Yol üstü duraklar
Ankara – Adana arası yol üstü duraklar
562 km, yaklaşık 6 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.
Kısaca
Ankara ile Adana arası 562 km ve yaklaşık 6 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 397 gezi noktası var; yol 7 ilden geçiyor ve en çok durak Ankara sınırlarında (127 yer).
Bu koridorun 20 km yakınında toplam 397 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 43 tanesi listelendi.
- Görsel yok
1
Seğmenler Parkı
Çankaya, Ankara
Kavaklıdere Semti'nde 1983 yılında acılan parkta büyük bir amfi tiyatro vardır. Park, Atatürk Bulvarı ile İran Caddesi arasında kalan vadide 40 bin metrekare çim alan ve 250 metrekare çocuk oyun alanına sahip park toplamda 57 bin 250 metrekaredir. İçinde havuzlar, bir çocuk bahçesi, geniş gezi alanları ve Ankara folklorunun simgesi olan Seymenler Anıtı yer alır. Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi Web Sitesi Ankara Gezilecek Yerler Adres: Kavaklıdere/Çankaya
- Görsel yok
2
Türk Hava Kurumu Müzesi
Altındağ, Ankara
Bu müze, Türk Havacılığı’nın ilerleme aşamalarını göstermek ve gelecek nesillere bunu aktarmak amacıyla planlandı. Tarihi paraşüt kulesinin yanına inşa edilen Türk Hava Kurumu Müzesi’nde Türk Havacılığı’nın ilklerinin anlatıldığı tarih bölümünün yanı sıra THK hakkında da geniş bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler; tarihi belgeler, fotoğraflar ve çeşitli maketlerle desteklenmiştir.
- Görsel yok
3
Prof. Dr. Ülker Muncuk Müzesi
Yenimahalle, Ankara
Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunun bir grup idealist öğretmeni ve Ülker Muncuk başkanlığında 1974 yılında söz konusu okulun bünyesinde kurulmuştur. Müze, 02.07.1982 tarihinde özel müze olarak Etnografya Müzesi Müdürlüğü denetiminde faaliyet göstermeye başlamıştır.

4
Kurtuluş Savaşı Müzesi
Altındağ, Ankara
Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci TBMM Binası) Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası Tarihçesi Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak kullanılan yapı, döneminde parti binası olarak inşa edilmiştir. 1916 yılında İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak yapımına karar verilmiştir. Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından bina projelendirilmiş ve proje yapım işi ise Askerî Mimar Hasip Bey'e verilmiştir. Hasip Bey, binanın büyük bölümünü başarı ile bitirmiş ancak çatı ve diğer bölümler, sürmekte olan savaş, yaşanan malzeme sıkıntısı ve İttihat ve Terakki Fırkasının kapanması gibi nedenlerle tamamlanamamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrası, Mondros Mütarekesi şartları gereğince bir grup İngiliz ve Fransız askeri Ankara'ya gelmiş, Fransız askerlerinin başındaki komutan ise henüz çatısının bir bölümü örtülmemiş olan bu binanın ilk odasını makam olarak kullanmıştır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasından sonra Havza ve Amasya genelgeleri yayımlanmış; Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Mustafa Kemal Paşa, Ankara'yı Millî Mücadele'nin merkezi olarak seçmiş ve Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmiştir. İstanbul’un işgalinden birkaç gün önce ise yabancı birlikler Ankara’yı terk etmiştir. *Resimde Osmanlı Türkçesi ile Ankara Millet Meclisi yazmaktadır. 16 Mart 1920'de İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş ve 18 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan kendini feshetmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de açılmasına karar verildiğinde, Ankara'da Meclisin toplanabilmesi için gerekli büyüklük ve donanıma sahip bir binanın bulunmadığı görülmüştür. Bu şartlar altında, inşası yarım kalan İttihat ve Terakki Fırkası binasının Meclis binası olarak kullanılması kararlaştırılmış, Ankara halkı, Ankara’da bulunan 20. Kolordu askerleri ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti büyük destek vermiştir. Böylece Meclis binası, Ankaralıların evlerinden ve Ulucanlar'daki Numune Mektebinden getirilen kiremitlerle, halkın fedakârlıkları ile tamamlanmıştır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temeli olan Hukuk Mektebi burada kurulmuş, bina mektebe kısa bir süreliğine ev sahipliği yapmıştır. 1957 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Komisyonunca alınan kararla müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmış ve 23 Nisan 1961 tarihinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. 23 Nisan 1981 tarihinde ise "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adını alan müze, günümüzde TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı bünyesinde hizmet vermektedir. I. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışı 23 Nisan 1920’de Ulus’taki binanın etrafında binlerce kişi Meclisin açılışını heyecanla beklemiştir. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazını takiben coşkulu bir törenle açılan Meclis, 115 temsilci ile ilk toplantısını yapmıştır. En yaşlı üye sıfatıyla geçici başkanlık görevini üstlenen Sinop Mebusu Şerif Bey’in açılış konuşmasının ardından, Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclisin hangi azalardan teşekkül edeceğine dair aşağıdaki açıklamayı yapmıştır: “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir Yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.” Meclisin 24 Nisan 1920 günü yapılan ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Meclis Başkanlığına seçilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu toplantıda uzun ve anlamlı bir konuşma yapmış; “Artık Yüce Meclisin üzerinde bir güç yoktur.” diyerek Meclisin önemini vurgulamıştır. Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başarılı yönetimi ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan hayati kararlar sonucunda zaferle sonuçlanmıştır. 20 Ocak 1921'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 05 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya "Başkomutan"; 19 Eylül 1921'de "Gazi" unvanı ile “Mareşal” rütbesinin verilmesi, 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı ve 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması bu Mecliste kabul edilmiştir. Öte yandan 23 Ağustos 1923'te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923'te Ankara'nın Başkent Oluşu ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in İlanı da bu Meclis çatısı altında onaylanmış, Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmiştir. (Mustafa Kemal Paşa Başkanlık Kürsüsünde, Fotoğraf üzerine suluboya) Bina bir süre sonra ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok yapıda imzası bulunan mimar Vedat Tek tarafından yapılan ve 18 Ekim 1924’te faaliyete başlayan II. Meclis binasına geçilmiştir. Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin Bölümleri Koridor 42 metre uzunluğundaki koridorun sağ ve sol duvarlarında; Refik Epikman’ın “Atatürk Mecliste Konuşuyor” ve “O Gün”; Saip Tuna’nın “Atatürk’ün Seğmenler Tarafından Karşılanışı”; Mehmed Ruhi Arel’in “Çanakkale Savaşı”; Mehmet Sami Yetik’in “Çanakkale Savaşı Düşman Kaçtıktan Sonra” ve Cevdet Bilgişin’in “Türk Süvarilerinin Akını” isimli tablolar ile Genel Kurul Salonundaki oturumu gösteren fotoğraflar sergilenmektedir. Mescit Döneminde mescit olarak kullanılan ve sade bir görünümü olan bu odada, halı seccadeler ve rahleler sergilenmektedir. Rahlelerin ikisi Şam işi tekniğinde sedef kakmalı, diğer ikisi ise oldukça sadedir. Odanın bir duvarında sancak asılı durmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından sonra duvara asılan sancak üzerinde sim ile Fetih suresinin birinci ayeti, bir Hadis-i Şerif ve Saff suresinin on üçüncü ayeti işlenmiştir. Reis (Meclis Başkanı) Odası Döneminde Meclis Başkanı odası olan bu oda, Mustafa Kemal Paşa’nın çalışma odası ve aynı zamanda yaver odası olarak kullanılmıştır. Odada Mustafa Kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar sergilenmektedir. Genel Kurul Salonu Dikdörtgen formunda olan bu bölüm binanın en büyük salonudur ve Genel Kurul Toplantı Salonu olarak kullanılmıştır. Tekne tavan ile örtülü olan ve ilk hâli korunarak teşhir edilen salonun ortasında Başkanlık ve Divan Üyeleri ile konuşmacı kürsüsü, kürsünün arkasında Âl-i İmran suresi, 159. ayetinin bir kısmı olan “İş konusunda onlarla müşavere et” anlamına gelen "Ve Şâvirhüm fi'l emr" yazılı hat levhası, levha ve kürsünün hemen önünde de Zabıt Kâtipleri kürsüsü yer almaktadır. Bu kürsünün karşısındaki sıralar Bakanlar Kurulu, yanlardakiler ise milletvekili sıraları olarak kullanılmış; sağdaki balkon kordiplomatik (elçi ve elçilik görevlileri topluluğu), soldaki balkon milletvekillerine, balkon altları ise yerli ve yabancı basın temsilcilerine ayrılmıştır. Sıralar Muallim Mektebi (Ankara Öğretmen Okulu) ile şimdiki Atatürk Lisesinin ilk binası olan Mekteb-i Sultanisinden (Taş Mekteb); sonradan elektrikli hâle getirilen iki petrol lambası ile sac sobalar civar kahvehanelerden, büro malzemeleri ise resmî dairelerden getirilmiştir. Salonda Atatürk büstü, kürsü, hokka takımları, sıralar ve sobalar sergilenmektedir. İstiklal Marşı Anı Odası 1920-1924 yılları arasında Başkâtip (dönemin TBMM Genel Sekreteri) tarafından kullanılan bu oda; İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılı anısına yeniden düzenlenmiştir. İlk dönemde Burdur milletvekilliği yapan Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un Tâceddin Dergâhı’nda ikamet ettiği evde kullandığı şahsi eşyalar ile şairin vefatından hemen sonra heykeltıraş Ratip Aşır Acudoğu tarafından alçı ile alınan yüz kalıbı sergilenmektedir. Katipler Odası Tutanak ve kanunlar kalemleri, evrak ve yazı işleri kalemi, müdür, muavin, kâtip ve memurların bir arada bulunduğu "Kalem" olarak adlandırılan bu odada, zabıt kâtipleri tarafından kullanılan evrak dolapları, okul sıraları, hokka takımları sergilenmektedir. Haberleşme ve Silah Gücü Odası Döneminde Encümen (Komisyonlar) Odası olarak kullanılan bu odada Millî Mücadele’nin silah ve haberleşme gücünü yansıtan su soğutmalı ve şeritli makineli tüfekler, ateşli ve kesici silahlar, manuel telefon santrali, şifre makinesi, manyetolu telefon (sahra telefonu), telgraf alıcı-verici, Mors yazıcı ve arazi dürbünü gibi eserler sergilenmektedir. Kulis-Toplantı Salonu Uzantısı Milletvekilleri tarafından oturum aralarında kulis olarak kullanılmıştır. Bu salonda milletvekilleri ve Mustafa kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar ile 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi binası üzerine çekilen ilk bayrak sergilenmektedir. Şer’iye Encümeni Odası Yasa tekliflerinin Anayasaya uygunluğunun görüşüldüğü toplantı odasıdır. 1921 ve 1924 anayasalarının yazıldığı bu odada; 2008 yılında ülkemize getirilen Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masa ve zabıt cerideleri ile hokka takımları sergilenmektedir. Riyaset Divanı Odası Riyaset (Başkanlık) Divanı odası olarak kullanıldığı gibi ilk zamanlar bina yetersizliğinden dolayı İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) olarak da kullanılmıştır. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın zaman zaman bu odada çalıştığı bilinmektedir. Sol taraftaki panoda ilk Riyaset Divanı üyeleri, sağ taraftaki panoda ise ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları ile hokka takımları sergilenmektedir. Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne Nasıl Gidilir? Ulus meydanında yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne metro, otobüs veya dolmuşlarla Ankara'nın birçok yerinden ulaşmak mümkündür. Metroyu tercih edenler Ulus durağında inerek beş dakikada, otobüs veya dolmuş seçeneğini tercih edenler ise Ulus meydanında bulunan duraklarda inerek bir kaç dakikada ulaşabilir. Müzeyi sanal olarak ziyaret etmek için tıklayınız Kurtuluş Savaşı Müzesi Sosyal Medya Hesapları Facebook : @1tbmmbinasi Twitter : @1tbmmbinasi Instagram: @1tbmmbinasi Tumblr : @1tbmmbinasi Santral: 0312 420 19 20 Müdüriyet: 0312 420 86 40 Faks: 0312 420 26 49 Kaynak: Kurtuluş Savaşı Müzesi Fotoğraflar: Genel Kurmay Başkanlığı, Umut Köseoğlu, Bülent Yılmaz, Kurtuluş Savaşı Müzesi Ankara gezilecek yerler Adres: Doğanbey Mah. Cumhuriyet Blv. No: 14 Ulus/Ankara

5
Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi
Altındağ, Ankara
Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da bulunan birkaç devlet binasından biri olan “Direksiyon Binası” milli mücadelenin canlı tanığı olmaya devam ediyor. Önemli tarihi kararların alındığı bu binayı ziyaret ettiğinizde zamanda bir yolculuk yaparak mücadele yıllarına gidecek ve Cumhuriyetin kurulduğu yılların ruhuna tanıklık edeceksiniz. TCDD TCDD Ankara Garı Kompleksi içinde yer alan, 1892 yılında Bağdat Demiryolunun yapımı sırasında inşa edilen Direksiyon Binası, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelişinden itibaren Başkomutanlık Karargâhı ve konutu olarak Atatürk’ün emrine tahsis edilmiştir. TCDD 1920-1922 yılları arasında alınan birçok önemli karara ev sahipliği yapan milli mücadelenin karargâhlarından olan Direksiyon Binasında; - Kurtuluş Savaşı’nın hareket planları hazırlanmış, - 21 Ekim 1921 tarihinde, Fransa ile yapılan Ankara Antlaşmasının görüşmeleri ve İmza Töreni gerçekleşmiş, - 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve 23 Nisan’ın Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının kararları alınmış, - "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözü de Ulu Önder tarafından ilk defa bu konutta telaffuz edilmiştir. Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, Ata’nın birinci ölüm yıldönümünü hatırlatan posta pullarına da geçmiş olan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçkin bir yeri olan bu binayı yeniden düzenlenerek, 24 Aralık 1964 tarihinde Müze olarak hizmetine açılmıştır. Atatürk Konutu Müzesi, Kültür Bakanlığı denetiminde bulunan özel müze statüsündeki ilk Kurum Müzesi olma özelliğine sahiptir. TCDD Özgün kilit kemerli, köşeleri taş dekorlu ve çatı saçakları ahşap olan taş bina, iki katlı olarak tasarlanmıştır. Kilit kemerli pencere dekorları yalın olmakla beraber binadaki tek süs öğesidir. Müze, TCDD ve Milli Mücadele tarihine açılan kapılarıyla ziyaretçilerine dönemin ruhunu yaşamaya davet etmektedir. Giriş katı Demiryolları Müzesi olarak düzenlenen Atatürk Konutunda, 1856 yılından günümüze uzanan demiryolları ile ilgili çeşitli belgeler, hatıra madalyaları, o dönemde kullanılan makaslar, ray örnekleri, yemekli ve yataklı vagonlarda kullanılmış olan gümüş servis takımları gibi eşyalar müzede sergilenen eserler arasındadır. TCDD Ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan mühür, diploma, kimlik kartları, biletler, TCDD’nin tren işletmeciliğinde kullandığı lokomotif plâkaları, haberleşmelerde kullanılan telefon ve telgraf makineleri de ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. TCDD İngiliz Hükümeti tarafından Sultan Abdülaziz’e armağan edilen altın kaplama minyatür vagon, sultanın özel vagonunda kullandığı sedef kakmalı çalışma masası, duvar saatleri ve 1925 yılında Atatürk’ün Samsun-Çarşamba Demiryolu Hattının temel atma töreninde kullandığı kazma ve kürek müzenin eserleri arasında yer almaktadır. TCDD Alman Demiryolları İdaresi tarafından TCDD’nin ilk Genel Müdürü Behiç Erkin’e armağan edilen buharlı lokomotif maketi de müzenin görülmeye değer eserleri arasındadır. TCDD Dünyaca ünlü empresyonist ressam İbrahim Çallı’nın en önemli eserleri arasında yer alan “Kurtuluş Savaşı’nda Kağnı Çeken Kadınlar” isimli tablosu da Müze’de sergilenen önemli eserlerdendir. TCDD 1920 yılına ait olan Çallı klasiği, 3 metreye 2 metre boyutundadır. Resmin özgün yekpare çerçevesi dönemin ahşap işçiliğini yansıtmaktadır. Eser Çallı’nın en büyük resimlerden ilki oluşu ile ayrı bir öneme sahiptir. Giriş katında yer alan yüksek tavanlı merdivenler aracılığıyla ikinci kata çıkılmaktadır. Müzenin ikinci katı, Atatürk’ün kabul odası, çalışma ve yatak odası ile Fikrîye Hanım’ın odasının da bulunduğu bir Konut-Müze olarak tasarlanmıştır. TCDD Atatürk ve Fikrîye Hanım’a ait özel eşyalarında sergilendiği Müzede Fikrîye Hanım’ın yeğeni Hayri Özdinçer tarafından müzeye bağışlanan Fikrîye Hanım’ın ölüm ilanının yer aldığı 1340 tarihli (1924), Vatan Yevmi Gazetesi, nüfus tezkeresi, soy ağacı, fotoğraflar, yatak örtüsü, ud, o günün hatırasını günümüze taşıyan mobilyalar ilk günkü halleriyle korunmaktadır. Ankara Gezilecek Yerler Kaynak: TCDD Adres: TCDD Gar Alanı Ulus Ankara

6
Kesikköprü Baraj Gölü
Bala, Ankara
Yaklaşık 30 metre derinliğe sahip olan baraj gölünde yüzülebilir, sörf, kayak ve dalış gibi su sporları yapılabilir. Gölbaşı’nı geçtikten sonra Bala yönüne dönüp, Beynam Ormanları tabelası yönünde gidilerek göle ulaşılır. Göl kıyısında belediyenin tesisleri ile bir de büfe bulunmaktadır. Ankara’dan yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta yer alır. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Gölbaşı - Bala - Beynam Ormanları
- Görsel yok
7
Tuz Gölü
Şereflikoçhisar, Ankara
Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, çevresindeki platolar arasına gömülmüş bulunan geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerindedir. Daha az yağışlı iklim koşullarında gölün yüz ölçümü küçülmüştür. Zamanla daha da küçülen göl, günümüzdeki durumuna kavuşmuştur.Türkiye’nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır.
- Görsel yok
8
Kesikköprü
Kırşehir merkez, Kırşehir
Kızılırmak üzerinde kurulu olan köprü 1248 yılında Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılmıştır. Tarihi ipekyolu güzergahında bulunmaktadır.Kırşehir ile Konya’yı birbirine bağlamak için yapılan köprü Türk mimarisinin önemli eserlerindendir. Kesikköprü 400 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde, 13 gözlü olup gözler sivri kemerlidir. Köprü 1616,1849,1925 ve 2004 yıllarında da onarım görmüştür.
- Görsel yok
9
Yunus Emre Türbesi
Kırşehir merkez, Kırşehir
Türbe, sarp kayalıklar üzerine sonradan yapılmıştır. Yunus Emre Milli parkı içinde bulunmaktadır. Türbenin hemen yakınında Yunus Emre’ye atfedilen Çilehane binası mevcuttur.Yunus Emre ; 25km kuzeyindeki Hacı Bektaş-ı Veli, 10km Güneyinde Sarıkaraman sınırları içerisinde Tabduk ile üçgen oluşturmuştır.

10
Öresin(Tepesidelik) Han
Aksaray merkez, Aksaray
<p>Taç kapısı ve ön cephesi yıkık olan yapının kitabesi yoktur. Çay Han ile benzerliğinden dolayı aynı tarihlerde yapılmış olabileceği düşünülmektedir. (1264-1283) Kitabesi bulunmadığından yapanı, yaptıranı ve yapılış tarihi belli olmayan yapının girişi ve ön kısmı tamamen yıkık diğer kısımlar da çok harap durumdadır.</p>

11
Güvercinkayası
Gülağaç, Aksaray
Anadolu'daki kale kent modelinin öncüsü olan Güvercinkayası, Çatalsu Köyü yakınlarında, Melendiz su kıyısında 7 bin yıllık geçmişiyle Anadolu tarihine ışık tutuyor. Günümüzde Mamasın Baraj Gölü içinde yüksek bir kaya kütlesinin üzerine konuşlanmış yerleşme, MÖ 5200-4750 yıllarına tarihlenmektedir. Yerleşme, çevredeki eski göç yollarına da hakim konumdadır. Güvercinkayası’nda arkeolojik kazı çalışmaları 1996 yılında başlarken, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Prehistorya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevil Gülçur başkanlığında uluslararası bir ekiple sürdürülmektedir. Orta Kalkolitik Dönem’den bugünlere ulaşan Güvercinkayası, İç Anadolu'da ''kale kent'' olarak tanımlayabileceğimiz yerleşme türünün bilinen ilk ve en eski öncü örneğidir. Ancak düzenli bir köy olarak tanımlanabilecek bu yerleşmenin buluntuları, çok daha sonraları kurulacak Anadolu modeli kentlerin nasıl evrimleştiği konusunda çok önemli bilgiler sağlamaktadır. Kazılar sırasında ele geçen damga mühürler ve bazı çanak çömlek de yerleşmenin uzak bölgelerle, özellikle de Doğu Anadolu-Kuzey Mezopotamya ile olan ilişkilerine işaret etmektedir. Köy, kayalığın zirve düzlüğünü kuzeyden kapatan sur duvarlarıyla iç kale ve aşağı yerleşme olarak ikiye ayrılmıştır. Ağır bir yangınla sonlanan iç kale konutları, aşağı yerleşme konutlarına göre daha büyük ve buluntular açısından da daha zengindir. Önceden planlanarak yaşama geçirilen mimarisi, günümüz sıra evlerini anımsatmaktadır. Yerleşme düzeni kayalığın doğal yapısıyla uyumlu, sokaklarla birbirinden ayrılan, konut adaları içinde düzenlenmiş, dar uzun, 20-30 metrekarelik tek odalı evleri yansıtmaktadır. Duvarlarını ortaklaşa kullanan bu evlerin arka bölümünde bir ailenin ihtiyacı olan zahirenin saklandığı kiler bölmesi yer almaktadır. Çifte kulesi ile kayalığın zirve düzlüğünü teras ve yamaç konutlarından ayıran sur duvarı sınıfsal ayrışmanın başladığının somut örneğidir. Zirve düzlüğünü güneyden ve batıdan çeviren sarp kayalık da doğal bir koruma hattı niteliğindedir. Güvercinkayalıların ekonomileri, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Başlıca tarım ürünleri buğday ve arpa, evcil hayvanlarıysa koyun, keçi ve sığırdır. Çanak çömlek üstüne kabartma olarak işlenmiş stilize hayvan başları, karşıdan bakıldığında bir boğanın başını anımsatan çift gözlü öğütme sekileri hayvanların köy yaşamındaki hem ekonomik hem de kült yaşamı açısından önemini vurgulamaktadır. Kazılardan elde edilen hayvan kemikleri ala geyik, ulu geyik, karaca, yaban sığırı, yaban koyunu, yaban keçisi, atgiller ve hatta arslan gibi yırtıcıların da çevrede yaşadığını belgelemektedir. Bizleri geçmişimize ait pek çok konuda aydınlatan Güvercinkayası, günümüzde de Mamasın Barajı Gölü ve çevresinde barındırdığı canlı yaşamı ile bütünleşmektedir. Kaynak: Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Aksaray Gezilecek Yerler Adres: Çatalsu Köyü /Gülağaç İlçesi /Aksaray

12
Musular Höyük
Gülağaç, Aksaray
<p>Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Yerleşme, 1993 yılında saptanmıştır. Kazılarda iki ana yerleşme evresi saptanmıştır. Ana kaya üzerinde yer alan beş tabakalı ilk yerleşme evresi Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşmesidir. Yakındaki Aşıklı Yerleşmenin en üst yapı evreleri ile çağdaş ve ilişkili görülmektedir</p>

13
Aksaray Manastir Vadisi
Güzelyurt, Aksaray
Manastır Vadisi, içerisinde bulundurduğu 28 kilise, 2 yeraltı şehri ve yüzlerce kaya oyma mekân ile Ihlara Vadisinden sonra bölgedeki en önemli vadidir. 5.5 Kilometre uzunluğundaki Manastır Vadisinde; Kilise Cami, Sivişli Kilise, Koç Kilise, Çömlekçi Kilise, Kalburlu Kilise ve Kömürlü Kilise öne çıkan tarihi yapılardır. Bununla beraber vadi içerisinde ziyarete kapalı çok sayıda kilise, şapel, kaya oyma mekân ve dini yapı bulunmaktadır. Tarihi özelliklerinin yanı sıra muhteşem bir doğal güzelliğe sahip olan Manastır Vadisinde güçlü bir yaşamın izleri de görülmektedir. Roma, Bizans dönemlerinin derin izlerini taşıyan Manastır Vadisi aynı zamanda güzel bir trekking alanıdır. Vadiye gelen ziyaretçiler Kömürlü Kiliseden sonra 4 Kilometre daha yürüyerek önce Sivrihisar Kalesine, oradan da Kızıl Kiliseyi ulaşabilmektedirler. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Kapadokya, MS 17 yılında Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. MS 2. yüzyıla kadar çok tanrılı dinin hâkim olduğu bölgede köle durumunda olan halk arasında Hristiyanlık hızla yayılmaya başlamıştır. Hristiyanlığın yayılmaya başladığı ilk dönemlerden Büyük Konstantin’in bu dini resmi din ilan etmesine kadar geçen sürede (313), bölgede yaşayan Hristiyanlar ciddi eziyet ve baskılara maruz kalmışlardır. Bu nedenledir ki Kapadokya’da yaşayan Hristiyanlar bölgenin fiziki özelliklerini de kullanarak korunaklı ve ibadetlerini gizlice yapabilecekleri kaya oyma mekânlara yönelmişlerdir. 7. yüzyıldan itibaren başlayan Arap akınları sırasında Kapadokya tampon bölge durumundadır. 9. yüzyıl başlarında Hristiyanlar arasında başlayan İkonoklazm (Tasvir Yasağı) anlayışı Kapadokya’da etkili olamamış, tasvir yasağına karşı çıkan din adamları bölgede yoğunlaşırken, kaya oyma kiliselerde de figürlü tasvirler devam etmiştir. 11. yüzyılın sonlarından itibaren bölge Türk hâkimiyeti altına girmiş ve burada yaşayan Hristiyanlar ibadetlerini serbestçe sürdürmüşlerdir. Güzelyurt ve çevresi 1924 yılında yapılan nüfus mübadelesine kadar, Türk ve Rumların bir arada yaşadığı belde olma özelliğini korumuştur. Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Manastır Vadisi ilk manastır yaşamının izlerini saklamaktadır. Nenezili (Bekarlar) Din Bilgini Aziz Gregorius Theologos, 4. yüzyılda Güzelyurt’u merkez edinerek Hristiyanlığın Anadolu’da yayılmasını sağlamıştır. Vadide yer alan 28 kilisenin 17’si tek, 7’si çift, 1’i üç nefli, 1’i serbest haç planlı, 2’si Kapalı Yunan Haç’ı planlıdır. Kapadokya Bölgesinde tespit edilmiş 7 ana plan tipinin 5’i Güzelyurt’taki kiliselerde görülmektedir. Manastır Vadisi 1988 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla Kentsel, Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir. Aksaray gezilecek yerler Kaynak: Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Yeni, Cevizli Sk., 68500 Güzelyurt/Aksaray

14
Yüksek Kilise
Güzelyurt, Aksaray
<p>Kızlar manastırı olarak bilinen kilise, dik kayalar üstüne taş oymadır. Güzelyurt İlçe merkezine yaklaşık 3 km mesafededir. İçinde Bizans döneminden kalma bir şapelin bulunduğu yüksek kayanın tepesinde 19.Y.Y'da inşa edilmiştir.</p>

15
Özlüce Yeraltı Şehri
Derinkuyu, Nevşehir
Eski adı "Zile" olan Özlüce Köyü merkezindeki yeraltı şehri, Nevşehir- Derinkuyu karayolu üzerindeki Kaymaklı Kasabası'nın 6 kilometre batısındadır. Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 metre uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır. Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekânlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekânlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 metre çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır. Girişteki ana mekân, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekânın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yer alır. Nevşehir Gezilecek Yerler Adres: Özlüce Köyü, 50700 Derinkuyu/Nevşehir

16
Göllüdağ Ören Yeri
Niğde (merkez), Niğde
<p>Kömürcü Köyü yakınında bulunan Göllüdağ, deniz seviyesinden 2172m. yükseklikte korunaklı bir şehirdir. Volkanik bir dağ olan Göllüdağ’ın konik olan zirvesinde bir de krater göl mevcuttur. Bu krater gölden dolayı da Göllüdağ olarak adlandırılmıştır. M.Ö. 8–7 yy.dan kalma etrafı dıştan tamamen surla çevrilmiş bir Geç-Hitit şehridir.</p>

17
Konakli Rum Kilisesi
Niğde (merkez), Niğde
Konaklı Rum Kilisesi: Bazilika planlı olup, bazalt cinsi taştan yapılmıştır. Batıda bir arteks ve içeride boyuna uzanan üç neftten ibarettir. Kilisenin üst örtüsü orta neft üzerinde kırma çatı ve yan neftlerde beşer küçük kubbe ile örtülüdür. Narteks 4 sütunlu yanlarda birer paye üzerine oturmaktadır. Ortada büyükçe kemer iki yanda iki küçük kemer vardır. Ön cephede büyük kemerin üzerinde çatıya yakın dekoratif payenin üzerinde vazodan çıkan hayat ağacı motifi ve cepheyi taçlandıran yanlardan başlayan yukarı doğru kademeli olarak çıkan kalın bir silmede mevcuttur. Alttaki pencereler kemerli olup, kemer üstleri kör kemerler ve dekoratif payelerle süslüdür. Narteksten ana mekâna giriş üç kapıdan sağlanmaktadır. Ana kapının üzerinde ve hemen solundaki kapı üzerinde kemer aynası içerisinde kitabeleri vardır ve 1844 tarihi okunmaktadır. Doğuda kilise dışına taşan apsisler görülür. (Bir ana apsis ve yan apsisler diakonikom ve prothesis). Kaynak: Niğde Kültür Envanteri 2009 Niğde Gezilecek Yerler Adres: Konaklı Kasabası 51000 Merkez/Niğde

18
Gümüşler Manastiri
Niğde (merkez), Niğde
Büyük bir kaya kilisenin içine oyulan Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesindeki günümüze iyi korunarak gelmiş en büyük manastırlardan birisidir. Official Turkish Museums Kapadokya’da kayaya oyulmuş pek çok manastır bulunmaktadır. Bu manastırlar yemekhaneli (trapezalı) ve açık avlulu olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır. Gümüşler Manastırı ikinci grup dâhilindedir. Manastırın en önemli yapısı, kompleksin kuzeyinde yer alan kilisedir. Official Turkish Museums Kilisenin duvar resimlerinde en az üç farklı ustanın çalıştığı düşünülmektedir. Ana apsisteki üç şerit halindeki resimlerin en üstündeki Tahtta Hz İsa, sağında iki melek, İncil yazarlarının sembolleri ile Desis sahnesinde yer alan Meryem ve havariler, en alttaki şeritte ise Kayserili Büyük Basileios, Nysa’lı Gregorios, Nazians’lı Gregorios gibi kilise babalarının resimleri yer almaktadır. Official Turkish Museums Kuzey haç kolundaki Meryem’e Müjde, İsa’nın Doğumu ve Tapınağa Takdimi sahneleri ile Vaftizci Yahya ve Aziz Stephanos figürleri ikinci bir sanatçının elinden çıkmış olmalıdır. İç narteksten naosa giriş kapısının güneyindeki Meryem ve çocuk İsa ile iki yanlarındaki baş melekler Gabriel ve Mikael figürleri üçüncü sanatçıya aittir. Narteksin üstündeki bir odanın duvarlarında ise Kapadokya’da başka örneği görülmeyen, av sahneleri ile çeşitli hayvanlardan oluşan bir kompozisyon dikkat çekmektedir. Official Turkish Museums Kapadokya’daki pek çok kilisede olduğu gibi Gümüşler Manastırı da duvar resimlerinin ikonografik ve üslup özelliklerine göre değerlendirildiğinde, kilisenin 11-12. yüzyıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Kaynak: Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü web sitesi. Gezilecek Yerler: Gümüşler Manastırı. Niğde Gezilecek Yerler Adres: Gümüşler Kasabası Merkez/Niğde

19
Yeşil Burç Kilise Cami
Niğde (merkez), Niğde
Yeşil Burç Kilise Cami: Doğu-batı yönde sarı renkli kesme taş ve bazalttan yapılmış üç nefli bazilika planında üç apsisli bir kilisedir. Çatıya yakın kısımlardan itibaren üstü bazalttan yapılmıştır. Narteksin yanlarında birer, batı kısmında da üç kemer vardır. Tavan çapraz tonozludur. Narteksten ana mekâna bir kapı ile girilir. Kapı üzerinde Karamanlıca kitabe vardır. İçte iki sıra halinde 4'er sütun vardır. Sütunların başlıkları sadedir. Yalnız iki başlığın köşeleri volütlüdür. İçte narteksin üstüne gelen kısımda bir bölüm bulunmaktadır. Üst kat tavanı yarı çapraz tonozludur. Burada yer alan iki kanatlı melek başı freski net görünmektedir. Ana mekânın tavanı tonozludur. Tavanda yer yer kalem işi süslemeleri vardır. Güneye ve kuzeye açılan dörder pencere vardır. Üç apsisli olan yapının apsis kısımları içten bir duvarla bölünmüştür. Apsisler içten yarım yuvarlak dıştan köşelidir. Apsislerde birer pencere vardır. Sonradan güneydekine bir pencere, ortadakine ise bir kapı açılmıştır. Apsislerde toplam yedi niş vardır. Apsis tavanları tonozdur. İçerde narteks üstündeki mekânda güneye açılan bir kapı daha vardır. Yapının doğusunda kare planlı ve 4'er sütunlu iki katlı ve üstü kubbeli bazalttan yapılmış bir çan kulesi vardır. Kaynak: Niğde Kültür Envanteri Niğde Gezilecek Yerler Adres: Yeşilburç Köyü 51000 Merkez/Niğde
- Görsel yok
20
Dörtayak Camii ve Türbesi
Niğde (merkez), Niğde
Taç kapısı üzerindeki inşa kitabesine göre, 1312–13 yılında yapılmıştır. Anadolu Selçuklu Hükümdarı 4. Rukneddin Kılıç Aslan’ın kızı Hüdavend Hatun yaptırmıştır. Günümüze bazı onarımlar görerek gelen türbe, orijinal özelliğini korumaktadır.
- Görsel yok
21
Sungurbey Cami
Niğde (merkez), Niğde
Caminin inşa kitabesi yoktur. Ancak 1335 yılı civarında yapıldığı düşünülmektedir. İlhanlı döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin mimarı bilinmemektedir. Fakat minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmıştır.
- Görsel yok
22
Köşk Höyük
Bor, Niğde
Bor ovasının en eski tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplumunun (M.Ö.6050–4911) bu alana yerleştiğini göstermektedir. Beş tabaka halindeki yerleşimin ilk dört tabakası Geç Neolitik, en geç tabakası ise Erken Kalkolitik devre aittir. Neolitik dönemde gereksinime göre genişletilen çok odalı küçük mekânlardan oluşan mimari mevcuttur. Kalkolitik dönemde ise sokakların üstüne sıralanan bitişik düzendeki konutlar belli bir plana göre inşa edilmiştir.

23
Tyana Ören Yeri Ve Su Kemerleri
Bor, Niğde
Tyana Ören Yeri ve Su Kemerleri Antik Tyana örenleri, Bor ilçesi, Kemerhisar Kasabası'ndadır. Ören yeri kasabanın büyük bir bölümünün altında kalmıştır. Kasabanın muhtelif yerlerinde çeşitli durumlarda bulunan önemli heykeltıraşlık eserler ve ören yerinde yapılan bilimsel kazılar neticesinde çıkan eserler ve mimari parçalar Niğde Müzesi’nde sergilenmektedir. Bahçeli Kasabası’nda bulunan ve Roma havuzu adıyla adlandırılan antik havuza hayat veren kaynak suyunun Roma Devri'nde yapılan kemerlerle taşınmasına yönelik oluşturulan kemerlerden dolayı kasaba Kemerhisar adını almıştır. Roma havuzundan itibaren Kemerhisar Kasabası içlerine kadar ki bölümde kemerler toprak altındadır. Kalan bölümdeki ve kazı alanına kadar olan kemerler ise toprak üzerindedir Halen büyük bir bölümü ayakta bulunan su kemerleriyle Roma havuzundan şehre su taşınmaktaydı. Su kemerleri M.S. II-III. yüzyıllara aittir. Tyana Ören yeri I.II. ve III. dereceli arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Tarih öncesinden Hititler’in yıkılışına değin pek çok uygarlığa mekân olan Kemerhisar(Tyana), Hititler döneminde Tuwanuwa, Roma’da ise Tyana olarak tanınmaktadır. Tuwanuwa Geç Hitit Dönemi'nin başkentidir. Ünlü kral Warpalawa İ.Ö.738–715 yıllarında bu kentte hüküm sürmüştür. M.Ö.30-M.S. 395 yıllarını kapsayan Roma Dönemi'nde, Kemerhisar(Tyana) yoğun yapılaşma ile tarihinin en önemli evresini yaşadı. Antik kent saraylarla, tapınaklarla, su kemerleriyle ve yerleşim birimleriyle büyük bir kent konumuna geldi. Tyana’nın en parlak dönemi hiç kuşkusuz Roma Çağı'dır. Bu dönemde iki kez Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmıştır. Kaynak: Kapadokya Niğde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Niğde Gezilecek Yerler Adres: Kemerhisar Kasabası Bor/Niğde

24
Ulukişla Mehmet Paşa Külliyesi
Ulukisla, Niğde
Ülkemizde en büyük kervansaray olarak bilinen Sadrazam Mehmet Paşa Kervansarayı Ulukışla’dadır. Tek kubbeli kareye yakın planlı camisi olan külliye; avlusu, merkezinde sokak görünümünde arastası, arastanın iki yanında 23 dükkânı, kubbelerinde birçok aydınlatma pencereleri bulunan dikdörtgen planlı hamamı, arastanın güney cephesinde güney ahırı ve bu mekâna hareket kazandıran duvarlarındaki ocak ve nişler, kareye yakın avlunun kuzeyinde ahırları ve doğu ve batı istikametinde birbirine simetrik revakları bulunan bir menzil külliyesidir. Avlunun doğu girişinde sivri kemerli açık tonozlu mekan ise han görevlilerine aittir. Avlunun kuzey kenarı ortasına yerleştirilmiş giriş eyvanından kuzey ahırına girilmektedir. Kuzey ahırı, iki sahınlı ve enine dikdörtgen planlı bir mekandır. Ahır, doğu-batı yönlü bir doğru boyunca sıralanan altı paye ile, eş genişlikte iki sahına bölünmüştür. Sahınlar, sivri kemerli birer beşik tonozla örtülüdür. Doğu-batı doğrultusunda uzanan sivri kemerlerle birbirine bağlanmış olan payeler kare kesitlidir. Payeleri, ahırın kuzey ve güney duvarlarına bağlayan destek kenarları, duvar yüzeyinden 0,30 metre kadar taşıntı yapan pilasterler üzerine oturmaktadır. 1.70 metre x 1.70 metre boyutlarındaki kare kesitli payeler üzerine, zeminden yaklaşık 1.00 metre yükseklikte, hayvan bağlamaya yarayan demir halkalar çakılmıştır. Kuzey ahırında piramidal şekilli davlumbazlar mevcuttur. Kuzey ahırının, kuzey duvarı üzerinde, pilasterler arasına ikişer ocak yerleştirildiği görülmektedir. Bu duvar üzerinde toplam on dört ocak bulunmaktadır. Güney ahırı, cami ile hamam arsında, düz bir alana inşa edilmiştir. Dar kenarlardan biri, arastanın güney cephesine bitişiktir. Kuzey ahırı’nın büyük ölçüde bir kopyası durumundaki bu ahırın girişi, diğer ahırlardan farklı olarak dar kenarlardan biri üzerindedir. Güney ahırının doğu ve batı cephelerinin düzeni bir birine benzemektedir. Her iki cephede de, dikdörtgen kesitli 1.00 metre x 1.50 metre boyutlarında dörder payanda mevcuttur. Payandalar arasında, üst kesimlere yerleştirilmiş birer küçük mazgal pencere görülmektedir. Kuzey ve güney ahırını karşılaştırmalı olarak analize edersek (avlu, kuzey ve güney ahırları) kuzey ahırı ve güney ahırı bir birlerine benzemekle birlikte, konum ve kapladıkları alan açısından bir birinden farklıdırlar. Güneydeki ahır, kuzeydekine göre daha küçük boyutludur. Kuzeydeki ahır mekanı, avlunun kuzey kenarı üzerine yerleştirilmiştir ve yatay konumdadır. Güneydeki ahır ise, kısa kenarlarından biri arastanın güney duvarına yaslanmaktadır. İki ahırın arasında yer alan avlunun doğu ve batı kenarları üzerinde revaklar bulunmaktadır. Avlunun kuzey kenarında, kuzey ahırının önündeki mekanlar ve güney ahırında ise arasta yer almaktadır. Her iki ahırda dikdörtgen planlıdır ve iki sahına sahiptir. Bir sıra paye ile bir birlerinden ayrılan sahınlar, sivri kemerli beşik tonozlarla örtülüdür. Bu külliyeyi, kervan yolcularının yanı sıra sefere çıkan askerlerin de kışla olarak kullandığı bildirilmektedir. 1619’da yapılan külliyenin bir özelliği de büyük Türk şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han Duvarları şiirinin esin kaynağı olmasıdır. Ulukışla Mehmet Paşa Külliyesi'ne Nasıl Gidilir? Niğde Merkezden Kalkan Ulukışla otobüsleri ile Ulukışla İlçe merkezindeki Han'a ulaşılabilir. Niğde Gezilecek Yerler Adres: İsmet İnönü Caddesi Ulukışla/Niğde

25
Çiftehan Kaplıcaları
Ulukisla, Niğde
ÇİFTEHAN KAPLICALARI: Niğde'ye 80 km. uzaklıktaki Ulukışla ilçesi Çiftehan Kasabasındadır. Hem banyo hem de içme türlerine elverişli olan kaplıca sularının, romatizma, sinirsel hastalıklar, deri, kadın hastalıkları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etkisi bulunmaktadır. Kaplıca merkezinde tesisler modern ve büyük kapasitelidir. Kasabanın Ankara-Adana Yolu üzerinde olması ulaşımı oldukça kolay kılmaktadır.
- Görsel yok
26
Pozanti-belemedik Yaylası
Pozantı, Adana
Pozantı’ya 10 kilometre uzaklıkta bulunan yaylaya Anbaş Köyü içinden gecen stabilize yolla ulaşılmaktadır. Çakıt Çayı kıyısında kurulmuş, yörenin taştan ve ahşaptan yapılmış yayla evlerinde konaklanmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yabankeçisi, yabandomuzu ve yırtıcı kuşlar gözetlenebilir. Adana Gezilecek Yerler Adres: Belemedik Yaylası/Pozantı/Adana

27
Yaban Hayati Gözlemciliği - Belemedik Yaylası
Pozantı, Adana
Belemedik Yaylası'na Pozantı'ya 10 kilometrelik Anbaş Köyü içinden geçen stabilize yolla ulaşılır. Çakıt Çayı kıyısında kurulmuş yaylada ahşap ve taştan yapılmış yayla evleri bulunmaktadır. Yaban hayatı yönünden zengin olan yaylada yaban keçisi, yaban domuzu ve yırtıcı kuşlar gözetlenebilir. Belemedik Tren İstasyonu ve çevresindeki binalar Berlin‐Bağdat tren hattının yapıldığı dönemde inşa edilmiştir. Yapılabilecek turizm aktivitesi: Yaban hayatı (Fauna) gözlemciliği Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

28
İbrahim Paşa Tabyaları
Tarsus, Mersin
İbrahim Paşa Tabyaları oldukça sağlam ve bölgede sayısı çok az olan Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yaklaşık 1830’lu yıllarda, doğudan gelecek saldırılara karşı koymak için İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tarsus Pozantı istikametinde otobanda ilerlerken Adana’ya bağlı Tekir (Akçatekir) Yaylası mevkisine gelmeden yolun solundaki yüksek tepe üzerinde bir yapı görülmektedir. Bu yapı Kızıl Tabya (Büyük veya Fenerli Tabya) olarak adlandırılmaktadır.. Burada yer alan diğer tabyalar Yer Tabyaları , Armutlu Tabya ve Ak (Beyaz- Küçük Tabya) Tabya‘dır. Bunlardan Kızıl Tabya, Ak Tabya ile karşılıklı olarak iki yüksek tepeye yapılmışlardır ve birbirlerini görmektedirler. Antik dönemden beri stratejik konumu olan bu yer bu anlamda Gülek Kalesi ve Gülek Yazıtı ile de uyum içerisindedir. Bu tabyalardan çıkarılan birkaç top Gülek Kasabası'na nakledilmiştir. Kızıl Tabya: Yapının üç katlı olduğu tahmin edilmektedir. Alt katlarda havalandırma açıklıkları bulunurken üst katta ince uzun mazgal pencereleri vardır. Bütün odalar birbirleri ile bağlantılı değildir. Genelde kapıdan içeri girildiğinde solda iç içe geçen iki oda ve diğer tarafta ayrı bir oda şeklinde mekanlar sıralanmıştır. Malzeme olarak yörenin taşı kullanılmıştır. Az kalker ve konglomera kayalıkların kabaca düzeltilerek aralarına küçük ve iri taşların kireçle karıştırılması sonucunda oluşturulan harçla yapılan duvar örgüsü kullanılmıştır. Yapılar tonozludur. Pencere kemerlerinde bazı yerlerde tuğla, bazı yerlerde taş kullanılmıştır. Kalenin temelleri düşey pozisyonda ve daha iri, yüzeyi çentikli taşlarla örülmüştür. Bu tabya Adana il sınırları içerisinde kalıyor olsa da diğerleriyle bütün oluşturduğu için kitaba dahil edilmiştir. Yer Tabyaları: Kızıl Tabya'nın önünden geçen Elmalı Deresi'nin altındadır. Eski Tarsus-Adana kara yolunun kenarlarında sağlı sollu ve karşılıklı olarak yapılmışlardır. Oldukça sağlam olan bu yapıların orman alanının altında kalmış olmalarından planları tam olarak anlaşılamamaktadır. Yine tonozlu ve birbirine geçişli mekanlardan oluşmaktadırlar. Armutlu Tabya: Tarsus’tan Pozantı’ya doğru giderken Tekir Yaylası’na gelmeden sağa ayrılan eski yola dönülür. Gülek Yazıtı’na giderken biraz ilerleyince yolda Beylik Han, Deve Damı, Arkasıdelik Han gibi isimlerle adlandırılan küçük bir hana ulaşılır. Bu hanın kuzeydoğusunda orman arazisi içerisinde, rahatlıkla görülemeyen toprak altında kalmış yapı kalıntılarına verilen isimdir. Bu nedenle plan olarak tam izlenememektedir. Ancak büyük kısmı sağlamdır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi Mersin Gezilecek Yerler Adres: Gülek Mahallesi Tarsus / Mersin

29
Karboğazi Kuvayi Milliye Anıti
Tarsus, Mersin
Pozantı’da mahsur kalan Fransız kuvvetleri Pozantı’da Kuvayi Milliye milisleri tarafında her gün taciz edilmekteydiler. Bu nedenle Pozantı’da tutunamayacaklarını anlayan Fransızlar bir yarma hareketiyle Pozantı’daki ablukan kurtulup Namrun ve Gözne yaylalarını geçerek Mersin’e gitmek istiyorlardı. Bu planı 25 Mayıs 1920 tarihinde uygulamaya koyan, nişan sahibi tabur komutanı Binbaşı Menil, ordusuyla yola koyulmuş, yolda tesadüf ettiği Kumcu Veli’yi ve Gülekli Hatice’yi yanına rehber olarak almıştır. Tekir’e gelen Fransızlar, şoseden ayrılmışlar, Kumcu Veli’nin ısrarıyla Elmalı boğazına doğru, patika yolu takip etmişlerdir. Bu yol Kumcu Veli ve Gülekli Hatice sayesinde Fransızların ölüm yolu olacaktır. Gülek’e haberi götüren Gülekli Hatice’dir. Karboğazı’na giren Fransızlar artık ölüm boğazına girmişlerdir. Boğaz, dik yamaçlı, dar bir deredir. Derenin iki yakasına on yedişer kişi pusuya yatmış, arkadan gelen on kişi de düşmanın geriye dönüşünü engellemiştir. Açılan ateş sonunda düşman, canının derdine düşmüş, cephanelerini ve katırlarını bırakarak Teke yaylasına ve Yılan ovasına doğru kaçmaya başlamışlardır. Canlı kalan Fransızlar, ertesi gün Karaisalı’dan gelen ve Kara Afet lakaplı Binbaşı Hasan AKINCI’ya teslim olmuşlardır. Gülek’li kahramanlar, aldıkları esirleri Gerlez semtine getirmişler, etli bulgur pilavı ve ayran ikramında bulunmuşlardır. Bu olayı temsil eden resim bugün Anıtkabirin Kuvayi Milliye müzesinde yer almıştır. Karboğazı savaşı, Çukurova’nın kurtuluşunda bir dönüm noktasıdır. Karboğazı savaşı dünya savaş tarihinde eşine rastlanmayan bir kahramanlık destanıdır. Daha sonra yapılacak Ankara Antlaşması'nın temelini oluşturur. Karboğazı’na Kuvayi Milliye anıtı dikilerek, kahramanlar ve bu zafer ölümsüzleştirilmiştir. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi. Mersin Gezilecek Yerler Adres: Karboğazı Mevkii Gülek Mahallesi Tarsus / Mersin
- Görsel yok
30
Namrun Kalesi
Çamlıyayla, Mersin
Orta Çağ’a tarihlenen ve bölgedeki en ünlü kalelerden birisi olan Namrun, Çamlıyayla İlçe merkezindedir. Hitit ve Asur Dönemleri’nde “Illibru” olarak bilinmektedir. Yüksek bir tepe üzerinde inşa edilen savunma kalesine, yıkılmış bir merdivenle çıkılmaktadır. Namrun’un stratejik önemi, Gülek Kalesi’nin yukarısındaki Kilikia Kapıları’nın korunmasındaki rolüdür. Namrun’da uzun süre Hetum’ler hüküm sürmüştür. 14. yüzyılın sonlarında bir ara Memlük garnizonu burada yer almıştır.
- Görsel yok
31
Kadıncik Vadisi
Çamlıyayla, Mersin
8776 hektar alana sahiptir. Ulaşımı Çamlıyayla İlçesine 6 km kadar mesafe kala yol ayrımından sağa sapılarak vadiye girilir. Vadi içerisinde doğal alabalıkların üretim tesisi mevcuttur. Burada üretilen doğal alabalıklar daha sonra derelerin zenginleştirilmesi amacı ile derelere salınmaktadır. 2011 yılı envanterinde 491 yaban keçisi tespit edilmiştir. Olukkoyağı Köy Tüzel Kişiliğince koruma yaptırılmaktadır.
- Görsel yok
32
Sağlikli Köyü, Roma Yolu Ve Tarsus Parkuru
Tarsus, Mersin
Tarsus'un kuzeyindeki Sağlıklı Köyü civarında bir Roma Takının altından geniş ve gösterişli yola girilir. Yol Toros Dağlarını güney-kuzey aşıp İvriz'e iner. St. Paul'un 2. gezisinde bu yoldan Derbe'ye gittiği düşünülmektedir. Parkur, 3 çadır konaklamalı bir parkurdur.
- Görsel yok
33
Gözlükule Höyük
Tarsus, Mersin
Tarsus İlçe merkezindeki höyük, iki tepeden oluşmaktadır. Orta Çağ’da höyük üzerinde bir gözetleme kulesinin bulunması, Gözlükule isimlendirmesini sağlamış olmalıdır. Neolitik Döneme ait obsidien aletler ve pişmiş toprak kap parçaları ele geçmiştir. Basit taş temel üzerine kerpiç duvarlı evler ile dar sokaklar ortaya çıkarılmıştır.

34
Tarsus Eski Camii
Tarsus, Mersin
Çarşıbaşı'ndaki kilise temelli yapının 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir. Bazı kaynaklarda Ortaçağ'ın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesi'nden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada, Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır. 1704'de Tarsus'a gelen P.Lucas'da burada bir Grek ve bir Ermeni Kilisesinden söz ederek Ermeni kilisesinin Paulus'un kendisi tarafından inşa edildiğini belirtir. 1851 yılında Tarsus'a gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş,dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları dikkat çekicidir. Kilisenin bahçesine batı yönde bulunan ve cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir. Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Kesme taşlarla inşa edilen yapının dış uzun cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır. Batıdaki ana kapıdan girilen salonun genişliği 19.30 metre, uzunluğu 17.50 metredir. Girişin sağında ve solunda birer yarım plaster sütun ve bu sütunların hizasında salonu üç sahına (nef) ayıran, ikişerli iki sıra halinde dört serbest sütun yer alır. Kuzey ve güney duvarlarda da yine yarım sütunlar bulunmaktadır. Aslında bu sütunlar gri renkli granit olup, antik çağ yapılarına ait olmaları muhtemeldir. Orta salonun genişliği 12.60 metre olup, üzeri tonozludur. Tavanın merkezine rastlayan bölümde, ortada Hz. İsa olmak üzere doğuda Yohannes ve Mattaios, batıda Marcos ve Lucas'ın freskleri bulunmaktadır. Yapının kuzey-batı köşesinde ise bir çan kulesi yer almaktadır. Kilise daha sonra camiye çevrilmiştir Eski Cami, Kilise Camii veya Baytemür Camii isimleriyle tanınır. İnşa tarihi konusunda da farklı görüşler vardır. 2'nci yüzyıldan 14'üncü yüzyıla kadar geniş bir aralığa tarihleyen kaynaklar vardır. Bazı kaynaklarda 1360'da Seyfeddin Bay-Temur el Harizmi'nin kiliselerden birisini camiye dönüştürdüğü ve bu nedenle "Bay-Temür Camii" adıyla anıldığı yazılıdır. Bazı kaynaklarda ise, 1415 yılında Ramazanoğlu Şebabettin Ahmet Bey'in kiliseyi cami haline getirerek yanma bir minare eklediği kayıtlıdır. Türkler bir şehri aldıklarında oradaki en büyük kiliseyi camiye çevirdikleri ve ezan okunup namaz kılındığı bilinir. Yukardaki rivayetlerin ikisinin de doğru olduğu, hatta kiliseden dönüştürülen ilk cami olması nedeniyle 1415 yılında onarılarak tekrar ibadete açıldığı düşünülmelidir. Bazilikal planlı, üç nefli, tonoz örtülü, sade bir yapıdır. Doğu tarafında apsis kısmı vardır. Güney duvarına mihrap eklenerek Ulucami plan şemasında bir cami haline getirilmiştir. Dıştan beşik çatı örtülüdür. Doğu cephesindeki girişin sağında minaresi bulunur. Kuzey cephesine son cemaat saçağı eklenmiştir. Yapı, önemi nedeniyle sürekli onarılmıştır. Tarihi bilinen onarımlar, 1868 ve 1900'de yapılmıştır. Son onarım 2007'de tamamlanmıştır. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi / Mersin Kaymakamlığı Mersin Gezilecek Yerler Adres: Reşadiye Mahallesi Adana Bulvarı 3014 Sokak Tarsus / Mersin

35
Adana Müzesi
Seyhan, Adana
Adana Müzesi, cumhuriyetin ilanından hemen sonra, 1924 yılında kurulmuş olup Türkiye'nin en eski 10 müzesinden biridir. Official Turkish Museums İlk olarak çevredeki sütun başlıkları ve lahitlerin polis dairesinde toplanmasıyla kurulan müze, Halil Kamil Bey'in müdür olarak atanması ve başarılı çalışmaları sonunda, 1928'de Cafer Paşa Camisi'nin medresesi'nde ziyarete açılmıştır. Official Turkish Museums 1950 yılında, Kuruköprü'de yer alan ve bir dönem Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan Adana Kuruköprü Anıt Müzesi'ne taşınmıştır. Tarhunda (Tarhunna, Tarhunza) Heykeli, Official Turkish Museums Zamanla özellikle Tarsus Gözlükule (1934), İçel Yumuktepe (1936), Yüreğir Misis (1958) ve Ceyhan Sirkeli-Tatarlı Höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova'nın ilk çağlarına ait seçkin eserlerin müzede toplanması ve müze binasının yetersiz kalması nedeniyle, müze 5 Ocak 1972 yılında şimdiki binasına taşınmıştır. Official Turkish Museums Adana Müzesi'nde Tarsus Gözlükule, Mersin Yumuktepe, Misis, Karatepe, Soğuksutepe, vb. höyük ve iskân yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda çıkan eserler ile Adana ve çevresinden derlenen eserler bulunmaktadır. Akhilleus Lahdi, Official Turkish Museums Müzede tarih öncesi dönem eserleri ile Hitit, Asur, Fenike, Frig, Arkaik, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait heykel, kitabe, lahit, stel, mimari parçalar gibi taş eserler; pişmiş topraktan yapılmış çanak, çömlek, çeşitli kaplar, silindir ve damga mühürler, sikkeler ve diğer arkeolojik buluntular yer almaktadır. Official Turkish Museums Özellikle Tarhunda (Tarhunna, Tarhunza) Heykeli ve Akhilleus Lahdi müzede görülmesi gereken önemli eserler arasındadır. Müzeyi sanal olarak ziyaret etmek için tıklayınız. Adana Gezilecek Yerler Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adres: Reşatbey Mahallesi, Fuzuli Cd. No:10, 01120 Seyhan/Adana

36
Akça Mescit
Seyhan, Adana
Adana'nın en eski yapılarından biri olan Akça Mescit, Ramazanoğlu Şahabeddin bey zamanında Ağcabey tarafından yaptırılmıştır. Yapının giriş kapısı, bitkisel desenli rölyefle bezemeli olup mihrabı taştandır ve oldukça etkileyicidir. Adana'nın en eski Türk yapısı olarak bilinen Akça (Ağca) Mescit, Ulu Cami Mahallesi'nde ve Ulu Cami’ye 60 metre mesafede bulunmaktadır. Ramazanoğlu Şahabeddin Bey zamanında Türkmen beylerinden biri olan Ağcabey tarafından yaptırılmış olduğu için bu adı almıştır. 1930'lu yıllarda müze deposu olarak kullanılan yapı, 1964'te ve 1998 depreminde ciddi ölçüde hasar gördükten sonra 2004'te Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamir ettirilmiştir. Eskiden, Türklerin yapmış oldukları eserlere eserin yapılış tarihini belirten yazılı kitabeler konulduğu gibi, bazı rumuzlarla da tarihlendirilmekte yapılmakta idi. Ebcet denilen bu şekil tarihlendirme Akça mescit üzerinde de görülmektedir. Bugünkü kitabenin bulunduğu cümle kapısının üzerinde daha önce kabartma olarak yapılmış ve bugün izleri mevcut iki kuş figürü bulunmaktadır ve bu kuş figürleri ebcet hesabıyla bir tarih meydana getirmektedir. Böylece burada 406 rakamına denk gelen kuş figürü iki tane olduğundan 406'nın iki katı olan 812 H tarihi ortaya çıkmaktadır. Ebcet hesabı değerlendirmesinin doğru olduğu kabul edilirse, eser 812 H. (1489) yılında yapılmıştır. Bu tarihin Ulu Cami'nin ilk yapılış tarihi olan 1513 ten önceye ait olması bakımından büyük önemi bulunmaktadır. Her ne kadar bugün icümle kapısında kabartma olduğu söylenen iki kuş figürü bulunmasa da, kapı etrafını çeviren bordürün sağ kenarında karşılıklı iki kuş figürünün izleri görülmektedir. Eserin cümle kapısı üzerindeki alınlığa yazılmış olan kitabede 1184 H (1770) tarihi okunmakta olup, bu tarihten, eserin esaslı bir şekilde Hacı Hasan Ağa adında bir hayırsever tarafından onartıldığı anlaşılmaktadır. Yaklaşık 10 metre x 10 metre plan ölçülerinde tek mekanlı, tek kubbeli küçük bir mescittir. İri, blok kesme taşlardan yapılmış olan mescidin beden duvarları alçak bir platform üzerinde ve kare plandadır. Yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüş olan eser, dıştan bir türbeyi andırmaktadır. Kare planlı tek kubbeli yapıda kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmaktadır. Kubbe aynı zamanda yere kadar inen ve her cephede yer alan dört askı kemerine oturmaktadır. Yapı güney ve batı cephede yer alan altta ikişer, üstte birer adet pencere ile aydınlanmaktadır. Adana Gezilecek Yerler Adres: Akkapı, 01130 Seyhan/Adana

37
Kuruköprü Anıt Müzesi Ve Geleneksel Adana Evi
Seyhan, Adana
1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı, Gayrimüslimlere kendilerini yönetebilme, okul ve ibadet yerleri inşa edebilme olanağı sağlamıştır. Bu dönemde Anadolu kentlerinde dikkat çekici ölçüde kilise inşa edilmiştir. Batıdaki kapı üstünde, mermer levha üzerindeki Rumca dokuz satırlık kitabeye göre yapı, 1845 yılında Rum cemaati tarafından yaptırılmıştır. Bölgenin arkeolojik zenginliklerini sergilemek amacıyla 1924 yılında Adana Eski Eserler Müzesi'nin kurulmasına karar verilmiş ve müze müdürlüğü için "Alyanak" lakabıyla tanınan Halil Kâmil Bey görevlendirilmiştir. Müze binası için ilk olarak Taş Köprü'nün yakınlarında bulunan Cafer Ağa Medresesi uygun görülmüştür. Bir süre hizmet verildikten sonra kullanılamayacak durumda olan yapının yıkılmasının ardından müzedeki eserler Rum Kilisesi'ne taşınmıştır. 1937 yılında, Müze Müdürü A. Rıza Yalgan'ın, Çukurova'nın etnografyasını anlatmak amacıyla yeni bir bölüm eklemesiyle birlikte müze, "Adana Arkeoloji Müzesi'nin" yanı sıra "Etnografya Müzesi" adını da almıştır. A.R. Yalgan böylece Türkiye'de ilk açık hava müzesini kurmuştur. 1950 yılından itibaren Adana Müzesi olarak hizmet veren bina 1972 yılında Arkeoloji Müzesi'nin açılıp birçok eserin yeni müzeye taşınmasıyla müze deposu olarak işlev görmüştür. 1983 yılındaki restorasyon çalışmasıyla Etnografya Müzesi adı ile tekrar müze işlevi kazandırılmıştır. 2008 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından binada restorasyon çalışmalarının başlatılmasından dolayı etnografik eserler, mevcut Arkeoloji Müzesi'ne taşınmştır. Restorasyon çalışmaları 2015 yılında tamamlanmış olup, Adana Kuruköprü Anıt Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adana Gezilecek Yerler Adres: Kuruköprü Mahallesi, 01060 Seyhan/Adana

38
Hasan Ağa Camii
Seyhan, Adana
Ali Ağa mahallesinde Yağ Camisi’nin 150 metre kadar güneyinde yer alan ve asıl adı Hasan Kethüdâ Camii olan eserin ne zaman yapıldığı belli değildir. Halk arasında dolaşan bir rivayete göre, Ramazanoğlu Pîrî Paşa’nın beylerbeyi olarak Adana dışında bulunduğu sırada, Ulucami’nin yapımına nezaret eden kethüdâsı Abdullah oğlu Hasan Ağa tarafından bu inşaattan arttırılan malzeme ile yaptırılmıştır. Bu rivayetin doğruluk derecesi bilinmemekle birlikte her iki eser arasında, harimin yan tarafında yer alan dikine mekânlardan başka kubbeleri örten oluklu kiremitler, çiniler ve mihraplarla minberlerdeki renkli taş işçiliği bakımından büyük benzerlikler bulunduğu dikkat çekmektedir. Bu benzerlikler ve Ulucami’nin tamamlanış tarihinin 1541, türbesindeki çini kaplamalı lahitlerden en yeni tarihlisinin de 1552 yılına ait olduğu dikkate alındığında XVI. yüzyılın ortalarında yapıldığı söylenebilir. 1814 ve 1946 yıllarında iki büyük tamir geçirdiği bilinmekte ve bu tamirler sırasında harimin iki yanındaki dikdörtgen mekânların değişikliğe uğradığı, avlunun üç tarafında bulunan revakların ise tamamen ortadan kaldırıldığı görülmektedir. İlk yapıdan günümüze ulaşan orijinal kısımlar harim, minare ve son cemaat yerinin bir bölümünden ibarettir. Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Adana Gezilecek Yerler Adres: Sarıyakup Mahallesi, 01020 Seyhan/Adana

39
Adana Ulu Camii
Seyhan, Adana
Ulu Camii büyüklüğü ve tarihî açısından Adana'nın önemli eserleri arasında gösterilmektedir. Selçuklu, Memlûklu ve Osmanlılar Dönem'lerine ait mimarî karakterleri üzerinde toplayan bu eserin üç ayrı kitabesinden, ilk defa 1513 yıllarında Ramazan oğlu Halil Bey tarafından inşasına başlandığı, 1541 yılında Halil Beyin oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından bitirilerek ibadete açıldığı anlaşılmaktadır. Esas binanın batı tarafındaki giriş kısmını, Ramazan oğlu Halil Beyin yaptırdığı bilinmektedir. Giriş kapısının üzerinde kademeli bir sistemle yukarı doğru sivrilen sarkıtlı konik çatı, Selçuklu dönemi mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Bu durum, XVI. yüzyılda küçük bir beylik olan Ramazanoğullarının burada önce küçük bir mescit yaptırdığını; fakat beyliğin büyümesi ve mescidin yetersiz kalması nedeniyle bugünkü binanın yapıldığını düşündürmektedir. Bütünüyle 34,50 x 32,50 metre ölçülerinde kareye yakın dikdörtgen plânlı olan Ulu Camii'nin batı ve doğu yönündeki iki büyük kapısından avluya girilmektedir. Caminin esas ibadet mekânına ilâveten, bölgenin sıcak oluşu ve daha fazla cemaatin ibadet etmesi düşünülerek avlunun bir kısmı ahşap örtü sistemi ile kapatılarak büyük bir son cemaat yeri haline getirilmiştir. Doğu cephedeki avlu kapısında ve caminin esas mekânının cephesinde, siyah ve beyaz mermer levhalar kullanılarak cephe görünüşüne renk katılmıştır. Yarı sivri kemerlerin konturları stalâktit ve bitki motifleri ile süslenmiştir. Enine uzanan dikdörtgen plândaki esas ibadet mekânı, Kıble duvarına paralel konmuş dört sütun ile iki nef (şahın) teşkil etmekte ve sütunlar hafif sivri kemerlerle birbirine bağlanmaktadır. Kıble duvarında etrafı siyah mermerden yapılmış bir bordürle çevrilen mihrabı ile bilhassa caminin Kıble duvarını kaplayan XVI. ve XVII. yüzyıla ait çinileri ilk bakışta dikkati çekmektedir. Adana Ulu Camii, son cemaat mahalli formundaki harimin batısındaki dikine mekânı ile Adana Hasan Ağa Camisi, Adana Kemeraltı Camisi ve Ceyhan Kurtkulağı Köyü Camisi gibi bazı mahalli eserleri etkilemiştir. Adana Gezilecek Yerler Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Fotoğraflar: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Türkiye Ulu Camileri 2016, Mustafa Cambaz Adres: Seyhan, 25007. Sk, No:1 01020 Ulucami Külliyesi, Adana

40
Misis Köprüsü
Yüreğir, Adana
<p>Ceyhan Nehri üzerinde, Misis Beldesinde yer alan, Roma İmparatoru II. Flavius Julius Costantinus tarafından yaptırılmıştır. Dokuz gözlü olarak inşa edilmiştir. Anadolu’nun ilk Roma Köprüsü olarak bilinmektedir. Selçuklular, Bizanslılar ve Haçlılar arasındaki savaşlara sahne olan efsanevi kent Misis’in adını taşıyan köprü, Ramazanoğlu Beyliği ve Osmanlı dönemlerinde şiddetli depremlerle tahrip olmuş ama buna rağmen ayakta kalabilmiş eserlerden biridir.</p>

41
Dumlu (Tumlu) Kalesi
Ceyhan, Adana
<p>Ceyhan’ın 17 km kuzeybatısında Sağkaya bucağının Dumlu (Tumlu) mahallesinin batısında ve 75 m kadar yükseklikteki sert kalkerli bir tepe üzerindedir. 12. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Sekiz burçludur. Tek kapısı doğuya bakmaktadır. Kale içerisinde yapı kalıntıları ve sarnıçlar yer almaktadır. Tepe etrafında kaya mezarları görülmektedir.Kalenin kuzeyinde yarım haç şeklinde birçok mezar vardır. Bu mezarlar genelde küçük el yapımı mağaralar biçimindedir.</p>

42
Kozan Kalesi
Kozan, Adana
Kozan ilçesinin merkezinde yer alan Kozan Kalesi ya da Sis Kalesi kalkerden dik bir tepe üzerinde ovaya hâkim bir konumdadır. Bölgenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Her 3 yılda bir burada yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle, Hristiyan dünyası için önemli bir merkez olmuştur. Kaynak: Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Adana Gezilecek Yerler Adres: Taş, 01510 Kozan/Adana

43
Akören Ören Yeri
Aladağ, Adana
<p>Bizans Döneminde inşa edildiği tahmin edilen bu kalıntılar, bugün dahi önemini koruyacak durumdadır. Köy merkezinde dar sokak aralarında birbirine bitişik evlerin arasında üç kubbeli bir kilise mevcuttur. Kilisenin güney kapısının üstündeki kalker taşından yapılmış konsolun üzerinde 572 tarihi yazılmıştır. Akören 2 olarak adlandırılan diğer yerleşim yerinin girişi Kayabaşı olarak adlandırılmıştır. Güney batısında kiliseye ait olan bir haç işareti bulunmaktadır. Burada ayrıca birçok yazıtta vardır. Kuzey kısmında ise ikinci bir kiliseye ait kalıntılar vardır. Bunun yanı sıra Bizans döneminden kalma büyük ve ihtişamlı mezarlıklar bulunmaktadır. Yazıtlarda 170 tarihinin kazıldığı görülmüştür. Mezar odaları da mevcuttur.</p>
Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.
Sık sorulanlar
- Ankara Adana arası kaç km ve kaç saat sürer?
- Ankara ile Adana arası araçla yaklaşık 562 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 6 saat sürer.
- Ankara Adana arasında yol üstünde nerelerde durulur?
- Ankara ile Adana arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 397 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 43 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Seğmenler Parkı, yolun sonuna doğru ise Akören Ören Yeri var.
- Ankara Adana yolu hangi illerden geçer?
- Ankara ile Adana arasındaki güzergâh Ankara → Kırşehir → Aksaray → Nevşehir → Niğde → Adana → Mersin illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Ankara sınırlarındadır.
- Ankara Adana arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
- Ankara ile Adana arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
- Ankara Adana sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
- Yaklaşık 6 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Ankara ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.
