasabalarından biri olarak kabul edilmiştir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Sedir Adası’nda yerleşim, adayı ikiye ayıran kıstağın doğu tarafında gelişmiştir. Kentin tiyatrosu, kutsal alanları, konut, liman ve diğer pek çok önemli sivil ve dinsel yapıları, surlarla çevrili bu alan üzerinde yer alır. Nekropol alanı, liman ve diğer sivil yapıların bir bölümü ise adanın doğu yakasındaki ana karadadır. Bugün hem ana karada hem de adalarda ayakta kalmış kalıntıların büyük çoğunluğu Doğu Roma dönemine aittir. Karia bölgesine yönelik Türk akınları MS 11. yüzyıl sonlarından itibaren yoğunlaşmıştır ve kent MS 15. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı egemenliğine girmiştir. Fotoğraf: Official Turkish Museums Yaklaşık 800 metrelik kıyı uzunluğuna sahip kumsalı ve arkeolojik kalıntılarla bütünleşmiş zengin doğal dokusuyla ada, I. derece arkeolojik sit alanı, I. derece doğal sit alanı ve aynı zamanda özel çevre koruma bölgesidir. Düzgün kesme taştan çok sayıda kule ve sur duvarları, Apollon Tapınağı ve yerine sonradan yapılan kilise, iyi korunmuş tiyatro, agora ve Sedir Adası'nın antik liman kalıntıları görülmeye değer yerlerdir. Kleopatra Plajı olarak bilinen kumsalı, özel bir biçimde oluşmuş kalker damlacıklarından oluşan kumları nedeniyle koruma altındadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums Sedir Adasına Nasıl Gidilir? Sedir Adası’na en yakın yerleşim Marmaris ilçesine bağlı Çamlı köyüdür ve adaya en hızlı ulaşım Çamlı köyü limanından sağlanmaktadır. Ayrıca Ula ilçesi, Akyaka mahallesinden günübirlik gezi tekneleri ile de adaya ulaşılabilmektedir. Kaynak: Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Muğla gezilecek yerler Adres: 48710 Sedir Adası, Marmaris/Muğla
- Görsel yok
54
Ula Belediyesi Akyaka Halk Plajı
Ula, Muğla
Ula Belediyesi Akyaka Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=
Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.
Sık sorulanlar
- İstanbul Muğla arası kaç km ve kaç saat sürer?
- İstanbul ile Muğla arası araçla yaklaşık 777 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 8 saat sürer.
- İstanbul Muğla arasında yol üstünde nerelerde durulur?
- İstanbul ile Muğla arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 840 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 54 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, yolun sonuna doğru ise Ula Belediyesi Akyaka Halk Plajı var.
- İstanbul Muğla yolu hangi illerden geçer?
- İstanbul ile Muğla arasındaki güzergâh İstanbul → Kocaeli → Yalova → Bursa → Balıkesir → Manisa → İzmir → Aydın → Muğla illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Bursa sınırlarındadır.
- İstanbul Muğla arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
- İstanbul ile Muğla arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
- İstanbul Muğla sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
- Yaklaşık 8 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Bursa ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.
