Yol üstü duraklar

İstanbul – Nevşehir arası yol üstü duraklar

775 km, yaklaşık 8 saatlik yol. Aşağıdaki duraklar geçiş sırasına göre dizili — iki yönde de aynı yol.

Kısaca

İstanbul ile Nevşehir arası 775 km ve yaklaşık 8 saatlik bir yolculuk. Bu rotanın 20 km yakınında açıklamalı 974 gezi noktası var; yol 8 ilden geçiyor ve en çok durak Ankara sınırlarında (141 yer).

Bu koridorun 20 km yakınında toplam 974 gezi noktası var; aşağıda yol boyunca dengeli dağılmış 56 tanesi listelendi.

  1. Görsel yok

    1

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı

    Arnavutköy, İstanbul

    Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, 2025 Mavi Bayrak resmi listesinde yer alan halk plajı adayıdır. Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/Eklenti/137104,2025-yili-il-ve-ilcelere-gore-mavi-bayrak-sayilarixlsx.xlsx?0=

  2. Miniatürk

    2

    Miniatürk

    Beyoğlu, İstanbul

    30 Haziran 2001 tarihinde temeli atılan Türkiye'nin ilk minyatür parkı olan Miniaturk, 2 Mayıs 2003 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından büyük bir törenle ziyarete açılmıştır. Toplam 60 bin metrekare alan üzerine kurulan Miniaturk'te, 15 bin metrekare maket alanı, 40 bin metrekare yeşil ve açık alan, 3 bin 500 metrekare kapalı alan, 2.000 metrekare havuz ve suyolu, 500 araçlık otopark yer almaktadır. Eş zamanlı yürütülen proje koordinasyonu sayesinde 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan Miniaturk, dünyanın en geniş maket alanına sahip ve en kısa sürede tamamlanan minyatür kentidir. Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı Miniaturk'te, 57 eser İstanbul'dan, 51 eser Anadolu'dan, 12 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, toplam 120 sabit eser sergilenmektedir. Ancak daha sonraki eklemeler dikkate alınarak rezerv alanları da oluşturulmuştur. Altyapı, sonradan yapılabilecek eklemeler de göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Böylelikle Miniaturk, bir anlamda, planlı kentleşmeye örnek oluşturarak büyümeye devam edecektir. Maketler yurtiçinde 10, yurtdışında 3 atölye olmak üzere toplam 13 atölyede üretilmiştir. Atölyeler dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Döner Sermaye İşletmeleri’nde de Miniaturk için üretimler gerçekleştirilmiştir. Maket yapımında sanayide kullanılan plastik bazlı, açık hava şartlarına uygun malzeme kullanılmıştır. Maketler yerlerine yerleştirilmeden önce, Miniaturk Test Alanı’nda bekletilerek açık hava şartlarına uygunluğu bir kez daha test edilmiştir. Ayasofya'dan Selimiye'ye, Rumeli Hisarı'ndan Galata Kulesi'ne, Safranbolu Evleri'nden Sümeli (Sümela) Manastırı'na, Kubbet-üs Sahra'dan Nemrut Dağı Kalıntıları'na kadar pek çok kültür ve medeniyetin izlerinin bir araya getirildiği parkta, bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi gibi eserler de yeniden canlandırılmıştır. Anadolu ve çevresinde hüküm sürmüş, izler bırakmış her medeniyetin Miniaturk'te yer almasına özen gösterilmiştir. Miniaturk ile Antik Çağ'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya, 3 bin yıllık yaşanmışlığın izleri Haliç kıyısına taşınmıştır. Miniaturk'te yer alacak eserlerin seçimi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Doç. Dr. Ahmet Haluk Dursun'un danışmanlığında bir kurul tarafından yapıldı. Seçimde eserlerin maketi yapılabilir nitelikte olmalarına özen gösterilmiş ve her biri ait oldukları teknolojisini, sanatını ve kültürünü yansıtan, binlerce yıldır ağır istilâlara, savaşlara ve yıkımlara tanık olan bir coğrafyada hiçbir uygarlığın, sırf daha öncekiler yaptı diye yok etmeye kalkışmadan, koruduğu, onardığı, yaşattığı eserler Miniaturk'te maketleriyle yer almaktadır. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Sütlüce Mahallesi, İmrahor Caddesi 34445 Sütlüce - Beyoğlu / İstanbul

  3. Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    3

    Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

    Kağıthane, İstanbul

    Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? Kurucusu Jale Kuşhan'ın anlatımıyla öğrenelim. "A. Ü. Jeofizik Mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik Üniversitesi Rus Dili Bölümü’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralayarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir. Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım, onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı, dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır."  İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Cevahir AVM,

  4. Sadberk Hanim Müzesi

    4

    Sadberk Hanim Müzesi

    Sarıyer, İstanbul

    Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da yazlık olarak kullanılmıştır. 1978 - 1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Bahçesiyle birlikte 4280 metrekare olan Azaryan Yalısı 400 metrekarelik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkânı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Fotoğraf: Official Turkish Museums   Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 metrekaredir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır. Kaynak: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Büyükdere, Piyasa Cd. No: 25 D:29, 34453 Sarıyer/İstanbul

  5. Görsel yok

    5

    Rumeli Feneri

    Sarıyer, İstanbul

    İstanbul'un Avrupa yakasında İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alan deniz feneridir. Karşısındaki Anadolu Feneri'nden 2 deniz mili uzaktadır. Bu iki feneri birleştiren çizgi İstanbul Limanı'nın kuzey sınırını oluşturmaktadır Fenerin bulunduğu köy de aynı isimle (Rumelifeneri) adlandırılır.

  6. Beylerbeyi Sarayı

    6

    Beylerbeyi Sarayı

    Üsküdar, İstanbul

    Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Sarayın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır. Sarayın inşaat organizasyonunu Ebniye-i Şâhâne Serkalfası (Saray başkalfası) Serkiz Bey (Balyan) yürütmüştür. Beylerbeyi Sarayı’nın mâlî ve idarî işler sorumluluğu da denilebilecek binâ eminliği görevini ise Mehmed Efendi, Mahmud Efendi ve Rıfat Efendi yürütmüştür. Saray’ın yaklaşık 500 bin Osmanlı lirasına mal olduğu tespit edilmektedir. Yapılar topluluğunun ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kargir bir yapıdır. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen yapı dikdörtgen bir zemin alanı üzerine oturmaktadır. Saray’ın güney kesimi Mabeyn-i Hümâyûn, kuzey kesimi ise Valide Sultan Dairesi olarak düzenlenmiştir. Her iki katta toplam 6 salon, 24 oda,1 hamam ve 1 banyo bulunmaktadır. Batı ve Doğu üsluplarının karıştırılması ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı, Harem ve Mabeyn bölümleri ile Türk evi plan özelliğini taşımaktadır. Yapının çatısı üstten bütün cephe kenarlarını gizleyen bir korkulukla gizlenmiştir. Sarayın planı eyvanlı merkezî sofa (hol) motifine dayanan bir plan kompozisyonuna sahiptir. Beylerbeyi Sarayı’ndaki şema, üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler; Mabeyn-i Hümâyûn, Yatak Dairesi (Hünkâr Dairesi) ve Valide Sultan Dairesi’dir. Valide Sultan Dairesi’nden hemen sonra gelen ve denize paralel olarak inşa edilen kadınefendiler ve ikballere ait esas Harem bölümü ise, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiştir; bu yapı günümüze ulaşamamıştır. Mabeyn-i Hümâyûn’un giriş cephesi, Neo-barok vurgunun daha belirgin olduğu bir düzenleme göstermektedir. Sarayın kitle ve cepheleri gibi iç mekân düzenlemeleri de seçmeci bir anlayışla şekillendirilmiştir. Beylerbeyi Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Abdülaziz’in denize olan tutkunluğu nedeni ile sarayın tavanlarındaki bazı çerçeve ve kartuşların içinde deniz ve gemi temaları işlenmiştir; hatta Sultan Abdülaziz, ressamlara fikir vermesi için deniz ve gemi temalarını içeren desenler çizmiştir. TARİHTE BEYLERBEYİ SARAYI Beylerbeyi Sarayı, bânisi Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından, yazlık saray olarak kullanıldı. Saray, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saltanat yıllarında yabancı devlet hükümdar ya da başkanlarının resmî ziyaretlerinde kendilerine tahsis edilmeye başlanmasıyla beraber, devlet konukevi işlevi kazandı. Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan ilk önemli konuk, Fransa İmparatoriçesi Eugénie’dir. İmparatoriçe’nin bu gezisi, Sultan Abdülaziz’in 1867 Fransa gezisini iade makamında gerçekleşmekteydi. Sultan Abdülaziz döneminde Beylerbeyi Sarayı’nda ağırlanan diğer yabancı konuklar, Avusturya-Macaristan İmparatoru Joseph (1869), Prusya Veliahd Prensi Frédéric Guillaume Nicola Charles (1869), İtalya Veliahdı (1869), İran Şahı Nasıreddin (18 Ağustos 1873). Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909), 33 yıl süren saltanatı süresince Beylerbeyi Sarayı, özellikle yabancı devlet protokolü tarafından gezilen bir müze işlevi de gördü. Bu dönemde Beylerbeyi Sarayı ile beraber Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayı Hazine-i Hümâyûn da, padişahın izni alınmak şartıyla ziyaret edilebilen saltanat müzeleri olarak kullanıldı. Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten hemen sonra, Selanik Alatini Köşkü’nde zorunlu ikâmete tabi tutuldu, ancak yaklaşık 3 yıl sonra Balkan Savaşı’nın patlak vermesi nedeni ile İstanbul’a nakledildi. II. Abdülhamid için seçilen yeni zorunlu ikametgâh, Beylerbeyi Sarayı idi. Sabık Hakan, bu sarayda yaşamının son 6 yılını geçirdi ve 10 Şubat 1918’de yine bu sarayda hayata gözlerini kapattı. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Abdullahağa Caddesi 81210 Beylerbeyi Üsküdar İstanbul

  7. Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    7

    Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi

    Kadıköy, İstanbul

    Türk sporunun temel direği Fenerbahçe Spor Kulübü, tam 35 dalda 100 yıllık başarılarla dolu çalışmalarında çok değerli ödüller ve kupalara sahip olmuştur. Fenerbahçe ilk kupasını 5 Haziran 1910’da İstanbul’un ünlü Rum kulübü Sturugglers’i 3 – 1 yenerek kazandı. 1913 yılında Altıyol ağızındaki lokalde kupa ve heykellerin sayısı 10’a ulaşınca bunlar için küçük bir vitrin satın alındı. 1914 yılında Kuşdili’nde iki katlı ahşap lokale geçildiğinde git gide zengin bir kimliğe bürünen müze için ikinci katta bir oda ayrıldı. Kazanılan ödülleri koymak için yeni vitrinler yaptırıldı. 1932 yılındaki yangına dek kalınan Kuşdili Lokali'nde ödüllere (kupalara) ayrılan bu küçük odanın da bir süre sonra yetmediği, ihtiyacı karşılamadığı göründü. Kupa, şilt ve vazoların bir bölümü diğer odalara alt kattaki büyük salona konmaya başlandı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kupa sayısı 1932 yazı başlarında 150’yi aşmıştı. Ancak kulübün ilk 25 yıllık faaliyetlerinin kanıtı olan bu kupa, şilt v.b. ödüller 5/6 haziran 1932 gecesi çıkan yangında kulüp binası ile birlikte yandı. Sıfırlanan Fenerbahçe Müzesi yangından sonra hemen ve yeniden doğdu. 1932 yılından sonra çalışma dallarının çeşitlenmesi ile de her yıl kazanılan sayısız kupa, şilt, plaketler ile günümüze dek gelindi. Fenerbahçe burnundaki sosyal tesislerin açılmasından sonra uzun yıllar kazanılan kupa, şilt ve plaketler oradaki vitrinlerde sergilendi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu stadının yeniden yapılması sırasında Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim kurulu Avrupa standartlarının üzerinde modern bir müzenin stadın içinde kurulması kararını aldı. Bu karar kısa bir sürede hayata geçirildi. Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Tarih ve Arşiv Kurulu Başkanı sayın Sertaç Kayserilioğlu’nun önderliğinde yaklaşık bir yıl süren yoğun çalışmalardan sonra müzenin resmi açılışı 19 ekim 2005 tarihinde yapıldı. Müzenin Yeri ve Bölümleri: Dünya'da futbolıun doğuşu bölümü. Fenerbahçe Spor Kulübünün ilk kuruluş toplantısının, dönemin eşyaları ile mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Mütareke ve İşgal dönemi sırasında Dereağzı'ndaki lokalimizden cepheye silah, cephane kaçırılma anının mumyalarla canlandırıldığı bölüm. Union Clup sahasından Şükrü Saracoğlu'na stadın evrelerini sunulduğu bölüm. Kuruluştan itibaren tüm branşlarda ki başarıları simgeleyen her türlü şilt, madalya berat fotoğraf, belge v.b. materiyallerin sergilendiği bölümler. Kuruluştan günümüze her dönemde ki bir kısmı orijinal forma, çorap v.b giysilerin sergilendiği bölümler. İlk tüzükler, eski üye kartları, eski lisanslar, eski maç biletleri, kulüp piyango biletleri v.b. belgelerin sunulduğu bölümler.  Eski maçlardan filmlerin ve Fenerbahçe belgesellerinin oynatıldığı sinama odası.  Atatürk'ün 3 Mayıs 1918 yılında ki kulübü ziyareti ve şeref defterini imzalama anının mumyalı olarak canlandırıldığı bölüm.  Bütün bu bölümlerden başka yıllara göre sınıflandırılmış olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 100 yılda çeşitli branşlarda kazandığı 3 bin kupa şilt ve plaket'in 426 tanesi de müzede sergilenmektedir. İstanbul Gezilecek Yerler Adres: Fenerbahçe Müzesi - Şükrü Saracoğlu Stadyumu Kadıköy

  8. Görsel yok

    8

    Polonezköy

    Beykoz, İstanbul

    Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı "Adampol" olan Polonyalı köyüdür. Büyük şehrin karmaşasından uzak, İstanbul kent merkezine yalnızca 30 km uzaklıkta bulunan Polonezköy, doğa ile iç içe bir yer. Yürüyüş yolları, bisiklet parkurları, pinik alanları ve yemyeşil doğası ile muhteşem bir yer.

  9. Görsel yok

    9

    Ballikayalar

    Gebze, Kocaeli

    Gebze ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ballıkayalar'ın 1847 Hektarlık Alanı 06.09.1995 tarihinde Tabiat Parkı olarak tescil edilmiş Dağcılık sporu açısından hem yapısı hemde yoğun insan yerleşiminin bulunduğu bölgelere yakınlığı, açısından çok değer taşımakta.Bu parkurun en ideal başlangıç yeri olarak eski İstanbul yolu üzerinde bulunan Denizli Köyü'nü öneriyoruz.Parkurun 2 km'lik bölümü kanyon içerisinden geçiyor. Değer kısımlar patika niteliğinde. Dört mevsim yürünebilir.

  10. Görsel yok

    10

    Çerkeşli Kayalitepe

    Dilovası, Kocaeli

    Çerkeşli köyünden,Kayalıtepe zirvesine giden bu parkur;Kocaelin'nin doğal yürüyüş parkurlarının en uzun olanı. Mesafenin uzunluğunun yanında,dik çıkış ve iniş dikkate alınmalı.Çerkeşli Köyü bu parkurun başlangıç noktasını oluşturur.

  11. Görsel yok

    11

    Sarayli Köyü Yukarı Değirmendere

    Gölcük, Kocaeli

    Saraylı Köyü, Kültürel miras evleri, Osmanlı Dönemi'nden kalma mezarlığı ve Çavuş üzümü ile ilgili çekici. Bu parkur tarihi bir köyün içerisinden Samanlı Dağları'nda ve Değirmendere Vadisi içerisinde yürümenin keyfine varılabilecek bir nitelikte.Parkurun kısa bir bölümü dik çıkış şeklinde, daha sonraki kısa bir bölüm düz devam etmektedir.Diğer bölümler dik inişler şeklinde sürmesinden dolayı mutlaka baton kullanılması gerekiyor.

  12. Görsel yok

    12

    İzmit Elektronik Kent Müzesi

    İzmit, Kocaeli

    Elektronik Kent Müzesi kentin tarihi, ekonomisi kültür ve turizmi, tarihi eserleri ve belediye hizmetleri yerli, yabancı tüm ziyaretçilere elektronik bir ortamda tanıtmaktadır. Müzenin bölümlerinde seslendirme sistemi ile entegre çalışan 10 önemli tarihi yapının maketleri bulunmaktadır. Plazmalarda İzmit'in tarihi, sanayi, kültür ve turizm, coğrafi durum bilgileri, belediye çalışmaları başlıklarındaki prodüksiyonlar sürekli yayınlanmaktadır.

  13. Görsel yok

    13

    Cami Düzü Yuvacik Baraji

    Başiskele, Kocaeli

    Bu parkur Yuvacık Barajı'nın etrafında bulunun ana karayolunun hemen karşısında bulunan trafiğe kapalı toprak araç yolundan oluşuyor. Parkur içerisinde Büyükşehir Belediyesi tarafından dinlenme alanları oluşturulmuştur.Parkurun başlangıç noktası için cami düzü köyünü öneriyoruz. Parkurun bitiş yeri Yuvacık Barajı'nın gövdesinin bulunduğu alandır. Parkurun 5 km kısmı düz toprak araç yolundan oluşur. 2 km kısmı ise hafif eğimli patika yoldur.

  14. Görsel yok

    14

    Aytepe Değirmen Düzü

    Başiskele, Kocaeli

    Görsel açıdan mükkemmel ve herkesin rahat yürüyebileceği bir coğrafyaya sahip olan bu parkurun büyük bölümü inişlerden oluşur. Bu yüzden özellikle yürüyüş boyunca baston kullanılmasında yarar vardır. Aytepe'den soğuk suya inen yol üzerindeki son düzlük bu patikanın başlangıç yeri olarak tercih ettiğimiz noktadır. Orman içi toprak araç yolu ve yer yer patikalardan oluşan bu parkur dört mevsim yürünebilsede en ideal zaman kış dönemi hariç olan mevsimlerdir. Parkurun uzunluğu 8 km dir.

  15. Görsel yok

    15

    Altıoluk Eskiyayla

    Sapanca, Sakarya

    Kartepe'nin zirvesine yakın bir yerden başlayan parkur, Altıoluk Yaylası'ndan sonra Sakarya'nın Pamukova ilçesi sınırlarında bulunan Eski Yayla da( Öküzyatağı) sona eriyor.Böylelikle, Samanlı Dağları'nı Kuzey yönünden ( İzmit Körfezi) güney (Sakarya Vadisi ) yönüne doğru yürümüş oluyoruz. Kartepe'de bulunan zirve noktasının hemen altında bulunan Kuzu Yayla'yı geçtikten sonra başlayan yolculuk Sakarya sınırları içerisinde sona eriyor.

  16. Görsel yok

    16

    Çark

    Adapazarı, Sakarya

    Bugünkü Çark Suyu üzerine 1581-1585 tarihleri arasında Ada Karyesinin ihtiyacına yönelik olarak bir değirmen yapılır. Yaklaşık 250 yıla yakın hizmet veren bu değirmen yerine, 1734 yılında hayırsever Devoğlu Mustafa tarafından İlkel de olsa bir “dönme dolap”/“çark” yapılarak ve arklar-kanallar açılarak, Çark suyu Orta Camii çeşmesine ve Adapazarı’na içme suyu olarak taşınır.

  17. Görsel yok

    17

    Kent Park

    Adapazarı, Sakarya

    Kent merkezinde, 160 bin m² alanın enkazdan yeşile dönüştürülmesiyle oluşan Kentpark, insanların yorucu şehir yaşamından arınarak soluk alabilecekleri bir mekân haline getirildi. Yaklaşık 4.500 metrelik yürüyüş alanına sahip, Kentparktaki doğal ortam ve ağaçlar korunarak tüm yüzey çimlendirildi. Parkta 14.000 m² gölet bulunuyor.

  18. Uzun Çarşı

    18

    Uzun Çarşı

    Adapazarı, Sakarya

    Adapazarı, üç kıtanın kavşak noktası olduğu kadar, üç ayrı imparatorluğun da mirasçısıdır. Nehire “kraliçe-tanrıçaları Sangaryus”un adını veren Bitinyalıların, Jüstinyanus Köprüsünü (halk arasındaki adıyla Beşköprü’yü) inşa ettiren ünlü II. Jüstinyanus’un Bizans’ın ve şehrin merkezindeki Orhan Camii ile sembolleşen Osmanlı’nın, başta Adapazarı-Karaağaçdibi’nde olmak üzere, Uzun Çarşı ve şehrin muhtelif yerlerindeki tarihi binalar, bize Osmanlı, Rum ve Ermenilerinin mirasıdır. Ovada kurulan Adapazarı merkezinin gelişimine baktığımızda en eski kurumlar-kuruluşlar ortalama 250-300 yılı geçmemektedir. Bu yönüyle Adapazarı, Tozlu Camii, Orta Camii, Ağa Camii ve Orhan Camii etrafında kümelenmiş çarşıları; çarşıların etrafına kümelenmiş mahalleleriyle, geç dönem bir Osmanlı şehridir. Osmanlı dönemi mimarisi olan Orta Camii 1752’de, Ağa Camii 1774’te, Sabihahanım Mektebinin kuruluşu 1810’da, ilk Tozlu Camii 1837’de kurulmuştur. Çevre çarşılar kurulurken iki katlı ve sağlam olmasına da çok dikkat edilmiştir. Büyük depremlerde Uzun Çarşı ve civarında ciddi bir yıkım olmamıştır. Kısaca birinci Adapazarı Orhan, Ağa, Tozlu ve Orta Camii etrafındaki çarşılarla çevresindeki 4-5 mahalleden iki katlı ahşap ağırlıklı bahçeli evlerle oluşmuştur. Uzunçarşı’nın ticaret merkezi olarak tercih nedeni; Adapazarı Kuzey-Güney yönünde bir ana aks etrafında gelişmesi ve Bulvar dediğimiz, bugünkü daha çok yeşil alan şeklindeki bant, eskiden boydan boya uzanan bir dere-bataklık olmasıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bu çukur bölge halkının emeği ile doldurulur. Her aile şu kadar araba toprak atacak veya beş lira para verecek diye karar alınır ve beş lira veremeyen çok aile -hemen herkes- toprak taşır ve düzlenen bölge park yapılıp çiçeklendirilir. Zaten ilk yerleşme, bu dere yatağının iki yanında olur. Yollar dere kenarında, dereye paralel oluşturulur. Ve böylece ana arter ortaya çıkar. Uzunçarşı ise, bu ana artere paralel bir doğrultuda bulvarın hemen devamında yer alır. Adapazarı’na göç eden ilk muhacirler mallarını mülklerini satıp değerlendirecek ve paralarını yanlarında getirebilecek zamanı ve imkânı bulurlar. Daha sonra gelen göçmenler, pek sefil ve çaresiz biçimde gelebilirler. Göçmenlerin büyük bir bölümü öncü, girişken insanlardır. Bir yandan da gıda, giyim ve yakıt üzerine Uzunçarşı’da manifatura mağazası, Bulvar üzerinde bakkaliye ve gaz-benzin satış yerleri açmışlardır. Uzunçarşı’daki eski esnafın çoğu Bulgaristan, Bosna, Arnavutluk, Romanya muhacirleridir. Daha eski zamanda ise, Ermeni ve Rumlar çarşının ilk kurucularıdır. Atatürk’ün 1922 Adapazarı ziyaretinin ikinci gününde; 15 Haziran Perşembe günü Uzun Çarşı’yı boydan boya dolaşır ve Adapazarı eşrafıyla görüşmeler yapar. Çarşıyı gezer ve Hanaltı’nda Acem İsmail Efendi’nin dükkânında kahve içer, etrafını saran hayranlarının elini sıkar, muhtelif mağaza ve dükkânlara uğrayarak herkesten kendi sanatlarına dair izahat alır, Başkumandanın halk arasındaki tabii davranışları, alçak gönüllü hareketleri son derece iyi etki yapar. 1999 Depremi’nde ilginçtir; şehrin iki asırlık tarihinde “asıl merkez” durumundaki Uzunçarşı, Aynalıkavak Çarşısı, Ayakkabıcılar İçi, Kömürpazarı, Soğanpazarı gibi beldeye “ruh veren mekânlar” dimdik ayakta kalır; son çeyrek asırda “ikinci merkez” olmuş Çark, Kirtetepe, Bosna caddeleri gibi “Çağdaş mekânlar” yerle bir olur. 1991 yılında Adapazarı Belediyesi tarafından Uzunçarşı’ya 87.000 metreküp beton atılır. 1992 yılında ise Uzunçarşı’nın yenilenir ve altyapısına ilaveten, üzeri ışık geçirgen elyaflı çatı örtüsü ile kapatılarak hizmete sunulur Kaynak: Sakarya Rehberi 2011 Sakarya Gezilecek Yerler Adres: Cumhuriyet Mahallesi -Adapazarı

  19. Harmantepe Kalesi

    19

    Harmantepe Kalesi

    Adapazarı, Sakarya

    Adapazarı Harmantepe Köyü’nün kuzeyinde kalan Harmantepe Kalesi küçük doğal bir tepecik üzerine kurulmuştur. Etrafı sulak ve bataklık alan iken her iki yanından daha sonra geçirilen kanallar sayesinde verimli tarım alanlarına dönüştürülmüştür. Kaleye ulaşabilmek için Küçük Söğütlü’den Akçakamış Köyü'ne giden yoldan sol tarafa ayrılan tarla yoluna sapmak gerekir. Yağmurlu havalarda ulaşım biraz güç olmaktadır. Harmantepe Kalesi, Bizans’ın doğu sınırını korumak amacıyla XII. veya XIII. yüzyılda yapılmış, Sakarya Nehri'nin batı yakası boyunca birbirini gören ileri karakol ve gözetleme kuleleri niteliği taşıyan savunma yapılarından biridir. Adapazarı, Harmantepe Köyü 2 pafta, 564 parsel üzerinde yer alan kale, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 18.04.1992/2404 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Aşağı Sakarya havzasında bulunan kaleler arasında günümüze en sağlam şekliyle ulaşabilmiş kalelerden biridir. Elips şeklinde yuvarlık planlı olan kale yöresel taşlarla yapılmıştır. Sur duvarlarının kalınlığı 2 metre yüksekliği 8-10 metre arasında değişmektedir. Ortalama 5 x 5 metre ebatlarında 6 adet burç bulunmaktadır. Burçların alt taraf iç kısmında, moloz taş ve kireç harçla yapılan dolgu malzemesi içerisine bağlantıyı sağlamak amacıyla ahşap kalasların ızgara biçiminde yerleştirildiği tespit edilmiştir. Zamanla bu kalasların çürümesi sonucu kalas yerleri yuvarlak delikler şeklinde görülmektedir. Burçların üst kısmında değişik yönlere bakan mazgal delikleri bulunmaktadır. Kalenin ana giriş kapısı güneyde olmak üzere farklı yönlerde ve değişik ebatlarda 5 adet yuvarlak kemerli girişi vardır. Kapıları içten kapatmaya yarayan ahşap sürgülerin sur duvarı içerisine doğru sürüldüğü delikler mevcuttur. Kapıların kemer kısımları burç ve sur duvarlarının bazı kısımları doğal tahribat sonucu yıkılmış olmakla beraber önemli bir bölümü korunmuş olan kale plan verebilecek durumdadır. Kale içerisi bitki ve ağaçlarla kaplıdır. Gerek mimarı gerekse taş işçiliği yönünden, bölgemizdeki diğer kalelerle benzer özellikler taşımaktadır. Bu nitelikleri ile Bizans Dönemi yapısı olduğu anlaşılmaktadır. Sakarya Gezilecek Yerler Adres: [Adapazarı-Harmantepe Köyü]

  20. Görsel yok

    20

    Kuzuluk Orman İÇİ Dinlenme Yeri

    Akyazı, Sakarya

    Adapazarı-Akyazı-Mudurnu yolu üzerinde, Akyazı’ya 8 kilometre, Adapazarı’na 34 kilometre uzaklıktadır. 11,85 hektar alana sahiptir. 1996 yılında tesis edilmiştir. Sahada; kır gazinosu,  tuvalet, çeşme, giriş kontrol kulübesi, çocuk oyun alanı gibi düzenlemeler mevcuttur. Kayın ve meşe ormanıyla kaplı orman içi dinlenme yerinin gelişim planı mevcuttur. Sakarya Gezilecek Yerler Adres: Akyazı - Sakarya

  21. Tarihi Uğurlu Köyü Yeni Meze Cami

    21

    Tarihi Uğurlu Köyü Yeni Meze Cami

    Akçakoca, Düzce

    <p>Akçakoca’ya 16km.mesafede bulunan Uğurlu Köyünde bulunmaktadır. Taş işçiliğinin güzel bir örneği olan cami 1885 yılında inşa edilmiştir. İçinde Osmanlılardan kalma yazıların bulunduğu camii ilin önemli değerlerindendir.</p>

  22. Görsel yok

    22

    Sarıyayla Şelalesi

    Akçakoca, Düzce

    Aktaş Şelalesi, Akçakoca şehir merkezine 11km. mesafede, Aktaş Köyü sınırları içerisindedir. Doğası, çevresindeki zengin bitki örtüsü ile Akçakoca’nın görülmeye değer doğal güzelliklerindendir. Bölgeye deniz turizmi için gelen turistlerin yeni keşfetmeye başladığı yerlerden biri olan Aktaş Şelalesi, 50mt.yüksekten düşen suyun sesi ve etrafını saran yeşillikler arasında trekking, Foto-Safari gibi doğa sporları için oldukça uygundur.

  23. Görsel yok

    23

    Saz Köy

    Kaynaşlı, Düzce

    Geleneksel yaşam tarzıyla alternatif tatil arayanlar ve köy hayatı tecrübe etmek isteyenler için köy içinde bulunan ve Abhaz Kültür geleneğine göre yapılmış 90 yıllık Tekir Köy Evi konaklamak isteyenler için hizmet veriyor.Doğası ve bahçesinde bulunan çiftlik hayvanları, kışın yanan odun sobası, şömine başında yenen akşam yemekleri ve otantik havası ile gelenlerin beğenisini kazanıyor.

  24. Görsel yok

    24

    Hasanlar Barajı

    Yığılca, Düzce

    Göze sığmayan büyüklükte ve güzellikteki göl, her kıvrımından ve her yüksekliğinden tüm coşku ve güzelliğiyle pastoral lezzetler vererek insanı cezp ediyor. Göle paralel devam eden yol ara sıra göl kıyısına dek iniş müsaadesi verirken kıyıda piknik yapma şansı veriyor.

  25. Hayreddin-i Tokadı Türbesi

    25

    Hayreddin-i Tokadı Türbesi

    Bolu Merkez, Bolu

    <p>Bolu şehir merkezinin 13 km. batısında, Elmalık Köyü sınırları içinde Abant yolu kavşağından 4 km. mesafede kuzey tarafta, kendi adı ile anılan bir tepe üzerinde, ormanlık alan içinde bulunmaktadır. Halvetiyye tarikatı mensubu Hayrettin-i Tokadi ve müritlerine ait mezarlar beton çerçeve içine alınmıştır. 1524 tarihinde vefat eden Hayrettin-i Tokadi’ ye ait mezar demir kafes içerisinde yer almaktadır. Mezar taşları mermerden ve yeni yapımdır.</p>

  26. Bolu Müzesi

    26

    Bolu Müzesi

    Bolu Merkez, Bolu

    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne ait Kültür Merkezinde bulunan müzede 2018 yılı itibariyle 3351 adet arkeolojik eser, 1627 adet etnografik eser ve 12105 adette sikke olmak üzere toplam 17083 adet eser bulunmaktadır.  Kültür Merkezi binasının giriş katında yer alan Müze; arkeoloji salonu ve etnoğrafya salonu olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. ARKEOLOJİ SALONU: Müzenin giriş katında yer alan Arkeoloji salonunda Neolitik, Eski Tunç, Frig, Urartu, Lydia, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer, cam, maden ve pişmiş toprak eserler kronolojik olarak sergilenmektedir. Bu eserler arasında bulunan ve MÖ 2000 yıllarına tarihlenen Seben-Korucuk Köyü buluntuları; MÖ 1000 yıllarına ait Değirmenözü Köyü eserleri; Helenistik döneme ait Göynük-Susuzkınık Köyü buluntuları; Seben-Çeltikdere Köyünde ele geçirilen sağlık tanrısı Asklepios, kızı Hygeia ve yardımcısı Telesphoros Heykelcikleri ile Bolu İli-Merkez İlçede açığa çıkarılan Roma Dönemine ait Herakles Heykeli, Ülkemizdeki tek örnek olan kristalli beyaz mermerden yapılmış kült heykeli başı, Hermes Propylaios Büstü, Nymphe Heykeli ve Gladyatör Mezar Steli Bolu arkeolojisi bakımından büyük öneme sahip eserlerdir. Claudiopolis (Bolu) antik kenti nekropolünde (mezar alanı) Müzemizce yapılan kurtarma kazısında açığa çıkarılan Roma Dönemine bir tuğla mezar örneği de iskelet ve mezar hediyeleri ile birlikte arkeoloji salonunda sergilenen eserler arasında yer almaktadır. Arkeoloji salonunda altın-gümüş ve bronz sikkelerden oluşan zengin bir sikke koleksiyonu mevcuttur. İki ayrı bölüm halinde sergilenen sikkelerin ilk grubunda Grek şehir ve krallık sikkeleri ile Roma ve Bizans İmparatorlarına ait sikkeler sergilenmektedir. İslami sikkeler bölümünde ise Emevi, Artuklu, Selçuklu, İlhanlı, Osmanlı vb. İslami kültürlere ait sikke örnekleri yer almaktadır. Bu bölümde 3 ayrı grup halinde sergilenen Osmanlı defineleri sikke bölümünün en dikkat çekici eserlerindendir. ETNOGRAFYA SALONU: Müzenin ikinci katında yer alan Etnografya salonunda 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen yakın geçmişte günlük hayatta kullanılan etnoğrafik eserler; konu birliği oluşturan vitrinlerde, yöresel özellikler göz önünde bulundurularak ziyarete sunulmuştur. Bu eserler arasında silah koleksiyonu, dini eserler, takılar, Mudurnu yöresi oya örnekleri, gündelik yaşama ait madeni eserler, işleme ve dokumalar ile kıyafetler bulunmaktadır. Etnografya salonunun bir bölümünde geleneksel bir Bolu Evine ait mutfak ve oturma odası ile ayrı bir vitrinde de Bolu’da Kına Gecesi tasarımı yapılmıştır. MÜZE BAHÇESİ: Müze envanterine kayıtlı büyük boyutlu taş ve pişmiş toprak eserler Müze bahçesinde sergilenmektedir. Bahçede sergilenen eserler Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine aittir. Bu eserler arasında Roma dönemine ait lahitler, mezar stelleri, heykel kaideleri, sütunlar, sütun kaideleri, sütun başlıkları, friz, arşitrav vb. mimari elemanlar; Bizans dönemine ait vaftiz teknesi vb. mimari parçalar; Osmanlı dönemine ait kitabeli mezar taşları bulunmaktadır. Müzemiz tarafından yapılan kurtarma kazılarında açığa çıkarılan Roma dönemi mezarları ve lahitleri ile Osmanlı dönemi mezar taşları, Müze bahçesinde gruplar halinde Türkçe ve İngilizce açıklamalarının yer aldığı panolarıyla birlikte halkımızın ziyaretine sunulmuştur. Kaynak: Bolu Müze Md.lüğü Arşivi.

  27. İmaret Cami

    27

    İmaret Cami

    Bolu Merkez, Bolu

    <p>Vakıf kayıtlarına göre Kızıl Ahmed Bey soyundan Şemsi Ahmet Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırıldığı anlaşılan cami, zaman içerisinde gördüğü onarımlarla orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiştir.</p>

  28. Aktaş Cami

    28

    Aktaş Cami

    Bolu Merkez, Bolu

    <p>Dikdörtgen planlı ve düz ahşap tavanlı caminin son cemaat yeri kapalıdır. Ahşap korkuluklu ve kafesli kadınlar mahfili mevcuttur. Girişin sağında müezzin mahfili bulunmaktadır. Mukarnaslı bir mihrabı ve ahşap mimberi vardır. Camide, ahşap söveli, dikdörtgen formlu pencereler kullanılmıştır. Caminin sol cephesine bitişik bir türbe ve kuzeyinde şadırvan yer almaktadır. Dıştan kırma çatı ile örtülüdür. Geniş ahşap saçaklıdır.</p>

  29. Görsel yok

    29

    Gölcük Tabiat Parkı

    Bolu Merkez, Bolu

    Bolu'nun 13 km. güneyinde suni olarak yapılmış bir set gölüdür. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. Göl ve etrafı “Orman İçi Dinlenme Yeri” olarak Milli Parklarca koruma altındadır. Çok şirin ve küçük olan bu göl çevresine araçla girilmemektedir. Yıl boyunca gezmek, görmek, dinlenmek, fotoğraf çekmek ve piknik yapmak amacıyla ziyaretçi akınına uğrayan Gölcük Tabiat Parkı, İlimizin en önemli turistik merkezlerinden biridir.

  30. Bolu Ormanlar, Anıt Ağaçlar, Endemik Bitkiler

    30

    Bolu Ormanlar, Anıt Ağaçlar, Endemik Bitkiler

    Bolu Merkez, Bolu

    Bolu, zengin ağaç ve bitki toplulukları ile en güzel ormanlarına sahip illerden biridir. Bolu ormanları Uludağ Göknarı, kayın, sarıçam karaçam ve meşeden oluşmaktadır. Bolu ormanlarında ortalama 1000 metreye kadar kayın, meşe, Uludağ Göknarı, karaçam, akçaağaç, karaağaç ve ve kızılağaçlar görülür. 1000-2000 metre yükseltiler arasında sarıçam, Uludağ göknarı ve doğu kayınından oluşan ormanlar bulunur. 2000 metreden sonra ise sert iklim nedeniyle bazı bodur ve çalılık tipi ağaççıklar bulunmaktadır. Bolu’nun kuzeyindeki Çele ve Yedigöller’in üst bölgelerinde 1000 metreye kadar karaçam, meşe, kayın ve göknar ormanları, 1000 metreden sonra sarıça, kayın, göknar ve gürgen ormanları bulunmaktadır. Çele Dağlarından Yedigöllere’e inildikçe yapraklı ağaçlar olan gürgen, kızılağaç, akçaağaç, ıhlamur, dişbudak, kızılcık, kiraz, karaağaç, kavak ve söğüt türleri görülmektedir. Seben ve Kıbrıscık yörelerinde İç Anadolu stebine uygun iğne yapraklı göknar, sarıçam, karaçam ve ardıç türleri ile yapraklı ağaçlardan meşe türleri ve yer yer kayın görülür. Göynük ve Mudurnu’da ise genellikle göknar, karaçam, sarıçam, kayın, meşe ve doğal kızılçam ormanları bulunmaktadır. Göynük civarında şimşir ağaçlarına da rastlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Bolu’da otsu ve odunsu türlerden toplam 1183 bitki bulunmaktadır. Bu bitkilerden 88 tanesi endemiktir. Soğanlı bitkilerden özellikle mavi çiçekli Abant Çiğdemi (Crocus Abantensis) ile sarı çiçekli Ankara Çiğdemi (Crocus Acyrensis) Bolu çevresinde görülen endemik bitkilerdendir. Bu özelliklerinin yanı sıra bölgede gerek boyutları, gerekse asırlık yaşları ile çok sayıda anıt ağaç bulunmaktadır. Bolu'da 8 adet anıt ağaç tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Bunlardan biri de Bolu merkez Saçcılar Köyünde bulunan meşe ağacıdır. 30 m yüksekliğinde, 9.60 m gövde genişliğinde ve yaklaşık 1000 yaşındadır. Ayrıca Mengen İlçesi Mamatlar Köyünde ve Örencik Yaylasında Ülkemizin en yaşlı (1000 yaş) ve en kalın gövdeli meşe ağaçları vardır. İlimiz Çaydurt ve Çakmaklar bölgelerinde bulunan Bolu'ya özgü “ebe karaçamları”nın bulunduğu ormanlık sahalar, “Tabiatı Koruma Alanı” olarak koruma altındadır. Ayrıca Çele bölgesinde de yine Bolu'ya özgü bir ağaç türü olan “Bolu fındığı” nın yoğun ve bir arada bulunduğu ormanlık alan da Milli Parklarca “Tabiatı Koruma Alanı” olarak koruma altındadır.  Seben'in Hocaş Köyünde ise binlerce yıl öncesinden kalan fosil ağaçların bulunduğu bölge, koruma altına alınmıştır. Kaynak: Bolu Kültür ve Turizm Rehberi, 2010, Bolu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Bolu

  31. Gerede Aşağı Tekke Camii Ve Türbesi

    31

    Gerede Aşağı Tekke Camii Ve Türbesi

    Gerede, Bolu

    Bolu İli, Gerede İlçesi, Seviller Mahallesi’nde cami bahçesi içerisinde Aşağı Tekke Camii ve Türbesi ile küçük bir hazire yer almaktadır. Aşağı Tekke Camii’nin yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir. 1944 depreminde tamamen yıkılan cami, mahalli imkanlarla tekrar inşa edilerek 1957 yılında ibadete açılmıştır. Dikdörtgen planlı cami kubbe ile örtülüdür. Kuzeyinde yer alan kadınlar mahfilinin korkulukları ahşap işçiliklidir. Caminin duvarlarında ve kubbe kasnağında kemerli pencereler yer almıştır. Kuzeydoğusunda silindirik gövdeli minaresi bulunmaktadır. Aşağı Tekke Türbesi, 1843 yılında vefat eden, Şabaniyye tarikatinin Haliliyye kolunun kurucusu Geredeli Şeyh Hacı Halil Efendi’nin kabri üzerine, Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından yaptırılmıştır. Moloz taştan inşa edilen türbe sekizgen gövdelidir ve dıştan sekizgen saç kaplı bir külahla örtülüdür. Doğusunda dikdörtgen bir giriş mekanı bulunmaktadır. Kabartma bitkisel süslemelerin bulunduğu taş söveli, kemerli bir kapısı vardır. Girişin iki yanında kemerli pencerelerin üzerinde bulunan dikdörtgen kartuşlar içerisine kalemişi çiçek buketleri, selvi ve ağaç resimleri yapılmıştır. Türbe giriş kapısının üzerinde, Talik hatla yazılmış, Hicri 1259 (Miladi 1844) tarihli Osmanlıca kitabe bulunmaktadır. Kitabesi: Delil-i rah-ı Hüda kutb-i arifin idi hem Fiyuzu tuttu inamı Halil Efendi’nin Teceddüd etdi yüzünden tarik-i Şa’bani Gönüller oldu bekamı Halil Efendi’nin Bu irtihaline tarihi tamdır irfan Cinana döndü makamı Halil Efendi’nin 1259 (Muhammed Rıfat) Kaynak: Bolu Kültür ve Turizm Rehberi, 2010, Bolu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Bolu Bolu Gezilecek Yerler Adres: Gerede / Bolu

  32. Gerede

    32

    Gerede

    Gerede, Bolu

    Yukarı Tekke Camii : Gerede İlçesinde bulunan camii, kitabesine göre 1844 yılında Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kerpiçten, dikdörtgen planlı caminin doğu köşesinde kesme taştan bir türbe yer almaktadır. Yukarı Tekke Türbesi : Gerede ilçesinde aynı adla bilinen caminin yanındadır. 1900 yılında yaptırılmıştır. Hacı Halil Efendi Türbesi : Gerede Seviller Mahallesinde 1843 yılında sekizgen planlı ve kubbeli olarak yapılmıştır. Türbe içinde II. Mahmut tarafından Hacı Halil Efendiye yazılmış bir levha bulunmaktadır. Kiliseli (Tüccar) Han: Gerede İlçe Merkezinde yer alan han, 19.yüzyıla tarihlenmektedir. Açık bir avlu etrafında, ahşap revaklara açılan odalardan oluşmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Hana güneyden yuvarlak kemerli ,çift kanatlı, büyük bir kapı ile girilmektedir. Moloz taş ile inşa edilen hanın, bazı bölümlerinde tuğla, köşe ve pencere çerçevelerinde kesme taş, revaklarda ise ahşap kullanılmıştır. Hanın doğu cephesi iki yanında alınlık altında yer alan orta pencerelerin kilit taşlarında; kuzey bölümde haç işareti, güney bölümde ise, “Maşallah” ibaresi ile H.1345 tarihi bulunmaktadır. Gerede Keçi Kalesi : Gerede’nin 5 km. kuzeyinde Arkut Dağında etrafına hakim bir tepededir. Bizanslılar zamanından kalan kale, 1992 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış. Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış. Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarına mum takarak yakıp, kalenin dışına salmışlar. Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş. Gerede Asar Kalesi: Gerede'nin 20 km. doğusunda Örencik, Çağış ve Akçaşehir Köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur. Kaynak: Bolu Kültür ve Turizm Rehberi, 2010, Bolu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Bolu

  33. Asar Kalesi

    33

    Asar Kalesi

    Gerede, Bolu

    <p>Göynük İlçesi, Cuma Mahallesindedir. Fatih Sultan Mehmet’in hocası, İstanbul’un manevi Fatihi ve büyük ilim adamı Akşemseddin, 1459 tarihinde vefat ettikten sonra H. 864 / M. 1464 yılında türbesi inşa edilmiştir. Türbe içersinde Akşemseddin ve oğullarının sandukaları bulunmaktadır.</p>

  34. Kızılcahamam Termal Tesisleri

    34

    Kızılcahamam Termal Tesisleri

    Kızılcahamam, Ankara

    <p>Kızılcahamam kaplıcalarının geçmişi Roma İmparatorluğunun parlak devirlerine kadar uzandığı sanılıyor. Büyük kaplıca yanında bulunan ve Romalılara ait olduğu bilinen eski hamam kalıntılarından dolayı böyle bir fikre varılmıştır.</p>

  35. Hocali Anıt Park Müze

    35

    Hocali Anıt Park Müze

    Kızılcahamam, Ankara

    Kızılcahamam Belediyesi ile Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği işbirliği ile yapılan Hocalı Anıt Park Müze 1992 yılında Azerbaycan’ın Hocalı Kasabasında Ermeniler tarafından yapılan katliamın anlatıldığı pano, kitap, dergi vb. bulunduğu sergi alanı ve kütüphane bulunmakta olup dış mekan-avluda ise anıt, heykel ve kent mobilyaları bulunmaktadır. Kaynak: Kızılcahamam Belediyesi Başkanlığı Ankara Gezilecek Yerler Adres: İsmet Paşa Mahallesi, Ahmet Öztekin Caddesi, 29.Sokak No:3 06890 Kızılcahamam/Ankara

  36. Göksu Parkı

    36

    Göksu Parkı

    Etimesgut, Ankara

    Ankara’nın 100 gün gibi kısa bir sürede hizmete giren en önemli dinlenme ve eğlenme merkezlerinden birisidir. Toplam kullanım alanı 508 bin metrekaredir. Bu alanın 141 bin metrekaresini sini gölet alanı oluşturur. Gölet içinde gezi amaçlı kullanılan Missisipi Gemisi ve kayıklar, gölün doğal güzelliğini oluşturan ada ve sazlıkların yanı sıra, işletmelere ait 9 adet yüzen iskele bulunmaktadır. Toplam yeşil alanı 250 bin 200 metrekare olup bu alan üzerinde 98 bin 700 ağaç, ağaçcık ve çalı dikilidir. Park, su ve yeşilin bir arada olduğu sosyal, kültürel ve sportif amaçlı kullanılabilecek birçok alandan oluşmaktadır. Bunlar arasında, Yelken Kaskatlı Ada Restoran, Tepe Restoran, cay bahçeleri, sinema salonunun bulunduğu 1 bin metrekarelik piknik alanı yer alır. Türkiye’de ilk kez uygulanan eğlence ve adrenalin bir arada yaşandığı Dağ Kızağı da parkın etkinlikleri arasında yer alır. İskele boyunca uzanan 1,6 kilometrelik yürüme yolu, kuşbakışı seyir imkanı sağlayan deniz feneri ve daha birçok etkinlikleriyle Ankara’nın görülmeye ve gezilmeye değer gözde mekanları arasındadır. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Göksu Parkı, Göksu, 06820 Etimesgut/Ankara

  37. Hava Kuvvetleri Müzesi

    37

    Hava Kuvvetleri Müzesi

    Etimesgut, Ankara

    Hava Kuvvetleri Müzesi, İstanbul Yolu'nun 12'inci kilometresinde kurulmuş olan Şaşmaz Mevkii'nde yer alır. 18 Eylül 1998 tarihinde hizmete giren müzenin resmi açılışı Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı, ülkemizin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen tarafından gerçekleştirilmiştir. Türk Hava Kuvvetleri demirbaş kaydında bulunan her türlü uçak, silah, mühimmat, yer savunma sistemleri gibi zengin bir koleksiyon tasnif edilerek çağdaş müzecilik anlayışı ile açık sergi alanında sergilenmektedir. Hava Kuvvetleri Müzesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın kullanmış olduğu bu uçaklardan bir adet eğitim uçağı ve bir adet av-bombardıman uçağının pilot köşkü içine ziyaretçiler girebilmektedir.     Müze kapalı sergi alanında ise Türk ve dünya havacılığına ilişkin önemli olaylar ve Türk Hava Kuvvetleri tarihçesi kronolojik olarak çeşitli fotoğraf, maket ve canlandırmalarla sergilenmektedir. İlk yerli uçaklarımızın ölçekli modelleri, büstler, flamalar ile Osmanlı Dönemi'nden günümüze hava, subay ve pilot kıyafetleri, Hava Şehitleri köşesi ile yine bu alanda bazı şehitlerimize ve Türk havacılık tarihinde önemli yer tutan pilotlara ait kişisel eşyalar ile biyografileri yer almaktadır. Müzenin sinevizyon salonunda havacılık temalı çeşitli gösterimler yapılmakta, birinci katta bulunan kafeteryası ziyaretçilere hizmet vermekte ve bahçesinde çocuklar için bir oyun alanı bulunmaktadır. Ayrıca sosyal etkinlikler kapsamında her yıl müzenin kuruluş yıldönümüne rastlayan aylarda Plastik Model Uçak Yarışması yapılmaktadır.   Okul gruplarının gezileri için randevu alınması gerekmektedir. Okul gruplarının ziyarete gelirken ziyaret tarihi, saati ve  ziyaretçi sayısının yer aldığı okul müdürlüğünün resmi yazısını beraberlerinde getirmeleri gerekmektedir.   Ankara Gezilecek Yerler Adres: Hava Kuvvetleri Müzesi Komutanlığı Etimesgut

  38. Harikalar Diyari

    38

    Harikalar Diyari

    Sincan, Ankara

    Yaklaşık 771 bin metrekaresi yeşil alan, 330 bin metrekaresi yol ve meydanlar, 40 bin metrekaresi otopark alanı, 67bin metrekaresi yapı alanı ve 92 bin metrekaresi de su alanları olarak planlanan Harikalar Diyarı içinde, çocuklar için 25bin metrekarelik bir alanda kurulmuş bir Masal Adası da yer alır. Özel bir peyzaj ve ışıklandırma sistemiyle yapılan Masal Adası’nda, çeşitli masal kahramanlarının kendilerine has mekanlarında canlandırıldığı ve filmlerinin gösterildiği 12 adet cep sineması bulunmaktadır. Bu bölümde; Ergenekon adlı Türk destanında adı geçen Asena isimli dişi kurt, bir Türk kahramanı olan Tarkan, Dede Korkut hikayelerinde destanı anlatılan Boğaçhan yer alırlar. Halk edebiyatımızda saygın bir yeri olan halk şairimiz Karacaoğlan, hiciv ustası ve bilge Hoca Nasrettin, masal kahramanlarımız Keloğlan gibi şahsiyetler, masal dünyasının şaheserlerinden Alaaddin ile Sihirli Lambası, Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun vazgeçilmez kahramanları Hacivat ve Karagöz aynı mekanı paylaşırlar. Yabancı kahramanlar arasında ise Roma dönemi çizgi film kahramanı Asteriks, Taş Devri kahramanları Fred Çakmaktaş ve Ailesi ile evrensel insani değerleri yansıtan J.Swift’in unlu eseri Gulliver’in Seyahatleri’nde adı geçen Dağ Adam, Amerikan yaşam tarzının bir kesitini yansıtan Red Kit ve Daltonlar gibi karakterler sergilenmektedir. Parkta, 2 bin 800 metrekarelik bir alanda, 550 kişilik büyük ana salon ve 2 yarı salondan oluşan bir nikah salonu, göl ve 5 bin kişilik yarı açık göl anfisi, kıyı çay bahçesi, Anadolu mutfağının örneklerini sergileyen Anadolu Sofrası Lokantası, deniz ürünleri lokantası, atıştırma mutfakları, büfeler ve su depoları yer alır. Büyük bir yönetim binası, 350 kişilik modern toplantı salonu, sergi, sinema ve tiyatro salonları bulunan parkta özürlülerin de yararlanabileceği açık ve kapalı yüzme havuzları bulunur. Futbol, basketbol, voleybol, hentbol sahalarını da içeren parkta, kır kahvesi, kafeteryalar, piknik alanları, otoparklar, bisiklet ve yaya yolları bulunmaktadır. Türkiye’nin en büyük parkı olan Harikalar Diyarı, başkent ve yakın çevresine hizmet verecek olan 1 milyon 300 bin metrekarelik alanıyla aynı zamanda Avrupa kıtasının da en büyük kentsel parklarından birisidir. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Ayaş Yolu Caddesi Yunus Emre /Sincan

  39. Atatürk Orman Çiftliği Müze Ve Sergi Salonu

    39

    Atatürk Orman Çiftliği Müze Ve Sergi Salonu

    Yenimahalle, Ankara

    Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ve çocukluk günlerini geçirdiği Selanik şehrindeki evin benzeri olan Atatürk Evi, Ankara’da kendisi tarafından kurulan Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerinde yer alır. 10 Kasım 1981 tarihinde ziyarete açılmıştır. Binanın ölçüleri, içine konulan eşyaların ölçü, desen ve biçimleri Selanik’teki evin aynısı olup, yerleştirme düzeni de aslına uygun olarak yapılmıştır. Ev bodrum katı ile beraber üç katlıdır. Binaya arka kısımda yer alan taş merdivenli kapıdan girilir. Bodrum katında yönetim odası, kütüphane ve kiler bulunmaktadır. Üst katta bir sofa, misafir odası, sandık odası, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın odası, Atatürk’ün çalışma odası ve yatak odası vardır. Giriş ücretsizdir. Ankara Gezilecek Yerler Adres: Alpaslan Türkeş Cad. Gazi Mah.

  40. Alagöz Karargah Müzesi

    40

    Alagöz Karargah Müzesi

    Sincan, Ankara

    <p>Sakarya Savaşı&#039;nda düşmanın Polatlı yakınlarına kadar ilerlemesi üzerine Batı Cephesi Komutanlığı, Ankara-Polatlı arasındaki Alagöz Köyü&#039;nü Cephe Karargâhı olarak seçmiştir. Bu köyün halkından, Türkoğlu Ali Ağa&#039;ya ait çiftlik evi karargâh olarak kullanılmıştır. Sakarya Savaşı&#039;nın bitiminde bina, sahipleri olan Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından 1965 yılına kadar ev olarak kullanılmıştır. 1965yılında vârisleri tarafından Milli Eğitim Bakanlığı&#039;na devredilmiştir. 1967 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#039;ne bağlı olan Anıtkabir Müze Müdürlüğü&#039;ne devredilen binanın, restorasyonu yapılarak müze haline getirilmiştir.</p>

  41. Görsel yok

    41

    Türk Hava Kurumu Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Bu müze, Türk Havacılığı’nın ilerleme aşamalarını göstermek ve gelecek nesillere bunu aktarmak amacıyla planlandı. Tarihi paraşüt kulesinin yanına inşa edilen Türk Hava Kurumu Müzesi’nde Türk Havacılığı’nın ilklerinin anlatıldığı tarih bölümünün yanı sıra THK hakkında da geniş bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler; tarihi belgeler, fotoğraflar ve çeşitli maketlerle desteklenmiştir.

  42. Görsel yok

    42

    Seğmenler Parkı

    Çankaya, Ankara

    Kavaklıdere Semti'nde 1983 yılında acılan parkta büyük bir amfi tiyatro vardır. Park, Atatürk Bulvarı ile İran Caddesi arasında kalan vadide 40 bin metrekare çim alan ve 250 metrekare çocuk oyun alanına sahip park toplamda 57 bin 250 metrekaredir. İçinde havuzlar, bir çocuk bahçesi, geniş gezi alanları ve Ankara folklorunun simgesi olan Seymenler Anıtı yer alır. Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi Web Sitesi Ankara Gezilecek Yerler Adres: Kavaklıdere/Çankaya

  43. Görsel yok

    43

    Prof. Dr. Ülker Muncuk Müzesi

    Yenimahalle, Ankara

    Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunun bir grup idealist öğretmeni ve Ülker Muncuk başkanlığında 1974 yılında söz konusu okulun bünyesinde kurulmuştur. Müze, 02.07.1982 tarihinde özel müze olarak Etnografya Müzesi Müdürlüğü denetiminde faaliyet göstermeye başlamıştır.

  44. Kurtuluş Savaşı Müzesi

    44

    Kurtuluş Savaşı Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Kurtuluş Savaşı Müzesi (Birinci TBMM Binası)   Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası Tarihçesi   Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak kullanılan yapı, döneminde parti binası olarak inşa edilmiştir. 1916 yılında İttihat ve Terakki Fırkası binası olarak yapımına karar verilmiştir. Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Mimar Salim Bey tarafından bina projelendirilmiş ve proje yapım işi ise Askerî Mimar Hasip Bey'e verilmiştir. Hasip Bey, binanın büyük bölümünü başarı ile bitirmiş ancak çatı ve diğer bölümler, sürmekte olan savaş, yaşanan malzeme sıkıntısı ve İttihat ve Terakki Fırkasının kapanması gibi nedenlerle tamamlanamamıştır.     Birinci Dünya Savaşı sonrası, Mondros Mütarekesi şartları gereğince bir grup İngiliz ve Fransız askeri Ankara'ya gelmiş, Fransız askerlerinin başındaki komutan ise henüz çatısının bir bölümü örtülmemiş olan bu binanın ilk odasını makam olarak kullanmıştır. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasından sonra Havza ve Amasya genelgeleri yayımlanmış; Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Mustafa Kemal Paşa, Ankara'yı Millî Mücadele'nin merkezi olarak seçmiş ve Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmiştir. İstanbul’un işgalinden birkaç gün önce ise yabancı birlikler Ankara’yı terk etmiştir.   *Resimde Osmanlı Türkçesi ile Ankara Millet Meclisi yazmaktadır.   16 Mart 1920'de İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal edilmiş ve 18 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan kendini feshetmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920'de açılmasına karar verildiğinde, Ankara'da Meclisin toplanabilmesi için gerekli büyüklük ve donanıma sahip bir binanın bulunmadığı görülmüştür. Bu şartlar altında, inşası yarım kalan İttihat ve Terakki Fırkası binasının Meclis binası olarak kullanılması kararlaştırılmış, Ankara halkı, Ankara’da bulunan 20. Kolordu askerleri ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti büyük destek vermiştir. Böylece Meclis binası, Ankaralıların evlerinden ve Ulucanlar'daki Numune Mektebinden getirilen kiremitlerle, halkın fedakârlıkları ile tamamlanmıştır.     23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temeli olan Hukuk Mektebi burada kurulmuş, bina mektebe kısa bir süreliğine ev sahipliği yapmıştır. 1957 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Komisyonunca alınan kararla müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmış ve 23 Nisan 1961 tarihinde &quot;Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi&quot; adıyla halkın ziyaretine açılmıştır.     23 Nisan 1981 tarihinde ise &quot;Kurtuluş Savaşı Müzesi&quot; adını alan müze, günümüzde TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı bünyesinde hizmet vermektedir.   I. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılışı   23 Nisan 1920’de Ulus’taki binanın etrafında binlerce kişi Meclisin açılışını heyecanla beklemiştir. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazını takiben coşkulu bir törenle açılan Meclis, 115 temsilci ile ilk toplantısını yapmıştır. En yaşlı üye sıfatıyla geçici başkanlık görevini üstlenen Sinop Mebusu Şerif Bey’in açılış konuşmasının ardından, Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclisin hangi azalardan teşekkül edeceğine dair aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:     “Yüce Meclisiniz bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir Yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”     Meclisin 24 Nisan 1920 günü yapılan ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Meclis Başkanlığına seçilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu toplantıda uzun ve anlamlı bir konuşma yapmış; “Artık Yüce Meclisin üzerinde bir güç yoktur.” diyerek Meclisin önemini vurgulamıştır.     Kurtuluş Savaşı, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın başarılı yönetimi ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan hayati kararlar sonucunda zaferle sonuçlanmıştır. 20 Ocak 1921'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 05 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya &quot;Başkomutan&quot;; 19 Eylül 1921'de &quot;Gazi&quot; unvanı ile “Mareşal” rütbesinin verilmesi, 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı ve 1 Kasım 1922'de Saltanatın Kaldırılması bu Mecliste kabul edilmiştir. Öte yandan 23 Ağustos 1923'te Lozan Barış Antlaşması, 13 Ekim 1923'te Ankara'nın Başkent Oluşu ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in İlanı da bu Meclis çatısı altında onaylanmış, Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmiştir.   (Mustafa Kemal Paşa Başkanlık Kürsüsünde, Fotoğraf üzerine suluboya)   Bina bir süre sonra ihtiyaçları karşılayamaz hâle gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok yapıda imzası bulunan mimar Vedat Tek tarafından yapılan ve 18 Ekim 1924’te faaliyete başlayan II. Meclis binasına geçilmiştir.   Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin Bölümleri   Koridor   42 metre uzunluğundaki koridorun sağ ve sol duvarlarında; Refik Epikman’ın “Atatürk Mecliste Konuşuyor” ve “O Gün”; Saip Tuna’nın “Atatürk’ün Seğmenler Tarafından Karşılanışı”; Mehmed Ruhi Arel’in “Çanakkale Savaşı”; Mehmet Sami Yetik’in “Çanakkale Savaşı Düşman Kaçtıktan Sonra” ve Cevdet Bilgişin’in “Türk Süvarilerinin Akını” isimli tablolar ile Genel Kurul Salonundaki oturumu gösteren fotoğraflar sergilenmektedir.       Mescit   Döneminde mescit olarak kullanılan ve sade bir görünümü olan bu odada, halı seccadeler ve rahleler sergilenmektedir. Rahlelerin ikisi Şam işi tekniğinde sedef kakmalı, diğer ikisi ise oldukça sadedir. Odanın bir duvarında sancak asılı durmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından sonra duvara asılan sancak üzerinde sim ile Fetih suresinin birinci ayeti, bir Hadis-i Şerif ve Saff suresinin on üçüncü ayeti işlenmiştir.     Reis (Meclis Başkanı) Odası   Döneminde Meclis Başkanı odası olan bu oda, Mustafa Kemal Paşa’nın çalışma odası ve aynı zamanda yaver odası olarak kullanılmıştır. Odada Mustafa Kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar sergilenmektedir.     Genel Kurul Salonu   Dikdörtgen formunda olan bu bölüm binanın en büyük salonudur ve Genel Kurul Toplantı Salonu olarak kullanılmıştır. Tekne tavan ile örtülü olan ve ilk hâli korunarak teşhir edilen salonun ortasında Başkanlık ve Divan Üyeleri ile konuşmacı kürsüsü, kürsünün arkasında Âl-i İmran suresi, 159. ayetinin bir kısmı olan “İş konusunda onlarla müşavere et” anlamına gelen &quot;Ve Şâvirhüm fi'l emr&quot; yazılı hat levhası, levha ve kürsünün hemen önünde de Zabıt Kâtipleri kürsüsü yer almaktadır. Bu kürsünün karşısındaki sıralar Bakanlar Kurulu, yanlardakiler ise milletvekili sıraları olarak kullanılmış; sağdaki balkon kordiplomatik (elçi ve elçilik görevlileri topluluğu), soldaki balkon milletvekillerine, balkon altları ise yerli ve yabancı basın temsilcilerine ayrılmıştır. Sıralar Muallim Mektebi (Ankara Öğretmen Okulu) ile şimdiki Atatürk Lisesinin ilk binası olan Mekteb-i Sultanisinden (Taş Mekteb); sonradan elektrikli hâle getirilen iki petrol lambası ile sac sobalar civar kahvehanelerden, büro malzemeleri ise resmî dairelerden getirilmiştir. Salonda Atatürk büstü, kürsü, hokka takımları, sıralar ve sobalar sergilenmektedir.     İstiklal Marşı Anı Odası 1920-1924 yılları arasında Başkâtip (dönemin TBMM Genel Sekreteri) tarafından kullanılan bu oda; İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılı anısına yeniden düzenlenmiştir. İlk dönemde Burdur milletvekilliği yapan Millî Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un Tâceddin Dergâhı’nda ikamet ettiği evde kullandığı şahsi eşyalar ile şairin vefatından hemen sonra heykeltıraş Ratip Aşır Acudoğu tarafından alçı ile alınan yüz kalıbı sergilenmektedir. Katipler Odası Tutanak ve kanunlar kalemleri, evrak ve yazı işleri kalemi, müdür, muavin, kâtip ve memurların bir arada bulunduğu &quot;Kalem&quot; olarak adlandırılan bu odada, zabıt kâtipleri tarafından kullanılan evrak dolapları, okul sıraları, hokka takımları sergilenmektedir. Haberleşme ve Silah Gücü Odası Döneminde Encümen (Komisyonlar) Odası olarak kullanılan bu odada Millî Mücadele’nin silah ve haberleşme gücünü yansıtan su soğutmalı ve şeritli makineli tüfekler, ateşli ve kesici silahlar, manuel telefon santrali, şifre makinesi, manyetolu telefon (sahra telefonu), telgraf alıcı-verici, Mors yazıcı ve arazi dürbünü gibi eserler sergilenmektedir.   Kulis-Toplantı Salonu Uzantısı Milletvekilleri tarafından oturum aralarında kulis olarak kullanılmıştır. Bu salonda milletvekilleri ve Mustafa kemal Paşa tarafından kullanılan şahsi eşyalar ile 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi binası üzerine çekilen ilk bayrak sergilenmektedir.   Şer’iye Encümeni Odası   Yasa tekliflerinin Anayasaya uygunluğunun görüşüldüğü toplantı odasıdır. 1921 ve 1924 anayasalarının yazıldığı bu odada; 2008 yılında ülkemize getirilen Lozan Anlaşması'nın imzalandığı masa ve zabıt cerideleri ile hokka takımları sergilenmektedir.     Riyaset Divanı Odası   Riyaset (Başkanlık) Divanı odası olarak kullanıldığı gibi ilk zamanlar bina yetersizliğinden dolayı İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) olarak da kullanılmıştır. Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın zaman zaman bu odada çalıştığı bilinmektedir. Sol taraftaki panoda ilk Riyaset Divanı üyeleri, sağ taraftaki panoda ise ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları ile hokka takımları sergilenmektedir.     Kurtuluş Savaşı  Müzesi'ne Nasıl Gidilir?   Ulus meydanında yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne metro, otobüs veya dolmuşlarla Ankara'nın birçok yerinden ulaşmak mümkündür. Metroyu tercih edenler Ulus durağında inerek beş dakikada, otobüs veya dolmuş seçeneğini tercih edenler ise Ulus meydanında bulunan duraklarda inerek bir kaç dakikada ulaşabilir.    Müzeyi sanal olarak ziyaret etmek için tıklayınız   Kurtuluş Savaşı Müzesi Sosyal Medya Hesapları Facebook : @1tbmmbinasi Twitter      : @1tbmmbinasi Instagram: @1tbmmbinasi Tumblr     : @1tbmmbinasi   Santral: 0312 420 19 20  Müdüriyet: 0312 420 86 40  Faks: 0312 420 26 49   Kaynak: Kurtuluş Savaşı Müzesi   Fotoğraflar: Genel Kurmay Başkanlığı, Umut Köseoğlu, Bülent Yılmaz,  Kurtuluş Savaşı Müzesi Ankara gezilecek yerler Adres: Doğanbey Mah. Cumhuriyet Blv. No: 14 Ulus/Ankara

  45. Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi

    45

    Atatürk Konutu Ve Demiryollari Müzesi

    Altındağ, Ankara

    Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da bulunan birkaç devlet binasından biri olan “Direksiyon Binası” milli mücadelenin canlı tanığı olmaya devam ediyor. Önemli tarihi kararların alındığı bu binayı ziyaret ettiğinizde zamanda bir yolculuk yaparak mücadele yıllarına gidecek ve Cumhuriyetin kurulduğu yılların ruhuna tanıklık edeceksiniz.   TCDD   TCDD Ankara Garı Kompleksi içinde yer alan, 1892 yılında Bağdat Demiryolunun yapımı sırasında inşa edilen Direksiyon Binası, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelişinden itibaren Başkomutanlık Karargâhı ve konutu olarak Atatürk’ün emrine tahsis edilmiştir.   TCDD   1920-1922 yılları arasında alınan birçok önemli karara ev sahipliği yapan milli mücadelenin karargâhlarından olan Direksiyon Binasında;   - Kurtuluş Savaşı’nın hareket planları hazırlanmış,   - 21 Ekim 1921 tarihinde, Fransa ile yapılan Ankara Antlaşmasının görüşmeleri ve İmza Töreni gerçekleşmiş,   - 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve 23 Nisan’ın Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının kararları alınmış,   - &quot;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.&quot; sözü de Ulu Önder tarafından ilk defa bu konutta telaffuz edilmiştir.   Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, Ata’nın birinci ölüm yıldönümünü hatırlatan posta pullarına da geçmiş olan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçkin bir yeri olan bu binayı yeniden düzenlenerek, 24 Aralık 1964 tarihinde Müze olarak hizmetine açılmıştır.   Atatürk Konutu Müzesi, Kültür Bakanlığı denetiminde bulunan özel müze statüsündeki ilk Kurum Müzesi olma özelliğine sahiptir.   TCDD   Özgün kilit kemerli, köşeleri taş dekorlu ve çatı saçakları ahşap olan taş bina, iki katlı olarak tasarlanmıştır. Kilit kemerli pencere dekorları yalın olmakla beraber binadaki tek süs öğesidir. Müze, TCDD ve Milli Mücadele tarihine açılan kapılarıyla ziyaretçilerine dönemin ruhunu yaşamaya davet etmektedir.   Giriş katı Demiryolları Müzesi olarak düzenlenen Atatürk Konutunda, 1856 yılından günümüze uzanan demiryolları ile ilgili çeşitli belgeler, hatıra madalyaları, o dönemde kullanılan makaslar, ray örnekleri, yemekli ve yataklı vagonlarda kullanılmış olan gümüş servis takımları gibi eşyalar müzede sergilenen eserler arasındadır.   TCDD   Ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan mühür, diploma, kimlik kartları, biletler, TCDD’nin tren işletmeciliğinde kullandığı lokomotif plâkaları, haberleşmelerde kullanılan telefon ve telgraf makineleri de ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır.   TCDD   İngiliz Hükümeti tarafından Sultan Abdülaziz’e armağan edilen altın kaplama minyatür vagon, sultanın özel vagonunda kullandığı sedef kakmalı çalışma masası, duvar saatleri ve 1925 yılında Atatürk’ün Samsun-Çarşamba Demiryolu Hattının temel atma töreninde kullandığı kazma ve kürek müzenin eserleri arasında yer almaktadır.   TCDD   Alman Demiryolları İdaresi tarafından TCDD’nin ilk Genel Müdürü Behiç Erkin’e armağan edilen buharlı lokomotif maketi de müzenin görülmeye değer eserleri arasındadır.   TCDD   Dünyaca ünlü empresyonist ressam İbrahim Çallı’nın en önemli eserleri arasında yer alan “Kurtuluş Savaşı’nda Kağnı Çeken Kadınlar” isimli tablosu da Müze’de sergilenen önemli eserlerdendir.   TCDD   1920 yılına ait olan Çallı klasiği, 3 metreye 2 metre boyutundadır. Resmin özgün yekpare çerçevesi dönemin ahşap işçiliğini yansıtmaktadır. Eser Çallı’nın en büyük resimlerden ilki oluşu ile ayrı bir öneme sahiptir.   Giriş katında yer alan yüksek tavanlı merdivenler aracılığıyla ikinci kata çıkılmaktadır. Müzenin ikinci katı, Atatürk’ün kabul odası, çalışma ve yatak odası ile Fikrîye Hanım’ın odasının da bulunduğu bir Konut-Müze olarak tasarlanmıştır.   TCDD   Atatürk ve Fikrîye Hanım’a ait özel eşyalarında sergilendiği Müzede Fikrîye Hanım’ın yeğeni Hayri Özdinçer tarafından müzeye bağışlanan Fikrîye Hanım’ın ölüm ilanının yer aldığı 1340 tarihli (1924), Vatan Yevmi Gazetesi, nüfus tezkeresi, soy ağacı, fotoğraflar, yatak örtüsü, ud, o günün hatırasını günümüze taşıyan mobilyalar ilk günkü halleriyle korunmaktadır.   Ankara Gezilecek Yerler   Kaynak: TCDD Adres: TCDD Gar Alanı Ulus Ankara

  46. Görsel yok

    46

    Tuz Gölü

    Şereflikoçhisar, Ankara

    Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, çevresindeki platolar arasına gömülmüş bulunan geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerindedir. Daha az yağışlı iklim koşullarında gölün yüz ölçümü küçülmüştür. Zamanla daha da küçülen göl, günümüzdeki durumuna kavuşmuştur.Türkiye’nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır.

  47. Ağalarin Konağı

    47

    Ağalarin Konağı

    Kırşehir merkez, Kırşehir

    Kayabaşı Mahallesi'nde bulunmaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nin örnek yapılarından olan bu binada Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır. Restorasyon çalışmaları tamamlanmı ve Kırşehir Belediyesi'ne devredilmiştir. Kırşehir Belediyesi yapıyı Kırşehir Evi olarak yöresel yemekler verilmek üzere tanzim ve tefriş etmiştir. Kırşehir Gezilecek Yerler Adres: Kırşehir

  48. Merkez Kalehöyük

    48

    Merkez Kalehöyük

    Kırşehir merkez, Kırşehir

    Kırşehir’in ortasında akan Kılıçözü Çayı'nın kenarında yeralmaktadır. Kırşehir'in eski yerleşim yerlerinin burada olduğu yapılan kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Vadinin ortasındaki en yüksek noktadır.bu yüzden halk burayı kale olarak isimlendirmiştir. Yüksekliği yaklaşık 35 metredir. Bugün bu höyük üzerinde yalnız Alaeddin Camii ve bir okul bulunmaktadır. Kırşehir Gezilecek Yerler Adres: Kırşehir

  49. Hacibey Konağı

    49

    Hacibey Konağı

    Kırşehir merkez, Kırşehir

    Yenice Mahallesi'nde bulunmaktadır. Cumhuriyet Dönemi ilk sivil mimari örneklerindendir. 1925 yılında Kırşehir Özel İdare Müdürü Hacı Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı kamulaştırılarak Kültür ve Turizm Bakanlığı mülkiyetine geçmiştir. Restorasyon çalışmaları yine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılmış daha sonra Ahilik Araştıma Enstitüsüne tahsis edilmiştir. Kırşehir Gezilecek Yerler Adres: Kırşehir

  50. Fatma Hatun Kümbeti

    50

    Fatma Hatun Kümbeti

    Kırşehir merkez, Kırşehir

    Merkez Medrese Mahallesi Kümbetaltı Mezarlığı içerisinde yer almaktadır. 1266 yılında dönemin ileri gelenlerinden Hoca Aka Maatır tarafından Fatma Hatun adına yaptırılmıştır. Kümbet; köşeleri üçgen pahlı kare kaide üzerine sekizgen gövdelidir. Örtü sistemi içte kubbe, dışta sekizgen konik külahıdır. Yapı düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kırşehir Gezilecek Yerler Adres: Kırşehir

  51. Kalendar Baba Kümbeti

    51

    Kalendar Baba Kümbeti

    Kırşehir merkez, Kırşehir

    Kırşehir Merkez Karalar Köyü içerisinde bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Sultanlarından Kılıçaslan tarafından 1135 yılında yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan kümbet Selçuklu mimarisi özelliklerini taşımaktadır. Kırşehir Gezilecek Yerler Adres: Karalar Köyü/Kırşehir

  52. Görsel yok

    52

    Paşabağarı

    Avanos, Nevşehir

    1 km. uzaktaki peribacaları en iyi Zelve ören yerinden görülmektedir. Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekânları bulunmaktadır. Paşabağları'nın daha ilerisinde Göreme-Avanos karayolundan 2 km. içerde olan ve 3 vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. 9. ve 13. yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi olmuştur

  53. Görsel yok

    53

    Zelve Açıkhava Müzesi

    Avanos, Nevşehir

    1 km. uzaktaki peribacaları en iyi Zelve ören yerinden görülmektedir. Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekânları bulunmaktadır. Paşabağları'nın daha ilerisinde Göreme-Avanos karayolundan 2 km. içerde olan ve 3 vadiden oluşan Zelve ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. 9. ve 13. yüzyıllarda Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi olmuştur

  54. Görsel yok

    54

    Aziz Dimitros Rum Kilisesi

    Gülşehir, Nevşehir

    Gülşehir’in Çalışanlar Mahallesi’nde bulunan “Aziz Dimitris Kilisesi”nin 1902 yılında Gülşehir’de yaşayan Rumlar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Önceki dönemlerde kayaların kazılmasıyla yapılan kiliselerden farklı olarak, Aziz Dimitris Kilisesi” kesme blok taşlar ile yapılmıştır ve döneminin büyüsünü yansıtan bir yapıdır

  55. Görsel yok

    55

    Nevşehir Müzesi

    Nevşehir merkez, Nevşehir

    Müzede, arkeolojik ve etnografik olmak üzere iki teşhir salonu mevcuttur. Nevşehir ili çevresi açık hava müzesi olarak ziyarete açık ören yerleri, yer altı şehirleri ve buralarda bulunan kiliseleriyle dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biridir.

  56. Görsel yok

    56

    Bağlıdere Aşk Vadisi

    Nevşehir merkez, Nevşehir

    Bağlıdere Vadisi,  Göreme’nin en bilinen ve sık ziyaret edilen vadilerinden biridir. Göreme - Uçhisar yolu üzerindeki Örencik'den başlayıp, Göreme-Avanos yolu üzerinde biten 4900 metre uzunluğunda bir vadidir

Durakları kendi gezi planına taşı, günlere böl, konaklama ve yemek molalarını ekle.

Sık sorulanlar

İstanbul Nevşehir arası kaç km ve kaç saat sürer?
İstanbul ile Nevşehir arası araçla yaklaşık 775 kilometre ve mola vermeden yaklaşık 8 saat sürer.
İstanbul Nevşehir arasında yol üstünde nerelerde durulur?
İstanbul ile Nevşehir arasında yolun 20 km yakınında açıklamalı 974 gezi noktası bulunuyor. toroti bu rotada yol boyunca dengeli dağılmış 56 durağı geçiş sırasına göre listeler; ilk duraklardan biri Arnavutköy Yeniköy Halk Plajı, yolun sonuna doğru ise Bağlıdere Aşk Vadisi var.
İstanbul Nevşehir yolu hangi illerden geçer?
İstanbul ile Nevşehir arasındaki güzergâh İstanbul → Kocaeli → Sakarya → Düzce → Bolu → Ankara → Kırşehir → Nevşehir illerinden geçer. Gezilecek yer bakımından en yoğun bölüm Ankara sınırlarındadır.
İstanbul Nevşehir arasında otoyol mu eski yol mu tercih edilmeli?
İstanbul ile Nevşehir arasında hızlı sürüş için otoyol hatları süre avantajı sunarken; güzergâh üzerindeki tarihi ilçeleri, yöresel mola duraklarını ve manzara noktalarını görmek için geleneksel devlet yolu hattı çok daha zengin bir keşif rotası sunar.
İstanbul Nevşehir sürüşünde mola planı nasıl yapılmalı?
Yaklaşık 8 saatlik bu sürüşte her 2 ila 2,5 saatte bir mola verilmesi önerilir. Güzergâh üzerindeki Ankara ve komşu illerdeki tescilli gezi noktaları standart dinlenme tesislerine göre çok daha keyifli mola alternatifleridir.